Yazar -Nigar

Güncel Borsa Takibi ve Doğru Analizlerle Çözümler Geliştiriyor: Matriks

Yeni sistemleri sayesinde milyonlarca veriyi kullanıcıların yerine analiz edip alım ve satım süreçlerinde yatırımcılara yeni kapılar açan İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Matriks, yapay zekayı borsa ekranlarına taşıyor.

Türkiye ve Dünya finans piyasalarında oluşan haber ve yorumları müşterilerine analiz imkanı ile beraber anlık olarak sunan ve interaktif uygulamalar geliştiren Matriks Data, güvenilir bilgiyi teknolojinin gücüyle birleştirerek müşterileri için efektif çözümler üretiyor.

Güncel borsa takibi ve doğru analizlerle farklı sektörlere yönelik kurumsal ve bireysel düzeyde çözümler getiren Matriks Data, Türkiye’deki çözüm ortaklarıyla geliştirdiği yazılımlar ile kullanıcılarına mobil ve masaüstü uygulamaları üzerinden faydalanabilecekleri pek çok hizmet sunuyor. Matriks Data, Türkiye finans piyasalarındaki gelişmeleri; anlık fiyatlar, grafikler ve ekonomik takvimler gibi bilgilere kullanıcıların hızlıca ulaşabileceği Matriks Mobile, borsa üzerinden alım satım işlemlerini güvenli bir şekilde gerçekleştirilebilen Matriks Trader, analiz ve işlem olanağını tek bir programda birleştirerek canlı borsa takibini kolayca yapmayı sağlayacak Matriks Veri Terminali gibi veri ve içerik sağlayıcı ürünler veya platformlar ile müşterilerine ulaştırmayı hedefliyor.

Perseverance Mars’a İndi: Geçmişinde Yaşam Arayacak  

NASA tarafından Mars’a gönderilen Perseverance, başarılı bir şekilde Mars’ın yüzeyine indi. Bir Mars yılı sürmesi beklenen misyon kapsamında Kızıl Gezegen yüzeyinde geçmişte yaşam olup olmadığına dair ipuçları aranacak ve daha sonra gezegene getirilecek olan örnekler toplanacak.

Mars’ın yüzeyinde artık yeni bir robot bulunuyor. NASA, Perseverance adlı yüzey gezginini Mars’ta Jezero Krateri adı verilen bölgeye başarılı bir şekilde indirmeyi başardı.

Aylar süren yolculuğun ardından üzerinde 23 kamera, çok sayıda sensör ve çeşitli bilimsel çalışmalar için özel olarak geliştirilmiş ekipmanlara sahip altı tekerlekli araç, önümüzdeki iki yıl boyunca Kızıl Gezegen’de geçmiş yaşamın kanıtlarını arayarak, yerel kayaları delip geçecek. Toplanan bu örnekler, ilerleyen yıllarda Mars’a gönderilmesi planlanan diğer araçlarla beraber Dünya’ya getirilecek ve Dünya’da yapılacak detaylı incelemeler sonucunda mikrobiyal yaşamın izleri aranacak.

İlk fotoğraflar geldi

Jezero’nun milyarlarca yıl önce dev bir göl olduğu düşünülüyor ve suyun olduğu yerde, hayatında olması ihtimali var. 45 kilometrekare genişliğindeki Jezero, yaşamın geçmiş varlığını ima edecek organik molekül türlerini koruma potansiyeline sahip killer ve karbonatlar da dahil olmak üzere çok sayıda kaya türünü bünyesinde barındırıyor. İniş sonrası analiz, aracın Perseverance’ın araştırmayı planladığı Jezero’daki deltasının yaklaşık 2 km güneydoğusuna indiğini gösterdi. İniş ekibini yöneten Allen Chen, “Güzel bir noktadayız. Araç sadece yaklaşık 1,2 derece eğimli. Bunu yaptığı için ekibimle daha fazla gurur duyamazdım” diye konuştu. İnişinden kısa bir süre sonra Mars’tan ilk fotoğraflarını paylaşan Perseverance, ardından düşük çözünürlüklü yüzey çekimlerinin aksine daha kaliteli ve renkli bir fotoğraf paylaştı. Görselde Mars yüzeyiyle temasından dakikalar öncesi gösteriliyor.

