Yazar -Nigar

ABD Merkezli Şirket Aevum, Dünyanın En Büyük Drone’uyla Uzaya Uydu Taşıyacak

ABD merkezli şirket Aevum, 24 metre uzunluğa, 5,5 metre yüksekliğe ve 18 metre kanat açıklığına sahip dünyanın en büyük drone’unu geliştirdi. Devasa boyutlardaki bu insansız hava aracı küçük uydular gibi uzaya yük taşıma görevlerinde kullanılacak.

Çok kısa bir zaman sonra uzaya uydu göndermek için kullanılan klasik roketlerin yerini insansız devasa drone’ların alacağını söylesek… Bunu geçtiğimiz günlerde Alabama merkezli Aevum adlı bir şirket, uyduları düşük yörüngeye taşımak ve fırlatmak için tasarlanmış bir drone olan Ravn X’i tanıtarak gerçeğe dönüştürdü. Tam yükle 24 tonluk ağırlığa ulaşan ve bu özelliğiyle dünyanın en ağır insansız uçaklardan biri olan Ravn X’in vaadi, yaklaşık üç saat içinde düşük dünya yörüngesine bir yük taşıyabileceğine yönelik… Bunun gerçekleşmesi durumunda ise uydu fırlatmalarındaki teslimat süreleri yıllardan aylara kısalabilecek. Sıra dışı dış görünümü ve rekor kıran kütlesi dışında, Ravn X aslında diğer uçaklardan çok da farklı değil… Havalanabilmek için yaklaşık 1 millik piste ihtiyaç duyuyor ve bu da neredeyse tüm ticari havalimanlarından kalkmasına izin veriyor. Aynı zamanda geleneksel bir jet ile aynı yakıtı kullanıyor.

Uzaya erişim yeniden tasarlanıyor

Ravn X, küçük uyduları yörüngeye ulaştırmak için alçak Dünya yörüngesine doğru otonom bir şekilde yükseliyor, uygun yüksekliğe ulaşmasının ardından taşıdığı iki aşamalı roketi hedefine yolluyor ve görevi tamamlanmasının ardından üsse geri dönüyor. İlk etapta yüzde 70 oranında yeniden kullanılabilirlik oranına sahip olacağı ifade edilen Ravn X’in ileriki dönemlerde yüzde 100’e yakın yeniden kullanılabilirlik oranlarına sahip olması hedefleniyor. Üstelik standart roketlerin aksine, hava şartlarından bağımsız olarak yükselebiliyor. Aevum şirketinin kurucusu ve CEO’su Jay Skylus konuya ilişkin yaptığı açıklamada Aevum’un uzaya erişimi yeniden tasarladığını belirterek “Ravn X yazılım ve otomasyon teknolojileriyle lojistik sektörünü gelecek nesle taşıyor” diyor. Ravn X ve Aevum, şimdiden ABD Uzay Kuvvetleri ile yaklaşık 1 milyar dolar değerinde bir anlaşma da imzaladı. Şirket, 2021’de komutanlığın “ASLON-45” adlı uydusunu alçak dünya yörüngesine yerleştirecek.

 

Kaynak:

https://www.engadget.com/aevum-ravn-x-233606617.html

 

 

Görüntüleme ve Analiz Alanında Ürünler Geliştiriyor: Argenit

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Argenit, görüntüleme ve analiz alanında kendi geliştirdiği ürünleri yurtiçi ve yurtdışı pazarlara sunuyor.

Argenit ekibi, 1999 yılından bu yana, 20 yıldan uzun bir süredir; genetik, sitogenetik, patoloji, klinik ve araştırma laboratuvarları için devrimsel otomatik hücre görüntüleme analiz sistemleri, dijital patoloji tarama sistemleri, cloud paylaşım ve klinik konsültasyon platformları geliştirmek ve üretmektedir. Eş zamanlı olarak Otomatik FISH Tarama Analiz sistemleri ile DNA FISH probları üretimleri hem yazılım hem de sistemler ile birlikte kullanılan DNA Test Kitleri geliştirilmekte ve üretilmektedir.

İngiltere Menşeili DeepMind, Protein Sorununu Çözdü

“Tipik bir proteinin tüm olası konfigürasyonlarını kaba kuvvet hesaplamasıyla numaralandırmak, bilinen evrenin yaşından daha uzun sürer.” 20’nci yüzyılda yaşamış Amerikalı bir moleküler biyoloğu Cyrus Levinthal’ın protein üzerine bu iddiası, günümüz yapay zekası sayesinde çok daha kısa bir zaman aldı. DeepMind adındaki bir yapay zeka, proteinlerin yapılarına yönelik oluşturulan 3 boyutlu modeller sayesinde çözümü için çok uzun süre gerektiren protein sorununa cevap buldu.

