Yazar -Nigar

İTÜ ARI Teknokent Firması Geliştirdi: Koronavirüs Tanısını 90 Dakikada Koyabiliyor

İTÜ ARI Teknokent firması Bioeksen, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü (HSGM) Viroloji Laboratuvarı ile koronavirüs tanısını 90 dakika gibi kısa bir sürede koyabilen patojen kiti geliştirdi. Seri üretimine başlanan kitin, tüm dünyayı kasıp kavuran koronavirüsle mücadelede sağlık personelinin elini güçlendirmesi bekleniyor. Bioeksen Kurucusu Canan Zöhre Ketre Kolukırık: “Koronavirüs salgını ortaya çıktığında, zaten iş birliği içerisinde olan HSGM ve Bioeksen, Dünya Sağlık Örgütü rehberliğinde hızlı bir aksiyon alarak, 2 hafta gibi kısa bir süre içerisinde salgına yol açan korona virüsün (SARS-CoV-2) tespiti ile ilgili bir kit geliştirdi ve Bioeksen bu kitin üretimine geçti. Geliştirdiğimiz kitin dünyadaki diğer muadillerinden farkı, virüsün kesin tanısında klinik olarak doğru sonuçları yaklaşık 90 dakika gibi kısa bir sürede vermesidir.”

İTÜ ARI Teknokent’in biyoteknoloji firmalarından Bioeksen, koronavirüs tanısını 90 dakika gibi kısa bir sürede koyabilen patojen kiti geliştirdi. Geliştirilen kit, T.C. Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü (HSGM) Viroloji Laboratuvarı’nın ortak Ar-Ge çalışması sonucu ortaya çıktı. Seri üretimine başlanan kitin, tüm dünyayı kasıp kavuran koronavirüsle mücadelede sağlık personelinin elini güçlendirmesi bekleniyor.

Bioeksen Kurucusu Canan Zöhre Ketre Kolukırık, iki hafta gibi kısa bir sürede geliştirdikleri kitle ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Kolukırık, Marmara Üniversitesi Biyoloji Bölümü’ndeki lisans eğitiminin ardından, İTÜ Çevre Biyoteknolojisi Bölümü’nde yüksek lisans yaptığını ifade ederek, “İTÜ Çevre Biyoteknolojisi Bölümü’nde devam eden doktora eğitimimde tez aşamasındayım. Akademik çalışmalarım sırasında edindiğim bilgi ve tecrübeyi inovatif ürünlere dönüştürme isteğimle Bioeksen firmasını kurdum.” bilgilerini verdi.

Akademik çalışmaları sırasında, İTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi’nden akademisyenlerin oluşturduğu Mikrobiyal Ekoloji Grubu’na (MEG) katıldığını anlatan Kolukırık, “MEG’de birlikte çalıştığımız akademisyen arkadaşlarımızla, Ar-Ge çalışmalarımız sırasında edindiğimiz bilgi ve tecrübeyi, inovatif ticari ürünlere dönüştürmek istedik. Bu kapsamda, 2014 yılında KOSGEB Ar-Ge İnovasyon desteğini alarak şirketimizi kurduk. 2014 yılından bu yana 32 farklı Ar-Ge projesini TÜBİTAK, Kalkınma Bakanlığı ve KOSGEB desteğiyle gerçekleştirdik ve bu projeler sonucunda 162 farklı moleküler biyoteknoloji ürünü ortaya çıktı. 2019 yılında ürünlerimizin Türkiye çapında rutin satışına başladık. Ürünlerimiz kısa sürede sahada karşılık buldu ve Sağlık Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Tarım ve Orman Bakanlığı gibi hayati öneme sahip kamu kurumlarının temel nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamaya başladı.” diye konuştu.

– “Yüzde 100 yerli ilk robotik moleküler analiz cihazını geliştirdik”

Kolukırık, İTÜ ARI Teknokent firması Bioeksen ekibinde moleküler biyolog, gıda mühendisi, çevre mühendisi, biyomühendis, biyokimya uzmanı, veteriner hekim, laboratuvar teknikerleri gibi farklı branşlardan insanlar bulunduğunu ifade ederek, ürettikleri tıbbi cihazları kullanıcı bildirimleri ve uluslararası literatüre dayanarak sürekli geliştirmeye çalıştıklarını söyledi.

Firmalarının insan sağlığı, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği alanlarında, moleküler biyoteknoloji araçlarıyla hızlı patojen tanısına yönelik ürünler geliştirdiğini anlatan Kolukırık, şunları kaydetti: “Patojen tanısında günler süren analizleri saatler mertebesine indiren inovatif çözümlerimiz, bulunduğumuz sektörde hızla ilerlememizi sağladı. Bioeksen sadece bir sarf üreticisi olarak kalmayıp, Türkiye için bir ilki gerçekleştirmiş, yüzde 100 yerli ilk robotik moleküler analiz cihazını geliştirmiş ve üretimine geçmiştir. En büyük müşterilerimiz arasında, aynı zamanda Ar-Ge partnerimiz de olan Sağlık Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Ar-Ge ve rutin analiz laboratuvarları bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bulunan hastaneler, gıda ve veteriner kontrol laboratuvarlarına da doğrudan ya da distribütörler aracılığı ile satış yapmaktayız.”

