Yazar -Nigar

Uzaydaki Yaşam, Venüs’ün Üzerindeki Bulutlarda Yaşıyor Olabilir mi?

Bilim insanları, geçtiğimiz günlerde Güneş sistemindeki en yakın ikinci komşumuz Venüs’ün atmosferinde bakteriler tarafından üretilen fosfin gazı bulunduğunu açıkladı. Bunun açıklaması ise insanlık tarihini baştan başa değiştirecek cinsten: Venüs’ün üzerindeki bulutlarda yaşam ihtimali olabilir.  

Bilim insanları, dünyanın en yakın komşusu Venüs’ün atmosferinde bakteriler tarafından üretilen fosfin gazı bulduklarını ve bunun dünya dışı yaşamın göstergesi olabileceğini açıkladı. Araştırmacılar söz konusu keşif karşısında oldukça şaşkın çünkü konu, farklı gezegenlerde yaşam bulmaya geldiğinde, Venüs gezegeni, yaşamın pek de mümkün olmayan noktalarından biri… Zira Venüs, insanlar ve hayvanlar için oldukça zehirli bir gaz olan karbondioksitten (CO2) oluşan bir atmosfere sahip ve Güneş’e en yakın ikinci gezegen olması nedeniyle yüzeyi çok sıcak (yaklaşık 465 santigrat derece). Yani, basit bir ifadeyle bir pizza fırınının sıcaklığına eşit… Tüm bu zorlu şartlara rağmen bilim insanları şimdi gezegenin yüzeyinden 50 km yukarıda başka bir gaz keşfettiklerini açıkladı. Cardiff Üniversitesi’nden Profesör Jane Greaves ve ekibinin Hawaii’de büyük bir teleskop kullanarak keşfettikleri bu gazın adı ise dünyada yaşam için oldukça önemli olan fosfin… Bataklıklar gibi fazla oksijen olmayan yerlerde veya penguenler gibi hayvanların karınlarında bulunan bu gaz, oksijensiz ortamlarda gelişen bakteriler tarafından üretiliyor.

Bulutların üstünde soğuk bir ortam var

Venüs’te kesinlikle penguen yok, peki orada fosfinin bulunmasına ne sebep oldu? İşte bilim insanlarının kafasını da bu karıştırıyor. “Tüm kariyerim boyunca evrenin başka yerlerinde yaşam arayışıyla ilgilendim” diyen Greaves, Venüs’ün yörüngesinde fosfin olduğuna dair ilk ipuçlarını aldıklarında yaşadığı şaşkınlıktan dolayı ağzının açık kaldığını söylüyor. Peki söz konusu keşifler ışığında Venüs’te yaşam var mı? Ne yazık ki bu sorunun kesin bir cevabı yok öte yandan herhangi bir yaşam olsa bile ancak mikroskobik yani çok küçük olacaktır. Venüs’ün yüzeyi oldukça acımasız olduğuna ve gezegene inen uzay sondalarının bozulmadan sadece birkaç dakika sağlam kalabildiğine dikkat çeken bilim insanları, bununla birlikte, bulutların üstünde çok daha soğuk bir ortam bulunduğunu belirtiyor. Bu yüzden Venüs’te gerçekten bir yaşam varsa, bilim insanlarının tam olarak onu bulmayı umdukları yer de burası… Öte yandan bahsedilen yer Venüs ve bu gezegenin bulutları kalın ve sülfürik asit içeriyor, bu da Dünya’daki herhangi bir canlı organizma için burasının ölümcül olması anlamına geliyor.

ABD’deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden biyokimyacı Dr. William Bains, Venüs’teki yanardağların, şimşeklerin ve hatta göktaşlarının fosfine neden olup olamayacağını inceledi ve araştırdığı tüm kimyasal reaksiyonların keşfedilen fosfin miktarını üretemeyecek kadar zayıf olduklarını söylüyor. Dr. Bains, sülfürik asitte hayatta kalmak için Venüs’teki yaşamın, tamamen farklı biyokimya kullanan veya bir tür zırh geliştiren havadaki mikroplar olduğuna inanıyor.

Galakside yaşam daha yaygın olabilir mi?

Dünya’nın ötesindeki yaşam olanaklarını inceleyen bir astrobiyolog olan Westminster Üniversitesi’nden Dr. Lewis Dartnell ise Mars’ın, Jüpiter ve Satürn’ün uydularının yaşam bulmak için daha muhtemel yerler olduğunu düşünüyor. “Eğer yaşam Venüs’ün bulutlarının üstünde varsa belki de bu galaksimizde yaşamın çok daha yaygın olduğu anlamına geliyordur” diyen Dartnell, belki de yaşam için hayatın Dünya benzeri gezegenlere ihtiyaç duymadığını belirtiyor.

Peki, Venüs’te bir yaşam olup olmadığını ne zaman öğreneceğiz? NASA, 2030’larda, Venüs’ün veri toplama bulutları arasında seyahat etmek için bir uzay aracından “aerobot” adı verilen bir balonun fırlatılacağı bir görev planlıyor.

Kaynak:  https://www.bbc.co.uk/newsround/54147936

Cambridge Üniversitesi’nden Yapay Fotosentez

Doğada fotosentez yapan canlılar, doğrudan Güneş’in enerjisini alıp biyolojik enerjiye dönüştürebiliyor. İşte canlılardaki bu yeteneği mercek altına alan bilim insanları, yeni bir çalışmayla güneş enerjisini doğrudan fotosentez benzeri bir yöntemle kullanabilmeyi mümkün kıldı.

