Yazar -Nigar

Drone’lara Yeni Görev: Volkan Araştırması

Aktif volkanların yakından takip edilmesinin zorluklarını göz önüne alan bilim insanları, bu sorunu çözmek için droneların kullanılmasını içeren yeni bir yöntem geliştirdi. Buna göre uzun menzilli drone’lar volkan patlamalarının öngörülebilmesi için önemli veriler toplayarak ve yanardağların küresel karbon döngüsüne olan etkisini inceleyecek.

Günümüzde volkanik karbon emisyonlarını kontrol eden faktörleri anlamak, iklimin geçmişte nasıl değiştiğini ve dolayısıyla gelecekte insan etkilerine nasıl tepki verebileceğini ortaya çıkarması açısından önemli… Papua Yeni Gine’deki Manam yanardağındaki en son araştırma ise bilim insanlarının yanardağların Dünya’daki yaşamı sürdürmenin anahtarı olan küresel karbon döngüsüne nasıl katkıda bulunduğuna dair önemli bulgular ortaya koyuyor. Üstelik bu çalışma kapsamında uzak volkan bölgelerini gözlemlemekte modifiye edilmiş uzun menzilli drone teknolojisinden destek alınıyor. Yapılacak olan çalışmalar sayesinde bilim insanları, gelecek volkan patlamalarının öngörülebilmesi için önemli veriler toplamasının yanı sıra yanardağların küresel karbon döngüsüne olan etkisini inceleme fırsatını bulacak.

Drone’lar gaz örneklerini yakaladı

Papua Yeni Gine’de bulunan ve deniz seviyesinden 1.800 metre yüksekte, anakaranın kuzeydoğu kıyısının 13 km açıklarındaki bir adada bulunan Manam yanardağı inceleyen ABOVE programındaki bilim insanları, drone kullanarak volkandan çıkan gazları ölçümlüyor. Bu volkan dünya üzerindeki en büyük karbon sülfür salınımı yapan doğal yapılar arasında yer alıyor. Sülfür dioksitin karbondioksite olan oranı ise magmanın nerede bulunduğunu ölçmeyi sağlıyor ve püskürmeleri tahmin etmeye yardımcı oluyor. Manam gibi tehlikeli yanardağlarda, drone’lar numuneleri güvenli bir şekilde almanın tek yolu olarak görülüyor. Zira aktif havalandırma deliklerine yaklaşarak numene toplamak tek kelimeyle imkansız… Araştırma ekibi de drone’u 2 km yüksekliğinde ve 6 km mesafeden uçurarak Manam’ın zirvesinde saatler içinde analiz edilecek gaz örneklerini yakalamayı başardı.

Manam’ın 2004 ve 2006 arasındaki son büyük patlamaları adanın büyük bir bölümünü harap etti ve yaklaşık 4.000 kişilik nüfusu anakaraya kaydırdı. Patlama sonunda mahsulleri yok etti ve su kaynakları kirlendi. Her ne kadar söz konusu bölgeden örnek toplamak imkansız olsa da drone’lar ile bu sorun çözülebiliyor.

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2020/10/201030144837.htm

MIT’li Bilim İnsanları Koronavirüsü Etkisiz Hale Getirebilecek Maske Tasarladı

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) bilim insanları, koronavirüsü filtrelemek ve etkisiz hale getirmek için ısıtılmış bir yüz maskesi tasarladı. Yeniden kullanılabilir olan ve bir pil ile çalışan maskede bulunan bakır levha 90 dereceye kadar ısınarak havadaki virüsü öldürebiliyor.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki yüz maskeleri yeni tip koronavirüs (Covid-19) gibi virüsleri filtrelemekte etkili. Böylece, enfeksiyon riski azalıyor. ABD’de yer alan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) bilim insanları şimdi, bunu bir adım ileri götürdü ve ısı kullanarak virüsleri etkisiz hale getiren bir maske üretti. Elektrikle çalışan ve bir bataryaya sahip olan maske, sıcak metal filtrenin kullanıcı tarafından rahatça giyilebilmesi için ısıyı yalıtan neopren maddesiyle kaplandı. Uzmanlar sıcak maskenin, özellikle koronavirüse maruz kalma riskinin yüksek olduğu hastane ortamları ve toplu taşıma araçlarında halk sağlığı için ideal olduğunu düşünüyor.

Farklı bir mekanizmaya dayanıyor

Araştırmacılar, medRxiv’te yayımlanan çalışma kapsamında, koronavirüs partiküllerini maskeden içeri veya dışarı nefes alırken etkisiz hale getirmek için bakır levhanın ulaşması gereken optimum sıcaklığın 90 derece olduğunu belirledi. Makalenin yazarı ve Kimya Mühendisi Samuel Faucher, günümüzde maskelerin büyük çoğunluğunun parçacıkları boyuta veya elektrik yüküne göre filtreleyerek çalıştığını söyleyerek “Bu maske ise farklı bir mekanizmaya dayanıyor ve ağırlıklı olarak termal inaktivasyonla çalışıyor. Elbette, maske kullanıcılarının güvenliği ve rahatlığı konusunda dikkatli olmamız gerekiyor. Viral inaktivasyondan sonra maskeyi rahat ve güvenli bir şekilde kullanmak için hava soğutuluyor” diyor.