 – “Muadillerinden farkı, doğru sonuçları 90 dakikada vermesi”

Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ne (HSGM) bağlı il halk sağlığı merkez laboratuvarlarının, 2019 yılından bu yana, Türkiye’de dolaşımda olan 24 farklı viral etkenin moleküler tanı çalışmalarını, Bioeksen’in ürettiğimi sistemler ile yürüttüğünü belirten Kolukırık, şöyle konuştu:

“Bioeksen personeli, Dünya Sağlık Örgütü ile yapılan bir hizmet anlaşması kapsamında, halk sağlığını tehdit eden viral etkenlerin Türkiye’de taranması kapsamında aktif bir rol oynamaya başladı. Koronavirüs salgını ortaya çıktığında, zaten iş birliği içerisinde olan HSGM ve Bioeksen, DSÖ rehberliğinde hızlı bir aksiyon alarak, 2 hafta gibi kısa bir süre içerisinde salgına yol açan koronavirüsün (SARS-CoV-2) tespiti ile ilgili bir kit geliştirdi ve Bioeksen bu kitin üretimine geçti. Geliştirdiğimiz kitin dünyadaki diğer muadillerinden farkı, virüsün kesin tanısında klinik olarak doğru sonuçları yaklaşık 90 dakika gibi kısa bir sürede vermesidir.

Bioeksen’in tespit sistemleri SARS-CoV-2’nin (salgın koronavirüsü) negatif olduğu durumlarda, hastalığa neden olabilecek diğer 24 viral etken tipinin taranmasını sağlayarak, hastalığın nedeninin ortaya konmasında büyük bir avantaj sağlamaktadır. Geliştirilen ürünün WHO acil durum listesine girmesi söz konusudur, ilgili süreç halen devam etmektedir.”

– “Türkiye’de koronavirüsü tehlikesinin yanı sıra Influenza A virüsü yaygın”

Canan Zöhre Ketre Kolukırık, Sağlık Bakanlığı’nın, koronavirüs konusunda çok hızlı ve etkin bir şekilde çalışmalar yaptığını ifade ederek, Bioeksen’in tespit sistemlerinin koronavirüs dışındaki tüm viral etken tiplerini de taradığı için, bu sene Türkiye’de dolaşımda olan etkenler hakkında bilgi sahibi olabildiklerini söyledi.

Kolukırık, “Sahadan aldığımız verilere göre, bu sene Türkiye’de koronavirüsü tehlikesinin yanı sıra Influenza A virüsü yaygın.” bilgilerini verdi.

Kolukırık, bugüne kadar KOSGEB, TÜBİTAK ve Kalkınma Bakanlığı’ndan Ar-Ge ile ürün geliştirme destekleri aldıklarını belirterek, son yıllarda kendi bütçeleriyle Ar-Ge yaptıklarını kaydetti.

Kısa vadede moleküler patojen tanısı alanında Türkiye’nin yurt dışı bağımlığını asgari seviyeye indirebilecek kalitede ve miktarda kit ve cihazı geliştirmek ve üretmek istediklerini anlatan Kolukırık, “Önümüzdeki 10 yıl içerisinde, muadili olmayan ve kritik problemleri çözen ürünler geliştirerek, bulunduğumuz sektörün dünya liderleri arasında yer almak gibi iddialı bir hedefimiz var.” diye konuştu.

İTÜ ARI Teknokent bünyesinde olmanın kendilerine bir prestij kattığını ifade eden Kolukırık, sözlerini şöyle tamamladı:

“İTÜ ARI Teknokent gerek vizyoner yaklaşımı gerekse bünyesindeki firmaları dünya çapında büyütmek için olan çabası ile birçok teknoparka göre farklılığını ortaya koymaktadır. Mevcut ekosistemde farklı sektörlerden firmalarla bir arada bulunmak bize farklı bakış açıları katmaktadır.

Bioeksen ailesi olarak, Ar-Ge partnerlerimizle birlikte, dakikalar mertebesinde kesin patojen tanısı yapabilecek sistemler geliştirerek, patojen tehlikesinin insana ulaşmadan tespiti ve kontrolünü sağlayacak ürünlerle, insanların hayatlarına pozitif bir şekilde dokunmak, en büyük hayalimiz.”

Kuantum Bilgisayarların En Güçlüsü Geliyor

ABD merkezli Honeywell şirketi, önümüzdeki birkaç ay içinde şimdiye kadarki en güçlü kuantum bilgisayarı piyasaya süreceğini açıkladı. En az 64 kuantum hacmine ulaşmayı başardığı iddia edilen bilgisayarda aynı zamanda iyon tuzakları denilen bir teknoloji de kullanılıyor.

Önümüzdeki üç ay içerisinde şimdiye kadarki en güçlü kuantum bilgisayarı piyasaya sürülecek. Bu iddianın sahibi uzay-havacılık, kimya ve perakende gibi pek çok sektörde faaliyet gösteren ABD merkezli Honeywell şirketi… Kuantum bilgisayar dendiği zaman akla ilk olarak Google, IBM ve Microsoft gibi küresel teknoloji şirketleri gelse de Honeywell, sürpriz bir atılım yaparak listenin en güçlü adayları arasında yer almaya hazırlanıyor. Kuantum bilgi işlem hizmetleri Microsoft Azure Quantum ile ortaklık kurduğunu açıklayan şirket, aynı zamanda kuantum yazılım ve algoritma girişimleri Cambridge Quantum Computing (CQC) ve Zapata Computing’e de stratejik yatırımlar yapıyor.

Mevcudun iki katına ulaşıldı

Honeywell’in iddiasına göre söz konusu bilgisayar en az 64 kuantum hacmine ulaşmayı başarıyor. IBM’in geliştirdiği kuantum bilgisayarlarda sadece 32 kuantum hacminin görüldüğü düşünülürse iddia edilen hacim, oldukça büyük bir anlam kazanıyor. Honeywell’in kuantum bilgisayarı aynı zamanda ‘iyon tuzakları’ denilen bir teknoloji de kullanıyor. Bu teknoloji sayesinde yüklü atomları üst üste binmiş halde tutan şirkete göre, kuantum hesaplama duraklatabilecek ve sonuçlara bağlı olarak farklı bir şekilde yeniden başlatılabilecek. Honeywell’in yeni kuantum bilgisayarının sektördeki gelişmeleri ve rekabeti nasıl etkileyeceği ise şimdiden merak ediliyor.