Perseverance, ABD Uzay Ajansı tarafından Mars’a yerleştirilen ikinci bir tonluk araç. Bu araçların ilki olan Curiosity, 2012’de farklı bir kratere inmişti.

Kaynak: https://www.bbc.com/news/science-environment-56119931

 

Akıllı Kamera Sistemleri ile Daha Güvenli Yarınlar için Teknolojiler: Divit Teknoloji

Akıllı Kamera sistemleriyle birçok şehirde kent güvenliği, trafik yönetimi ve elektronik denetleme alanlarında hizmet veren firmamız Divit Teknoloji, daha güvenli yarınlar için teknolojiler üretiyor.

Akıllı Kamera sistemleriyle daha güvenli yarınlar için teknolojiler üreten Divit Teknoloji; akıllı şehirler için geliştirdiği akıllı kamera Divit Spark ile kent güvenliği, trafik yönetimi, elektronik denetleme sağlıyor.

Türk bilim İnsanından Kansere Karşı Etkili İlaç: İyonik Sıvı

Bilim insanı Prof. Dr. Rahmi Öklü liderliğindeki Mayo Clinic ekibi, Harvard Üniversitesi’nden Samir Mitragotri ile birlikte doğrudan tümörlü bölgeye enjekte edilen ve kanserli hücrelerin yok edilip yeniden üremesinin engellenmesini sağlayan bir ilaç geliştirdi. “İyonik sıvı” olarak adlandırılan ilaç, tıp dünyasının ilgisini çekerken, Harvard Üniversitesi’nin internet sitesinde güncelleme yapan yetkililer, Öklü’nün ilacını “kanserle mücadelede önemli gelişme” şeklinde lanse etti.

Mayo Clinic’te vasküler ve girişimsel radyolog Prof. Dr. Rahmi Öklü liderliğindeki Mayo Clinic uzmanları, Harvard Üniversitesi’nden Samir Mitragotri ile iş birliği içinde yeni bir iyonik sıvı formülasyonu geliştirdi. Kullanımı kolay ve geleneksel yöntemlere göre oldukça etkili olan ilaç, tümörlü bölgeyi yok ettikten sonra o bölgede bir süre daha kalıyor. Böylelikle de tümörlü hücrelerin yeniden üremesinin önüne geçilmiş oluyor. İlacın uygulanması için gerekli olan sadece bir şırınga ve ultrason cihazı gerekirken; hastalar ilaç sayesinde kemoterapinin yol açtığı tüm yan etkilerden kurtuluyor.

Tümörlere tek tip ilaç dağıtımının genellikle zorluklarla dolu olduğunu söyleyen Öklü, bunun özellikle nakil bekleyen karaciğer kanseri hastaları için çözmeyi amaçladıkları bir sorun olduğunu belirtiyor. Tümörlerin yok edilebilmesi için yüksek doz ilaç kullanıldığını ve bu yüksek dozların da önemli toksisiteye yol açabileceğini söyleyen Öklü, ilacın tümöre nüfuz edemediği durumlarda işini yapamayacağını kaydediyor.

