Yazar -Nigar

NASA, Yeni Uzay Teleskobuyla Big Bang’i Keşfedecek

Büyük Patlama (Big Bang) teorisini ve galaksilerin kökenlerini incelemek isteyen NASA, bunun için Spektro-Işık Ölçer, Yeniden İyonlaşma Devri ve Buz Gezgini (SPHEREx) isimli teleskobu uzaya fırlatmayı planlıyor. Bu yeni uzay teleskopu, bilim insanlarının evreninin kökenine ve o zamandan beri onu dolduran galaksilere ve gezegen sistemlerine doğru zamanda geriye bakmalarına yardımcı olacak.

Uzun yıllardan beri büyük bir merak konusu olan Büyük Patlama (Big Bang) için NASA araştırma çalışmalarında önemli bir adım attı. Buna göre uzay ajansı, Spektro-Işık Ölçer, Yeniden İyonlaşma Devri ve Buz Gezgini (SPHEREx) isimli teleskobu uzaya fırlatarak Büyük Patlama’daki sırları öğrenmeyi amaçlıyor. NASA geçtiğimiz günlerde yayınladığı blog yazısında; misyonun C aşamasına girdiğini, yani NASA’nın gözlemevinin ön tasarımlarını onayladığını, donanım ve yazılımın son aşamada olduğunu söyledi. Söz konusu görev Büyük Patlama’nın hemen ardından evrenin nasıl hızla genişlediğine dair anlayışımızı da daha ileriye taşıyacak. Kompakt bir araba boyutlarına sahip olacak ve kızılötesi ışığı renklerine ayıran aletler kullanacak olan SPHEREx’in yaklaşık 1,2 ton ağırlığında olması bekleniyor.

Yaşam kanıtı arayacak

İki yıl sürmesi planlanan çalışma sırasında, NASA’nın uzay teleskobu, galaksileri, yıldızları, bulutsuları ve diğer nesneleri içerecek dev bir veri tabanı oluşturmak için tüm gökyüzünü dört kez haritalayacak. SPHEREx’in verileriyle oluşturulan harita, bir nesnenin Dünya’yla mesafesini de tahmin edebilecek. Bilim insanları, bu görev kapsamında 300 milyondan fazla yakın ve uzak galaksi hakkında veri toplamayı bekliyor. Teleskop aynı zamanda Samanyolu galaksisindeki 100 milyondan fazla yıldızı araştırırken, yıldız fidanlıklarında ve yıldızların etrafındaki yeni gezegenlerin oluşabileceği alanlarda su buzunu ve diğer organik molekülleri araştıracak.

Maliyeti 250 milyon dolar

NASA yaptığı açıklamada, “Dünya okyanuslarındaki suyun kaynağını ve Big Bang’i görebileceğiz” diyor. NASA’da SPHEREx proje yöneticisi olan Allen Farrington ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu, siyah-beyaz görüntülerden renkliye geçmek kadar önemli bir etki yaratacak” ifadelerini kullandı. NASA’nın Güney Kaliforniya’daki laboratuvarı tarafından yönetilen ve 29 aylık süre içerisinde tasarım ile yapım bileşenlerini tamamlanmaya çalışılan SPHEREx’in Haziran 2024 ile Nisan 2025 tarihleri arasında göreve başlaması amaçlanıyor. Görev açıklandığında gelen tahminlere göre uzay aracının toplam maliyeti yaklaşık 250 milyon dolar olacak.

 

Kaynak:
https://edition.cnn.com/2021/01/07/world/nasa-spherex-telescope-scn-trnd/index.html

 

 

Geleceğin Teknolojisi ile Üst Düzey Kullanıcı Deneyimi: Nevotek

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Nevotek, kurulduğu 2001 yılından bugüne sektörel bazda geliştirdiği ürünlerle, müşterilerine ve iş ortaklarına üst düzey servis sağlayarak, hizmet verdiği kurumun ihtiyaçlarına uygun olarak özel çözümler üretiyor.

Birikim ve yetenekleri ile ileri teknolojileri kullanarak geliştirdiği, dinamik, yenilikçi, katma değerli, akıllı servisler içeren özgün çözümler sunan Nevotek, başta turizm ve otelcilik, sağlık, enerji sektörü olmak üzere küresel ölçekte işlere imza atıyor.

Nevotek çözümlerini oluşturan ürün yelpazesi ve bu ürünlerin diğer sistemler ile birlikte “tek sistem gibi” çalışmasını sağlayan entegrasyon platformu hedeflediği alanlarda öncülük ediyor ve rakiplerine karşı üstünlük sağlıyor.

Gerek edindiği derin bilgi ve deneyimi, gerekse global iş-ortaklıkları ve küresel ölçekte güvenilir teknik desteği ile dünyanın 50’den fazla ülkesinde, okyanus ve denizlerinde Nevotek çözümlerini kullanan çok sayıda otel, hastane, gemi, benzer yapıdaki kurum ve kuruluşlar ile milyonlarca son kullanıcısı bu eşsiz kolaylık ve deneyimlerden faydalanıyor.