 

Kaynak: https://fossbytes.com/worlds-most-powerful-quantum-computer-honeywell/

İlham Veren Türk Kadınları

Onlar kariyerlerinde pek çok ilke imza attılar. Sadece kendi başarıyla yetinmediler aynı zamanda tüm kadınların da ilham kaynağı oldular. Yaşadıkları dönem itibariyle birçok zorlukla karşı kaşıya kalsalar da tutkularından vazgeçmediler ve bildikleri yoldan şaşmadılar. Onlar bir taraftan isimlerini kendi dönemlerine bir daha silinmemecesine yazdırırken; bir yandan da geleceği şekillendirdiler. Bizler de İTÜ ARI Teknokent olarak bilim, teknoloji ve girişimcilik yolunda ileriye gitmek isteyen tüm kadınlara destek olmak için elimizden geleni yapıyoruz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun!

 

Yasakları tiyatro aşkıyla delen kadın: Afife Jale

Türk tiyatrosunda sahne alan ilk Türk kadın oyuncu Afife Jale, 1902 yılında İstanbul’un Kadıköy semtinde dünyaya geldi. 1918’te Darülbedayi’ye talebe olarak kabul olunan Beyza, Refika, Behire ve Memduha adlı beş kızdan biriydi. Kendisi ve Refika hariç diğer kızlar ‘nasılsa sahneye çıkamayacakları’ gerekçesiyle tiyatroyu bırakmışlardı. Afife ile Refika ise yollarına devam etti. Aynı yıl Refika tiyatronun suflör, Afife de stajyer oyuncu kadrolarına alındı. Afife bir yıl süreyle bütün provalara devam etmesine rağmen bir türlü sahneye çıkamamıştı. 1920’nin 13 Nisan gecesi prömiyeri yapılacak olan, Hüseyin Suat’ın ‘Yamalar’ adlı oyununda, Emel rolü, Eliza Binemeciyan’ın tiyatrodan ayrılması sebebiyle ortada kaldı. Darülbedayi yöneticileri rolü Afife’ye oynatma kararı verdiler. Böylelikle Afife, 22 Nisan gecesi, Kadıköy’deki Apollon Sineması’nda Emel rolünü oynayarak sahneye çıkan ilk Türk kadını oldu. ‘Beni acıyarak değil, düşünerek severek, kucaklayarak hatırlayın. Tiyatro varsa ben varım!’ diyen Afife tiyatroya olan tutkusu nedeniyle, Müslüman kadınlara sahneye çıkma yasağını tanımayarak ağır bedeller ödese de bu sevdasından vazgeçmedi. Afife, 1923’de Atatürk’ün Müslüman kadınlara sahne yasağını kaldırması üzerine, tekrar oyunculuğa başladı ve turnelere çıktı. Zorlu sınavlardan geçen ve tiyatroya olan sevgisi için mücadele eden Afife, tutku ile bağlı olduğu sahnede birçok role hayat verdi.

 

Gökyüzüne sevdalı bir yürek: Bedriye Tahir Gökmen

Uçsuz bucaksız, mavi gökyüzünde süzülen bir uçak ve onu kullanan ilk kadın Türk pilotu Bedriye Tahir Gökmen… Uçmaya ve gökyüzüne olan sevdasını şöyle anlatmıştı o zamanlar: “Çocukluğumdan beri kuşların uçuşlarını, kanat çırpıntılarını, dönüşlerini büyük bir dikkatle seyreder ve bundan zevk alırdım. Tayyarecileri seyrederken tatlı bir heyecan duyar ve bu insanlar ne mesut, ben de böyle uçsam diye düşünürdüm.  Benim nazarımda tayyareciler insanlığın fevkinde büyük bir kudret sahibi kimselerdi, onlara karşı kalbimde büyük bir hayranlık ve hürmet hisleri dolu idi, benim içim onlar bambaşka birer varlıktı.” 1932’de Vecihi Uçuş Okulu’nda havacılık eğitimine başlayan ve bir yandan memurluk yaparken bir yandan uçuş eğitimlerini sürdüren Gökmen, 1933’te bröve aldı. Brövelerin onaylanması için gerekli olan sınavın teknik nedenlerle yapılamamasından dolayı ise pilotluğu onaylanamadı. Havacılık uğraşısı yüzünden çok tepki alan ve engellemelerle karşılaşan Gökmen’in bu sebeplerle aylığından ceza kesildi, sonunda ise işinden kovuldu. O ise tüm yaşadıklarına rağmen kalbinden bu tutkuyu hiçbir zaman atamadı.

 

Kadınların edebiyattaki ilk kalemi: Fatma Aliye

Türk edebiyatının ilk kadın roman yazarı olan Fatma Aliye, inandığı değerler uğruna ömrünü harcayan bir kadın aynı zamanda… Kendini geliştiren ve Fransızca’yı iyi bir şekilde öğrenen Aliye, evlenip dört çocuk sahibi olduktan sonra bile okumaya olan tutkusunu yitirmedi ve çeviriler yaparak edebiyat dünyasına adım attı. Başarılı çevirilerinin ardından roman yazmaya başlayan Aliye, 1892’de ‘Muhadarat’ adlı ilk romanını kendi adıyla yayımladı. Romanları edebiyat çevrelerinde o denli başarılı bulundu ki ‘Nisvan-ı İslâm’ ve ‘Udi’ adlı eserleri Fransızca’ya çevrildi. Romanlarında bireyleşmeye çabalayan, para kazanan, erkeğe ihtiyaç duymayan kadın kahramanları ele aldı. Kariyeri boyunca kadın sorunlarına ilişkin makaleler kaleme alan ve bu yazılarda kadın haklarını savunan Aliye, aynı zamanda ülkedeki ilk resmi kadın derneklerinden biri olan Nisvan-ı Osmaniye İmdat Cemiyeti’nin kurucusu oldu.