İmmünoterapinin etkinliği artacak

Mevcut tedavi, kanser hücrelerini yok etmek ve hastaları nakil kriterleri dahilinde tutmak için tümörün ısıtılmasını veya soğutulmasını ya da radyoaktif partiküllerin tümörün arterlerine infüze edilmesini içeren ablasyonu içeriyor. “Bir mikrodalga ablasyonu yapabiliyor ve temelde tümör yakılabiliyor ancak tümör kalbe veya diğer önemli yapılara yakınsa bu genellikle bir seçenek olmuyor. Bazen de radyoaktifleri aşılayacak tümörün kan kaynağını bulmak zor olabiliyor” diyen Öklü, enjekte edildikten sonra, iyonik sıvının kemoterapi ilaçlarını eşit şekilde bıraktığını ve sıvı tümörleri yutarken kanser hücrelerini öldürdüğünü söylüyor. İlacın bir diğer etkisinin bağışıklık sisteminin önemli hücresi olan yüksek seviyedeki T hücrelerinin tedavi alanlarına gelmesi olduğunu da kaydeden Öklü, “Bu önemli çünkü immünoterapi yapmak için mükemmel bir zaman sağlıyor. Günümüzde immünoterapinin katı tümörler için olan yetersiz etkinliğini bu yöntemle artırabileceğiz” şeklinde konuşuyor.

İlaç, dünya basınında

İyonik sıvıların, olağanüstü derecede çok yönlü bir malzeme grubu olduğunu ve laboratuvarda, vücuttaki çeşitli biyolojik engellerin üstesinden gelme yeteneklerine sahip olduklarını zaten gösterdiklerini belirten Dr. Mitragotri ise bu çalışmada karaciğer tümörüne kemoterapötik ilaçlar vermek için iyonik sıvıların yeni bir uygulamasını gösterdiklerine işaret ediyor.  Geliştirilen kanser ilacı, Harvard Üniversitesi tarafından “kanserle mücadelede önemli gelişme” şeklinde lanse edilirken; 10 Şubat’ta yayımlanan “Science Translational Medicine” isimli tıp dergisinin kapağında da yer aldı.

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2021/02/210211113838.htm

İş Dünyasının Geleceğinde 5G’nin Kritik Rolü Ne Olacak?

İş dünyasının geleceğini anlamak, telekomünikasyon şirketlerinin ne yaptığını ve neye yatırım yaptıklarını yakından izlemekten geçiyor. Özellikle Covid-19 ile değişen iş dünyası salgının sona ermesiyle de eski formuna geri dönmeyecek ve 5G bu yeni dönemin temel taşlarından biri haline gelecek.

Covid-19 pandemisi hayatımızdaki pek çok şey gibi teknoloji dünyamızı da değiştirdi ve salgın sona erdikten sonra dahi bunun sonsuza dek değişmesi muhtemel görünüyor. Örneğin ABD’de şu anda mevcut işgücünün yarısı uzaktan çalışıyor ve pandemi sona erdikten sonra dahi beşte üçü bunu yapmaya devam etmek istediğini söylüyor. Teknoloji altyapımızın kendisi de derin etkilerle birlikte değişimden nasibini alıyor.

5G daha gerekli bir zamanda olamazdı

Bugünlerde telekom endüstrisinin, daha çok 5G olarak bilinen daha güçlü kablosuz ağlara geçişinde inanılmaz bir enerjisi bulunuyor. Veri analizi, hesaplama ve iletişim yeteneklerini, verilerin hem algılandığı hem de kullanıma sunulduğu yerlere yaklaştıran “uç hesaplamanın” temel taşı olarak görülen 5G ağları, daha iyi bağlantı, daha yüksek hızlar ve daha az gecikme süresi vaat ediyor. Önceki sistemlerden daha verimli olan 5G sistemi, ayrıca yüksek bant genişliği hızı, düşük gecikme süresi ve daha hızlı karar verme gerektiren yeni uygulamaları da etkinleştirebiliyor. Bu daha güçlü kablosuz ağlardan en çok yararlanacak sektörler arasında ise üretim, oyun, teknoloji ve eğlence yer alıyor. Video akışı yapan, uzak filoları yöneten veya endüstriyel robotları çalıştıran işletmeler de bu teknolojiden faydalanacaklar arasında… Hatta uzak yerlere seyahat edemeyen doktorların 5G ile daha kapsamlı muayeneler yapabilmesi bekleniyor.  

Neden bu kadar önemli?