Öyle bir problem düşünün ki, çözülmesi hastalıkları ortadan kaldıracak güçte ama cevabının insanlar tarafından bulunması milyarlarca yılı alacak zorlukta… “Protein katlanması” adı verilen bu sorun 1970’li yılların başından beri bilim insanlarının gündeminde ve 50 yıldan beri araştırmacılar bu konu üzerinde çalışıyorlar. Araştırmacılara göre bu sorunu anlamak için yapılması gereken 3 boyutlu modellerin sayısı oldukça fazla… Hatta sayılar o denli büyük ki kimi uzmanlara göre insan gücü ile hesaplama yapmanın evrenin yaşından daha uzun süreceği düşünülüyor. İşte bu imkansız soruna yapay zeka bir cevap bulmayı başardı. 2018’de DeepMind’ın protein araştırmalarına yardımcı olmak için geliştirilen AlphaFold isimli aracı, yaklaşık 170 bin protein yapısının bulunduğu bir veri tabanı ile eğitildi. Protein yapılarına dair bilimsel testlerde yüzde 92,4 puan alan AlphaFold, bu sayede hatalı çalışan ve yapıları keşfedilemeyen proteinlerdeki “katlanma” sorununa dair en net verileri sunabildi.

Çarpıcı bir ilerleme

Max Planck Geliştirme Enstitüsü Direktörü Profesör Andrei Lupas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada “AlphaFold’un şaşırtıcı derecede hassas modelleri, on yıla yakın bir süredir bağlı kaldığımız bir protein yapısını çözmemize olanak tanıdı ve sinyallerin hücre zarlarından nasıl iletildiğini anlama çabamızı yeniden başlattı” diyor. Nobel ödüllü Royal Society Başkanı Profesör Venki Ramakrishnan ise bu hesaplama çalışmasının biyolojide 50 yıllık büyük bir zorluk olan protein katlanması sorununda çarpıcı bir ilerlemeyi temsil ettiğine değinerek “Biyolojik araştırmayı temelden değiştirecek birçok yolu görmek heyecan verici olacak” diye konuşuyor.

Pandemilerin sonu gelebilir

AlphaFold’un yetenekleri bununla sınırlı olmayacak. Araştırmacılara göre söz konusu teknoloji yakın bir gelecekte bilim insanlarının hatalı çalışan proteinleri ve bunların belirli hastalıklara yol açma nedenlerini belirlemelerine yardımcı olabileceği gibi tıbbi tedavileri hızlandırabilecek yeni ilaçlar geliştirmelerini de sağlayabilecek. Bununla birlikte plastik atıkları parçalamak için enzimlerin geliştirilmesinde veya yeni virüslerin protein yapılarını tahmin ederek gelecekteki pandemilerin sona erdirilmesinde de etkili olabilecek. Bunların ötesinde, şu anda yapılarını bilinmeyen yüz milyonlarca proteinin çözülmesine de yardımcı olabilecek.

 

Kaynak:

https://newatlas.com/biology/deepmind-ai-50-year-protein-folding-problem/

https://analyticsindiamag.com/alphafold-deepmind-breakthrough-biology-ai/

 

 

Poilabs, Zero Project’in Ödülüne Layık Görüldü

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Poilabs,  Zero Project’in erişilebilirlik alanında çalışmalara verilen ödüle layık görüldü.

Zero Project’in Sıfır projesi dünya çapında tüm engelli bireylerin günlük yaşamlarını ve yasal haklarını iyileştiren modelleri bulup paylaşıyor. Zero Project, İstihdam ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri alanında 82 ödül verecek.

Inovatif Teknolojiler kapsamında Türkiye’den ise İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Poilabs, sıfır engelli bir dünya için çalışan Zero Project’in erişilebilirlik alanında çalışmalara verilen ödüle layık görüldü.

Poi Labs –  Erişilebilir Mekanlar:

PoiLabs 2014 yılında, karmaşık iç mekan alanlarını görme engelli kullanıcılar için erişilebilir hale getirmek için bir iç mekan navigasyon sistemi başlattı. Sistem, bir cep telefonunda Beacon cihazlarını ve sesli yönlendirmeli navigasyonu kullanır. PoiLabs, bunu sağlamak için Türkiye’nin en büyük telekomünikasyon şirketi Turkcell ile ortaklık yapıyor.