 

Yeşil sahalarda var olan ilk kadın: Lale Orta

Başarısıyla kendini kanıtlayan bir isim Lale Orta… Sahip olduğu kariyerde pek çok ilki başardı. ‘Dünyada ve Türkiye’de futbol organizasyonları üzerine analitik bir yaklaşım’ teziyle ilk kadın futbol doktoru olan Orta, Türkiye’nin ilk kadın futbol takımı olan Dostlukspor’da kaleci ve kaptan olarak futbol oynadı. Tüm bunların yanında Türkiye’nin profesyonel futbol liglerinde antrenörlük ve teknik direktörlük yapabilecek diplomayı alarak ilk kadın futbol antrenörü olarak görev yaptı. 1986-2005 arasında futbol hakemi olarak profesyonel ve amatör toplamda bin 500’ün üzerindeki maçta görev alan Orta, Türkiye Profesyonel Birinci, İkinci ve Üçüncü Ligi’nde maç yöneten ilk kadın hakem oldu. Orta, Profesyonel Birinci Lig seviyesinde Avrupa’da hakem olarak görev yapan ilk kadın olmayı da başardı. Orta’nın başarıları sadece ulusal alanda kalmadı ve 1995’de FIFA tarafından seçilen 27 ülkeden 54 kadın hakem arasına girerek ‘Dünyanın ilk FIFA kokartlı hakemleri’ arasında yer aldı. Türkiye’nin ilk FIFA kokartlı kadın hakemi olarak 11 yıl uluslararası hakemlik yaptı ve 150 uluslararası maç yönetti. 2003‘de ise UEFA tarafından Avrupa Kıtası’nın 17 en iyi hakemi arasına seçilerek ‘First Class’ listesine alındı.

 

Kız çocukların eğitimi için harcanan bir ömür: Refet Angın

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk kadın öğretmeni olan Refet Angın, henüz küçük bir çocukken öğretmen olmaya karar verdi. Okuma yazmayı annesinden öğrenen Angın’ın Mustafa Kemal Atatürk ile yolları birçok kez kesişti. Bu karşılaşmaların hikayesi ise şöyleydi: “Refet Angın, birinci karşılaşması olan ilkokul yıllarında Atatürk’ün ‘Büyüyünce ne olacaksın çocuk?’ sözüne, ‘Öğretmen’ diye cevap verir. İkinci karşılaşmalarında ise Öğretmen Okulu öğrencisidir ve Atatürk’e ‘Bakın sözümü tuttum Paşam. Öğretmen olacağım işte’ dediğinde, Atatürk onun Gelibolu’daki küçük kız olduğunu derhal hatırlar ve bunu belirterek, ne öğretmeni olmak istediğini sorar. ‘Matematik’ cevabını alınca ‘Hayır tarih öğretmeni olacaksın. Çünkü nesillere tarihlerini öğretmek en önemli vazifedir’ sözü üzerine Angın, tarih öğretmeni olmaya karar verir.” Özellikle kız okullarında eğitim veren, köy enstitülerinde görev yapan ve binlerce öğrencinin hayatına dokunan Refet Angın, öğretmek için yaşadı. Aynı zamanda kız meslek liselerinin kuruluşunda görev alarak yaşamı boyunca genç kızların hayata karışması ve eğitim alması için çabaladı.

 

İstikbalin göklerde olduğuna inanan bir kuşağın ilk temsilcisi: Sabiha Gökçen

Dünyanın ilk kadın savaş pilotu unvanına sahip Sabiha Gökçen aynı zamanda toplumun dayattığı kuralların dışında bir rota çizebilen sıra dışı bir isim….  1913’te Mustafa İzzet Bey ile Hayriye Hanım’ın altıncı çocuğu olarak Bursa’da dünyaya gelen ve anne babasının ölümünün ardından abisinin yanında kalan Gökçen’in yaşamı 1925’te tamamen değişti. O yıllarda Bursa’da olan Atatürk’e ulaşan ve okumak istediğini söyleyen Gökçen, Atatürk tarafından alınarak evlat edinildi. Gökçen’in başarılı geçen bir eğitim hayatının ve kısa süreli sağlık sorunlarının ardından yaşamı 1935’te ikinci kez yeniden değişti. O yıl Türkkuşu’nun açılış töreninde planör gösterilerini izlerken havacılığa sevdalandı ve Atatürk’ün de desteğiyle Türk Hava Kurumu’nun Türkkuşu Sivil Havacılık Okulu’na kaydoldu. Ankara’da yüksek planörcülük brövelerini alan, sonrasında Rusya’ya gönderilerek yüksek planörcülük eğitimini tamamladı. 1936’da Eskişehir Askeri Hava Okulu’na girdi. Buradaki görevlerini başarıyla yerine getirerek dünyanın ilk ‘Kadın Savaş Pilotu’ unvanını kazandı. 1937’de Türk Hava Kurumu’nun yetiştirdiği ilk kadın pilot olması nedeniyle kurumun ‘9 numaralı Murassa (iftihar) Madalyası’ ile ödüllendirildi. 1955’e kadar Türk Hava Kurumu Türkkuşu’na başöğretmen tayin edildi. 1991’de Uluslararası Havacılık Federasyonu Altın Madalyası’nı alan Gökçen, 1996’da ise Amerika’da düzenlenen Kartallar Toplantısı’nda dünya havacılık tarihine adını yazdıran 20 havacıdan biri seçilerek bu ödüle layık görülen ilk kadın havacı oldu.