Bitkilerin kendileri için oldukça basit ama aynı zamanda oldukça mucizevi bir yetenekleri var; güneş ışığını enerjiye çevirmek… “Fotosentez” adı verilen bu süreçte canlılar, doğrudan Güneş’in enerjisini alıp biyolojik enerjiye dönüştürebiliyor. Bilim insanları da bir süredir bu fotosentez sürecini yapay olarak taklit etmek için çalışıyor. Araştırmacılar tarafından ortaya konan ve “fotokağıtlara” dayalı yeni bir yaklaşım ise bu alanda umut verici girişim olabilir. Güneş enerjisini doğrudan fotosentez benzeri bir yöntemle kullanabilmeyi mümkün kılan bu yaklaşımda geliştirilen yeni bir cihaz, karbondioksit, su ve güneş ışığını bileşen olarak topluyor. Ardından oksijen ve yakıt olarak depolanabilecek formik asit üretiliyor ve temiz bir enerji kaynağı olarak gösterilen hidrojene dönüştürülüyor.

Sürecin daha verimli olması için çalışılıyor

Bu yaklaşımın merkezinde bulunan “fotokağıtlar” ise özel yarı iletken tozları barındıran bir yapı ve bu şekilde kağıt sudayken güneş ışığıyla temas ettiğinde oksidasyon gerçekleşiyor. Etkileşimin gerçekleşmesi için de sadece kobalt bazlı katalizörlerden destek alınıyor. Bilim insanları araştırmada kullanılan “fotokağıt” örneğinin yalnızca 20 santimetrekare büyüklüğünde olduğuna dikkat çekiyor ve gerekmesi durumunda bu ürünün, maliyetinin çok da yükselmeden daha büyük ölçekli hale getirilebileceğini söylüyorlar. Nihayetinde bu tabakaların, güneş enerjisi çiftliklerindekine benzer şekilde, büyük diziler halinde üretilebileceğini düşünen araştırmacılara göre elde edilen formik asit bir çözelti içinde depolanabiliyor ve oradan gerektiğinde farklı yakıt türlerine dönüştürülebiliyor. Her ne kadar araştırmadan başarılı sonuçlar alınsa da “fotokağıtlar” henüz ticari kullanıma uygun değil… Araştırmacılara göre öncelikle sürecin çok daha verimli hale getirilmesi gerekiyor; aynı zamanda farklı güneş yakıtları üretebilen farklı katalizörler üzerinde de deneyler devam ediyor.

Araştırmayı yöneten Cambridge Üniversitesi’nden Qian Wang, sürecin ne kadar iyi işlediğini görünce şaşırdıklarını söylerken; aynı ekipten kimyager Erwin Reisner de “Bu teknolojinin sürdürülebilir ve pratik güneş yakıtı üretimine giden yolu açacağını umut ediyoruz” diyor.

Kaynak:

https://www.sciencealert.com/new-artificial-photosynthesis-device-creates-energy-from-co2-water-and-sunlight

Elon Musk’ın Sahibi Olduğu Neuralink’in Detayları Belli Oldu

İlk kez 2017 yılında duyurulan Neuralink projesinin detayları geçtiğimiz günlerde yapılan bir basın toplantısıyla belli oldu. Elon Musk’ın gerçekleştirdiği sunumda Neuralink’in geliştirdiği implantın bağlandığı bir domuzun beyin sinyalleri ekranlara aktarılarak takip edildi. Neuralink projesinin hafıza kaybı, duyma kaybı, görme sorunları, felç, depresyon ve birçok beyin hastalığına çare olması bekleniyor.

Tesla ve SpaceX’in sahibi, ABD’li girişimci Elon Musk’ın sahibi olduğu nöroteknoloji şirketi Neuralink tarafından geliştirilen beyin-bilgisayar arayüzü düzenlenen bir basın toplantısıyla tanıtıldı. Mikroçip ile beyin kontrolü sağlayacak teknolojiyle ilgili deneme bir domuz üzerinde gerçekleştirildi. Canlı yayında cihazın bağlandığı bir domuzun beyin sinyalleri ekranlara aktarılarak takip edildi. Test sırasında domuzun beyin aktivitesi okunurken; hayvanın beynine ise kalıcı bir zarar verilmedi.

23 mm çapa ve 8 mm kalınlığa sahip olan söz konusu cihazın bataryası bir gün boyunca dayanabiliyor. Bluetooth ile çalışan cihazda bulunan elektrotların beyne ulaşan kabloları saç telinden daha ince… Sıcaklık, basınç gibi verileri ölçebilen cihaz, internete bağlanabilen her türlü elektronik aletin beyin sinyalleri ile kontrol edilmesini sağlıyor. Neuralink’in 2019 etkinliğinde görüntülenen bir prototip versiyonunun aksine, tamamen kablosuz olan ve indüksiyon kullanarak şarj edilen cihaz, dakikalar içerisinde ve anestezi kullanılmadan takılabiliyor.

Yapay zeka ile de mücadele edecek

Neuralink’in teknolojisinin ilk uygulamaları, hafıza kaybı, işitme eksikliği, uykusuzluk sorunu, depresyon, anksiyete, görme bozukluğu, felç, ağrı ve nöbet gibi hastalıkları tedavi etmek üzerine yoğunlaşacak ve Musk’ın ifadeleriyle önemli beyin ve omurga sorunları sorunsuz bir şekilde implante edilmiş bir cihazla çözülebilecek. “Bu teknoloji potansiyel olarak insanların Tesla’sını çağırması, video oyunu oynaması veya omurilik felçli birinin tekrar yürümesini sağlamak için kullanılabilir” diyen Musk aynı zamanda Neuralink’in gelecekte insan beyninin yapay zeka ile de mücadele etmesine de imkan sağlayacağına inanıyor. Zira Elon Musk, yapay zekanın “beş yıldan kısa bir süre içinde” insanları geçeceğini iddia ediyor ve Neuralink’in uzun vadedeki hedefinin de “insan ırkını yok edebilir” dediği yapay zekayla mücadele etmek olduğunu söylüyor.

Cihazın ticari olarak ne zaman satışa sunulacağına dair herhangi bir bilgi verilmedi. Öte yandan fiyatının son teknoloji bir akıllı telefondan çok daha fazla olmayacağı konuşuluyor. Cihazın fiyatı konusunda bilgi veren Musk, “Implant ilk başta oldukça pahalı olacak ama bu hızla düşecek. Fiyatını kısa bir zamanda birkaç bin dolara indirmek istiyoruz” diyor.