Big Bang Sahnesi 54 Milyon TL’yi Aşkın Ödül, Nakit Ve Yatırıma Şahitlik Etti

İTÜ ARI Teknokent’in Kuluçka Merkezi İTÜ Çekirdek’in her yıl desteklediği girişimlerin en iyilerini belirlediği Big Bang Start-up Challenge 03 Aralık Perşembe günü gerçekleştirildi. İlk kez online olarak düzenlenen etkinlikte girişimcilere 54 milyon 154 bin TL’lik kaynağın ulaştırıldığı açıklandı. Sahneye çıkmaya hak kazanan ve fuayede yer alan 39 girişim ile ardıl yatırımlarını alan 6 İTÜ Çekirdek mezunu girişimler toplamda 23 milyon 386 bin TL’lik ödül, nakit ve yatırım aldıklarını ilk kez Big Bang’te duyurdu. Bu rakamın yanı sıra 2020 yılı içerisinde yatırım alan 23 adet İTÜ Çekirdek girişimi ve mezununun 30 milyon 768 bin TL‘lik yatırımı da Big Bang’te kutlandı. Sahneye çıkan 20 finalist arasından en çok desteği alan ilk üç girişim Syntonym, Bugbounter ve Eyecheckup oldu.

Üniversitelerin girişimcilik kuluçka merkezleri arasında dünyada ilk 5’te yer alan İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi’nin her yıl girişimlerin en iyilerini belirlediği Big Bang Start-up Challenge’ta girişimcilere 54 milyon 154 bin TL’lik kaynağın ulaştırıldığı açıklandı. Bu yıl ‘Rise Together’ mottosuyla yola çıkan ve 03 Aralık 2020, Perşembe günü online olarak gerçekleştirilerek binlerce kişi tarafından izlenen Big Bang’te sahneye çıkmaya hak kazanan ve fuayede yer alan 39 girişim ile ardıl yatırımlarını alan 6 İTÜ Çekirdek mezunu girişim toplamda 23 milyon 386 bin TL’lik  ödül, nakit ve yatırım aldıklarını ilk kez Big Bang’te duyurdu. Bu rakamın yanı sıra 2020 yılı içerisinde yatırım alan 23 adet İTÜ Çekirdek girişimi ve mezununun 30 milyon 768 bin TL‘lik yatırımı da Big Bang’te kutlandı.

İTÜ ARI Teknokent İş Geliştirme & Pazarlama Direktörü Arzu Eryılmaz ve Serdar Kuzuloğlu

TOP 20’de yer alan girişimler arasında aldıkları ödül, nakit ve yatırımla ilk üçte yer almaya hak kazanan girişimler; 1 milyon 940 bin TL ile Syntonym1 milyon 558 bin TL ile Bugbounter ve 688 bin TL ile Eyecheckup oldu.

Big Bang’te konuşan İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, “Üniversitelere bağlı kuluçka merkezleri sıralamasında dünyada ilk 5’te yer alan İTÜ Çekirdek’i kurmuş ve bugünlere getirmiş İTÜ ARI Teknokent olarak, seneler içerisinde başardıklarımız bize çok daha fazla sorumluluk yükledi. Böylesine zorlu bir yılda, Big Bang’te 54 milyon TL’yi aşkın kaynağı girişimcilerimize ulaştırdığımızı duyurmanın mutluluğu içerisindeyiz” dedi.

İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş

İstanbul Sanayi Odası ile 5 yıldan beri süren iş birliğinin önümüzdeki dönem dikey tematik alanlarda artarak devam edeceğini belirten Dikbaş, “İTÜ Çekirdek’te önümüzdeki dönemin hedefleri arasında teknoloji tabanlı girişim ve girişimcilerin sayısını artırmak ve yeni dikey temaları küresel ölçekte duyurmak olacak” diye konuştu.

Sürdürülebilir kalkınma, dijital dönüşüm ve tasarım, yaşam bilimleri ve sağlık teknolojileri, gıda ve tarım teknolojileri gibi alanlara yeni dönemde yeni paydaşlar ekleyerek çağrı yapacaklarını belirten Dikbaş, yatırım rakamlarının da katlanarak artırılacağını söyledi.

Dikbaş ayrıca, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na, İstanbul Teknik Üniversitesi’ne, İstanbul Sanayi Odası’na, İTÜ Çekirdek paydaşlarına, yatırımcılara ve girişimcilere katkılarından dolayı teşekkür etti.