 

Kaynakça:

https://www.afife.org

http://www.tayyareci.com

https://islamansiklopedisi.org.tr

http://www.futbolekonomi.com

https://tr.wikipedia.org

https://www.sgairport.com

https://tr.wikipedia.org/wiki/Afife_Jale

https://www.turktoyu.com/ilk-kadin-pilotumuz-bedriye-tahir-gokmen

https://islamansiklopedisi.org.tr/fatma-aliye-hanim

İTÜ ARI Teknokent’te Şubat Ayında Neler Oldu?

Her ay İTÜ ARI Teknokent’teki gelişmeleri derlediğimiz “İTÜ ARI Teknokent’te Bu Ay Neler Oldu?” içeriğimiz sizlerle! Şubat ayında #sosyalteknokentlilerin katılım gösterdiği etkinlikler ve seminerler, Teknokentli firmalarımız ile hazırladığımız röportajlar ve çok daha fazlası bu yazımızda. Keyifli okumalar! 😊

4 Şubat – Girişimin 7 Büyük Semineri #Ürün Pazar Uyumu

İTÜ Çekirdek’in her yıl düzenlemiş olduğu Girişimin 7 Büyük Seminer serisinin ikincisi Figopara’nın kurucusu Koray Bahar’ın “Ürün – Pazar Uyumu” sunumuyla gerçekleşti.

Etkinliğin kaydını izlemek için: https://youtu.be/BpUL6DQkEgo


7 Şubat – Yeni Nesil Deneyim Oyunlaştırma Semineri

Oyunlaştırma Uzmanı, Ercan Altuğ Yılmaz’ın sunumuyla “Yeni Nesil Deneyim Oyunlaştırma” seminerinde #ÖğrenenTeknokentliler bir araya geldi. Seminerde, oyun tasarım tekniklerini dijital uygulama deneyimine entegre etmeyi öğrenmek üzerine bilgiler aktarıldı.


10 Şubat – İhracat Günlükleri #2

Genel Müdürümüz Doç. Dr. Deniz Tunçalp moderatörlüğünde Innogate firmalarımızdan SmartMessage ve Segmentify ile İhracat Günlükleri #2 etkinliğimizde bir araya geldik.

SmartMessage CEO’su Oğuz Küçükbarak: “Innogate ile hangi pazara odaklanmamız gerektiğini anladık. Bu sayede hedefe yönelik hareket ederek pazarımızı genişlettik. Şu an altı küresel ofiste, tüm dünyada 2.000’i aşkın müşteriye hizmet veriyoruz.”

Segmentify CEO’su Ergin Eroğlu: “Müşteriye dokunmadan satış yapmanın mümkün olmadığını ABD’ye gidince anladık.”


10 Şubat – Teknokentli Firmalar Başarılarını Paylaşıyor: Kron

Kron’un Genel Müdürü Mete Sansal; telekomünikasyon sektörüne yönelik yazılımlar ve siber güvenlik alanında çözümler üreten firmamız Kronun başarılarını bizlerle paylaştı.


12 Şubat – ABD Başkonsolosu İTÜ ARI Teknokent’i Ziyaret Etti

ABD Başkonsolosu Sayın Daria L. Darnell ve beraberindeki heyete İTÜ ARI Teknokent ziyaretleri için teşekkür ederiz.


13 Şubat – Girişimin 7 Büyük Semineri #B2C için Pazarlama

Girişimin 7 Büyük Semineri serisinin 3. Semineri Maçkolik, Masoma, Kokteyl, Admost firmalarının Kurucusu ve Melek Yatırımcı Erdem Yurdanur’un B2C için Pazarlama sunumuyla gerçekleşti. Erdem Yurdanur: “Bakınca iki exitim var, çok başarılı gözüküyorum. Ama bilmediğiniz bir sürü başarısızlığım var. O başarısızlıklarım sayesinde, başarılarımı elde ettim. Sakın vazgeçmeyin, yılmayın, umutsuzluğa kapılmayın.”

“Büyük düşünmek ben ne yapabilirim değil, biz ne yapabiliriz diye düşünmekle oluyor. Herkesi sizinle meç olacak bir yapboz gibi görüp, yapbozu büyütmenin peşinde olmalısınız.”

Etkinliğin kaydını izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=bhjcFuLzpiQ


17 Şubat – Innogate Open Day

Innogate Uluslararası Hızlandırma Programı‘mızın 13. dönemi birbirinden başarılı teknoloji firmalarımızın katılımıyla başladı!

12. dönem firmalarımızdan MTX’in Chief Operating Officer’ı Melis Bilgiç Aksarı ve Ark Signer’ın CEO’su Yasin Kahramaner, 13. dönem firmalarımıza Innogate Uluslararası Hızlandırma Programı ile global pazarda elde ettikleri tecrübelerinden bahsettiler.


18 Şubat – Girişimin 7 Büyük Semineri #B2B için Satış

Girişimin 7 Büyük Semineri’nin dördüncü seminerinde “B2B için Satış” sunumyla Logo Yazılım Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Tekbulut İTÜ Çekirdek’te girişimciler ile buluştu.

Etkinliğin kaydını izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=XGlil-S5bgI


19 Şubat – InsurTech 101: Sektörün Acı Noktaları, Girişimciler için Fırsatlar ve Örnekler

İTÜ Çekirdek InsurTech Programı kapsamında ilk etkinliğimiz “Insurtech 101: Sektörün Acı Noktaları, Girişimciler için Fırsatlar ve Örnekler” İTÜ Çekirdek InsurTech Program Danışmanı ve Mentoru Okan Utkueri’nin sunumuyla gerçekleşti.

Okan Utkueri: “Distruption dediğimiz yıkıcı rekabet dalgası, henüz sigorta sektörüne gelmedi. Sektör hala ağırlıklı olarak eski usullerle, geleneksel bir yapıda çalışıyor. Dolayısıyla çok geniş bir ürün yelpazesi ve inanılmaz geniş bir paydaş kitlesine sahip sigorta sektöründe girişimcilerin önü çok açık.”