Kaynak: https://www.independent.co.uk/life-style/gadgets-and-tech/news/elon-musk-neuralink-brain-computer-chip-a9695036.html

Teknokent Firmalarımız Bilişim 500 Listesi’nde

İTÜ ARI Teknokent’in birinden başarılı teknoloji firmaları Türkiye’de bilişim alanındaki kapsamlı araştırmalardan olan “İlk 500 Bilişim Şirketi Araştırması”nda yer aldı.  Listede yer alan Teknokent firmalarımızı gönülden kutlarız.

 

 

 

 

 

 

 

Lidya Ventures grup şirketi olan ve Insurtech endüstrisine odaklanarak yazılım çözümleri sunan Agito, 1997’den beri sigorta şirketleri için tüm branşlarda hizmet vermektedir. Agito, müşterilerine daha iyi değer sunmak için insan sermayesini, kurumsal bilgisini, teknolojisini ve süreç altyapılarını sürekli geliştirerek operasyonel mükemmelliği ile dikkat çekmektedir. 23 yıllık sektörel tecrübenin yanı sıra kurumsal bilgi sistemleri mimarisi ve yazılım geliştirme süreçlerindeki birikimini, proje yönetim yetkinlikleri ile de birleştirerek 50 ‘den fazla projeyi başarılı bir şekilde hayata geçirmiş, üretmiş olduğu çözümler ile sigorta sektörüne pek çok “artı değer” kazandırmayı başarmıştır. Bu doğrultuda Agito, bugün itibariyle tüm sigortacılık branşlarında 30’un üzerinde referansa ulaşmıştır.

http://www.agito.com.tr/index-tr.asp

 

 

 

 

 

 

 

AIR, bir dizi dikey pazar için kablosuz ürünler ve çözümler dağıtan önde gelen bir teknoloji şirketidir. American International Radio (AIR), EMEA’daki En Büyük Motorola Distribütörü olarak kabul edilmektedir. Yazılım ve donanım, özelleştirilmiş Mobilite & BT uygulamaları ve çözümleri geliştirerek ve standart ürünlerin işlevselliğini artırarak Profesyonel İletişim Çözümleri sağlayan bir Sistem Entegratörüdür.

http://www.airadio.com/

 

 

 

 

 

Argenit, Kurulduğu 2009 yılından bu yana, bilgisayarla kontrol edilebilen otomatik mikroskop görüntüleme sistemleri dizayn ederek üretmektedir. Argenit, Sitogenetik, Patoloji, klinik ve araştırma laboratuvarları için otomatik hücre görüntüleme ve analiz çözümleri için inovatif ve yenilikçi çözümler geliştirip üretmektedir. Argenit’in hedefi, ileri biyomedikal görüntüleme sistemlerimiz ile klinik tanıda doğruluk, hız ve güvenilir çözümler sunmaktır.

https://www.argenit.com.tr/

 

 

 

 

BilgeAdam Teknoloji; 1997’de İstanbul’da kurulmuş, %100 yerli sermayeye sahip bir Türk şirketidir. Bilişim eğitimleri alanında kısa zamanda ulusal lider olmuş, ardından başta yazılım geliştirme olmak üzere bilişim hizmetlerinin diğer alanlarında da uzmanlaşmıştır.

Uzun yıllardır Türkiye’nin üst düzey şirketlerine ve kamu kuruluşlarına teknoloji hizmetleri sunan BilgeAdam, aynı zamanda iş uygulamaları ve ERP alanında kendi yazılım ürünlerini geliştirmektedir.

BilgeAdam Teknoloji; biri İTÜ ARI Teknokent’te, diğeri Bilkent Cyberpark’ta olmak üzere iki Teknokent ofisiyle İstanbul – Maslak’taki Ar-Ge ve yazılım merkezinin de aralarında bulunduğu İstanbul, Ankara ve İzmir’deki toplam 7 ofisinde, 1.300’den fazla çalışanı ile hizmet vermektedir. Avrupa’ya hizmet ve yazılım ihracatı faaliyetlerini ise Hollanda’daki ofisinde yürütmektedir. BilgeAdam Teknoloji, 2018 Bilişim 500 Araştırması’nda yerli ERP üreticileri arasında Türkiye ikincisi olmuştur.

https://www.bilgeadam.com/

 

 

 

 

 

Şirket, 2011 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde asistan olarak kurulmuş, daha fazla yardıma ve bağımsızlığa ihtiyaç duyan ve karmaşık binaların içinde kolayca gezinebilmeleri için kapalı yol bulma ve erişilebilirlik çözümlerini geliştirmek amacıyla kurulmuştur. Boni Global’in ana temeli toplumumuzda sosyal sorumluluk, kapsayıcılık ve teknolojik ilerlemeye dayanmaktadır.

Başlangıçta Boni, çok çalışmak, yaratıcı olmak ve hızlı öğrenmek için isteklilikleriyle potansiyellerini büyütmek ve Türkiye ve Uluslararası pazarda lider bir şirket kurmak isteyen genç hırslı üniversite mezunlarından oluşan bir ekipten oluşmaktaydı.

https://www.boniglobal.com/tr/

 

 

 

 

 

Bvk Teknoloji, lider bir teknoloji sağlayıcısıdır. Akıllı, bağlantılı güvenlik cihazlarının ve bunların web tabanlı yönetim ve izleme uygulamalarının geliştirilmesi ve üretiminde uzmandır.

ATM Top-Box Güvenliği, ATM Ortam Kontrolü, OTC (Tek Kullanımlık Kod) tabanlı Kilit ve Erişim Kontrol Çözümleri, Akıllı Güvenli Çözümler ve çok faktörlü kimlik doğrulama, Bvk ‘nın temel yetkinlikleridir. Temelde ATM’ler ve FI’ler için, bugün Bvk çözümleri 43’ten fazla ülkede uluslararası bir satış ağı aracılığıyla pazarlanmaktadır.

