Yazar -Nigar

Cüzdanlar Artık Derimizin Altında

Kimlik kartları ve kredi kartlarıyla dolu kabarık cüzdanlar artık tarihe karışırken; bunların yerini deri altına enjekte edilen pirinç tanesi büyüklüğündeki çipler alıyor. İsveç’te 4 binden fazla vatandaş, bu çipler sayesinde kimliklerini, kredi kartlarını ve anahtarını artık ceplerinde değil ellerinde taşıyor.

Günlük hayatta en çok kullanılan kimlik, kredi kartı ve bilet gibi eşyalar artık cüzdanlarda değil, çeşitli yollarla deri altına enjekte edilen pirinç tanesi büyüklüğünde çiplerde taşınıyor. Bu teknolojiye öncülük eden ülkelerden İsveç’te 4 binden fazla kişi, bu çipleri kullanarak kimlik kartı, tren bileti ya da anahtarı derilerinde taşıyor. Yüksek teknoloji ürünü fütüristik bu çipler, temassız alışveriş yapıyor, kapı açıyor veya tren bileti olarak kullanılabiliyor. Özellikle demir yollarında bu çipler vasıtasıyla yolcular bilet okutmak yerine bedenlerindeki çipleri taratarak yolculuk edebiliyor. Üstelik nakit ve kredi kartlarını gereksiz kılan, dolayısıyla da teması önleyen teknolojinin koronavirüsün bulaşma riskini de büyük ölçüde azalttığı düşünülüyor.

Deri altına çip yerleştiren şirket Biohax International CEO’su Jovan Österlund, teknolojinin yeni olmasına rağmen, kullanımının önemli şekilde artığını söyleyerek, “Bu teknoloji anahtarların, banka kartlarının yerini alabilecek ve sağlık amaçlı kullanabilecek. Her ne kadar vatandaşlar şu ana kadar bu teknolojiye tam olarak ayak uyduramasa da 2018’de başlayan teknolojiye ilgi giderek artıyor” diyor.

Bununla birlikte çip teknolojisine eğilim, İsveç’in nakit kullanımının oldukça azaldığı bir döneme denk geliyor. Zira günümüzde banknotlar ve madeni paralar İsveç ekonomisinin sadece yüzde 1’ini oluşturuyor.

Kaynak:

https://www.euroweeklynews.com/2020/04/10/swedes-get-futuristic-high-tech-implants-in-their-hands-to-replace-cash-and-credit-cars-eliminating-coronavirus-contact/

 

Kripto Paraya ‘İnsan Gücü Dönemi’ mi Geliyor?

İnsanlardan güç alan bir kripto para sistemine ne dersiniz? Microsoft’un geçtiğimiz günlerde bu sistem için patent alması, söz konusu fikrin çok da uzak olmayan bir gelecekte hayatımıza girebileceğini gösteriyor.

Yeni bir kripto para madencilik sistemi için patent başvurusunda bulunan Microsoft, insanların fiziksel aktiviteler ile ürettikleri enerjiyle karmaşık veri işleme sürecini düşünmeden yapmayı sağlıyor. Yani kullanıcıların koşu ve yoga gibi spor aktiviteleri yaparak çeşitli sensörler ve uygulamalar aracılığıyla ilgili aktivitelerin takip edilmesi hedefleniyor. Ardından da kullanıcıların, aktivitelerine bağlı olarak kripto para kazanmaları sağlanıyor.

Her ne kadar sistem teorik olarak bilim kurgu filmlerini aratmayacak nitelikte olsa da aslında şu anki teknolojiye pek de uzak değil. Zira günümüzde akıllı saatler ve telefonlar gün içerisinde kişinin hareketlerinin takibini yapabiliyor, diğer uygulamalarla bilgi paylaşıyor ve bu bilgileri kullanmayı sağlıyor. Söz gelimi, spor yaparken hızlanan yüksek nabız, daha hızlı soru çözülmesine imkan sağlıyor. Yeni patent hakkında açıklama yapan Microsoft yetkilileri sistemi “Kripto para sistemlerinde devasa bilgisayar ağları kullanılıyor. Bizim öngördüğümüz sistemde ise bedensel aktivitelerden gelen veriler, çalışma kanıtı olabiliyor. Böylelikle bir kullanıcı fakında bile olmaksızın çözülmesi zor bir soruyu dahi hesaplayabiliyor” diyerek tanıtıyor.