İstanbul Sanayi Odası, Elginkan Vakfı’nın Elmas Paydaş; Otomotiv Endüstrisi İhracatçılar Birliği (OİB), Petrol Ofisi, Teknoloji ile Üretelim Platformu ve EnerjiSA’nın Platin Paydaş; Agito, AKSigorta, Allianz, Anadolu Efes, AvivaSA, Commencis, Eksim, EPDK/Elder, Eureko Sigorta, HDI Sigorta, Migros, Teknasyon, Türkiye Sigorta, Türkiye Hayat Emeklilik ve Yapı Kredi Teknoloji’nin Altın Paydaş; DataMarket, Milliyet ve Yalçıner Patent’in Gümüş Paydaşları arasında yer aldığı etkinlikte, kurumlar geleceğin girişimlerine destek oldu.

Etkinlik hız kesmedi

Serdar Kuzuloğlu ve Ceyhun Yılmaz

Serdar Kuzuloğlu’nun ana sahne sunuculuğunu üstlendiği, Ceyhun Yılmaz’ın girişimlerle gün boyu röportajlar yaptığı Big Bang hız kesmedi. Big Bang’te izleyiciler birçok eğlenceli ana şahitlik etti.

Birbirinden başarılı 87 girişimin sanal standı ziyarete açıldı

Aralarında Hollanda, Singapur, Hindistan ve Rusya‘nın da bulunduğu 20 farklı ülkeden ve Türkiye’nin 81 farklı şehrinden binlerce başvuru alan İTÜ Çekirdek’in 87 yarı finalistinin sanal stantları ziyaretçiler tarafından gezilirken; bu girişimler arasından sahneye çıkmaya hak kazanan 20 girişim ise görkemli sanal Big Bang sahnesinde sunumlarını gerçekleştirdi.

Detaylı bilgi için; https://bigbang2020.itucekirdek.com/

Etkinliği yeniden izlemek için; youtube.com/itucekirdek

Dünyada Bir İlk: Tokyo Üniversitesi’nde Küçük Duyuları Algılayabilen Cihaz Geliştirildi

Bilim dünyasında basıncı ve baskıyı algılayabilen sensörler bir süreden beri robotik kollar ve protezlerde uygulanıyordu. Şimdi ise Tokyo Üniversitesi’ndeki bilim insanları bir ilke imza atarak doğrudan cilde takılan ve çok daha küçük basınçları algılayabilen bir cihaz ürettiler.
Tokyo Üniversitesi’nden bilim insanları, doğrudan cilde takılabilen, ultra ince bir basınç sensörü geliştirdiler. Bu küçük cihaz, hem teknolojik hem de tıbbi uygulamalar için yararlı veriler üretmek üzere parmakların nesnelerle nasıl etkileşime girdiğini ölçebiliyor. Sensörün, kullanıcıların nesneleri kavrama hassasiyeti ve yeteneği üzerinde hafif bir etkisi bulunuyor aynı zamanda da “sürtünmeden kaynaklanan bozulmaya dayanıklı” olarak tanımlanıyor. Yeni cihaz cerrahların eğitiminde kullanılabileceği gibi cihazın saatçiler ve çeşitli zanatkarlar tarafından da kullanılabileceği düşünülüyor.

Hem ince hem de dayanıklı

Araştırmacıların, eller ve parmaklarla ilişkili hareketi ve diğer fiziksel ayrıntıları kaydetmek istemesinin birçok nedeni bulunuyor. Eller, malzemelerle ve yakın çevreyle doğrudan etkileşime girebilmek için birincil araçlardan… Ellerin çeşitli görevleri yerine getirme şeklini kaydedebilmek, spor ve tıp bilimi, nöro-mühendislik ve daha fazlası gibi alanlardaki araştırmacılara yardımcı olabilir. Ancak bu verileri yakalamak kolay değil. Tokyo Üniversitesi’nden Öğretim Görevlisi Sunghoon Lee’ye göre, parmak uçları oldukça hassas.… Hatta o kadar hassaslar ki, bir metrenin milyonda biri kalınlığındaki süper ince bir plastik folyo” bir bireyin hislerini etkilemek için yeterli… Bu nedenle Lee, parmaklar için giyilebilir bir sensörün son derece ince olması gerektiğini söyleyerek “Bununla birlikte, bu özelliği onu çok hassas kılıyor ve sürtünme veya tekrarlanan fiziksel eylemlerden zarar görmeye yatkın hale getiriyor” diyor. İşte bunun üstesinden gelebilmek için de araştırmacılar ince ve gözenekli nanomesh sensörü” olarak tanımladıkları özel bir işlevsel malzeme geliştirdiler.
Algılanan hassasiyeti etkilemiyor
Parmağa takıldığında küçük dokunuşları algılayabilen cihazda 4 farklı tabaka bulunmakla birlikte cihazda poliüretan ağ yapısına sahip 1 adet yalıtkan katman, 3 adet ise iletken tabakayı oluşturan altın çizgi katmanı bulunuyor. İletken altın çizgiler basınç elektrotları olarak işlev görüyor. Lee, sensörler üzerinde “18 deneğin yardımıyla” zahmetli bir dizi deneme gerçekleştirdiklerini söyleyerek “Çalışmalar sonunda deneklerimiz, sensörlerin algılanamaz olduğunu ve ne sürtünme yoluyla nesneleri tutma yeteneğini ne de sensör takılı olmadan aynı görevi gerçekleştirmeye kıyasla algılanan hassasiyeti etkilemediğini doğruladılar. Tam da umduğumuz sonuç buydu” diyor.