Merkezi İstanbul, Türkiye’de bulunan BVK, müşteri odaklı, çevik ve esnek bir kültüre sahiptir. Kendi elektronik devre kartımızı tasarlama, aygıt yazılımını ve gömülü yazılımı geliştirme yeteneğine sahiptir. BVK’da ayrıca EFTPOS terminalleri için yazılım geliştirmenin yanı sıra masaüstü, akıllı telefon, web ve bulut tabanlı uygulamalar uçtan uca geliştirmektedir.

BVK, uçtan uca tüm donanım ve yazılım ürünlerinin fikri mülkiyetine sahiptir. 3 patent (beklemede), 1 Faydalı Model Belgesi, 13 tescilli marka ve 16 hazır ürün portföyü bulunmaktadır. Bugün çözümler, 43’ten fazla ülkede uluslararası bir satış ağı aracılığıyla pazarlanmaktadır.

https://bvktechnology.com/en/

 

 

 

 

 

 

Hitit, 1994 yılında Türk Hava Yolları ailesi bünyesinde çalışarak deneyim kazanan yöneticiler tarafından kuruldu ve böylelikle küresel havacılık sektörünün özelleştirilebilir yazılım ihtiyaçlarının sürekli artacağını öngörebildi. Küresel bir teknoloji şirketi olma vizyonuyla yola çıkan Hitit, adını Anadolu’nun eski Hitit medeniyetinden alıyor.

Hitit, 1995 yılından bu yana çeşitli ülkelerdeki havayolu şirketlerine teknik danışmanlık hizmetleri sunarak, tüm dünyaya çözümler üretme ve ihraç etme hedefini benimsemiştir. Sonraki yıllarda, şirket bu amaçla çok sayıda girişimde bulundu ve ABD’den Vietnam’a kadar dünya çapında geniş bir iletişim yelpazesi kurdu.

https://hitit.com/

 

 

 

İnnova Bilişim Çözümleri A.Ş, farklı teknolojilerde bilgi birikimine sahip 1300+ kişinin üzerindeki profesyonel kadrosu ile Türkiye’nin önde gelen bilişim çözümleri firmasıdır. 1999’dan bugüne telekomünikasyon, finans, üretim, kamu ve hizmet sektörleri başta olmak üzere her sektördeki kuruluşlara platform bağımsız çözümler sunan İnnova, uluslararası standartlarda ürettiği çözümleri şimdiye kadar 4 kıtada 37 ülkeye ihraç etmeyi başarmıştır.

2007 yılından bu yana Türk Telekom iştiraki olan İnnova Bilişim Çözümleri A.Ş, İstanbul ve Ankara ana ofislerinin yanı sıra, Türkiye’nin çeşitli bölgelerine yayılmış 12 ofisi üzerinden faaliyetlerine devam etmektedir.

https://www.innova.com.tr/tr

 

 

 

 

 

 

Kod-A, küresel pazara yönelik doküman tabanlı teknolojiler geliştirme ve çözümler sunma misyonuyla 2006 yılında kuruldu. Kurulduğu günden bu yana hızlı bir şekilde büyüyen Kod-A, kısa zaman içinde Doküman Arşivleme alanında pazar lideri oldu. 2012 yılında, Türkiye’de eşsiz bir konsept olan Dijital Arşiv Kent binasını İzmir’de kuran Kod-A, bu yatırımıyla beraber hedefini de Avrupa’nın en büyüğü olmak şeklinde belirlemiştir.

https://greendocs.com/ana-sayfa/

 

 

 

KORA 1998 yılında entelektüel sermaye ile kurulan, bilgi teknolojilerindeki uzmanlığını iş süreçleri deneyimi ile birleştirerek kuruluşlara değer yaratmayı ilke edinmiş bir yazılım şirketidir.

Analitik ile veriden fayda yaratmak vizyonu ile kurulan KORA, bugün yapay zeka alanında yerli ürünler geliştiren bir firma konumundadır.  Yerli teknoloji girişimi WINWAI, KORA’nın yapay zeka alanındaki üretici markası olarak faaliyetlerine devam etmektedir. WINWAI GarantiPartners tarafından desteklenmektedir.

KORA, Oracle teknolojileri ve analitik ürünlerdeki derin proje deneyimine sahip çözüm ortağınızdır. KORA, bu birikimi ile müşterilerine en iyi çözümü en uygun maliyetle temin eder, kuruluşlara, uzman olduğu tüm konularda değer katar, yapay zeka teknolojileriyle akıllı sistemler kurar, proje ve danışmanlık hizmetleri sağlar.

https://www.kora.com.tr/

 

 

 

 

Günümüzde tüm kuruluşların en güncel konusu haline gelmiş bulunan dijital dönüşüm hedeflerine ulaşmak için ihtiyaç duyulan altyapı, işletme ve güvenlik sorunlarına yenilikçi yaklaşımlar getiren Kron, tüm küresel pazarlarda ürün ve hizmetlerini ihtiyaç sahiplerine sunmaktadır. Müşterisine yakın olma, onu iyi anlama ve hizmetlerini zamanında sunabilme hedefleri doğrultusunda global dünyadaki lokasyonlarını artıran Kron şu anda İstanbul, New Jersey, Ankara, Dubai ve Islamabad’da yer alan kadroları ile faaliyetlerini yürütmektedir.