 

Kaynak: https://www.onmsft.com/news/microsoft-files-patent-for-human-powered-crypto-mining-system

Virasoft Yatırım Aldı

Virasoft, Türk Telekom’un girişim sermaye şirketi TT Ventures’dan yatırım aldı.

İTÜ ARI Teknokent firmalarından Virasoft, yüksek hassasiyete ve doğrulukla kanser tanısı koyabilen dijital patoloji ürünü ViraPath ve kanser tanısında hekimlere her yerden ve anında ikinci görüş imkanı sunan telepatoloji ürünü TelePath ile birçok patolojik hastalığa artık daha hızlı ve kesin tanı koymak mümkün hale geliyor.

Virasoft’un altyapısı sayesinde dijital alana taşınan veriler, internet üzerinden paylaşılarak görüntü sistemi ile dünyanın herhangi bir sağlık kuruluşundaki uzman patolog tarafından da eş zamanlı görülebiliyor. Bu da hastalığa anında ve uzman tanı konulabilmesine olanak sağlıyor.

Kaynak:

https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2020/04/10/dijital-patolojiyle-kanserle-mucadele-sureci-hizlaniyor

İTÜ Çekirdek #FightCOVID19 Ventilator Çağrısı

Dünyayı etkisi altına alan ve dünya nüfusunun çok büyük bir kısmını etkileyeceği düşünülen COVID-19 salgını sebebiyle şimdiden birçok ülkede yoğun bakım ünitelerinde ventilatör ihtiyacı hızla büyüyor.

COVID-19’un yayılması ile birlikte birçok ülkede enfekte hasta sayısı hızlı artıyor. Özellikle COVID-19 hastalarının %20’sinin hastaneye yatırıldığı ve %5’inin yoğun bakım ünitesine alınması gerektiği düşünülürse ventilatörlere olan ihtiyacın son derece yüksek olduğu görülüyor!

İhtiyacı olan hastaneler için “düşük maliyetli ve yapımı kolay bir ventilatör üretirim” diyen girişimcilere “İTÜ Çekirdek’te Geliştir, Dünyayı İyileştir” diyoruz!

HEMEN BAŞVUR

İTÜ Çekirdek #FightCOVID19 Çağrısı kapsamında aranan yoğun bakım ventilatörlerinin;

  • Kolay erişilebilecek ve uygun fiyatlı malzemelerden ve yaygın hızlı üretim yöntemleriyle (3D yazıcılar, CNC makineler vb.) üretilebilen,
  • Kurulumu ve kullanımı kolay,
  • Dayanımı yüksek,
  • Güvenilir,
  • Kolay sterilize edilebilen

niteliklerde olması bekleniyor.

İTÜ Çekirdek olarak amacımız mümkün olan en iyi tasarım çözümlerini en kısa sürede kolay erişilebilir hale getirmek.

HEMEN BAŞVUR

Bu amaçla seçilen tasarım çözümleri ücretsiz erişim ile herkese açık olacak, ihtiyaca ve sorunlara yönelik çözümlerin hız kazanmasına katkı sağlayacak.

Başvurularınızı İTÜ Çekirdek Genel Kategori’si üzerinden Covid-19 Çözümleri sektörünü seçerek yapabilirsiniz.

2012 yılından bugüne bir girişimcinin ihtiyacı olan her şeyi bir arada sunan İTÜ Çekirdek olarak günümüzün en büyük sorununa çözüm üretme çabamızda “benim de katkı sağlayacak bir girişimim var” diyorsanız, başvurularınızı bekliyoruz!

3D Yazıcılar ile Koronavirüs Maskesi Ürettik

İTÜ ARI Teknokent olarak coronavirüs ile mücadele kapsamında yürüttüğümüz çalışmalara bir yenisini ekledik. Bu kapsamda geçtiğimiz yıl hayata geçen dijital üretim merkezimiz İTÜ MAGNET FAB | TRİDİ’de sağlık çalışanlarımızın ihtiyaç duyduğu ve bizim 3D yazıcılarımızda ürettiğimiz medikal ürünlere odaklandık. Sağlık Bakanlığımızın ülke çapında ve yüksek hacimde düzenlediği çalışmalara, düşük hacimde, yerel ve tamamlayıcı destek ürünleriyle katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Sağlık çalışanlarımızın ihtiyaç duyduğu, tüm yüzü koruyabilen siperleri 3 boyutlu yazıcılarımızda ürettik ve ücretsiz olarak ilgili birimlere teslim ettik. İlk etapta 400 adet ürettiğimiz siperleri sağlık çalışanlarımızdan aldığımız geri dönüşler doğrultusunda geliştirerek seri üretime geçtik.