Tamamen yeni bir maske konsepti

MIT’de Kimya Mühendisliği Profesörü Michael Strano ise konuya ilişkin olarak “Şimdi taktığımız maskeler virüsün bir kısmını yakalamak için tasarlandı. Koruma sağlıyorlar ancak virüsü etkisiz hale getirmeyi ve havayı sterilize etmeyi gerçekten düşünen kimse yok. Bu beni oldukça şaşırttı. Öte yandan sıcak maske ise tamamen yeni bir maske konsepti çünkü öncelikle virüsü engellemiyor. Aslında virüsün maskeden geçmesine izin veriyor, bununla birlikte onu yavaşlatıyor sonra da etkisiz hale getiriyor. Aynı durum maskeyi takan enfekte biri nefes verdiğinde de geçerli” diyerek havanın iç katmadan geçtiğine ancak maskeden dışarı çıktığında virüsün etkisiz hale gelmiş olduğuna dikkat çekiyor.

Araştırmacılar, ısıtmalı maskelerin, kumaş maskelerden veya cerrahi maskelerden daha pahalı olacağını bununla birlikte virüse maruz kalma riskinin yüksek ve maliyetin daha az endişe verici olduğu durumlarda yararlı olabileceğini söylüyor.

https://news.mit.edu/2020/heated-face-mask-coronaviruses-1021

 

Yapay Zeka ve Doğal Dil İşleme Algoritması: Artiwise

Artiwise, Türkiye’nin en hızlı büyüyen yapay zeka ve doğal dil işleme firmasıdır. Finans, havacılık, otomotiv, e-ticaret, medya gibi birçok sektörün öne çıkan değerli markaları Artiwise çözüm ve hizmetlerini kullanmaktadır. Yapay Zeka ile Doğal Dil İşleme ve Metin Analitiği konusunda Türkiye’nin lider firmasıdır.

Artiwise ürünlerinde insanın yazılı veya sesli olarak doğal dilde ifade ettiği tüm içerikleri yüksek yapay zeka teknolojisi ile anlık analiz edilmesini ve aksiyona dönüştürülmesini sağlar. Artiwise’ ın öne çıkan ve popüler ürünü Artiwise Analytics ile firmalar dönemsel bazda müşterilerinin iç görüsünü çıkarıp, problemlerin kök nedenini anlık tespit edebilmektedirler. Artiwise Analytics aynı zamanda internet sitelerinde yer alan milyonlarca içeriği (haber, blog, forum, sosyal medya) yapay zeka ile gerçek zamanlı analiz ederek kurumsal firmalara dijital medya analizi ve finansal istihbarat analizi sağlamaktadır.

Müşterinin sesini analiz etmek müşterinin şikayet, öneri, isteklerini doğru anlamak ve doğru yönlendirmek ile başlar. Artiwise Analytics, Müşteri Deneyimini ve Müşteri İçgörüsünü (Customer Insight) analiz etmenizi, aksiyon konularınızı net belirlemenizi sağlar. Başta müşteri konuşmaları ve yorumları olmak üzere, sosyal medya verileri, chatbot sohbet verileri, yazılı anket içerikleri, ses kayıtları vb. iletişim kanallarının tamamını Artiwise Analytics üzerinde bir araya getirebilir, analiz edebilir ve yapay zeka gücüyle müşteri memnuniyetinizi arttırabilirsiniz.

Artiwise’ın şu anda odaklandığı hedefi Türkiye’de gösterdiği başarıyı yurt dışına taşımasıdır. Bu hedef doğrultusunda Artiwise, 2021’in ilk çeyreğinde Artiwise Analytics ürününü yurt dışında birçok pazara sunacaktır. Artiwise Analytics ürünü ile firmalar şu anda sadece kendi müşteri şikayet, öneri veya ses verilerini değil dijital medyada yayınlanan haber, form, blog, sosyal medya, internet sitesi içeriklerini de anlık analiz ediyor. Artiwise Analytcs ‘ in yeni versiyonu ile pazar araştırması, hizmet verdiğiniz sektördeki yorumlar ya da hizmet alacağınız kurum veya şirketler ile ilgi algının araştırılması zevkli ve kolay şekilde gerçekleştirilebilecektir. Örneğin bir yandan tüm otel yorumlarından olumsuz öne çıkan içeriklerin dağılımlarını görebilecekken, diğer yandan haber yorumlarında en çok olumlu yorum alan haberleri takip edebileceksiniz.  Araştırma yapmak isteyen bir öğretim üyesi, bir müşteri deneyim uzmanı ya da kurumsal bir çalışan dilediği sektörü ve ilgi alanlarını seçerek kısa zamanda ihtiyacı olan içgörü analizlerine başlayabilecek. Zenginleştirilmiş değerli verileri kullanıcılar hiçbir destek almadan kendileri ürün üzerinden analiz edebilecekler. İnsan gücü ile bu milyonlarca veriyi okumak ve çıkarımda bulunmak imkansız diyebileceğimiz bir iş yüküdür. Artiwise çözümlerimizin detayını www.artiwise.com adresinde detaylı bir şekilde bulabilirsiniz.

En Büyük 5 Teknoloji Trendine Herkes Hazır Olmalı!

Bu yılın dünyayı değiştiren olaylarını kimse daha önce tahmin edememişti. Buna karşın, emin olduğumuz iki şey var ki bunlardan birinin teknolojinin hayatımızın her bölümünü etkilemesi, diğeri de günümüzün en önemli teknoloji trendlerinin, karşı karşıya olduğumuz birçok zorlukla başa çıkmamıza ve bunlara uyum sağlamamıza yardımcı olmada büyük rol oynayacağı… Peki nedir bu bizi bekleyen teknoloji trendleri?