WhatsApp’ın Gizlilik Sözleşmesi Dikkatleri Üzerine Çekti

Dünya genelinde 2 milyar kişi tarafından kullanılan WhatsApp’ın yayınladığı “gizlilik ilkeleri” haftanın en çok tartışılan gündemi oldu. Türkiye dahil olmak üzere pek çok ülkede geçerli olacak kuralları kabul etmeyenler uygulamayı kullanamayacak. Peki, son değişiklik hangi kişisel verileri etkiliyor ve kişisel iletişiminiz bu durumdan ne kadar etkilenecek?

Birkaç yıl önce Facebook tarafından satın alınan WhatsApp’in geçtiğimiz günlerde yayınladığı “yeni gizlilik ilkeleri” pek çok kişinin tepkisini çekti. Buna göre WhatsApp, Türkiye de dahil olmak üzere pek çok ülkedeki kullanıcılarına göndermiş olduğu bildirim ile Gizlilik Sözleşmesi’nin güncelleneceğini ve 8 Şubat itibarıyla de yeni WhatsApp Gizlilik Sözleşmesi’ni kabul etmeyenlerin uygulamayı kullanamayacağını belirtti. Öte yandan AB ülkeleri için WhatsApp yeni kullanıcı sözleşmesinin ise kabul edilmesinin zorunlu olmayacağı açıklandı.

Son değişiklik uçtan uca şifreleme uygulamasını etkilemiyor bu da gönderilen mesajların, fotoğrafların ya da diğer içeriklerin sadece kendi akıllı telefonunuzda ya da gönderdiğiniz kişilerin cihazlarında görüntülenebilmesi anlamına geliyor. Yani WhatsApp ve Facebook mesajların içeriğini görüntüleyemiyorken; WhatsApp’ın kullandığı ve paylaştığı veriler daha çok kullanıcıların uygulamayı nasıl kullandığına yönelik bilgilerden oluşuyor. Kullanıcıların yeni sözleşmeyi kabul etmeleri durumunda Facebook ile paylaşmayı taahhüt ettiği bilgiler arasında ise şunlar bulunuyor: Hesap bilgileri, mesajlar, bağlantılar, durum bilgisi, işlem ve ödeme verileri, müşteri desteği ve diğer iletişimler, kullanım ve kayıt bilgileri, cihaz ve bağlantı bilgileri, konum bilgileri, çerezler, başkalarının sizin hakkınızda sağladığı bilgiler, kullanıcı şikayetleri, WhatsApp’taki işletmeler, üçüncü taraf hizmet sağlayıcıları, üçüncü taraf hizmetleri. Konuya ilişkin bir açıklama yapan Johns Hopkins Üniversitesi’nden kriptolog Matthew Green, WhatsApp’ın mesajların içeriğine dair gizliliği korumakta gayet iyi olduğunu söylerken; “Öte yandan diğer her şeye dair gizliliğiniz ise ihlal ediliyor gibi gözüküyor” diyor.

Kurallar 2016’dan beri geçerli

Kimi uzmanlara göre WhatsApp’ın son günlerde kullanıcılarının ekranına gönderdiği uyarı, aslında 2016’da Facebook ile hangi verilerin paylaşılacağına dair değişen kuralların bir uzantısı şeklinde… Yani söz konusu kurallar hali hazırda 2016 yılından beri geçerli. Geçtiğimiz hafta devreye giren yeni gizlilik sözleşmesi ise daha çok WhatsApp’ın işletme hesabı olan kullanıcılarının sürdürdüğü iletişimin nasıl depolanacağına ilişkin bir değişiklikten ibaret. Öte yandan 2016’da gizlilik ve veri paylaşımı kurallarıyla ilgili yapılan büyük güncellemede kullanıcılara bazı verilerin Facebook ile paylaşılmasını devre dışı bırakabilmeleri seçeneği sunulmuştu ama yeni sözleşme bu seçeneği de ortadan kaldırıyor.

Dünya genelinde 2 milyara yakın insan tarafından kullanılan WhatsApp’ın yeni güncellemesine ilişkin tartışmalar devam ederken; şirket, e-mail ile bir açıklama yaparak konuya ilişkin yeni detaylar paylaştı. Yeni güncellemeyle kişisel iletişime ilişkin verilerin etkilenmeyeceğinin belirtildiği açıklamada şunlar denildi: “Ekim ayındaki duyuruda da belirttiğimiz gibi, WhatsApp platform üzerinden yapılan alışverişleri ve işletmelerden alınan yardımları kolaylaştırmak istiyoruz. Birçok insan WhatsApp’ı aileleri ve arkadaşlarıyla iletişim kurmak için kullansa da işletmelere ulaşan kullanıcı sayısı da artıyor. Bu sayede, işletmeler ana şirketimiz Facebook üzerinden güvenli hosting hizmeti alma seçeneğine sahip olabilecekler. Bu güncelleme WhatsApp’ın Facebook’la veri paylaşımı pratiklerini değiştirmiyor ve dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar arkadaşlarınız ve ailenizle özel iletişiminizi etkilemiyor. WhatsApp insanların gizliliğini korumaya derinden bağlı. Önümüzdeki ay boyunca yeni güvenlik politikamızı inceleyebilmeleri için WhatsApp üzerinden direkt olarak kullanıcılarla iletişim halindeyiz.”