Diğer ülkelerde yaşanan örnekler göz önüne alındığında yüz kalkanı maskeler, özellikle entübasyon denen solunum yolu açma gibi hasta kaynaklı çok miktarda sıvının müdahaleye karıştığı işlemleri gerçekleştiren sağlık personeli için gerekiyor. Dünya’da da pek çok ülkede maker gruplar, 3 boyutlu yazıcılar gibi eklemeli imalat yöntemlerini kullanarak, yerel talepleri hızlıca yerel kaynaklarla çözmek yoluna gidiyorlar. Internet’te açık kaynak şeklinde bu ürünlere ait pek çok tasarım bulunuyor. İTÜ MAGNET FAB | TRİDİ‘ de açık kaynaklı bu tasarımlardan birkaçını temel alarak geçen hafta ürünü tasarlayarak üretime hazır hale getirdi.

Ürünler, sağlık çalışanlarımıza tamamen ücretsiz olarak sunuluyor. Talep oluşturmak isteyen sağlık çalışanlarımız www.destekbizden.org adresinden taleplerini oluşturabilir; sürece destek olmak isteyen kurumlar ise bizimle https://itumagnet.com/itumagnetfab/ adresinden iletişime geçebilirler.

İTÜ MAGNET FAB | TRİDİ Hakkında

İTÜ ARI Teknokent’in tüm hizmetleri gibi ihtiyaca yönelik olarak tasarlanan ve İTÜ MAGNET içerisinde İstanbul Kalkınma Ajansı desteği ile 2019 yılında açılan İTÜ MAGNET FAB | TRİDİ, Türkiye’nin fikirden ürüne dijital süreçlerle yürütülen en kapsamlı dijital üretim merkezi olma özelliği taşımaktadır. Bu merkez, büyük, orta ve küçük ölçekli sanayiden endüstriye, öğrencilerden bireysel kullanıcılara kadar geniş bir kitleye prototipleme ve ön seri üretim süreçlerinde değer katma hedefiyle açılmıştır. Üç boyutlu yazıcılardan lazer makinelerine, CNC makinelerinden silikon kalıplama makinasına kadar geniş makina parkurunun yanı sıra ortak çalışma ve üretim alanları bulunmaktır. İTÜ MAGNET FAB | TRİDİ’de kurulduğu günden bu yana 4000 prototip, 70 silikon kalıp üretilmiş; 120 endüstriyel tasarım, 90 üç boyutlu tarama ve 100 elektronik proje gerçekleştirilmiştir.

Kağıt Paraları ATM İçinde Dezenfekte Eden Sistem Geliştirildi

İTÜ Çekirdek girişimimiz Money Shower, ATM’lere uygulanan ve kağıt paraları koronavirüs dahil tüm bakteri ve virüslerden yüzde 99 oranında arındıran kağıt para dezenfeksiyon modülü geliştirdi.

İTÜ Çekirdek girişimi, kağıt paraları bakteri ve virüslerden arındırma amacıyla ATM‘lere uygulanan kağıt para dezenfeksiyon modülü geliştirdi.

Money Shower Kurucu Ortağı Furkan Eruçan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kağıt paraların bir ayda 150 farklı insanın eline değerek kirlendiğini belirterek, “Yapılan araştırmalara göre, Avrupa ülkelerindeki kağıt paralar üzerinde ortalama 500 farklı çeşitten oluşan 26 bin bakteri bulunuyor. Türk paraları da aynı miktarlarda bakteri barındırıyor. Bu sayılar insanları hasta etmek için yeterli.” dedi.

UVC ışığın tüm bakteri ve virüsleri yok ettiğini öğrenerek bir iş fikri geliştirmeye başladığını anlatan Eruçan, şirketin diğer kurucu ortağı Kübra Karakoç’un mikrobiyoloji konusundaki desteğiyle birlikte UVC ışıktan verimli ve güçlü bir teknoloji geliştirmeyi başardıklarını, bu teknolojiyi ATM’ler üzerinde test edip, patentlerini aldıklarını söyledi.