Yaşadığımız yılda tüm dünyanın mücadele ettiği Covid-19, giderek artan çevrimiçi ve dijital yaşamlarımızdaki bir dizi değişiklik için katalizör görevi görüyor. İtici güç olarak zorunlulukla birlikte işler şimdi daha hızlı gerçekleşecek. Ve eğer Covid-19 “sihirli bir şekilde ortadan kaybolursa” birçok şeyi daha verimli ve güvenli bir şekilde yapmayı öğrenmiş olacağımız için beraberinde getirdiği değişiklikler olmayacak. Yeni yılda bizleri bekleyen teknoloji alanındaki pek çok trendin bazıları Covid-19 sonrası normalliği geri kazanmamıza yardım etmede kendi rolünü oynarken; bazıları ise değişen bir gerçekliği anlamamızı kolaylaştıracak.

  1. Yapay Zeka

Şu anda en büyük teknoloji trendlerinden biri olan yapay zeka, 2021 boyunca çevremizdeki dünyayı yorumlamamıza ve anlamamıza yardımcı olmaya devam edecek. Özellikle salgın sonrası dönemde sağlık hizmetleri, enfeksiyon oranları ve enfeksiyonun yayılmasını önlemek için aldığımız önlemlerin başarısı hakkında topladığımız veri hacmi artmaya devam edecek. Bu da makine öğrenimi algoritmalarının bizim için ortaya çıkardıkları çözümlerin giderek daha da karmaşık hale geleceği anlamını taşıyacak. Bu süreçte yapay zeka, hastanelerden ve diğer sağlık hizmeti sağlayıcılarından gelen hizmet talebini tahmin etmemize yardımcı olacak ve yöneticilerin kaynakları ne zaman ve nerede dağıtacakları konusunda daha iyi kararlar almalarına olanak sağlayacak.

İşletmeler için asıl zorluk ise müşteri davranışının değişen modellerini anlamak olacak. Alışveriş ve sosyalleşmeden sanal çalışma ortamlarına, toplantılardan işe alımlara kadar pek çok etkinlik çevrimiçi olarak gerçekleşecek. Bu nedenle 2021 boyunca, söz konusu davranış değişimlerini analiz etmek için kullandığımız araçların daha karmaşık hale gelebilir.

  1. Robotik, Drone’lar ve Araç Otomasyonu

Günümüzde toplu taşımayı kullanan yolcuların hacmi yerel koşullara bağlı olarak dalgalanıyor ve bu durum da sürücüsüz araçlarla ilgili girişimlerin sayısını artıracak. Toplu taşıma ağlarında verimliliği artırmak, hizmet sağlayıcıların yanı sıra sivil otoriteler için de bir öncelik olacak ve burada insan işgücü maliyetlerini düşürmek, müşteri talebi etrafındaki belirsizliği dengelemeye yardımcı olacak.

Son dönemlerde yaşlı ve hasta kişilerin bakımında robotların kullanılmakta olduğuna şahit oluyoruz. Önümüzdeki yıl robotlar, özellikle yaşlılar gibi enfeksiyona karşı en savunmasız olan toplum üyeleriyle etkileşim söz konusu olduğunda, giderek daha önemli hale gelecek. Robotlar, bakıcıların yerini tamamen almasından ziyade 7/24 ev içi yardıma erişim gibi yeni iletişim kanalları sağlamak ve sadece arkadaşlık sağlamak için kullanılacak. Drone’lar ise hayati ilaçları ulaştırmak için kullanılacak. Bilgisayarla görme algoritmalarıyla donatılmış drone’lar da viral bulaşma riskinin artığı yerleri belirlemek için kullanılmaya başlanacak.

  1. Hizmet Olarak Devrim

Dünya çapında devam eden salgın şiddetlenirken, hizmet olarak ölçeklenebilir çözümler sağlamak için buluta güvenen şirketlerin başarılı olduğunu açıkça görüldü. Örneğin, sunucu ekleyebilme hızı ve kapsamı ile hizmet kalitesini artırma hızı sayesinde giderek popüler bir hale gelen Zoom’u ele alalım. Şirketin bu başarısının altında bulut tabanlı yapısı ve talebi karşılama kapasitesini hızla artırabilen kendi hizmet sağlayıcıları ile ortaklığı yatıyordu. 2021 ve sonrasında da söz konusu özellikler giderek daha önemli hale gelecek.

  1. 5G ve Gelişmiş Bağlantı

Daha hızlı ve daha güvenilir internet, sadece web sayfalarını daha hızlı yükleyebileceğimiz ve videoların başlatılmasını beklerken daha az zaman harcayabileceğimiz anlamına gelmiyor. 3G’den itibaren mobil bağlantıda yaşanan her ilerleme, aynı zamanda internet için yeni kullanım durumlarının da kilidini açtı. 3G, web taramasını ve veri odaklı hizmetleri mobil cihazlarda kullanışlı hale getirirken; 4G de bant genişliklerinin artmasına paralel olarak video akışı ve müzik platformlarının büyümesine yol açtı. 5G ise bu örneklere benzer şekilde daha fazla kapı açılmasına neden olacak.