Kaynak: https://www.sciencetimes.com/articles/28354/20201121/first-time-world-demonstration-ultra-pressure-sensor-attached-fingertips.htm

Öğretmenler; Geleceğin ve Yeni Neslin Mimarları

Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında bir yandan Türk toplumunun sosyal, kültürel, politik ve ekonomik yapısına yeni bir anlayış kazandırılırken; bir yandan da bunu yaşatacak yeni nesilleri yetiştirecek olan yeni bir eğitim sistemi yaratıldı. Bu dönemde eğitim ulusal ve laik bir temele dayandırılırken, öğretmenlik mesleği de saygın, etkin ve etkili bir meslek niteliği kazandı. O yıllardan bugünlere dek yüzbinlerce öğretmen hem yarının insanlarını yetiştirirken hem de toplumun dönüşmesinde ve ilerlemesinde etkin bir rol oynadı. Bizler de İTÜ ARI Teknokent olarak yeni neslin mimarı öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyoruz.

Cumhuriyet’in İlk Başöğretmeni: Mustafa Kemal Atatürk

“Öğretmenler; cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” 1924’te Mustafa Kemal Atatürk tarafından dile getirilen bu cümle, Ulu Önder’in gerek eğitime gerekse öğretmelere yönelik bakışını çok etkin ve belirleyici bir şekilde anlatmaktadır. Atatürk’e göre öğretmen “yetiştirici, eğitici, öğretici, yaratıcı, geliştirici” olmasının yanı sıra aynı zamanda “öncü, kurtarıcı, kılavuzlayıcı, yenileştirici, savaşımcı-devrimci, değişimci-dönüşümcü, örnek olucu, yükseltici, yüksek hizmet verici, kutsal bir görev üstlenici”dir. Onun döneminde eğitim ulusal ve laik bir temele dayandırılmış ve öğretmenlik mesleği yasayla tanımlanarak saygın, etkin ve etkili bir meslek niteliği kazanmıştır. Atatürk’ün doğumunun 100’üncü yılı olan 1981’in 24 Kasım’ında Türkiye’de ilk kez kutlanan Öğretmenler Günü için bu tarihin belirlenmesinin sebebi ise Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği görevini kabul ettiği tarihin 24 Kasım 1928 oluşudur. 8 Ağustos 1928’de yeni Türk alfabesinin müjdesini veren Atatürk ve öğretmenler, ülke çapında herkese bu yeni alfabeyi tanıtmak ve öğretmek için çalışmıştır. 24 Kasım 1928’e gelindiğinde ise Millet Mektepleri açılmış ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk‘e de Başöğretmenlik unvanı verilmiştir.

Cumhuriyet’in Devrimci Eğitimcisi: Mustafa Necati Uğural

Atatürk’ün mesai arkadaşlarından olan Mustafa Necati Uğural, Kuvâ-yi Milliye hareketinde yer almış ve Harf Devrimi esnasında Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı yapmıştır. Özellikle Millî Eğitim Bakanlığı döneminde yaptığı hizmetleri ile hatırlanır. Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde pek çok devrim ile yenilik gerçekleştirmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nde Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte eğitime en büyük katkıyı sağlamıştır. Çıkardığı kanunla öğretmenlerin haklarını genişletmiş ve “Maarif hizmetinde asıl olan öğretmenliktir” hükmü ile öğretmenliğin itibarını arttırmıştır. 10 bölge merkezinde öğretmen okulları kurmuş, eğitimin ücretsiz olması yolunda önemli adımlar atmıştır. Uzman öğretmen yetiştirmek üzere Avrupa’ya öğrenci gönderilmesini sağlamış ve köylere öğretmen yetiştirmek için köy öğretmen okulları modelini planlanmıştır. Harf İnkılabı da Mustafa Necati Bey’in eğitim bakanı olduğu dönemde gerçekleşmiştir.