“Kağıt paraları toplayıp yakmak çözüm değil”

Eruçan, kağıt paralar üzerinde bulunan mikroorganizmaların çeşitli hastalıklara sebep olduğunu, ancak günümüze kadar kağıt paraların dezenfekte edilmesine yönelik herhangi bir çalışma yapılmadığını hatırlatarak, “Sadece büyük salgın hastalıkların ortaya çıktığı zamanlarda ülkeler kağıt paraları toplayıp banknot merkezlerinde yakıyor ve yeni paralar basıp piyasaya sürüyorlar.” ifadelerini kullandı.

Koronavirüsle mücadele kapsamında da virüsün yayılmasını engellemek için Çin’in piyasadan kağıt paraları toplayıp yaktığını dile getiren Eruçan, “Bu dezenfeksiyon yöntemi oldukça yetersiz bir yöntem, çünkü piyasaya sürülen yeni paraların yüzlerce insanın eline değerek kirlenmeye başlıyor ve eski kirli paralardan bir farkı kalmıyor.” diye konuştu.

“Koronavirüs dahil anlık dezenfeksiyon sağlıyor”

Money Shower Kurucu Ortağı Furkan Eruçan, Türkiye’nin önde gelen bankalarından birine ürün satışı gerçekleştirdiklerini ve pilot uygulamaların ardından 2023’e kadar öncü bankalarının ATM’lerine entegre olmayı hedeflediklerini aktararak, “İTÜ Çekirdek’ten aldığımız eğitimler ve geniş mentor ağı ile yaptığımız görüşmeler sayesinde iş fikrimizi uygulanabilir hale getirdik. Türkiye pazarında kendimizi kanıtladıktan sonra eş zamanlı olarak İTÜ ARI Teknokent’in Innogate Programı ile dünyaya açılmayı hedefliyoruz.” dedi.

Geliştirdikleri kağıt para dezenfeksiyon modülünün hali hazırda var olan tüm ATM’leri 15 dakikada hijyenik ve çevreci ATM’lere dönüştürdüğünü belirten Eruçan, şunları kaydetti:

“Money Shower ile kağıt paraların en fazla sirküle olduğu yer olan ATM’lerde anlık dezenfeksiyon sağlayarak, kullanımda olan paraların sürekli dezenfekte olmasını sağlıyoruz. ATM’den para çekmek isteyen müşteriler entegre ettiğimiz modül ile yüzde 99 oranında dezenfekte edilmiş şekilde paralarını çekebiliyor.

Anlık ve temassız dezenfeksiyon teknolojisi ile insanların koronavirüs dahil olmak üzere tüm mikroorganizmalarca enfekte olmasının önüne geçiyoruz. Bu sayede salgın hastalıkların yayılmadan kontrol altına alınmasını sağlıyoruz.”

“Taşınabilir boyutta elektronik dezenfektan da geliştirdik”

Eruçan, ATM’lerde kağıt para dezenfeksiyonu sağlayan ürünlerine ek olarak, Thing Shower olarak isimlendirdikleri, cebe sığabilecek şekilde taşınabilir boyutta elektronik dezenfektan geliştirdiklerini ifade etti.

Thing Shower ile her gün yüzlerce insanın temas ettiği yüzeylerin insan sağlığı için oluşturduğu riski ortadan kaldırmayı amaçladıklarını anlatan Eruçan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Işık dalga boyunu 200-280 nanometre arasında tutarak mikrosaniyeler içerisinde dezenfeksiyona imkan sağlıyoruz. Temassız ve anlık bir dezenfeksiyona imkan tanıtan ürünümüz sayesinde hijyeninden en fazla endişe duyduğumuz; umumi tuvaletler, kapı kolları, restoranlardaki çatal bıçak bardaklar, telefonlar, biberon ve emzikler, kozmetik eşyalar ve daha birçok eşya temassız bir şekilde saniyeler içerisinde dezenfekte edilebiliyor.

Bu ürünü halkın temas ettiği ya da edeceği yüzeyleri korunması, bakteri ve virüslerden arındırması amacı ile geliştirdik ve internet sitemizden ön sipariş almaya başladık. Uluslararası sağlık kuruluşlarının ve Sağlık Bakanlığı’nın da belirttiği gibi hijyenin en önemli ve birinci kural olması gerekiyor. Temas edilen nesnelerin sık sık dezenfekte edilmesi önem taşıyor.”