Rekabet Kurulu ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu’ndan soruşturma

Öte yandan Rekabet Kurulu da tepki çeken gizlilik ilkeleri kararından sonra Facebook ve WhatsApp hakkında soruşturma başlattı. Kurulun açıklamasına göre Facebook’un yeni WhatsApp Gizlilik Sözleşmesi ile birlikte zorunlu kıldığı veri paylaşımı zorunluluğu hakkında soruşturma başlatıldı. Ayrıca yine aynı açıklamada Facebook’un WhatsApp verilerinin paylaşılması zorunluluğunu durdurması ve zorunluluğu durdurduğunu kullanıcılara bildirmesi gerektiği ifade edildi.

Rekabet Kurumu’nun ardından bir açıklama da Kişisel Verileri Koruma Kurulu’ndan geldi ve kurul, konuyla ilgili olarak inceleme başlattığını açıkladı. Buna göre KVKK, WhatsApp hakkında yurt dışına veri aktarımı ve temel ilkeler yönünden resen inceleme başlattı. Bu andan itibaren KVKK, dünyanın en popüler anlık mesajlaşma uygulaması olan WhatsApp’tan konuyla ilgili olarak bilgi ve belge talep edecek. Kurul, süreci takip ettikten sonra 8 Şubat’ta yeniden değerlendirme toplantısı gerçekleştirecek.

 

Kaynak:

https://www.wired.com/story/whatsapp-facebook-data-share-notification/

https://www.bbc.com/news/technology-55573149

Terminal İşletim Sistemi ile Liman Verimliliğini Artırıyor: GullsEye

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan GullsEye, terminallerdeki konteyner, genel yük, sıvı yük, ro-ro ve depo hizmet süreçlerini hızlandıran bir terminal işletim sistemidir. Optimizasyon ve iş akışı modülleri verimliliği artırırken işletme giderlerini azaltır, gelişmiş izleme ve raporlama modülleri ile GullsEye müşteri memnuniyeti ve kapsamlı bir denetlenebilirlik sağlıyor.

Mobil cihazlar ve web için tasarlanmış zengin dashboard seçenekleri ile tüm istatistiklere ve kilit performans göstergelerine anında erişmek mümkün. Bu özelliği ile GullsEye müşterilerin doğru ve gerçek zamanlı bilgiler ile zamanında karar almasına zemin hazırlar. Ayrıca müşterilere, web ve mobil uygulamalarla operasyonları her yerde yönetebilme ve izleyebilme imkanı sağlar. GullsEye, terminal müşterilerine bütünüyle bir self servis çözüm sunar.

GullsEye‘ın bir diğer önemli katma değeri ERP sistemleri ile kolayca entegre olabilmesidir. Bu özelliği ile etkin bir şekilde resmin tamamına odaklanma olanağı sunar.

GullsEye, yazılım geliştirme, 3D görselleme, süreç optimizasyonu ve tedarik zinciri optimizasyonu konularında kapsamlı bir bilgi birikimine sahiptir.

Oxford Üniversitesi’nde Karbondioksitten Jet Yakıtı Üretildi

Havayolu taşımacılığında sıfır emisyon elde etmek isteyen Oxford Üniversitesi’ndeki bir ekip, laboratuvar ortamında karbondioksit kullanarak jet yakıtı üretmeyi başardı. Yolcu uçaklarını daha çevreci yapabilecek bu teknoloji aynı zamanda mevcut yöntemlerden daha ucuz olarak üretildi.

Havacılık endüstrisi, jetler tarafından üretilen karbondioksiti telafi etmek için son on yılda ağaç dikme projeleri veya rüzgar çiftlikleri gibi projelerle küresel karbon ayak izini azaltmanın yollarını arıyor. Aynı zamanda, San Francisco, Chicago ve Los Angeles’taki havalimanları ise karbon azaltma hedeflerine ulaşmaya yardımcı olmak için daha çevreci alternatif yakıtlarla uçaklara yakıt sağlıyor. Şimdi de Birleşik Krallık’ta bulunan Oxford Üniversitesi’ndeki bir ekip, gaz yakan motorlar tarafından yayılan ve bir sera gazı olan karbondioksiti jet yakıtına dönüştürebilecek deneysel bir süreç geliştirdi. Demir bazlı kimyasal reaksiyon kullanan sürecin başarılı olması durumunda uçaklar “net sıfır” emisyona sahip olabilecek.