Yüksek teknoloji şirketi olan Kron, katmansız bir organizasyon yapısı içerisinde, yaratıcılık, çeviklik, verimlilik, sürekli gelişim, işinin sahibi olmak ve başarı değerleri etrafında birleşmiş, cesaret ve samimiyetle yol alan, alanlarında saygın ve yetkin mühendis ve araştırmacılardan oluşmaktadır. Şirket, dünyada yaşanan yeni nesil teknolojiler geliştirme yarışında, stratejik olarak insanı öncelikli değer olarak belirlemiştir ve özgürlükçü bir ortamda başarılı projelere imza atmaktadır.

https://www.kron.com.tr/

 

 

 

 

 

 

Model, kurulduğu 1992 yılından itibaren büyük ve orta ölçekli işletmelerin verimlilik ve rekabet gücünü artıran esnek iş uygulamaları geliştirir, danışmanlık, eğitim ve destek hizmetleri verir. Bilgi ve süreç yönetim sistemlerinin söz konusu olduğu her platformda, teknoloji ve proje yönetiminden gelen gücü ve iş ortaklarının sunduğu başarı odaklı hizmetleri ile, fiyat avantajlı ve uyarlanabilir çözümler sunar. Tüm hizmet ve ürünlerinde, diğer değişkenlerden bağımsız olarak “müşteri memnuniyeti” ilkesini gözetir.

Model, her sektörün kendine özgü dinamiklerini gözeten, sektöre özel sorunları çözecek şekilde özelleştirilebilen ERP çözümleri sunmaktadır. Çözümlerin temelinde işletmenin tüm iş süreçlerinin modellenebileceği Model ERP yer alır. Model’in özgün yazılım teknolojisinin (Anadil Platformu) verdiği esneklik sayesinde yeni yazılım bileşenleri oldukça hızlı bir şekilde geliştirilerek müşterilerimizin kullanımına sunulur.

http://www.mbi.com.tr/

 

 

 

 

 

Payten finansal ve finansal olmayan şirketler için kartlı ve kartsız işlemleri destekleyen kapsamlı ödeme sektörü çözümleri sunar.

Çözümler e-Ticaret, mobil ödeme, ödeme işleme, ATM ve POS hizmetlerini içerir. Dış kaynak ve ekipman dahil olmak üzere yazılım ve ilgili hizmetleri bakım ve destek ile tüm portfolio için uçtan uca konusunda uzman ekibi ile sağlar.

Asseco grup bünyesindeki Payten markası yeni olmasına rağmen, Asseco South Eastern Europe Ödeme İş Birimi’nin güçlü performans ve memnun müşterilerinden gelen başarısı vardır. Payten, kendi geliştirdiği yazılım ve hizmetlerden elde ettiği gelir ile Güneydoğu Avrupa bölgesinin önde gelen bilişim firmalarından Asseco South Eastern Europe group (ASEE) şirketidir. ASEE 22 ülkede faaliyet göstererek bankacılık sektöründe en önemli oyuncudur ve diğer dikey sektörlerde de güçlüdür. 2755’den fazla çalışanı ile Asseco Group bünyesinde faaliyet göstermektedir ve Avrupa’nın en büyük ilk 10 yazılım firmaları arasında yer alıyor.

https://www.payten.com/tr/

 

 

 

 

Softtech, 2006 yılından bu yana Türkiye ve Kıbrıs’ta 1400’den fazla çalışanıyla Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden biridir. San Francisco (Maxitech) ve Şanghay’da (Softtech China) yer alan iştirakleri ile dünyadaki teknoloji trendlerini yerinde takip ederek, bankacılık ve finans sektöründeki tecrübelerini, farklı alanlarda faaliyet gösteren iş ortaklarını dijitalleştirerek müşteri odaklı çözümler geliştirmektedir. Almanya’daki fintech iştiraki (Maxi Digital) ile de Avrupa pazarındaki finans teknolojileri üzerine çalışmakta ve bu pazara teknoloji ihraç etmektedir. Softtech, iş ortaklarına çözüm sunmanın yanı sıra, inovasyon ve kurum içi girişimciliği de ana stratejisine koyarak, müşterilerine ihtiyaçlarının ötesinde yaratıcı, sürdürülebilir ve inovatif çözümler sunmaktadır.

https://softtech.com.tr/

 

 

 

 

 

 

Yapı Kredi Teknoloji, finans sektöründe yenilikçi, kaliteli ve yüksek katma değerli ürünler ve çözümler üreten bir teknoloji şirketidir. 1.100’den fazla çalışanıyla Yapı Kredi Bankası için sektöre yön verecek ürünler yaratmayı ve modern mimari sistemleri ve bulut teknolojilerini kullanarak teknoloji alanında tartışmasız lider olmayı amaçlamaktadır.

Yapı Kredi Teknoloji; Yapı Kredi Bankacılık Üssü ve İTÜ ARI Teknokent olmak üzere 2 farklı lokasyonda faaliyetlerini sürdürmektedir. Bünyesindeki Ar-Ge ekibiyle doğal dil işleme, makine öğrenmesi, yapay zekâ ve veri madenciliği teknolojilerini kullanarak sektör için yeni ve örnek ürünlerin geliştirilmesine de katkı sağlamaktadır.

http://www.ykteknoloji.com.tr/

Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden Kendisi Küçük, Gücü Devasa Robot: RoBeetle

Araştırmacılar, 1 gramdan daha hafif bir mikro robot geliştirdi. Hareket kabiliyeti oldukça fazla olan robotun benzerlerinden en büyük farkı ise pil ile değil metanol ile çalışıyor olması ki bu da robotun daha fazla enerji tutması anlamına geliyor. Yeni mikro robot, şu an için tam olarak hazır olmasa da bilim insanları, onu ameliyatlarda kullanmaya hazır hale getirmeye çalışıyor.

Robotlar genellikle piller ve prizlerle çalıştırılır. Ancak “RoBeetle” adındaki mikro robot, benzerlerinden biraz farklı… Zira bir böcek boyutundaki bu robot, bir alkol türü olan metanol ile çalışıyor. Mikro robotun metanolle çalışması demek, onun hareket etmek için teller veya elektromanyetik alanlar gibi ek bir harici güç kaynağına ihtiyaç duymadığı anlamına geliyor. Bu nedenle de robot, minik boyutlarını korurken; teorik olarak elektrikle çalışan diğer robotlardan daha fazla özerklikle hareket edebiliyor.