Örneğin 5G sayesinde “Büyük Veri” kaynaklarına gerçek zamanlı erişime dayanan karmaşık makine öğrenimi uygulamaları, otomasyon yoluyla sahada yürütülebilecek. Bunun başarılı bir örneği olarak balıklarının bakımı ve beslenmesini otomatikleştirmek için 5G ağı kullanan Norveçli balıkçılık operatörü Salmar’ı göstermek mümkün.  Görüntü tanıma algoritmaları, hangi balığın fazla veya yetersiz beslendiğini tespit etmek ve onları sağlıklı tutmak için gereken yiyecek ve ilacı otomatik olarak dağıtmak için kullanılıyor. Bu tür girişimler ise işletmelerin işgücü genelinde otomasyonu artırmaya çalıştığı 2021’de giderek daha önemli hale gelecek.

  1. Genişletilmiş Gerçeklik – Sanal ve Artırılmış Gerçeklik

Önümüzdeki yıl, genişletilmiş gerçeklik ile sanal ve artırılmış gerçekliği, mevcut dünya durumunun getirdiği zorlukların üstesinden gelmeye yardımcı olacak şekilde görmeye devam edeceğiz. Yani söz konusu teknolojiler, viral bulaşma riskinin olabileceği tehlikeli durumlardan kaçınmamızı sağlayacak bunu da tıbbi muayeneler ve teşhislerin giderek daha fazla uzaktan yapılabilmesiyle sağlanacak. Örneğin, yüksek çözünürlüklü kameralar, hastanın gözünün net bir görüntüsünü verdiği için göz testlerinin tamamen Sanal Gerçeklik ile yapılmasına olanak tanıyacak. Bir artırılmış gerçeklik aracı da müşterinin sunulan gözlük çeşitlerine evinden çıkmak zorunda kalmadan kendi yüzünde neye benzediğini görmesine olanak tanıyacak. Veya viral aktarımın gerçekleştiği koşullar ve yöntem hakkında daha fazla veri elde edildikçe, artırılmış gerçeklik araçları, enfeksiyonun yayıldığı bilinen alanlarda hareket ettiğimizde gerçek zamanlı uyarılar vermek için kullanılacak.

Kaynak: https://www.forbes.com/sites/bernardmarr/2020/09/14/the-5-biggest-technology-trends-in-2021-everyone-must-get-ready-for-now/#6fc94c741b82

Foreks Gerçek Zamanlı Piyasa Verilerine Ulaşmayı Sağlıyor

Foreks Digital Solution Genel Müdürü Serra Berkol; “Foreks olarak, 1990 yılından beri finans sektöründe veri sağlayıcı kimliğimiz, finansal yazılım geliştirme uzmanlığımız ve kalifiye ekibimiz ile müşterilerimize çoklu kanal (omnichannel) yatırım, dijital bankacılık, piyasa izleme ve işlem platform çözümleri sunuyoruz. Aynı zamanda, sektörün öncü finansal yazılım ve uygulama geliştiricisi olarak Foreks Trader Mobil, Web ve FXPlus ürünlerimiz ile son kullanıcılara ve yatırımcılara  gerçek zamanlı piyasa verileri, derin analiz ve haber kaynağı sağlıyoruz. Türkiye pazarında 30 yılı aşkın süredir yakaladığımız başarılı performansımızı finans ve teknoloji alanındaki derin bilgimizi her daim son gelişmelerle desteklemeye borçluyuz ki Türkiye’nin trading özelliğine sahip ilk mobil uygulaması, Türkiye’nin ilk bulut tabanlı Algo-Trade uygulaması ve Türkiye’nin ilk finansal chatbot uygulamasını hayata geçirdik. “Foreks Digital” markası altında global bir şirket olma yolunda ilerlerken, kurum içi üretmeye yönelik inovasyon kültürümüz ve büyüme odaklı uygulama kabiliyetimiz ile alanımızda öncü olmaya devam edeceğiz.”

Nobel Ödülleri Sahiplerini Buldu

Bilim dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen Nobel Ödülleri, Fizik, Kimya ve Ekonomi alanlarında sahiplerini buldu. Nobel Fizik Ödülü’nü kazanan bilim insanları, kara delikler ile bu ödülü almaya hak kazanırken, Nobel Kimya Ödülü’nü ise CRISPR/Cas9 gen düzenleme aracını keşfederek moleküler biyoloji alanında devrim yaratan isimler kazandı.

Fizik, tıp, kimya, edebiyat, barış ve ekonomi dallarında verilen 2020 Nobel Ödülleri sahiplerini buldu. DNA’yı son derece yüksek bir hassasiyetle değiştirebilmeyi mümkün kılan CRISPR/Cas9 gen düzenleme aracını keşfeden bilim insanları Emmanuelle Charpentier ve Jennifer A. Doudna, 2020 Nobel Kimya Ödülü’nü almaya hak kazandı. Charpentier ve Doudna, bu ödülü ortak bir çalışma ile kazanan ilk kadın bilim insanları olurken, genel olarak Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan altıncı ve yedinci kadın bilim insanları oldu.

Yaşam kodunu yeniden yazıyor

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi Genel Sekreteri Goran K. Hansson, ödül alanların isimlerini açıklarken, “Bu yılki ödül yaşam kodunu yeniden yazmakla ilgili” dedi. Ulusal Sağlık Enstitüleri Direktörü Dr. Francis Collins, ise “Bu teknoloji, temel bilimlerde araştırma yapma şeklimizi tamamen değiştirdi” diyerek CRISPR’in herkesin beklediği takdiri aldığını ve iki kadının Nobel Ödülü sahibi olarak tanındığını görmenin kendisini heyecanlandırdığını söyledi.