Süreci tersine çeviriyor

Petrol veya doğal gaz gibi fosil yakıtlar yandığında hidrokarbonları karbondioksite dönüşüyor, su ve enerji açığa çıkıyor. Bu deney, organik yanma yöntemi (OCM) adı verilen bir yöntem kullanarak karbondioksiti yeniden yakıta dönüştürme sürecini tersine çeviriyor. Buna göre ekip, sitrik aside, hidrojene ve karbondioksite demir, manganez ve potasyumdan yapılmış bir katalizöre ısı ekleyerek, bir jette çalışacak sıvı yakıt üretmeyi başardı. Deney, paslanmaz çelik bir reaktörde yapıldı ve şimdilik yalnızca birkaç gram madde üretildi.

Mevcut yöntemlerden daha ucuz

Karbondioksit, gezegeni ısıtan sera gazlarının en yaygın olanı ve onu atmosferden uzak tutmak küresel ısınmayı azaltmaya yardımcı olabilecek. Süreci tasarlayan ve gerçekleştiren kimya mühendisleri de bunun iklimde oyun değiştirici olabileceğinden umutlu… Oxford Kimya Bölümü’nde kıdemli araştırma görevlisi Tiancun Xiao, iklim değişikliğinin hızlandığını ve çok büyük karbondioksit emisyonlarının bulunduğunu söyleyerek “Bu süreç, iklim değişikliğini hafifletmeye ve mevcut karbon altyapısını sürdürülebilir kalkınma için kullanmaya yardımcı olabilir” diyor. Aynı zamanda Xiao ve meslektaşları yeni yöntemin, hidrojeni ve suyu yakıta dönüştüren mevcut yöntemlerden daha ucuz olacağını söylüyor. Bunun nedeni de “Hidrojenizasyon” adı verilen bu süreçte, daha az elektrik kullanılıyor olması… Xiao, bir çelik, çimento fabrikasının veya kömür yakan bir elektrik santralinin yanına bir jet yakıtı tesisi kurmayı ve yakıtı üretebilmek için fazla karbondioksiti yakalamayı öngörüyor.

Kaynak:

https://www.wired.com/story/could-carbon-dioxide-be-turned-into-jet-fuel/

 

Dijital Patolojiyle Kanserle Mücadele Sürecini Hızlandırıyor: Virasoft

Virasoft‘un altyapısı sayesinde dijital alana taşınan veriler, internet üzerinden paylaşılarak görüntü sistemi ile dünyanın herhangi bir sağlık kuruluşundaki uzman patolog tarafından da eş zamanlı görülebiliyor. Bu da hastalığa anında ve doğru tanı konulabilmesine olanak sağlıyor.

Virasoft tanı kriterlerini nesnelleştirip, sayısal analizler üzerinden rapor çıktıları veren yazılımlar geliştiriyor. Bu sayede patoloji tanılarının objektifliğini geliştirmek ve tanı süreçlerini hızlandırmayı sağlıyor. Mobil ve web tabanlı uygulamalar ile Türkiye’nin her noktası ve komşu ülkelere patolojik vaka incelemesi hizmeti veriyor. Yine bu alanda hastaneler arası standartlar oluşturmak ve sağlıkta donanımsal, yazılımsal olarak yerel çözümler de geliştiriyor.

Virasoft, yaygın olan kanser türlerinin teşhisi için onlarca vaka ile eğittikleri benzersiz derin öğrenme algoritmaları geliştirmekte. Bu bağlamda dünyanın önde gelen üniversiteleri ile akademik iş birlikleri bulunuyor. Hedefi sadece dijital patolojideki yeniliklere katkıda bulunmak değil, aynı zamanda sağlık sektörünü gelişen teknolojileri benimsemeye hazırlamak.

Firma patoloji laboratuvarlarındaki kanser tanı/teşhis süreçlerini dijitalleştirerek iş akış ve yapay zekâ yazılımları üretmekte. Firma ürettiği ürünleri 4 ana başlıkta değerlendirmekte:

  1. İş Akış Çözümleri ve İş Zekâsı Ürünü: Hastane bilgi yönetim sistemleriyle entegre çalışabilen, uzmanların patoloji laboratuvarı işlemlerini dijital ortam üzerinden yürütebildiği bilgi yönetim sistemi ürünü.
  2. Karar Destek ve Yapay Zekâ Ürünleri: Klinik tanı ve teşhis süreçlerindeki dijital patoloji sistemlerine ait analiz fonksiyonlarını içeren çok yönlü bir masaüstü uygulamasıdır. Patoloji tanı ve teşhislerinin ön analizlerini görüntü işleme teknikleri ve yapay zekâ algoritmaları ile yapan bir asistan uygulamadır. Ayrıca oluşturulan sağlam algoritma temelleriyle daha doğru ve daha hızlı analizler gerçekleştirmektedir.
  3. İş Birliği Ürünleri: Uzmanların biyopsi incelemeleri aşamasında karar veremedikleri durumlarda ikincil görüş almak istediklerinde alanında uzman patologlarla görüşme yapabildikleri, kolektif inceleme yapabildikleri masaüstü ve mobil tabanlı yazılımlar.
  4. Akademik Ürün: Tıp fakültesi programlarında patoloji derslerini uzaktan eğitim şeklinde alabildikleri eğitim platformu.