Bunların yanında 5G beraberinde akıllı şehirler, teletıp, yapay zeka destekli müşteri hizmetleri veya kişiselleştirme sistemleri ve hassas tarım gibi gelişmeleri de getireceği tahmin ediliyor. Yapay gerçeklik ve sanal gerçeklik gibi uygulamaları da teşvik etmesi beklenen yeni teknolojinin diğer gelişmelerin yanında ürün geliştirme, eğitim ve kentsel altyapıyı da etkileyebileceği düşünülüyor. Nitekim, Telefónica Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su José María Álvarez-Pallete, bu yılki pandeminin uzaktan çalışma ve çevrimiçi eğitim ile eğlence gibi davranışların hızla benimsenmesine yol açtığını belirterek, bunların pandeminin sona ermesinden sonra bile önemli olmaya devam edeceğini söylüyor. Bu noktada devreye bağlantının önemi giriyor ve tüm bunlar 5G’nin neden bu kadar önemli olacağının da temelini oluşturuyor.

Derin uçurumlar var

Öte yandan bu denli büyük gelişmelerin beraberinde teknoloji eşitsizliklerini getirmesinden endişe ediliyor. Örneğin Avrupa Birliği ülkelerindeki çalışanların yüzde 37’sinin tele-çalışma yapabileceği tahmin edilirken; bunu mümkün kılacak olanaklara ulaşmada özellikle beyaz ve mavi yakalı çalışanlar arasında derin ayrımlar bulunuyor. Söz konusu uçurumun ortaya çıktığı bir diğer alan da eğitim… Hem donanım hem de bant genişliğinden yoksun olan yoksul öğrencilerle birlikte, “geniş banda sahip olanlar” ve “olmayanlar” arasındaki boşluk, halk eğitiminde daha da belirgin hale geliyor. Bu nedenlerle bir tarafta potansiyel teknoloji eşitsizliklerini kapatmak için altyapıya yatırım yapılması gerekiyor, diğer tarafta da minimum iyi bant genişliği eşiğinin, temiz suya erişim eşiği kadar önemli bir sivil standart haline gelmesi bekleniyor.

Kaynak:

https://www.forbes.com/sites/googlecloud/2021/01/27/the-critical-role-of-5g-in-the-future-of-work/?sh=1ec95eaf6619

 

Müşterilerine Dijital Pazarlama Hizmeti Sağlıyor: Earnado

Bilgiyi faydalı bir çıktıya dönüştürme sürecine teknolojiyi dahil eden firmamız Earnado; sosyal medya, SEO, reklam yönetimi, web analizi ve içerik yaratımı alanlarında müşterilerine dijital pazarlama hizmeti sağlıyor.

Firmalar Earnado içerisinde dijital pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirirler. Bunun için formu doldurmaları yeterli oluyor. Form sonucunda çıkacak yol haritasından “Earnie”ler onları için uygulama yaparak seo, reklam yönetimi, sosyal medya, içerik üretimi konularında pazarlama faaliyetlerinde bulunuyorlar.

Earnado içerisinde firmalar kendilerine en uygun yol haritalarını seçerek pazarlama süreçlerine başlarlar. Bu yol haritalarına uygun olarak da Earnado’nun “Earnie” adını verdiği kişiler, uygulama bazlı online eğitimler ile birlikte kendileri için öğrenme ve uygulama fırsatı bularak para kazanırlar.

Duygularımızı Algılayan Yapay Zekadan Bir Adım Daha

Yüz tanıma sistemlerini bir adım ileriye taşıyan ve insan duygularını analiz eden programlar kısa sürede dünya çapında büyük bir pazar haline geldi. Peki, özellikle “eğitim” alanında kullanılan bu yeni teknoloji, ne kadar işe yarıyor ve toplumları nasıl etkiliyor?