Çözücü ve antifrizde kullanılan bir madde olan metanolün, küçük ölçekte bir pile göre daha fazla enerji tutabilme özelliği bulunuyor. Metanolün bu özelliğinden yararlanmak isteyen bilim insanları, metanol gazının yanmasını hızlandıracak olan platinyumla kaplanmış nikel-titanyum alaşımlı tellerle mini robota hareket imkanı sağlıyor. Yanma reaksiyonu sonucunda ortaya çıkan ısı, RoBeetle’in bacaklarını kısaltırken soğuma esnasında da bu bacaklar uzuyor. Bu da RoBeetle’in hareket etmesini sağlıyor.

Yokuş da çıkabiliyor

Dünyanın en küçük mikro robotlarından biri olan RoBeetle, alkolle çalışan kas sistemi sayesinde kendi vücut ağırlığı olan 88 mg’ın 2,6 katını taşıyabiliyor. Yani bu mikro robot üzerinde 230 miligram ağırlığındaki silindirik bir nesneyi taşırken hâlâ hareket edebiliyor. Bunun dışında yokuş çıkabilen, beton ve cam gibi farklı yüzeyler üzerinde hareket edebilen RoBeetle’ın aynı zamanda fazladan 2 saate kadar kullanım imkanı sunan ek yakıt haznesi de bulunuyor.

Ameliyatlarda kullanılabilir

Meslektaşlarıyla birlikte RoBeetle’i tasarlayan Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden Nestor Perez-Arancibia, “Pillerin enerji yoğunluğu çok düşük, bu nedenle yeni güç kaynaklarına ihtiyacımız vardı. Pillere bel bağlamadığımız için de onu çok hafif ve küçük hale getirmeyi başardık” diyor. Önümüzdeki yıllarda araştırmacılar RoBeetle’i insan operatörü ile iletişim kuracak şekilde programlayabilirlerse, metanolle çalışan mikro robotların bir gün karmaşık ameliyatlara yardımcı olabileceği düşünülüyor.

 

Kaynak:

https://www.newscientist.com/article/2252233-beetlebot-carries-heavy-loads-using-alcohol-powered-artificial-muscles/

https://www.sciencemag.org/news/2020/08/watch-tiny-robot-powered-alcohol#)

Tuzlu Su, Güneş Enerjisi Kullanılarak Arıtılacak!

Dünya üzerindeki tüm suyun yalnızca yüzde 3’ü kadarı içilebilir tatlı sudan oluşuyor. Nüfusun giderek artması ve temiz su kaynaklarının tükenmesi gelecekte temiz suya erişim konusunda insanoğlunu zorlayacağa benziyor. Bilim insanları özellikle tuzlu suyu içilebilir suya dönüştürmek için yeni yöntemler üzerinde çalışmaya devam ederken; Avustralya ve Çin’deki bilim insanlarından oluşan bir ekip, tuzlu suyu arıtmak için tamamen güneş enerjisinden faydalanan yeni bir yöntem geliştirdi.

Tuzlu deniz suyunu veya acı suyu, güvenli ve temiz içme suyuna dönüştürebilen bir teknoloji, dünya çapında milyonlarca yaşamı dönüştürme potansiyeline sahip… Bu yüzden de pek çok bilim insanı bu teknolojiyi geliştirebilmek için yeni projeler üzerinde çalışıp duruyor. Avustralya ve Çin’deki bilim insanlarından oluşan bir ekip, tuzlu suyu arıtmak için ısı ya da elektriğe ihtiyaç duymaksızın, tamamen güneş enerjisinden faydalanan yeni bir yöntem geliştirdi. Buna göre suyu sadece yarım saat içinde saflaştırmak için güneş ışığı ile birlikte metal-organik yapı bileşikleri (MOF) kullanılarak mevcut olandan daha verimli bir işlem gerçekleştirildi. Erken testlere göre bir kilogram MOF malzemesinden günde yaklaşık 139,5 litre temiz su üretilirken; suyun, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) resmi olarak önerdiği su saflığından bile daha temiz olması dikkat çekti.

Verimli ve sürdürülebilir

Ucuz, stabil, yeniden kullanılabilir ve DSÖ’nün standartlarını karşılayan bu yeni teknolojide, güneş ışığına sadece dört dakika maruz kaldıktan sonra, malzeme sudan emdiği tüm tuz iyonlarını serbest bırakıyor ve tekrar kullanılmaya hazır hale geliyor. Monash Üniversitesi’nden kimya mühendisi Huanting Wang, buharlaşma yoluyla gerçekleştirilen termal desalinasyon süreçlerinin yoğun enerji gerektirdiğine dikkat çekerek “Biz de bu hareketle gezegendeki en bol enerji kaynağını yani Güneş’i kullanıyoruz. Güneş ışığı, Dünya üzerindeki en bol ve yenilenebilir enerji kaynağı. Yenilenme için güneş ışığının kullanılması yoluyla yeni bir adsorban bazlı tuzdan arındırma sürecini geliştirmemiz, tuzdan arındırma için enerji açısından verimli ve çevresel açıdan sürdürülebilir bir çözüm sağlıyor” diyor.

Kalıcı çözüm uzakta değil

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya çapında yaklaşık 785 milyon insan yaşadıkları yere yarım saatlik yürüme mesafesinde temiz bir içme suyu kaynağına sahip değil ve iklim krizi büyüdükçe, bu sorunun daha da kötüleşeceği düşünülüyor. Gezegendeki suyun yaklaşık yüzde 97’sini oluşturan tuzlu su bu ve benzer yöntemlerle insan kullanımı için uygun ve güvenli hale getirilirse, temiz su sorununa kalıcı bir çözüm bulunabilir. Wang ise “Çalışmamız, enerji talebini azaltmak ve suyu tuzdan arındırmanın sürdürülebilirliğini iyileştirmek için güneş enerjisinin kullanılmasına yönelik işlevsel materyallerin tasarımı için heyecan verici yeni bir yol sağlıyor” diyor.