2020 Yılında Öne Çıkan 10 Teknolojik Gelişme

Karbon emisyonlarını minimuma indirmeyi başardığımız, uçakların elektrikli motorlarla uçtuğu ve arabaların yeşil hidrojenle çalıştığı bir dünya hayal edin… Genetik hastalıkların ortadan kalktığı ve diğer birçok hastalığı erken ve doğru bir şekilde teşhis edebileceğimiz bir dünya… Dijital dünyamızın fiziksel dünyamızı geliştirdiği bir dünya… Bu dünya yakında teknik olarak mümkün olacak. Peki bu yeni dünyanın arkasında hangi teknolojiler bulunacak? Dünya Ekonomik Forumu Scientific American dergisinde “The Top 10 Emerging Technologies of 2020 (2020’nin Yükselen 10 Teknolojisi)” adlı bir rapor yayınlandı. Buna göre artan sağlık ve küresel ısınma endişelerinin ardından bu yıl en çok çevre ve sağlık alanındaki teknolojik gelişmeler ön plana çıktı.

Dijital tıp

Dijital tıp, yakın bir zamanda doktorların yerini almayacak. Öte yandan sağlık hizmetlerine ulaşım imkanı sınırlı hastalara destek sağlayarak, hastaların düzenli takibine katkı sağlayacak. Şu anda kullanılmakta olan akıllı saat gibi küçük bir cihaz bile artık tansiyon ve kalp rahatsızlığı olan kişilerde kalp ritmini ölçüyor. Bu sistemin daha da gelişmesi demek bir akıllı saatin depresyon, solunum bozukluğu, alzheimer gibi rahatsızlıkları tespit ve takip edebilmesi anlamına geliyor.

Acı vermeyen mikro iğneler

Bir kağıt yaprağının derinliğinde ve bir insan saçı genişliğinde küçük iğneler düşünün… İşte bu mikro iğneler, insanlara ağrısız iğne yapma ve kan testi imkanı sunuyor aynı zamanda altta yatan sinir uçlarına zarar vermeden deriye nüfuz edebiliyor. Bu iğneler ayrıca, kan testlerinin eğitimli personellere ihtiyaç duymadan sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu yerlerde de yapılmasını mümkün kılıyor.

Elektrikli havacılık

Elektrikle çalışan hava araçları döneminin çok da uzağında değiliz. Özellikle Airbus ve NASA başta olmak üzere pek çok kurum karbon emisyonunu azaltacak, yakıt maliyetleri düşürecek ve gürültü kirliliğini en aza indirecek elektrikli hava projeleri üzerinde çalışıyor. Şu anda halihazırda şehir içi hava trafiğinde kullanılacak elektrikli hava aracı konusunda 170 projenin olduğu biliniyor.

Güneş enerjili kimya

Kullandığımız kimyasalların neredeyse tamamının üretiminde fosil yakıtlar kullanılıyor. Bunun gezegene verdiği zarar ise oldukça fazla… Yeni teknolojik gelişmeler ışığında ise atık karbondioksiti yararlı kimyasallara dönüştürmek için güneş ışığı kullanılarak salınım oranının azaltılması hedefleniyor. Böylece deterjanlara, gübreye hatta ilaçlara kadar her şeye dönüştürülebilen atık gazdan faydalı bileşikler üretmek için güneş enerjisi rafinerileri kurulması hedefleniyor.

Sanal tedavi

Klinik deneylerde insan faktörünün ortadan kalkmak üzere olduğu bir dönemden geçiyoruz. Buna göre bir organdan alınan yüksek çözünürlüklü veriler, organın işlevini kontrol eden mekanizmaların karmaşık bir matematiksel modeline dönüştürülüyor. Daha sonra ortaya çıkan denklemleri çözen bilgisayar algoritmaları, tıpkı gerçek bir organ gibi davranmaya başlıyor. Deneysel aşılar, ilaçlar ve tedaviler bu sanal organlar üzerinde denenerek aradaki süreç daha hızlı, daha güvenilir ve daha az maliyetli bir hale geliyor.

Yeşil hidrojen

Hidrojen doğaya en az zarar veren yakıt türlerinden zira, yandığı zaman atık olarak ortaya sadece su çıkarıyor. Yenilenebilir kaynaklı elektrikle hidrojenin sudan elektroliz yoluyla ayrılması olarak adlandırılan yeşil hidrojen projesi ile karbon salınımının sıfırlanması hedefleniyor.