Binlerce Öğrencinin Yaşamına Dokunan Bir Eğitim Neferi: Refet Angın

Refet Angın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk kadın öğretmenidir. Henüz küçük bir çocukken öğretmen olmaya karar vermiş ve okuma yazmayı da annesinden öğrenmiştir. Angın’ın yolu Mustafa Kemal Atatürk ile birçok kez kesişmiştir. Bunların hikayesi ise şöyle anlatılır: “Refet Angın, birinci karşılaşması olan ilkokul yıllarında Atatürk’ün ‘Büyüyünce ne olacaksın çocuk?’ sözüne, ‘Öğretmen’ diye cevap verir. İkinci karşılaşmalarında ise Öğretmen Okulu öğrencisidir ve Atatürk’e ‘Bakın sözümü tuttum Paşam. Öğretmen olacağım işte’ dediğinde, Atatürk onun Gelibolu’daki küçük kız olduğunu derhal hatırlar ve bunu belirterek, ne öğretmeni olmak istediğini sorar. ‘Matematik’ cevabını alınca ‘Hayır tarih öğretmeni olacaksın. Çünkü nesillere tarihlerini öğretmek en önemli vazifedir’ sözü üzerine Angın, tarih öğretmeni olmaya karar verir.” Köy Enstitüleri’nde görev yapan ve binlerce öğrencinin hayatını etkileyen Refet Angın için “öğretmek” son nefesine kadar vazgeçemediği bir tutkuydu. Bunun yanı sıra kız meslek liselerinin kuruluşunda da görev alan Angın, bu şekilde genç kızların da eğitim alabilmesi için mücadele etmiştir.

Dağ Çiçeklerinin Cefakar Öğretmeni: Ayşe Sıdıka Avar

Türk eğitim tarihinin efsane öğretmenlerinden biri olan Ayşe Sıdıka Avar, 1901’de Cihangir’de dünyaya gelmiştir. 1922’de Çapa Kız Öğretmen Okulu’ndan mezun olan Avar, Beşiktaş’taki Çerkez Mektebinde öğretmenliğe başlar. O tarihlerde İzmir Kadınlar Hapishanesi’ndeki mahkûm kadınlara akşam dersleri verilmesi kararlaştırıldığında bu göreve talip olarak, mahkumlara okuma yazma öğretir. Bu sırada da Salepçioğlu Camii’nde işçi çocuklara el sanatları öğretmeye başlar. Ardından girdiği Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nden mezun olunca önce Bolu Kız Enstitüsü’ne ardından Elazığ Kız Enstitüsü’ne öğretmen olarak atanır. 1939-1954 arasında, Tunceli’de bölgenin kızlarını kimi zaman at üstünde kimi zaman kamyonla kimi zaman da yaya olarak toplar ve yatılı bölge okullarına götürür. Sıdıka Avar’a kız çocuklarının anneleri de destek olur ve atının üzengisine yapışarak “benim kızımı da al Avar!” diye yalvarır. Daha sonra Anadolu’nun farklı illerindeki Kız Enstitüleri’nde müdür olarak görev yapan Avar, öğretmenlik yıllarının anılarını, yetiştirdiği kız çocuklarına ithafen kaleme aldığı “Dağ Çiçeklerim” adlı kitapta toplamıştır.

Kırsalı Kalkındıran Köy Enstitüleri’nin Mimarı: Hasan Ali Yücel

Cumhuriyet dönemi eğitim sisteminin yapı taşlarından biri olarak kabul edilen Köy Enstitüleri’nin kurucusu Hasan Ali Yücel, aynı zamanda hem felsefe öğretmenliği hem de Milli Eğitim Bakanlığı yapmıştır. Mustafa Kemal’in, “Biz Cumhuriyet’i köylere götüremedik. 40 bin köyün 35 bini okul ve öğretmensiz. Bir çözüm bulalım” sözü üzerine 1936’da İsmail Hakkı Tonguç ile birlikte Köy Enstitüsü projesini hayata geçirmeye başlayan Yücel’in bu çabaları 1940’ta ilk meyvesini vermiştir. Bu yıllarda tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde veya onların hemen yakınlarında Köy Enstitüleri açılmaya başlamıştır. Kuruluş amacı köy öğretmeni ve köye yönelik diğer mesleklerde eğitilmiş elemanlar yetiştirmek olan Köy Enstitüleri, aynı zamanda özgür ve aktif yurttaşlar da yetiştirmeyi de düstur edinmiştir. Değişik öğretim derecelerinde öğretmek ve öğrenmenin “iş”e bağlı olduğunu düşünen Yücel, eğitimin ana meselelerinden biri olan “iş terbiyesini de bu gayenin teknik tecellisi” olarak görmüştür. Köy Enstitülerinde öğrencilerin okul binası ve sınıflarını kendilerinin yapması da “iş” aracılığıyla öğrenmeyi gerçekleştirebildiklerinin kanıtıdır. Enstitüleri “bir arı kovanı halinde tam bir aile görüşü ile kendi ihtiyaçlarına cevap vermek mihveri etrafında işleyen bir insan fabrikası”na benzeten Hasan Ali Yücel’in bu projesi her ne kadar kısa soluklu olsa da toplum tabanını oluşturan köylerin iktisadi, zirai, kültürel, sosyal ve teknik gibi pek çok alanda gelişme ve ilerlemesini sağlaması açısından etkisi çok önemli olmuştur.