Yapay zeka sistemleri geliştikçe buna paralel olarak derin öğrenme, sürücüsüz araçlar, sinir ağları, otonom robotlar ve yüz tanıma sistemleri de değişiyor ve kendini geliştiriyor. Özellikle yüz tanıma sistemleri, artık kamusal alanın her yerinde ve sokakta yürürken bu teknolojiyle karşılaşmamak neredeyse imkansız… Öyle ki ortalama bir Amerikalı günde 40’a yakın kameranın görüş alanına girerken bu sayı kimilerinde haftada 1000’e kadar çıkabiliyor. Üstelik söz konusu yüz tanıma sistemleri günümüzde sadece insanların görüntülerini almakla kalmıyor ve insanların duygularını da analiz edebiliyor.

Kameralar öğrencileri izliyor

Buna yönelik en dikkat çekici çalışma Pekin’de bir ortaokulda gerçekleştirildi. Buna göre her sınıfa yerleştirilen güvenlik kameraları, öğrencilerin yüz ifadelerini görüntüledi ve bu görüntüler Hanwang Technology tarafından geliştirilen bir “duygu tanıma” programına aktarıldı. Yazılım her öğrencinin yüzünü tanımladıktan sonra davranışlarını analiz etmeye başladı ve ortaya çarpıcı sonuçlar çıktı. Gözleri masasında dolaşan bir öğrencinin “dikkatinin dağılmış” olduğu varsayılırken; gözlerini tahtaya dikmiş bir öğrenci de “odaklanmış” olarak nitelendirildi. Üstelik analiz edilen davranışlar bununla da kalmadı ve öğrencilerin, sorulan soruları cevaplama, sınıftaki diğer öğrencilerle kurdukları etkileşim, not alma veya uyumak gibi davranışları da mercek altına alındı.

Her duygusal tepki evrensel olmayabilir

Öte yandan duygu tanıma ile ilgili 1000’den fazla araştırmayı inceleyen bir 2019 meta-analizi, ortaya çıkan sonuçlara şüphe ile yaklaşıyor. Zira duygu tanıma teknolojisi, temelde kusurlu bir fikre dayanıyor. Bir algoritma, bir kişinin yüz ifadelerini analiz ederek o kişinin içsel durumunu veya ruh halini tanımlayabiliyor. Oysaki gerçekte araştırmalar bir kişinin neşe, endişe veya tiksinti gibi duygular yaşadığında tutarlı ve evrensel şekillerde tepki vermediğini ortaya koyuyor. Yani pek çok insan üzülürse kaşlarını çatabilirken, bu tepki kültür, durum ve an gibi faktörlere de bağlı olarak değişebiliyor.

Her şeye rağmen pazar büyüyor

Yine de bu araştırmalardaki bu bulgulara rağmen Amazon, Microsoft ve Google gibi büyük teknoloji şirketleri, müşterilerine duygu tanımlama teknolojisini sunmaktan vazgeçmiyor. Öyle ki küresel duygu tanıma pazarının bir tahmine göre 2023 yılına kadar 33 milyar doların üzerinde olması bekleniyor. Araştırma analisti Vidushi Marda, buna yönelik olarak yeni teknolojilerin toplumlarda illaki çalıştıkları veya etki gösterdikleri için çoğalmadığına dikkat çekerek “Bu teknolojiler bunları inşa eden, satan-kullanan aktörler ve kurumlar nedeniyle işe yaradığını iddia ediyor” diyor.

https://restofworld.org/2021/chinas-emotion-recognition-tech/

 

 

 

McMaster Üniversitesi Laboratuvarında Yağ ve Kas Hücrelerinden Oluşan Et Türü Geliştirildi

Kanada’nın Hamilton kentindeki McMaster Üniversitesi bilim insanları, laboratuvar ortamında hem yağ hem de kas hücrelerinden oluşan yeni et türü üretti. Uzmanların ifadesiyle söz konusu teknoloji, toprak ve su kaynakları üzerindeki etkinin azaltılmasına imkan tanıyacak.