Etkinliğin kaydını izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=JYxsgdWKQIg


19 Şubat – Innogate ile Globalleşenler: Logiwa

Bulut tabanlı depo yönetim çözüm sistemi olan Logiwa‘nın Kurucu Ortağı Çağdaş Yıldız, Amerika’ya açılma süreçlerini paylaştı. Türkiye’de Trendyol, Koton, C&A gibi büyük markalarla çalışan Logiwa’nın 2015 yılında açılmaya karar verdiği Amerika’da bugün aralarında Pepsi’nin de olduğu 150’ye yakın müşterisi bulunuyor. Innogate ile Globalleşenler’de bu hafta Logiwa’yı dinliyoruz!


19 Şubat – Muhtasar SGK Birleşmesi ve İşçi Özlük Dosyası

19 Şubat’ta Muhtasar SGK Birleşmesi ve İşçi Özlük Dosyası seminerimizde #öğrenenteknokentli’ler ile bir araya geldik.


25 Şubat – Büyüme ve Ölçeklenebilirlik

Girişiminin 7 Büyük Semineri serisinde sahibinden.com’un CEO’su Burak Ertaş “Büyüme ve Ölçeklenebilirlik” sunumuyla İTÜ Çekirdekli girişimcilerle bir araya geldi.


25 Şubat – Teknoloji ile Üretelim Platformu Kuruldu

Paydaşları arasında bulunduğumuz #TeknolojiİleÜretelim Platformu’nun lansmanı gerçekleştirildi. İşbirliğiyle ilgili konuşan Genel Müdürümüz Doç. Dr. Deniz Tunçalp: “Bu platform ile girişimcileri, paydaş sektörlerle bir araya getirmeyi, yazılım teknolojileri eğitimi vermeye uygun eğitim sınıfları kurarak farklı sektörler için gerekli işgücü dönüşümüne destek olmayı hedefliyoruz.”


27 Şubat – Sigortacılıkta Dijital Dönüşüm

İTÜ Çekirdek InsurTech Programı kapsamında ikinci etkinliğimizi programın paydaşlarından olan Agito’nun katılımıyla gerçekleştirdik. Agito’nun CEO’su Mutlu Uğursal ve Proje Geliştirme Departmanı Başkan Yardımcısı Gülşah Sezek “Sigortacılıkta Dijital Dönüşüm” konumuyla girişimcilerimizle bir araya geldi.

Etkinliğin kaydını izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=E0ExBT0Rnsw


Gelişmelerimizden ve etkinliklerimizden haberdar olmak için sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz!

 

 

Derin Uzay Artık Daha Yakın: Arrokoth’un Sırrı Çözülüyor

Kırmızı, soğuk, 4 milyar yaşında üstelik patates şeklinde… Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, (NASA) Güneş Sistemi’nin dışında insanlık tarafından keşfedilen en uzak gök cismi olan Arrokoth’a dair detaylar paylaştı.

Güneş Sistemi’nin en uç gezegeni Pülton’dan 1,6 milyar kilometre uzaklıkta yer alan Arrokoth’dan ilk görüntü yıldız gözlemcileri tarafından yayınlandı. Amerikan yerlilerinden Powhatan halkının diline göre “gökyüzü” anlamına gelen Arrokoth; binlerce cüce gezegene ev sahipliği yapan geniş bir halka şeklindeki  bölge olan Kuiper kuşağında yer alıyor. Plüton’un ötesindeki evrenin sırlarını açığa çıkarmayı hedefleyen New Horizons’un Arrokoth ile ilgili dünyaya gönderdiği bilgiler 6 milyar kilometre uzaktan geliyor ve bu da iletişim sürecini “sancılı” hale getiriyor.

Sadece bir uzay patatesi değil

St Louis’deki Washington Üniversitesi’nden Profesör Bill McKinnon Arrokoth’dan şimdiye dek gök cismi hakkında öğrenilenlerin oldukça şaşırtıcı olduğunu söyleyerek “Bize güneş sistemimiz hakkında bazı derin gerçekleri anlatıyor. Bu sadece bir uzay patatesi değil. Bize olağanüstü bir hikaye anlatan olağanüstü bir dünya” diyor. New Horizons’un baş araştırmacısı Dr. Alan Stern ise buranın güneşten çok uzakta olduğunu hatta sıcaklığın tamamen sıfır olduğunu belirterek “Nesneleri bir çeşit durağanlık ya da zaman kapsülü içinde koruyor” diyor.

Teorileri tersine mi çevirdi?

Arrokoth’dan gelen verileri yorumlayan bilim insanları, gök cisminde çok az kratere rastlandığını, yüzeyinin de nispeten pürüzsüz olduğunu bildirirken; bir ucundan diğer ucuna 36 kilometre uzunluğunda olduğu öngörülen yüzeyinde suya rastlanmadığını söylüyor. Güneş Sistemi’nin 4,6 milyar yıl önce oluştuğu dönemden kalan ve gezegen oluşumu sürecini tamamlamamış olan birbirine yapışık iki yumru şeklinde olan bu gök cisminin nasıl oluştuğuna dair fikirler de oluşmaya başladı. Dr. Stern ve ekibine göre şiddetli çarpışmaya dair herhangi bir bulguya rastlamazken; iki yumrunun birleştiği kısımda çarpışma sonucu bir düzleşme veya çatlaklar olmaması, parçaların yavaşça birbirine tutunmuş olduğunu gösteriyor ki bu da gök cisminin parçacıkların yavaş bir şekilde bir araya gelmeleri sonucunu güçlendiriyor. Arrokoth’dan gelen bu bilgiler gezegenlerin oluşumuna ilişkin uzaydaki cisimlerin hızla birbirine çarparak daha büyük parçaları oluşturduğu ve sonrasında da gezegen halini aldığı yönünde olan yerleşik görüşü de çürütecek nitelikte…

https://www.theguardian.com/science/2020/feb/13/not-just-a-space-potato-nasa-unveils-astonishing-details-of-most-distant-object-ever-visited-arrokoth

https://listelist.com/arrokoth-gok-cismi/

OO-Kuma Yatırım Aldı

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan OO-Kuma, Teknogirişim Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’ndan yatırım aldı.