Swenna’dan Sağlık Çalışanlarına Özel Önlük

İTÜ Çekirdek girişimimiz Swenna koronavirüsle mücadeleye odaklandı. Swenna, PVC malzemeden ısıya ve yırtılmaya dayanıklı sıvı geçirmeyen önlükleri sağlık çalışanlarına ekstra koruma sağlaması için üretiyor. Bu önlükler sayesinde hem virüsün kıyafet üzerinden bulaşma olasılığını azalıyor hem de dezenfekte edilmesi daha kolay olduğundan defalarca kullanılabiliyor.

Swenna Hakkında:

Swenna, akıllı çantalar üretmektedir. Değişen yaşam tarzı ve alışkanlıklara ayak uyduramayan çantalar, Swenna ile yeniden yorumlanıyor. Fonksiyonellik ve sadelik ön planda tutularak tasarlanan çantaların, manyetik kulaklık tutucu, gizli cepler, hızlı erişim bölmeleri, led ışıklar, kaybolma engelleyici gibi özelliklerinin yanında akıllı telefonları kablosuz olarak şarj edebiliyor olması modern insanın önemli sorunlarından şarj sorununu da ortadan kaldırıyor. Tablet ve Bluetooth kulaklık gibi cihazlar ise istendiğinde USB kablo aracılığı ile şarj edilebiliyor. Swenna’nın halihazırda 12 farklı modeli bulunmakta. Modeller arasında fotoğrafçılar, bisiklet sürücüleri, tıbbi mümessiller ve sık seyahat edenler gibi spesifik grupları hedefleyen çantalar da mevcut.

COVID19 ile Mücadelede Hastanelerde Güven Ortamı Oluşturuyor

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Ceiba Tele ICU’nun geliştirdiği eConnect teknolojisi izolasyon ve karantina odalarına kurularak, başucu cihazlarından (monitör ve solunum cihazı) anlık veri akışı sağlıyor. Doktor ve hemşireler için oluşturulan Ceiba Platformları ile hasta verilerine ulaşmaları sağlanıyor. Doktor ve hemşireler cep telefonundan karantina altındaki hastanın yanındaymış gibi etkin bir şekilde hastanın takibini yapabiliyorlar. Hastanın durumu kötüleşmeye başladığında ise sistem otomatik olarak tanı uyarısı oluşturarak, doktorlara uyarı gönderiyor. Bu sayede doktor ve hemşirelerin enfeksiyona minimum düzeyde maruz kalmaları sağlanarak hastanede bir güven ortamının oluşturulmasına yardımcı olunuyor.

 

İTÜ Çekirdek’te Geliştir, Dünyayı İyileştir!

2012 yılından bugüne bir girişimcinin ihtiyacı olan her şeyi bir arada sunan İTÜ Çekirdek olarak, bu kez de kapılarımızı yeni tip Koronavirüs’e (COVID-19) çözüm üreten girişimler için açtık!

HEMEN BAŞVUR!

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve milyonlarca kişiye bulaşarak neredeyse tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs ile mücadelede çözüm sunacak teknolojileri bekliyoruz. Tespit yöntemlerinden respiratör teknolojilerine; sterilizasyon çözümlerinden ventilatöre kadar birçok aşaması bulunan bu sürece benim de katkı sunacak bir girişimim var diyorsan ‘İTÜ Çekirdek’te Geliştir, Dünyayı İyileştir’ diyoruz!

HEMEN BAŞVUR!

Ne sunuyoruz?

İTÜ Çekirdek olarak, her aşamadaki teknoloji girişimcisine ilham ve destek vermek, onların pazardaki başarısına katkı sağlamak için bir girişimcinin ihtiyacı olması gereken sermaye (52 milyon TL’ye varan), fiziksel ortam, eğitim, danışmanlık, mentorluk, network, kurumsal iş ortakları, basın ve PR gibi destekleri bir arada sunuyoruz. Sunduğumuz desteklerle UBI Global endeksine göre dünyada üniversitelere bağlı kuluçka merkezleri sıralamasında ilk 5’te yer aldık. Bugüne kadar 2.424 girişim destekledik ve girişimlerimizin cirosu 140 milyon TL’yi aştı. 135 milyon TL yatırım alan girişimlerimizin toplam değerlemesi ise 1 milyar 270 milyon TL’ye ulaştı.

Peki yeni tip koronavirüs nedir?