Düşük karbonlu çimento

Günümüzde 4 milyar tona yakın çimento üretiliyor ve karbon salınımının yüzde 8’ini çimento üretimi oluşturuyor. Önümüzdeki 30 yılda ise artan kentleşmeye paralel olarak bu üretimin 5 milyar tona çıkması bekleniyor. Bu sebeple birçok start-up ve araştırmacı çimentonun karbon tutma oranını düşürecek, beton bileşenlerinden çimentoyu tamamen çıkaracak veya daha az karbon salınımı yapacak bir çimento üretim teknolojisi üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.

Uzamsal harita

Fiziksel ve dijital dünya sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik teknolojileri ile bir araya geldi. Çağımızın en önde gelen teknolojilerinden biri olan “uzamsal harita” projesi ise bunu bir adım öteye taşıyor ve bu sayede hem dijital hem de gerçek dünyada nesnelerin hareket ve etkileşimleri izlenebiliyor, hatta kontrol edilebiliyor. Bunun ise endüstri, sağlık, ulaşım, ev teknolojileri gibi konularda yeni gelişmelerin önünü açacağı düşünülüyor.

Tüm genom sentezi

Genetik üzerinde yapılan çalışmaların kolaylaşması ile biyokütle ve atık gazlardaki kimyasallar ayrıştırılabiliyor, yakıtlar ve inşaat malzemelerinin üretimi sürdürülebilir hale gelebiliyor, dirençli bitkiler yaratılabiliyor hatta insan genomu yeniden yazılabiliyor. Özellikle virüslerin nasıl yayıldığı konusunda çok fazla bilgi vermesi beklenen teknoloji ile aşının üretilmesi konusunda çok daha fazla yol alınacak.

Kuantum algılama

Görüntü teknolojileri olmadan gören aletler ya da insanların beyin aktivitelerini izleyen tarayıcılar artık günümüzün teknolojilerinden… Üzerinde çalışılmakta olan ve nesnelerin farklı enerji durumlarındaki elektronlarını algılayarak hassas bir şekilde çalışan kuantum sensörleri ise yakın bir zamanda görünenden çok daha fazlasını bilmemizi sağlayabilecek. Bilim insanları kişilerin daha güvenilir yol takibinden beyin aktivitelerine kadar pek çok özelliği mümkün hale getirmesi planlanan kuantum algılama tekniği ile ilgili çalışmalarına devam ediyor.

 

Kaynak:

https://www.weforum.org/reports/top-10-emerging-technologies-2020

 

 

 

Dijital Çağın İhtiyaçlarına Uygun Çözümler Üretiyor: Softtech

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan, yaratıcı ve inovatif çözümler sunduğu bankacılık, sağlık, liman otomasyon, gayrimenkul portföy yönetimi gibi farklı alanlardaki ürünleriyle uluslararası pazarda da güçlü ve global bir oyuncu olma yolunda hızla ilerleyen Softtech, bu hedefi doğrultusunda birçok yenilikçi girişimleri destekliyor ve dünyaya açılmalarına yardımcı oluyor.

Türkiye’nin en büyük yazılım teknoloji şirketlerinden biri olma iddiasını istatistiklere de yansıtan Softtech, Interpromedya’nın ‘Bilişim 500 – Türkiye’nin ilk 500 Bilişim Şirketi’ sıralamasında yazılım alanında birincilik elde etti.

Türkiye’nin öncü teknoloji şirketi olarak yeni yaklaşımıyla dijital dönüşüm ve yenilikçi iş modelleri konusunda da öncü adımları hayata geçiriyor. Softtech’in hedefi yaratıcı, hızlı, etkili, verimli ve güvenli çözümlerle teknolojiyi bir sonraki seviyeye taşımak.

Texas Üniversitesi’nde Dünyanın En Küçük Atom Hafıza Birimi Oluşturuldu

Texas Üniversitesi’ndeki bilim insanları dünyanın en küçük belleğini oluşturmayı başardı. Uzmanlara göre bu yeni teknolojiyle birlikte daha az güç tüketen ancak daha hızlı ve daha akıllı cihazların üretilmesinin önü açılacak.

Texas Üniversitesi’ndeki mühendisler, bir nanometre kare ölçüsünde iki boyutlu bir malzemeden yapılmış, şimdiye kadarki en küçük bellek depolama cihazlarından birini yarattı. “Atomistör” olarak adlandırılan cihaz, inanılmaz bilgi yoğunluğuna sahip çok daha küçük bellek sistemlerinin yolunu açabilecek tek atomların hareketleri üzerinde çalışıyor. Mühendislerin şimdiye kadarki en küçük bellek cihazını yaratmasıyla birlikte tüketici elektroniğinden büyük veriye ve beyinden ilham alan hesaplamaya kadar her şey için kullanılabilecek daha hızlı ve daha akıllı yongaların da önü açılmış oldu. Aynı zamanda bilim insanları, süreç içerisinde bu küçük cihaz için yoğun bellek depolama özelliğinin önünü açabilecek fizik dinamiğini de çözdüklerini açıkladı.