Kaynak: https://www.sciencealert.com/new-material-makes-seawater-drinkable-in-minutes-and-is-cleaned-by-sunlight

Airbus’un Geliştirdiği ATTOL, Uçaklarda Pilotun Yerini Alıyor

Bir pilot olmaksızın tam otonom bir uçak ile uçmaya ne dersiniz? Dünyanın en büyük havacılık şirketlerinden Airbus, Otonom Taksi, Kalkış ve İniş (Autonomous Taxi, Take-Off & Landing – ATTOL) projesi kapsamındaki tüm safhaları başarıyla tamamlayarak pilotsuz bir havacılık sisteminin ilk önemli adımını attı.

Otomatik pilotlar ne kadar süredir hayatımızda? 30,40,50… Aslında sanıldığından daha uzun. Zira 1914’te, Wright Kardeşlerin insanlığı havacılık çağına ulaştırmasından sadece 11 yıl sonra, Lawrence Sperry isimli bir pilot, Curtiss C-2’ye kurduğu bir stabilizasyon sistemiyle bir uçağı düz tutabildiğini ve pusulada tutarlı bir yön gösterebileceğini iddia etti ve bunu kanıtlamak için de Paris’in hemen dışındaki Seine’de muhteşem bir halka açık gösteri düzenledi. Günümüzde ise uçaklardaki otopilot sistemi artık tipik ticari uçağı insan pilotlardan çok daha fazla uçuruyor. Her ne kadar şu anda pilotun, uçak en az 10.000 fit’e ulaşana kadar ellerini “çubuğun” üzerinde tutması gerekse de gerçek şu ki, hava koşulları, rüzgar ve görüş kötüleştikçe, otopilotlar çoğu zaman daha iyi ve daha güvenli bir iş çıkarıyor.

Son birkaç yıldır Airbus, tüm işlevleri tamamen otonom sistemlerin kontrolü altında, tamamen uçağa yerleştirmeyi amaçlayan Otonom Taksi, Kalkış ve İniş (ATTOL) projesi adını verdiği proje üzerinde çalışıyor. Radar, kamera ve LiDAR gibi sistemler yardımıyla çalışan ATTOL sistemi, gelişmiş yapay zeka ile makine öğrenme algoritmalarıyla bir uçuşun en önemli aşamalarını pilota ihtiyaç duymadan kendi başına halledebiliyor. Kısa bir süre önce de ATTOL sistemi ile donatılan bir A350-1000 modeliyle ilk “tamamen otonom taksi, kalkış ve iniş testi” başarıyla gerçekleştirildi.

Stratejik kararlar pilota emanet

18 Aralık tarihinde gerçekleştirilen ilk otonom kalkış testi sonrasında iniş testlerine odaklanan Airbus, neredeyse mevcut tüm yolcu uçaklarının GPS ve radyo sinyalleri yardımıyla zaten kendi kendine iniş yapabildiği bir dönemde test uçağını tüm bu altyapı olmadan indirmeye çalıştı ve bu şekilde 30 iniş denemesi gerçekleştirildi. Tüm bunlarda başarı elde edilmesinin ardından oldukça karmaşık bir süreç olan taksi testlerini de başarıyla tamamlayarak programın zafere ulaştığı bildirildi.

Tamamen otonom pilotlara geçildiğinde ise pilotlara olan ihtiyaç ortadan kalkmayacak. Zira Airbus yetkilileri “pilotların uçağı kullanmaktan daha çok stratejik karar alma ve görev yönetimine daha çok odaklanmalarına yardımcı olmak” için tamamen otonom bir sistemin çok büyük bir adım olacağını söylüyor. Öte yandan her ne kadar otonom teknolojisi havacılık sektöründe pek çok değişime imza atacak olsa da uzun bir süre daha insan pilotlar çubuğun arkasında yer alacak gibi görünüyor.

Kaynak: https://newatlas.com/aircraft/airbus-attol-autonomous-airliner/

Teknokent Firmalarımız Deloitte Listesinde

Deloitte Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri listesinde gelenek bozulmadı, İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Pixery ve Mobven listede yeniden yer aldı.

Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (EMEA) bölgesindeki en hızlı büyüyen teknoloji firmalarının belirlendiği Deloitte Technology Fast 500™ EMEA listesinde, Birleşik Krallık’tan Revolut firması yüzde 39.754 büyüme ile lider oldu. Bu yılın Teknoloji Fast 500™ listesinde ortalama büyüme oranı geçen yıla göre artarak yüzde 1.258 olarak gerçekleşirken listede 22 EMEA ülkesi şirketleri tarafından temsil edilmiş oldu.

EURO kuru üzerinden büyüme oranlarının hesaplandığı 2019 programında Türkiye’den 21 şirket listeye girmeye hak kazandı.

İşte o listeye giren Teknokent firmalarımız:

 

 

 

 

Mobven, kurumların ve kurumların müşterilerinin ihtiyaçlarını anlayan; kullanıcı deneyimi, teknoloji ve iş stratejisi uzmanlığı ile bu ihtiyaçlara yaratıcı çözümler sunan iş ortağıdır.

 

 

 

 

 

2014’de kurulan ve ilk olarak Funimate mobil uygulaması ile dünyaya adım atan Pixery Labs, Türkiye’deki en büyük yazılım ihracatçıları arasında yer alıyor. Funimate uygulamasıyla kullanıcıların günlük hayatlarında eğlenceli filtrelerle animasyonlu videolar üretmelerini sağlayan şirket, dünyada 30 milyonu aşkın indirme sayısına ulaştı.

Kaynak: https://www2.deloitte.com/tr/tr/pages/technology-media-and-telecommunications/articles/technology-fast-500-emea-2019-results.html

Kron, Gartner Raporunda Yer Aldı

Telekomünikasyon, finans, enerji ve sağlık gibi sektörlerde yer alan birçok global firmaya yazılım ürünleri sunan ve İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Kron, teknoloji alanında dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık şirketi Gartner’ın Magic Quadrant for Privileged Access Management 2020 Raporu’nda yer aldı.