Kuveyt Türk’ün yüzde 100 iştiraki olarak yatırım fonlarının kurulumu ve yönetimi hizmeti veren KT Portföy Yönetimi A.Ş., teknoloji odaklı şirketlere erken aşama yatırım gerçekleştirmek amacıyla kurulan Teknogirişim Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile teknolojiye odaklanan markalara yatırım yapmaya devam ediyor. Teknogirişim Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, İTÜ ARI Teknokent firmalarından ve 3 Boyutlu Yazıcı ve sarf malzemeleri üreten OOKUMA‘ya ve yapay görme temelli kalite kontrol ürünleri üreten Visiomex ve yatırım yaptı. Yatırımlar ile ilgili değerleme veya yatırım miktarı ile ilgili herhangi bir bilgi henüz açıklanmadı.

Arda Kocaman ve Gökhan Gönültaş tarafından kurulan OOKUMA; 3 boyutlu yazıcı teknolojileri için dünya pazarına hizmet eden yüksek kaliteli, güvenilir ve geniş ürün yelpazesine sahip makina, malzeme ve yazılım üretiyor.

İTÜ ARI Teknokent bünyesinde araştırma geliştirme faaliyetlerini sürdüren OOKUMA, geliştirdiği çözümleri kullanıcılarına, kendine ait üretim tesisinde seri üretim yaparak ulaştırıyor. OOKUMA sektöründe ana oyuncu olmayı hedefleyerek kullanıcılarının 3 Boyutlu yazıcı teknolojilerindeki tüm ihtiyaçları karşılayan tek adres olmak adına yatırımlarına ara vermeden devam etmeyi de hedefliyor.

Kaynak: https://webrazzi.com/2020/02/18/teknogirisim-girisim-sermayesi-yatirim-fonu-ndan-ookuma-ve-visiomex-e-iki-yeni-yatirim/

Teknokent’te Şubat Ayında Gerçekleşecek Etkinlikler

Bu ay da birbirinden keyifli etkinliklerimiz ile #SosyalTeknokentlileri bir araya getiriyoruz. Alanında uzman isimlerin yer alacağı seminerlerimizde sektör dinamikleri, gündemdeki konular ve teknolojik gelişmeler gibi birçok konuya değineceğiz.

Etkinliklerin Detayları:

B2B için Satış – 18 Şubat 

https://itucekirdek.com/etkinlikler/b2b-icin-satis/

InsurTech 101: Sektörün Acı Noktaları, Girişimciler için Fırsatlar ve Örnekler – 19 Şubat

https://itucekirdek.com/etkinlikler/insurtech-101-for-start-ups/

Muhtasar SGK Birleşmesi ve İşçi Özlük Dosyası – 19 Şubat 

https://www.ariteknokent.com.tr/tr/etkinlik/muhtasar-sgk-aphb-birlesmesi

Yatırım Almadan Globalde Büyümek – 20 Şubat

https://www.ariteknokent.com.tr/tr/etkinlik/yatirim-almadan-globalde-buyumek

Büyüme ve Ölçeklenebilirlik – 25 Şubat

https://itucekirdek.com/etkinlikler/buyume-ve-olceklenebilirlik/

Enfeksiyon Hastalıklarından Korunma ve Doğru Beslenme – 26 Şubat

https://www.ariteknokent.com.tr/tr/etkinlik/enfeksiyon-hastaliklarindan-korunma-ve-dogru-beslenme-2

Sigortacılıkta Dijital Dönüşüm – 27 Şubat

https://itucekirdek.com/etkinlikler/sigortaciliktadijitalgonusum/

Corona ile Mücadelede Robot Dönemi

Tüm dünya Corona virüsü ile mücadele ederken; hastalığın ortaya çıktığı Çin, virüse karşı giriştiği savaşta teknolojiyi kullanıyor. Ülkede yeni corona virüsü ile ilgili pnömoniyi önlemek ve kontrol etmek için drone ve robotlar kullanılıyor. Aynı zamanda Çinli teknoloji uzmanları, virüsün tespitini sağlayan boğaz testini yapabilecek robotlar üretmek için de çalışmalara başladı.

 

Çin’de ortaya çıkan ve Ulusal Sağlık Komisyonu tarafından ismi “yeni corona virüsü zatürresi” olarak duyurulan hastalık nedeniyle meydana gelen can kayıpları SARS nedeniyle ölenlerin sayısını geçmiş durumda… Tüm dünya hastalıkla mücadelede farklı tedbirler uygularken; Çin’de drone ve robotlar gibi yüksek teknolojili ürünler kullanılıyor. Wuhan’da birçok hastanede robot asistanlar, hastalara veya hastalık şüphesiyle karantinada tutulan kişilere ilaç ve yemek götürüyor, kişilerin yattığı yatakların çarşaflarını değiştirmek ve çöplerini toplamak gibi genel hijyen kuralları doğrultusunda hizmet veriyor. Hatta Eyalet Konseyi Bilgi Bürosu Hangzhou Haber Merkezi’nden bir rapora göre, Zhejiang Halk Hastanesi’nde bir robot, ilk Corona virüs hastasını teşhis etmeyi başardı. Hastanelerde kullanılan robotların sayısı her geçen gün artarken; hastaların bir tıp uzmanından ziyade bir robot tarafından yardım edilmesinin şokunu aşması bir veya iki dakika sürebiliyor. Guangzhou’daki bir alışveriş merkezinin önünde ise robotlar, çevreden geçen herkesin vücut ısısını kontrol ediyor. Böylelikle vücut ısısı fazla olanlar kontrol edilerek hastalığın yayılması engelleniyor.