İki yıl önce o dönem dünyanın en ince bellek cihazını geliştirilmesini sağlayan keşfin üstüne inşa edilen araştırmayla birlikte boyut daha da küçültülürken; enine kesit alanı bir nanometreye kadar daraltıldı. Araştırmaya göre bu cihazlardaki yoğun bellek depolama yeteneğini sıkıştıracak fizik sorunlarına çözüm bulundu ve bu da boyutun daha da küçültülmesine olanak tanıdı. Aynı zamanda materyalde bulunan boşluklar, yüksek yoğunluklu bellek depolamanın önünü açmak için gerekli olan kilitleri açmayı sağladı. Araştırmacılar, çalışmalarında birincil nanomateryal olarak “MoS2” olarak da bilinen “molibden disülfidi” kullanmalarına rağmen, keşfin yüzlerce atomik olarak ince malzeme için geçerli olabileceğini düşünüyor.

Gelecek nesil uygulamaları etkileyecek

Uzmanlar daha küçük çipler ve bileşenler üretme yarışının tamamen güç ve rahatlık ile ilgili olduğunu söylüyor. Daha küçük işlemcilerle daha kompakt bilgisayarlar ve telefonlar yapılabilir. Bununla birlikte çiplerin küçültülmesi enerji taleplerini azaltır ve kapasiteyi arttırır, bu da daha az güç harcayan daha hızlı, daha akıllı cihazlar anlamına gelir. Araştırmayı finanse eden ABD Ordusu Araştırma Ofisi Müdürü Pani Varanasi, konuya ilişkin olarak “Bu çalışmada elde edilen sonuçlar, ultra yoğun depolama, nöromorfik bilgi işlem sistemleri, radyo frekansı iletişim sistemleri ve Savunma Bakanlığı’nın ilgisini çeken gelecek nesil uygulamaları geliştirmenin yolunu açıyor” diyor. Ölçeklendirme konusunda bilimsel kutsal kâsenin, tek bir atomun bellek işlevini kontrol ettiği seviyeye inmek olduğunu söyleyen Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği Profesörü Deki Akinwande ise kendilerinin bu yeni çalışmada başardıkları şeyin bu olduğunu ifade ediyor.

Araştırmacılar, teknolojinin santimetre kare başına yaklaşık 25Tbit’lik bir bellek yoğunluğu sağlayabileceğini tahmin ediyor. Bu ise ticari olarak temin edilebilen flash bellek cihazlarına kıyasla katman başına 100 kat daha yüksek bellek yoğunluğu anlamına geliyor.

 

Kaynak:

https://www.sciencedaily.com/releases/2020/11/201123161014.htm

Nevotek’ten, Otellerde ‘Temassız’ Mobil İletişim Dönemi

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Nevotek’in ürünü GRACE konuk mesajlaşma platformu ile otellerde telefon ve TV kumandalarının yerini konukların mobil telefonları alıyor.

Otel Teknolojileri sektöründe faaliyet gösteren Nevotek, otellere yönelik, konukların “herhangi bir uygulama indirmeden” kendi cep telefonları üzerinden servis alabileceği 2 yeni çözüm duyurdu.

İçinde bulunduğumuz Covid-19 döneminde, insanlar gideceği mekanları seçerken en hijyenik ortamı sunanları tercih ediyor. Özellikle otel, tatil köyü gibi konaklama tesisleri tercihlerinin başında, kalabalık ortamlarda bulunmadan güvenli ve hızlı şekilde hizmet almak geliyor. Bu nedenle, otel yöneticilerinin mevcut ve potansiyel konuklarıyla sürekli bağlantıda kalması ve etkileşimlerini iyileştirmesi Covid-19 döneminde çok daha önemli hale geldi.

Konaklama sektörü için 20 yıldır dünya çapında bulut tabanlı iletişim çözümleri sağlayan Nevotek, otellerin değişen konuk deneyimlerini karşılamalarına yönelik 2 yeni çözüm duyurdu. Oteller için geliştirilen ve otel yönetim sistemleri ile entegre çalışan bu çözümlerin fark yaratan özelliği, hiçbir uygulama olmaksızın misafirlerin “anında ve temassız” isteklerinin yerine getirilmesini sağlamaları.

GRACE Konuk Mesajlaşma Platformu:

GRACE, konukların herhangi bir uygulamayı indirmeden, WhatsApp, SMS, Messenger, WeChat gibi kendi mesajlaşma araçları ile otellerle istedikleri zaman karşılıklı iletişim kurmalarına olanak tanıyor.

Otelin mevcut Otel Yönetim Sistemine (PMS) kolayca entegre edilen GRACE ile örneğin, bir misafirin oda numarasını ya da ismini belirtmeden sadece “İlave yastık” yazarak Whatsapp veya Messenger üzerinden otele mesaj göndermesi yeterli. Otel personeli, tek bir ekran üzerinde mesajlarının gelmesinden itibaren konukları tanıyor, önceki kalış bilgilerini görebiliyor, ismiyle hitap edip talebi ilgili birimlere iletip takip edebiliyor, analiz özellikleri ile konuğun memnuniyet durumunu anlayabilip ihtiyaçları konusunda hızlı hareket ediyor, bir yandan da otele daha fazla gelir elde etmek için de yeni kapılar açabiliyor.