CRISPR /Cas9 sayesinde bitkiler üzerinde DNA seviyesinde çalışmalar gerçekleştirilebiliyor, bitki bilimciler bu yöntemi yeni mahsuller yaratmak için veya türleri yok olmaktan kurtarmak için kullanıyor. Kanser türlerinin tedavisi için çeşitli çalışmalar yapılıyor ve kalıtsal hastalıkların ortadan kaldırılması konusunda da umut verici sonuçlar alınıyor. Öte yandan CRISPR, insan kalıtımını değiştirme potansiyeli nedeniyle bilimdeki en tartışmalı gelişmelerden biri haline geldi. Çinli bilim insanı He Jiankui 2018’de, dünyanın ilk genetiği değiştirilmiş bebeklerini veren insan embriyolarının genlerini düzenlemek için teknolojiyi kullandığını duyurmuş ve Dr. He’nin deneyleri, bilim camiasında pek çok kişi tarafından eleştirilmişti.

En karanlık sırlar ortaya çıkıyor

Roger Penrose, Reinhard Genzel ve Andrea Ghez ise kara delik oluşumu ve galaksimizin merkezinde süper kütleli bir kara deliğin keşfi konusundaki çalışmaları nedeniyle 2020 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı. Oxford Üniversitesi’nde çalışan İngiliz Fizikçi Prof. Penrose, kara deliklerin oluşumunun Einstein’ın genel görelilik teorisinin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ve gerçekten var olabileceğini kanıtlamak için yenilikçi matematiksel teknikler kullandığı için kendisine düşen ödülü kazandı. Dr. Reinhard Genzel ve Dr. Andrea Ghez ise, yıldızlararası gaz ve tozun arasından Samanyolu’nun merkezini gözlemlemenin bir yolunu keşfederek Samanyolu’nun merkezindeki süper kütleli bir nesneyi keşfetti ve 2020 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görüldü. Fizikte Nobel ödülüne layık görülen dördüncü kadın olan Ghez, oldukça heyecanlı olduğunu söyleyerek, “Umarım sahada diğer genç kadınlara ilham verebilirim. Eğer bilim konusunda tutkuluysanız, bu alanda yapılabilecek çok şey var” dedi.

İsveç’teki Uppsala Üniversitesi’nde Teorik Fizik Profesörü Ulf Danielsson ise bu yılki ödüllerin evrenimizin en karanlık köşesindeki sırları ortaya çıkardığını belirterek “Ancak bu sadece zaferle sonuçlanan eski bir macera değil, yeni bir başlangıç. Kara deliklerin ufuklarına daha da yaklaştıkça, doğanın önünde yeni sürprizler olabilir” dedi.

“Kazanan laneti” Nobel getirdi

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, Nobel Ekonomi Ödülü’nü ise ABD’li iki ekonomist Paul R. Milgrom ve Robert B. Wilson’a verdi. Ödülün Wilson ve Milgrom’a verilme gerekçesi olarak müzayede teorisindeki iyileştirmeler ve yeni müzayede formatlarının icadı olarak açıklandı. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi’nden yapılan açıklamaya göre Robert Wilson ortak değere sahip nesneler için geliştirdiği teoriyle teklif verenlerin, tahmin ettikleri genel değerin altında bir fiyat teklif ettiğini ortaya koydu. Wilson’ın teorisine göre teklif verenlerin böyle davranmasının nedeni “kazanan lanetinden” korkmaları. Yani ederinden fazla ödeyerek aslında kayba uğramak istemiyorlar. Paul Milgrom ise hem özel hem de ortak değere yönelik genel bir teori ortaya koydu. Buna göre müzayedelerde teklif verenler birbirlerinin değer tahminlerini bildiklerinde satıcı daha fazla gelir elde ediyor. Ödül Komitesi Başkanı Peter Fredriksson, “Bu yıl iktisat bilimlerinde ödül alanlar temel teori ile başladı ve daha sonra sonuçlarını küresel olarak yayılan pratik uygulamalarda kullandı. Onların keşifleri topluma büyük fayda sağlıyor” dedi.

Milyonlarca hayat kurtarıldı

2020 Nobel Tıp Ödülü, hepatite karşı mücadelede önemli katkılar sağlayan üç bilim insanı Harvey J. Alter, Michael Houghton ve Charles M. Rice’a verildi. Nobel Komitesi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada “üç bilim insanının sayesinde siroz ve karaciğer kanserine yol açan Hepatit C’ye karşı yeni ilaçlar geliştirildi ve milyonlarca kişinin hayatı kurtuldu” denildi. Bilim insanlarının keşfi sayesinde bugün virüs için çok hassas kan testlerinin mevcut olduğu ve bunların dünyanın birçok bölgesinde kan nakli sonrası hepatit vakalarını ortadan kaldırıldığı belirtildi.

Barış Ödülü, açlıkla mücadelenin

Nobel Barış Ödülü, “Açlıkla Mücadelesi” kapsamında Dünya Gıda Programı’na verildi. Dünya Gıda Programı’na bu ödülün verilmesi ise “Açlıkla mücadelesi, mevcut durumu iyileştirmeye olan katkısı, çatışma bölgelerinde barışa olan katkısı ve savaş ve çatışmalarda açlığın bir silah olarak kullanılmasını engellemeye yönelik adımları” gerekçesiyle açıklandı. Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi de ABD’li şair Louise Glück oldu. Glück’ün “yalın bir güzellikle, bireysel varoluşu evrenselliğe ulaştıran şaşmaz şiirsel sesi” nedeniyle ödüle layık görüldüğü belirtildi.