 

Pfizer ve BioNTech Korona Aşısında Yüzde 95 Başarı Sağladı

Korona pandemisi yayılmaya ederken; aşı çalışmaları da tüm dünyada tam gaz devam ediyor. Bu çalışmalardan en umut vereni ise Almanya’da yaşayan iki Türk doktorun kurucusu olduğu BioNTech ve Pfizer tarafından geliştirilen “ışık hızı” adındaki aşı oldu. Uzmanlara göre yeni koronavirüs aşısında yüzde 95’ten fazla koruma sağlandı.

ABD’li ilaç şirketi Pfizer ve Türk bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin yönettiği BioNTech, geçtiğimiz günlerde geliştirdikleri koronavirüs aşısının daha önce enfekte olmayanlar arasında Covid-19′u önlemede yüzde 95′ten fazla etkili olduğunu açıkladı ve gelişmeyi “bilim ve insanlık için harika bir gün” olarak duyurdu. Açıklama, ilaç üreticileri ve araştırma merkezlerinin, dünya çapında 1,2 milyondan fazla cana mal olan koronavirüs pandemisine son verebilmek için güvenli ve etkili bir aşı üretmeye çabaladıkları sırada geldi. Pfizer Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Dr. Albert Bourla “Tünelin sonunda ışığı görebileceğimizi düşünüyorum” diyerek bunun, halk sağlığı ve küresel ekonomi üzerindeki etkisini hesaba katıldığı takdirde muhtemelen son 100 yıldaki en önemli tıbbi ilerleme olduğunu söyledi. Alman biyoteknoloji firması BioNTech’in kurucularından Prof. Dr. Uğur Şahin ise hayatın gelecek kış itibarıyla normale dönebileceğini ve tüm aşılama programının gelecek sonbahardan önce bitirilmesinin önemli olduğunu kaydetti.

Altı ülkeye uygulandı

Söz konusu aşı, 6 ülkede 43 bin 538 kişi üzerinde test edilirken; koronavirüs aşısının denendiği ülkeler arasında ABD, Almanya, Brezilya, Arjantin, Güney Afrika’nın yanı sıra Türkiye de bulunuyor. Pfizer ve BioNTech, aşıyı deneyen katılımcıların yüzde 42′sinin ırksal ve etnik açıdan farklı geçmişlere sahip olduğunu belirterek, henüz ciddi bir güvenlik endişesi bildirilmediğini sözlerine ekledi. Üç hafta arayla iki doz halinde uygulanacak olan aşıyı Pfizer yıl sonuna kadar 50 milyon doz, 2021 sonuna kadar ise 1,3 milyar doz olarak piyasaya sürebilmeyi planlıyor.

Pfizer Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Scott Gottlieb de söz konusu aşının üçüncü aşamasındaki ilk sonuçlarının COVID-19′u önleme yeteneğinin ilk kanıtını sağladığına dikkat çekerek “Aşı geliştirme programımızda bu kritik dönüm noktasına, enfeksiyon oranlarının yeni rekorlar kırdığı, hastanelerin aşırı kapasiteye ulaştığı ve ekonomilerin yeniden açılmaya çalıştığı kısacası dünyanın buna en çok ihtiyaç duyduğu bir zamanda ulaşıyoruz” dedi.

Sonuca ilk ulaşan aşı

Şu anda dünyanın farklı yerlerinde “üçüncü aşama” diye bilinen nihai denemeleri süren 10’u aşkın aşı adayı bulunuyor. Bununla birlikte Pfizer ve BioNTech, bunlardan ilk sonuca ulaşan oldu. Etkili ve güvenli bir aşı için normalde yaklaşık on yıl süre gerekiyor. Şimdiye kadar en hızlı geliştirilmiş olan kabakulak aşısının çalışmaları dört yıldan fazla sürmüş ve 1967′de ruhsatlandırılmıştı. Öte yandan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne göre, yüzde 95 etkili bir Korona virüs aşısı, yaklaşık yüzde 93 oranında etkili olan bir kızamık aşısının bir dozu ile kabaca eşit olacak.