McMaster araştırmacıları Prof. Ravi Selvaganapathy ve Prof. Alireza Shahin-Shamsabadi, insan nakilleri için doku elde etmede kullanılan bir yöntemden uyarladıkları teknikle, laboratuvar ortamında yetiştirilen ince işlenmiş kas ve yağ hücrelerini istifleyerek et elde etmeyi başardıklarını söyledi. Bilim insanları, bu çalışma sırasında toprak ve su kaynaklarını zorlayan ve üretilmesi sırasında rahatsız edici sera gazı üreten et tedarik krizinden ilham aldı.

Et üretimi sürdürülebilir değil

Çalışmaları hakkında bilgi veren Selvaganapathy, her biri yaklaşık bir A4 kâğıdı kalınlığındaki canlı hücre tabakalarının, önce kültür içinde büyütüldüğünü ardından da soyulmadan, istiflenmeden ve katlanmadan önce büyüme plakaları üzerinde konsantre edildiğini anlattı. Tabakaların, hücreler ölmeden önce doğal olarak birbirine bağlandığını kaydeden Selvaganapathy, tavşan hücrelerinden elde ettikleri yeni formdaki eti pişirip yediklerini ve tadının tıpkı et gibi hissedildiğini dile getirdi. Şu anda et üretiminin sürdürülebilir olmadığının altını çizen Selvaganapathy, et üretmenin alternatif bir yolu olması gerektiğini söylüyor.

Hem kas hem yağ birleştirildi

Araştırmacılar, hayvanları yetiştirmeden ve hasat etmeden canlı et üretmenin çok daha sürdürülebilir, daha sağlıklı ve çok daha az israf olacağını belirtiyor. Daha önce başka kültürlenmiş et türleri geliştirilmiş olsa da McMaster araştırmacıları, tüketicilerin kabul edeceği, keyif alacağı ve satın alacağı ürünler yaratmak için en iyi potansiyele sahip olduklarını iddia ediyor. Daha önce de yapay et denemelerinin yapıldığını ve bu çalışmalarda sadece kas geliştirilebildiğini söyleyen Selvaganapathy, “Etin tadını veren yağdır ve biz hem yağı hem de kası birleştirebildik” diye konuşuyor.

Kaynak:

https://www.sciencedaily.com/releases/2021/01/210119122038.htm

Sınıfının En Küçük Kablosuz Titreşim Sensörünü Üretiyor: Sensemore

Sensemore, titreşim ölçümü ihtiyaçları için hızlı, kompakt ve kolay kullanımlı bir çözüm sağlıyor. Rijit ve sağlam yapısı sayesinde 6kHz’e kadar olan titreşimlerin ölçümlerini en zorlu şartlarda dahi gerçekleştirilebiliyor. Kullanıcılar, yardımcı mobil uygulama sayesinde ölçümleri anında görüntüleyebiliyor ve işleyebiliyor. Ayrıca kullanıcılar, titreşim verilerini takip ederek makine sağlığı hakkında bilgi sahibi olabiliyor ve üretim sonrası kalite kontrol süreçlerini tasarlayabiliyor.

FEV E-Roch ile %30’a Kadar Maliyet Tasarrufu Sağlıyor

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan; otomotiv sektöründe, araç geliştirme, yazılım, otonom sürüş, konvansiyonel ve elektrikli itki sistemleri geliştirme alanlarında anahtar teslim mühendislik çözümleri sunan FEV Türkiye ekibinin geliştirdiği modüler ve ölçeklendirilebilir elektrikli araç şasi projesi FEV E-roch, elektrikli araç geliştirmede %30’a kadar maliyet ve %40’a kadar zaman tasarrufu sağlıyor.

Projenin teknik özellikleri:

  • Binek araç. SUV ve hafif ticari araçlar için uyumlu
  • Ultra ince pil konsepti
  • Hafif şasi tasarımı
  • RWD / FWD / AWD
  • 500 km’ye kadar elektrik menzili
  • Rejeneratif frenleme
  • ADAS uyumluluğu: Seviye 4

 

Gizliliğe genel bakış

En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.