 

Kaynak:

https://www.theguardian.com/science/2020/oct/06/nobel-prize-in-physics-awarded-to-trio-for-work-on-blackhole-formation

https://www.nytimes.com/2020/10/07/science/nobel-prize-chemistry-crispr.html

https://www.bbc.com/news/business-54509051

http://www.tuba.gov.tr/tr/haberler/akademiden-haberler/2020-nobel-odulleri-aciklandi

Helsinki Üniversitesi’nde Akıl Okuyan Bilgisayar Geliştirildi

Helsinki Üniversitesi’ndeki bilim insanları tarafından geliştirilen bir bilgisayar, düşünceleri tahmin ediyor, hatta bununla da kalmayarak beyin sinyallerine göre görüntüler oluşturuyor. Yapılan çalışmalar sonucu ise oldukça başarılı zira, bilgisayarın oluşturduğu görsellerin katılımcıların düşündükleriyle yüzde 83 doğrulukla artan bir eşleşme sağladığı görüldü.

Öyle bir bilgisayar düşünün ki, beyin işlevini izleyerek bir kişinin ne düşündüğünü hayal edebiliyor hatta sonuçları görüntü olarak sunabiliyor. Helsinki Üniversitesi’ndeki bilim insanları işte bu özelliklere sahip bir bilgisayar geliştirdi. İnsan yaratıcılığını desteklemenin yanı sıra psikoloji ve bilişsel sinirbilimde de kullanılabilecek olan teknik, bir bilgisayarın insan beyni sinyallerini izleyerek görsel algıyı modelleyebiliyor.

Yüzde 83 doğrulukla artan bir eşleşme

Söz konusu teknik, yeni bir beyin-bilgisayar arayüzüne dayanıyor. Bundan önceki çalışmalarda benzer beyin-bilgisayar arayüzleri, beyinden bilgisayara tek yönlü harfleri hecelemek veya bir imleci hareket ettirmek gibi tek yönlü bir iletişim gerçekleştirebiliyordu. Yeni çalışma ise hem bilgisayarın bilgi sunumunun hem de beyin sinyallerinin yapay zeka yöntemleri kullanılarak aynı anda modellendiği ilk çalışma olarak dikkat çekiyor.

Araştırmacıların “nöroadaptif üretici modelleme” adını verdiği tekniğin etkinliğini değerlendiren çalışmaya 31 gönüllü katıldı. Deneklerden, yaşlı görünen veya gülümseyen yüzler gibi belirli özelliklere konsantre olmaları istendi. Katılımcıların hızla sunulan bir dizi yüz görüntüsüne baktığı esnada çekilen EEG’ler (Elektroensefalografi) gerçek beyinlerden esinlenilerek geliştirilmiş bir algoritmaya (yapay sinir ağı) iletildi. Söz konusu ağ, beyinlerin, katılımcıların aradığıyla eşleşen herhangi bir görüntüyü saptayıp saptamadığını belirledi. Son olarak, bilgisayarda oluşturulan görüntüler katılımcılar tarafından değerlendirildi ve bilgisayarın oluşturduğu görseller, katılımcıların düşündükleriyle yüzde 83 doğrulukla artan bir eşleşme sağladı.

Bilgisayar yardımcınız olabilir

Helsinki Üniversitesi’nde araştırmacı olan Tuuka Ruotsalo, yaptığı açıklamada, “Teknik, insanın verdiği doğal tepkilerle bilgisayarın yeni enformasyon oluşturma becerisini birleştiriyor. Eğer bir şey çizmek veya resmetmek istiyorsanız ve bunu yapma yetiniz yoksa bilgisayar hedefinize ulaşmanızda size yardımcı olabilir” diyerek bilgisayarın yalnızca, dikkat odağını gözlemleyip, ne yaratmak istediğinizi tahmin edebileceğini söylüyor.

Kıdemli Araştırmacı Michiel Spapé ise tekniğin düşünceleri tanımadığını aksine zihinsel kategorilerle sahip olunan ilişkilere yanıt verdiğini söyleyerek “Böylece, bir katılımcının düşündüğü belirli bir ‘yaşlı kişinin’ kimliğini bulamazken, yaşlılıkla neyi ilişkilendirdiklerine dair bir anlayış kazanabiliriz. Bu nedenle, sosyal, bilişsel ve duygusal süreçler hakkında fikir edinmenin yeni bir yolunu sağlayabileceğine inanıyoruz” diyor.

Araştırmacılar ayrıca, bu gelişmenin kreatif üreticilere yardımcı olmanın yanı sıra insanların bir şeyleri nasıl algıladığını daha iyi anlamak için kullanılabileceğini düşünüyor.

Kaynak: https://scitechdaily.com/this-computer-predicts-your-thoughts-creating-images-based-on-your-brain-signals/

2021’de Yapay Zekayı Bekleyen 4 Yeni Trend

2021’de Yapay Zekayı Bekleyen 4 Yeni Trend

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını, iş yapma biçimlerini pek çok yönden değiştirdi. Öte yandan yapay zekanın yaşamımız üzerindeki etkisi bu süreçte azalmadığı gibi oldukça arttı ve akıllı makinelerin bu salgına ve gelecekte karşılaşabileceğimiz diğer salgınlara karşı devam eden mücadelede büyük bir rol oynayacağı aşikar hale geldi.