NevoTOUCHLESS Temassız Telefon ve TV kumanda sistemi:

NevoTOUCHLESS, misafirin kendi mobil cihazından TV uzaktan kumandası ve oda içi telefon işlevlerini birleştiriyor, dokunmatik oda içi kontrolleri sağlıyor. Oda içerisinde ortak kullanılan cihazlara dokunmak, NevoTOUCHLESS ile konuğun cep telefonu üzerinden en aza iniyor. NevoTOUCHLESS ile konuklar otel servislerine, IPTV teknolojisiyle etkinleştirilen TV ekranındaki bir QR kodunu tarayarak kolayca erişiyor.

NEVOTEK, OTELLERE COVID-19 DÖNEMİNDE FARK YARATAN KONUK DENEYİMLERİ GELİŞTİRİYOR

GRACE ve NevoTOUCHLESS, konuklarla otel personeli arasında yüz yüze etkileşimi azaltırken, kişisel etkileşimleri ve iş verimliliğini koruyor. Örneğin, oteller konukların oda servisi siparişlerini ve her türlü soru, şikâyet ve taleplerini hızlandırarak konukların deneyimlerini geliştirebiliyorlar.

Nevotek CEO’su Tankut Turhan yaptığı açıklamada, “Oteller ve konuklar artık hijyenik ve kolay erişilebilir hizmetlere çok daha fazla önem veriyor. Biz de bunlarla ilgili endişeleri gidermeye yönelik 2 yenilikçi çözüm geliştirdik. Grace ve NevoTOUCHLESS, otellerdeki konuk deneyiminin güvenli, hijyenik, akıllı ve kolay kullanımı için tasarlandı” dedi. Bu çözümlerin “mobil uygulama olmadığını” vurgulayan Turhan, “Benzersiz misafir deneyimi sağlayan iletişim çözümlerimizin konaklama sektöründe fark yaratmasından heyecan duyuyoruz” diye ekledi.

Grace neler sunuyor:

* Karşılıklı iletişim – İlgili otel ekipleri, mesaj gelir gelmez tek bir ekran üzerinden misafire sormadan misafir bilgilerini anında görebiliyor ve kişiye özel cevap yazabiliyor.

* Anında Mesajlaşma – Misafirler, başka bir uygulamayı indirmelerine gerek kalmadan gerçek zamanlı olarak, kendi tercih ettikleri mesajlaşma uygulamasıyla istekte bulunuyorlar.

* Yapay Zeka destekli Chatbot ile daha hızlı yanıt – Grace, sık sorulan sorulara önceden hazırlanmış yanıt önerileriyle personele hız kazandırıyor.

* Görev atama / yönlendirme – İlgili otel yöneticisi, mesajları ilgili personele yönlendiriyor ve mesaj ekranından ayrılmadan iç takip süreçleri oluşturuluyor.

* Çok dilli – Grace bir çok dili destekliyor.

* Analiz – Raporlama – Otel yönetimi, personelin talebi yerine getirme performansını, talep çeşitlerini, misafir memnuniyetini kolayca izleyebilir, iyileştirmeler planlayabilir.

* Kolay entegrasyon – Önde gelen Otel yönetim sistemleriyle (PMS) sorunsuz entegrasyon

NevoTOUCHLESS’ın öne çıkan özellikleri:

  1. QR kodu ile “temassız” iletişim –Konuklar sadece TV’de QR kodunu tarayarak istedikleri servislere erişirler, tercihlerini kişiselleştirir.
  2. İndirmeye gerek olmayan mobil uygulama –NevoTOUCHLESS, misafirlerin, ilave uygulama olmadan mobil cihazlarıyla otelin mevcut IPTV sistemleri entegrasyonu ile konuk deneyimini geliştirir.
  3. Temassız etkileşim-Konuklar, mobil cihazlarını TV programlarını kontrol etmek, oda servisi siparişleri vermek ve uyanmayı ayarlamak için uzaktan kumanda olarak kullanabilirler.
  4. Oda telefonuna dokunmadan sipariş verme:Konuklar kendi cep telefonları ile otelin telefon santrali üzerinde arama yapma ve aranma özelliği
  5. Basılı malzemeye gerek yok –Konuklar, tüm oda içindeki duyuru, liste, fihrist gibi bilgilere, kendi mobil cihazları ile çevrimiçi olarak ulaşabilir.
  6. Ek ürüne gerek yok-NevoTOUCHLESS, IP tabanlı santraller ile kullanılabilir, NevoTV ve VIPConnect altyapısı olan veya olmayan tüm otellerde farklı özelliklerle etkinleştirilebilir.
  7. Alexa ile entegrasyon:Sesli kişisel asistans ile oda kontrol imkânı.
Gizliliğe genel bakış

En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.