Bu raporda yer alarak, siber güvenlik alanındaki Gartner Magic Quadrant raporlarına giren ilk ve tek Türk şirketi oldu.

İki yılda bir olarak güncellenen “Gartner Magic Quadrant for Privileged Access Management” raporu global arenadaki bu konudaki tüm şirketleri değerlendiriyor ve teknolojik seviyelerini, yaratıcıklarını ve piyasadaki etkinliklerini değerlendirerek konunun liderlerini seçmekte.

Gartner Magic Quadrant for Privileged Access Management” raporunda yer alan Kron, 12 firma arasında yer aldı. Konu ile ilgili konuşan Kron Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Yenel; “Gartner gibi önemli bir kurumun global ölçekteki pek çok firmayı değerlendirmesiyle hazırladığı raporunda yer alan ilk ve tek Türk şirketi olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Gartner, üretici firmaları tamamen gerçek verilere dayalı şekilde ürün stratejisinden, pazarlama stratejisi, müşteri memnuniyetine kadar pek çok farklı alanda ve toplamda 500’den fazla kritere göre tarafsız olarak değerlendirip, rekabette fark yaratan firmaları tespit ederek Magic Quadrant raporunu hazırlıyor. İleri teknoloji içeren yazılım ürünleri üreten bir Türk teknoloji şirketi olarak global arenada dünyanın ilk 12 PAM üreticisi arasında yer almamız, geleceğe yönelik yatırımlarımız olan etkin Ar-Ge faaliyetlerimizin, küresel ölçekteki üstün operasyon kabiliyetimizin ve rekabetçi ürün kalitemizin bir göstergesi olmaktadır. Bundan önce olduğu gibi bundan sonraki süreçte de etkin Ar-Ge yatırımımızla yenilikçi ve rekabetçi yazılım ürünleri üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Kaynak: https://egirisim.com/2020/08/06/kron-siber-guvenlik-alaninda-gartner-raporunda-yer-aldi/

Singapur Ulusal Üniversitesi’nde Dokunmaya Duyarlı “Robotik Cilt” Geliştirildi

Yapay zekayı daha ileri seviyeye taşımak için “Nöroformik Programlama” üzerinde yapılan çalışmalar yapan Intel’in Loihi işlemcisini kullanan bilim insanları, robotik teknolojilere yardımcı olacak yeni bir teknolojiye imza attı: Dokunmayı insanlardan 1.000 kat daha hızlı algılayabilen yapay bir deri…

Intel’in 130 binden fazla nörona yer veren Loihi isimli işlemcisini kullanan Singapur Ulusal Üniversitesi’ndeki bilim insanları, geliştirdikleri yapay deri ile bir ilke imza attılar. Söz konusu derinin sahip olduğu çip, bir insanın sinir sisteminden 1.000 kat daha hızlı olacak şekilde dokunmayı algılayabiliyor, nesnelerin şeklini, dokusunu ve sertliğini 10 milisaniye içinde tespit edebiliyor. Geçtiğimiz hafta düzenlenen “Robotics: Science and System” konferansında, geliştirdikleri teknolojiyi ve araştırmalarını sunan bilim insanları, aynı zamanda çipin kabiliyetini ortaya koyan bir test de yaptı. Buna göre geliştirilen teknolojiyle donatılan robotik bir el, görme engelliler için oluşturulan ve kabartılar sayesinde okunabilen Braille alfabesini normal bir işlemciden yüzde 20 daha az güç kullanarak yüzde 92 doğrulukla okumayı başardı.

60 nanosaniye yeterli

İnsanlara ait dokunma hissi, sadece tek bir molekül tabakasıyla farklılık gösteren yüzeyleri ayırt edebilecek kadar ince tanecikli… Öte yandan günümüzdeki otonom robotların çoğu, yalnızca görsel ve uzamsal işleme teknikleri ile çalışıyor. Uzmanlara göre ise makinelere insani dokunuş getirmek beraberinde pek çok faydayı ve yeni kullanım alanlarını getirebilir. Örneğin, “yapay derisi” olan robotik kollar, tanımadığınız nesneleri doğru miktarda basınçla algılamak ve kavramak için dokunsal algılama kullanabilir.

İnsan duyusal sinir sisteminden ilham alan araştırma ekibi, söz konusu teknolojiyi geliştirmek için bir buçuk yıl harcadı. Yapay deri teknolojisi, sistemin sensörler arasındaki teması ayırt etmesini sağlamak için sinyaller toplayan bir sensör ağına bağlı bir elektrik iletkeni içeriyor ve bu yeni teknolojinin dokunmayı tespit edebilmesi 60 nanosaniyeden az sürüyor. Uzmanlara göre bu rakam, “yapay bir deri” için bugüne kadar kayda geçen en yüksek hız… Aynı zamanda yapay deri sistemi, sensör verilerini günümüzün en iyi ekran kartlarından yüzde 21 daha hızlı okuyabilirken; bu grafik kartlarından 45 kat daha düşük enerji tüketiyor.

Intel’in yanı sıra IBM, HP, MIT, Purdue ve Stanford’daki araştırmacılar da günümüzdeki bilgisayarlardan çok daha güçlü süper bilgisayarlar geliştirmek için nöromorfik bilgi işlemden yararlanmayı umuyor. Aynı zamanda geliştirilen yapay derinin de gelecekte tıp, imalat ve hizmet sektörlerinde yaşanacak robotik otomasyon devriminin gelişiminde katkıda bulunması bekleniyor.

Kaynak: https://venturebeat.com/2020/07/15/national-university-of-singapore-used-intel-neuromorphic-chip-to-develop-touch-sensing-robotic-skin/

 

 

Gizliliğe genel bakış

En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.