İçinde bulunduğumuz 2020’de koronavirüs pandemisi ortaya çıkmadan ve pek çok şey alt üst olmadan önce yapay zeka özellikle de makine öğrenimi ve akıllı makineler neredeyse her sektörde yaygın bir karışıklığa neden oluyordu. Tüm dünyada etkili olan küresel salgın ise çalışma hayatını ve iş yapma şekillerini baştan aşağı değiştirdi. Buna karşın yapay zekanın yaşamlarımız üzerindeki etkisi azalmadı hatta kendi kendine öğretme algoritmalarının ve akıllı makinelerin bu ve gelecekte karşılaşabileceğimiz diğer salgınlara karşı devam eden mücadelede büyük bir rol oynayacağı anlaşıldı.

Yakın gelecekte yaşama ve çalışma şeklimizi değiştirecek teknolojileri seçmek söz konusu olduğunda, yapay zeka şüphesiz önemli bir trend olmaya devam edecek. Peki, önümüzdeki yılda yapay zekada neler değişecek ve neler ön plana çıkacak? İşte cevabı…

Daha Akıllı Büyük Veri Analitiği ve Öngörüleri

Devam eden ve ne zaman sona ereceği henüz bilinemeyen pandemi sırasında, virüslerin dünya çapında yayılmasına ilişkin verileri hızlı bir şekilde analiz etme ve yorumlama ihtiyacını ilk elden görmüş olduk. Hükümetler, küresel sağlık kuruluşları, akademik araştırma merkezleri bilgilerin toplanabileceği ve birlikte çalışılabileceği yeni yollar geliştirmek için bir araya geldi. Her gece yaşadığımız bölgedeki güncel enfeksiyon veya ölüm oranları verildiğinde, bunun sonuçlarını haberlerde görmeye alıştık.

Teknolojik ilerleme, bu salgının 50 milyon cana mal olan 1918 İspanyol Gribi salgını kadar öldürücü olmamasının ana nedenlerinden biri… Tıbbi teknoloji ve bakım standartlarındaki ilerleme, salgınların daha hızlı tespit edilebilmesi ve karantina uygulamalarını sağlayan iletişim teknolojisindeki ilerlemeler söz konusu teknolojinin alt başlıkları ve önümüzdeki yıl, salgınlarla daha etkili bir şekilde başa çıkmamızı sağlayan teknolojik gelişmeler listesine yapay zeka da eklenecek. Yapay zeka sayesinde salgınlar daha kolay tespit edilecek, enfekte kişiler arasındaki iletişim izlenebilecek, daha doğru teşhisler konulacak ve bir virüsün gelişebileceği yolları tahmin ederek gelecekte daha etkili ve kalıcı aşılar geliştirilebilecek. Üstelik yapay zekanın yalnızca virüslerle mücadeleyle ilgili değil, sağlık hizmetinin diğer birçok alanında da hızla benimsendiğini göreceğiz.

Otomatik Tespit ve Önleme

Pandemi döneminde sosyal mesafe kurallarına uyulup uyulmadığını izlemek için pek çok ülkede drone’lar kullanıldı. Bir kalabalığın içindeki insanlarda “yüksek ateş” gibi COVID-19 semptomlarını tespit etme yeteneğine sahip drone’lar gibi daha gelişmiş uygulamalar ufukta görünüyor. Bu sistemler, drone’larda kameralar tarafından yakalanan verileri analiz etmek ve yetkilileri virüsün yayılmasıyla ilgili istatistikler ile olasılıklar hakkında bilgilendirmek için kullanılacaklar. Bir diğer gelişme alanı da yüz tanıma teknolojileri olacak ki halihazırda bu teknoloji, yetkililer tarafından karantinadan kaçınanları tespit etmek veya kalabalığın içinde semptomlar gösterenlerin hareketlerini izlemek için kullanılıyor. Kamuoyu, daha önceleri oldukça kuşkuyla baktığı yüz tanıma teknolojisine sağlık riskleri nedeniyle artık daha toleranslı hale geldi.

Geri Tepen İşler – Davranışsal Dönüşümü Tahmin Etme

COVID-19’un yayılması yaşamı, çalışma ve sosyalleşme şekillerini büyük ölçüde etkiledi. Toplumun birçok alanında dijitale doğru istikrarlı ve güçlü bir eğilim bulunuyordu ve salgın ise bu eğilimi adeta bir izdihama çevirdi. Örneğin Amazon’un 2020’nin ikinci çeyreğindeki satışları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 artış gösterdi. Çünkü şimdiye kadar online alışverişten kaçınanlar bile seçeneklerini yeniden değerlendirmek zorunda kaldı.

Bu süreçte müşterilerinin yeni bir gerçekliğe nasıl adapte olduklarını anlamalarına yardımcı olmak için yapay zeka araçları ve platformları zaten işletmelerin yanlarında…  Daha önce ticaret ve ilişki geliştirme için dijital kanalları benimsemekte geciken kuruluşlar, durumun aciliyetini anlamaya başlayarak davranışsal analitik ve kişiselleştirme gibi kavramları hızla benimsedi. Kuruluşlara bu teknolojiye erişim sağlayan araçların ise 2021 boyunca giderek yaygınlaşması bekleniyor.

Bir Sonraki Pandemiyi Daha Başlamadan Engellemek

Yapay zeka algoritmalarının çoğu tahmine yönelik ve yapay zeka destekli epidemiyolojinin en önemli bölümü, gelecekteki salgınların ne zaman ve nerede meydana geleceğini doğru bir şekilde tahmin edebilen sistemler yaratabilmek olacak. Aslında bu araştırma bir süredir devam ediyor hatta mevcut salgınla ilgili çapıcı bir uyarı yapay zeka tarafından oluşturulmuştu bile… Buna göre Toronto merkezli BlueDot’un aracı, 31 Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde olası bir salgın hakkında bir uyarı yayınladığında günlük 100 binin üzerinde hükümet ve medya veri kaynağını tarıyordu.