Aşıyı ortağı BioNTech ile geliştiren Pfizer, şirketlerin acil durum yetkilendirmesi için Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA) Cuma günü başvuracaklarını belirterek, kullanılabilecek durumdaki bir aşının yakında gerçeğe dönüşebileceğini umut ediyor.

Kaynak:

https://www.cnbc.com/2020/11/09/covid-vaccine-pfizer-drug-is-more-than-90percent-effective-in-preventing-infection.html

https://www.nytimes.com/2020/11/18/health/pfizer-covid-vaccine.html

Çin’in İlk 6G Test Uydusu Uzayda!

Çin, dünyanın ilk 6G uydusunu Şanşi bölgesinde Taiyuan Uydu Fırlatma Merkezi’nden Uzun Yürüyüş-6 roketiyle başarılı bir şekilde uzaya fırlattı. 6’ncı nesil iletişimin ana unsurlarından biri olacak yüksek hız teknolojisi, “Tianyan 05” adı verilen bu uyduyla sınanırken; aynı zamanda dünya üzerindeki doğal afet, tarım ve hayvancılık çalışmaları ile inşaat halindeki binalar da gözlemlenebilecek.

Çin’in en iyi üniversitelerinden biri olarak kabul edilen Elektronik Bilim ve Teknolojileri Üniversitesi’nin liderliğinde geliştirilen dünyanın ilk 6G test uydusu, uzaya resmen gönderildi. 6G uydusu, Şanşi bölgesinde Taiyuan Uydu Fırlatma Merkezi’nden Uzun Yürüyüş-6 roketiyle başarılı bir şekilde uzaya fırlatıldı. Üniversite ekibinin yanı sıra, “Chengdu Guoxing Aerospace Science and Technology” ile “Beijing Weinaxingkong Technology” isimli şirketlerin de çabalarıyla geliştirilen uyduya Çinli yetkililer, “Tianyan 05” adını verdiler.

Terahertz iletişimi mercek altında

Terahertz bandının iletişim için neler sunduğunu ortaya koyacak olan uydu, Dünya’nın uzaydan daha etkili bir şekilde izlenebilmesini sağlayacak ve tarım ile hayvancılık, inşaat halindeki binalar ve afet durumlarının anlık olarak izlenebilmesini mümkün kılacak. 70 kilogram ağırlığında ve bir terahertz uydu haberleşme yükü taşıyan Tianyan 05, terahertz haberleşme yüklerini de test edecek. Dünyadaki altıncı nesil mobil iletişimin (6G) temel teknolojilerinden biri olan terahertz iletişimi, bol spektrum kaynakları, yüksek iletim hızı ve iletişim algısının kolay entegrasyonu gibi avantajlara sahip…

Çin için dönüm noktası olacak

Profesör Xu Yangsheng, konuya ilişkin yaptığı açıklamada Tianyan 05’in dünyanın ilk 6G test uydusu olduğunu söylerken; Terahertz kapasiteli ilk teknik testlerin Tianyan 05 ile gerçekleştirileceğini belirtti. Gönderilen test uydusunun Çin için bir dönüm noktası olacağını söyleyen Yangsheng’e göre uydunun neler sunacağı, 6G ile birlikte hayatımızda ne gibi değişikliklerin olacağı, Tianyan 05’le yapılacak testler sonrasında belli olacak.

Kaynak:
https://www.gizchina.com/2020/11/06/the-worlds-first-6g-test-satellite-electronics-university-successfully-launched/

 

 

 

 

Kara Paraya Karşı Yapay Zeka Teknolojisi ile Güvenilirlik Sağlıyor: Fineksus

18 yılı aşkın tecrübesi ile Fineksus, finansal mesajlaşma ve kara paraya karşı yazılımları geliştiren Türkiye ve Orta Doğu bölgesindeki güçlü işbirlikleri ile bölgesel büyüme sağlayan bir firmadır. Kara paraya karşı yazılım geliştirdiği yapay zeka teknolojisi sayesinde operasyonel verimliliği artırarak datanın güvenilirliğini sağlıyor. Ürünleri finansal ekosistemde yer alan tüm kuruluşlara sunuyor. Bunlar; bankalar, regülatör kuruluşlar, fintechler, sigorta şirketleri, kurumsal firmalar dahil olmak üzere.

 

Gizliliğe genel bakış

En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.