Maskesiz insanlar tespit ediliyor

Sokaklarda ise dezenfeksiyon için drone’lar tercih ediliyor. Bir drone, her seferinde taşıdığı 10 kg’lık dezenfektan maddeyle 5 bin metrekarelik bir alanı temizleyebiliyor. Aynı zamanda açık alanlarda ve toplum içerisinde maske takmayan vatandaşlar için cezai yaptırım uygulanan ülkede, buna uymayan vatandaşlar da drone’lar ile denetleniyor. Açık alanlarda maske takmadan gezen vatandaşlar drone ile tespit ediliyor, sonrasında ise vatandaşlara uyarıda bulunuluyor. Drone kullanımı aynı zamanda hasta numuneleri ve tıbbi nakil personeli arasındaki teması azaltıyor ve teslimat sürelerini hızlandırıyor. Örneğin geçtiğimiz haftalarda bir tıbbi dağıtım dronu, Xinchang İlçesi Halk Hastanesi’nden Hastalık Kontrol Merkezi’ne uçtu.

Boğaz testini robotlar yapacak

Öte yandan Çinli bilim uzmanları virüsün tespitini sağlayan boğaz testini yapabilecek robotlar üretmek için de kolları sıvadı. Şu anki Corona virüs testinde hemşireler hastanın boğazından pamuklu bir çubuk yardımıyla örnekler toplamak zorunda kalıyor. SIASUN Robot & Automation Co Ltd’ye göre ise yılan şeklinde mekanik bir kol ve bir çubuk toplama parçası içerecek olan robot, sağlık personelinin enfekte olmasını önlemek için uzaktan kumanda edilebilecek.

https://www.ainonline.com/aviation-news/general-aviation/2020-02-07/drones-enlisted-fight-corona-virus-china

https://dailygamingworld.com/how-do-you-protect-hospital-assistants-from-coronavirus-use-robots/

https://www.khmertimeskh.com/50687829/china-working-to-develop-robots-for-virus-testing

Teknokentli Firmalar Başarılarını Paylaşıyor: Kron

Telekomünikasyon sektörüne yönelik yazılımlar ve siber güvenlik alanında çözümler üreten firmamız Kron’un Genel Müdürü Mete Sansal: “Merkezimiz İTÜ ARI Teknokent olmak üzere Bilkent CyberPark ve İzmir Yerinde Ar-Ge Merkezi ile 3 Ar-Ge merkezinde 124 çalışanımız ile telekom alanında iş sürekliliğini sağlayan çözümler ile Türkiye’deki birçok Telekom operatörü ile çalışmaktayız.”

Nükleer Atıktan Elmas Bataryaya

Nükleer tesisler ile ilgili en sık tartışılan konuların başında nükleer atıklar geliyor. Bir nükleer tesis kapatıldıktan sonra bu atıkların depolanması ve uzun yıllar korunması başlı başına bir mesele… Bu sorun üzerine çalışmalar yapan bilim insanları artık kullanılmayan nükleer tesislerdeki materyallerle elmas bataryalar üretmeyi başardı.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın 2018 yılı verilerine göre dünyada 31 ülkede 450 nükleer reaktör işletme halinde bulunuyor, 18 ülkede ise 59 nükleer reaktörün inşası devam ediyor. 2017 itibariyle dünya genelindeki elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 11’ini karşılayan nükleer santrallerden 169’u da ömrü dolduğu için kapatıldı… Peki, kapatılan nükleer santrallerde bulunan ve binlerce, hatta milyonlarca yıl boyunca radyoaktif özelliğini koruyan nükleer atıklara ne yapılıyor?

Birçok ülkede bu atıklar reaktörlerin bulunduğu yerlerde ya derin beton havuzlarda su içinde ya da çelik kaplı beton varillerde, reaktör binalarının hemen dışında tutuluyor. Şimdilerde ise bilim insanları çevre için büyük risk oluşturan nükleer atık sorununa çözüm bulmuş gibi görünüyor.

Nükleer tehlike yaratır mı?

Birleşik Krallık’taki ilk nükleer tesislerden bir tanesi olan ve 1989’da kullanıma kapatılan Berkeley Tesisi’nde çalışmalar yapan bilim insanlarından Tom Scott, elmasın içerisindeki radyoaktif materyalin sarmalanarak elmas bataryalar vasıtasıyla elektriğe dönüştürülebileceğini söylüyor. Elektrik üretimindeki en kritik nokta ise tesiste kullanılan grafitteki radyoaktif karbon 14 izotopu…

Son birkaç yıldır radyoaktif çürümeden elektrik üretebilen ultra düşük güçlü sensörler geliştirdiklerini söyleyen Scott, bataryalar için grafik karbonun elmasa dönüştürülmesinin kullanımı sonlandırılmış tesislerde de gerçekleştirilebileceğini belirtiyor. Ekibinin prototip elmas bataryaların volkanlarda kullanıldığını ve oldukça kullanışlı olduğunu söyleyen Scott, bataryaların en önemli kullanım alanlarından bir tanesinin de uzay uçuşları olabileceğinin altını çiziyor. Nükleer bir tesiste kullanılan materyallerden batarya üretilmesi fikri akla ilk olarak radyoaktivite tehlikesini getirse de bilim insanları, radyoaktivitenin elmasın içerisine sıkıştırılması dolayısıyla herhangi bir tehlikenin söz konusu olmayacağını söylüyor.

 

Kaynak: https://www.popularmechanics.com/science/a30613776/nuclear-waste-diamond-battery/

 

Gizliliğe genel bakış

En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.