Yapay zeka araştırmalarından önümüzdeki 18 ay içinde viral salgınları tespit etme ve bu tehlikeye tepki verme yeteneğini daha da geliştirmesi bekleniyor. Ancak bunun gerçekleşmesi için hükümetler ve özel sektör arasında devam eden küresel iş birliğinin bulunması gerekiyor. Bu nedenle, tıbbi data setlerine erişim ve uluslararası bilgi alışverişinin önündeki engeller gibi başlıklar önümüzdeki yıl için gündemdeki konular olacak.

Kaynak: https://www.forbes.com/sites/bernardmarr/2020/09/21/the-4-top-artificial-intelligence-trends-for-2021/#28b2819d1c2a

NASA’nın Motorları 3D Baskıya Emanet

Amerika Birleşik Devletleri’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), gelecekte kullanılacak roket motorlarını üç boyutlu baskı yöntemiyle üretmeye karar verdi. Roket motorlarının parçalarını metal tozu ve lazer kullanarak üretecek olan projeyle hem zamandan hem de maliyetten tasarruf yapılması bekleniyor.

Günümüzde 3D baskı teknolojisini her yerde görmek mümkün; insan organları, yemekler ve evler bu teknolojinin kullanıldığı alanlardan sadece birkaçı… Şimdilerde 3D baskı teknolojisi kendine yeni bir uygulama alanı buldu ve NASA, gelecekteki roketlerini inşa etmek için 3D baskıyı kullanacağını duyurdu. RAMPT (Rapid Analysis and Manufacturing Propulsion Technology – Hızlı Analiz ve İtiş Teknolojisi Üretme) olarak adlandırılan bu projede, roket motorlarının parçaları metal tozu ve lazer kullanarak üretilecek. Bu yeni yöntemle NASA, hem üretim maliyetlerini düşürmeyi hem de teslimat sürelerini azaltmayı planlıyor. RAMPT projesini finanse eden NASA’da yönetici Drew Hope, “Bu teknolojinin ilerlemesi önemli çünkü geçmişe göre daha düşük bir maliyetle zor ve pahalı roket motoru parçalarını üretmemize izin veriyor” diyor. Aynı zamanda Hope’a göre havacılık endüstrisi dışındaki şirketler bile bu yöntemi kendi üretim yöntemlerine ekleyebilecek.

Geleneksel süreç oldukça zorlu

Yeni üretim yöntemi ile çok büyük ve karmaşık parçaların da üretilmesi planlanıyor. Bunların başında dahili soğutma kanallarına sahip motor nozulları bulunuyor ki NASA’nın Huntsville’deki Marshall Uzay Uçuş Merkezi’nde araştırmacı Paul Gradl’e göre nozulları geleneksel olarak üretmek hem zorlu bir süreç ve hem çok uzun zaman alabiliyor. “Yeni üretim modeli, daha önce mümkün olmayan karmaşık özelliklere sahip çok büyük ölçekli bileşenler oluşturmamızı sağlıyor” diyen Gradl, kanal soğutmalı püskürtme uçlarının ve diğer kritik roket bileşenlerinin üretimiyle ilgili süreyi ve maliyeti de önemli ölçüde azalttığının altını çiziyor.

RAMPT henüz yeni bir proje olmasına rağmen, ilk başarılı sonuçlarını verdi bile… Buna göre yeni üretim modeli ile bugüne kadarki en büyük motor nozullarından birisi üretildi. 40 inç çapa (yaklaşık 1 metre) ve 38 inç (96 santimetre) yüksekliğe sahip olan bu nozul aynı zamanda sadece 30 günde üretildi. Geleneksel kaynak yöntemlerinin kullanıldığı üretim modelinde neredeyse bir yılda üretilen bu parçanın üretimi yeni teknoloji sayesinde planlanandan bir yıl önce gerçekleşmiş oldu.

Kaynak: https://interestingengineering.com/nasa-says-its-future-rocket-engines-may-be-3d-printed

 

 

 

 

Havada Salgın Takibi Boni Global’den

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan; geliştirdiği Safe Steps adlı giyilebilir cihaz ile fabrikalarda korona devriyesine hazırlanan Türk firması Boni Global’e havacılık devi Airbus’tan da teklif geldi.

Pandemi ile mücadele kapsamında Hayat Eve Sığar uygulamasıyla Sağlık Bakanlığı’nın en büyük destekçilerinden biri olan Boni Global, bu defa giyilebilir cihazı Safe Steps ile fabrikalarda korona denetimi yapacak. Görüntü işleme teknolojisiyle sosyal mesafe ve maske denetimi yapan cihazın testleri ise başarıyla gerçekleşti. İlk etapta 50 fabrika ve 100 bin işçiye ulaşmayı hedefleyen firma uçak içerisinde salgın takibi için de Airbus ile görüşmelerini sürdürüyor.

 

Boni Global Hakkında:

2011 yılında İTÜ ARI Teknokent’te Boni adıyla startup olarak kurulan Boni Global; havalimanı, metro, AVM, otel ve mağazalarda iç mekan haritalandırma, navigasyon, erişilebilirlik ve sanal sınırlar alanlarında teknolojik çözümler üretiyor.

Kaynak: 

https://www.turkiyegazetesi.com.tr/ekonomi/732650.aspx

Gizliliğe genel bakış

En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.