Koronavirüs’ün yeni bir türü olarak, COVID-19 şeklinde adlandırılan bu virüs ilk kez Çin’in Wuhan şehrinde tespit edildi.  (COVID 19 kısaltmasında, ‘CO’ korona için, ‘VI’ virüs için ve ‘D’ ise (İngilizce’deki “disease” kelimesinin ilk harfi) hastalık için kullanılmaktadır). Daha önce bu hastalık için ‘2019 yeni koronavirüs’ veya ‘2019-nCoV’ ifadeleri kullanılıyordu.

Çin’de ortaya çıkmasının ardından tüm kıtalara yayılan virüs, Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edildi.

COVID-19 virüsü; Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) ve bazı soğuk algınlığına yol açan virüsler ile aynı aileye bağlı, yeni tip bir virüs olma özelliğine sahip.

COVID-19 virüsü nasıl bulaşır?

Virüs; hastalığa yakalanmış kişinin (öksürerek ve hapşırarak) solunum yolu ile ortama yaydığı damlacıklar ile doğrudan temas edilmesi veya virüs bulaşmış yüzeylere dokunulması halinde bulaşır. COVID-19 virüsü, yüzeylerde saatlerce yaşayabilse de basit dezenfektanlar virüsü öldürmekte.

Koronavirüsün belirtileri nelerdir?

Ateş, öksürük ve nefes darlığı hastalığın temel belirtileri arasında yer almakta. Daha ciddi vakalarda bu enfeksiyon zatürre veya solunum güçlüğüne neden olabilmekte. Bununla birlikte nadiren ölüme yol açmakta. Bu belirtiler COVID-19’dan daha yaygın olarak görülen grip veya soğuk algınlığı belirtileriyle benzerlik gösterir. Dolayısıyla bir kişide COVID-19 olup olmadığını doğrulamak için test yapılması gerekmektedir.

Kaynak:

https://www.unicef.org/turkey/koronavirusu-hastaligi-covid-19-anne-babalarin-bilmesi-gerekenler

https://www.milliyet.com.tr/gundem/corona-virusu-covid-19-pandemi-ilan-edildi-pandemi-nedir-tarihteki-pandemiler-nelerdir-6167594

https://www.washingtonpost.com/health/coronavirus-can-stay-infectious-for-days-on-surfaces/2020/03/12/9b54a99e-6472-11ea-845d-e35b0234b136_story.html

Mikronos Biyomedikal’e Royal Academy Of Engineering LIF Birinciliği

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Mikronos Biyomedikal’in kurucularından Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Can Erten bu proje ile İngiliz hükümeti tarafından fonlanan Royal Academy of Engineering Leaders in Innovation Fellowship’e (LIF) layık görülen 15 Türk girişimci arasına seçilerek Londra’da bir eğitim programına katılmaya hak kazandı. Bu eğitim programı kapsamında iş fikrinin ticarileştirilmesine yönelik farklı alanlardan mentörler ile yürütülen yoğun bir çalışma programı neticesinde Royal Academy of Engineering üyeleri ve yatırımcılardan oluşan jüri üyelerine yapılan sunumlar arasından birincilik ödülüne layık görüldü.

İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Elektronik ve Haberleşme Bölümü akademisyenimiz Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Can Erten ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Özlem Yalçın’ın kurduğu Mikronos, kanamalı hastaların hayatta kalma ihtimalini %70’e kadar arttıracak pıhtılaşma ölçüm teknolojileri geliştiriyor.

Günümüzde kullanılmakta olan pıhtılaşma ölçüm cihazları, yüksek test maliyetleri ve uzman personel gereksinimleri sebebi ile sağlık kuruluş ve çalışanlarının ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olduğundan, bu testlerin yapılmamasından veya yapılıyorsa da sonucu alana dek kaybedilen zamandan dolayı kanamalı hastalar için risk artmakta. İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Can Erten’in Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Yalçın ile geliştirdiği kanın pıhtılaşma bozukluklarını tespit eden mikro akışkan tabanlı tıbbi cihaz projesi, geçtiğimiz yıl TÜBİTAK’ın Bireysel Genç Girişim “BİGG” programı çağrısı kapsamında 4594 girişimci iş fikri başvurusu arasından desteklenmeye değer görülen 146 girişim arasında yer almıştı. TÜBİTAK BİGG programı kapsamında şirket kurmuş girişimcilerden 15’i İngiltere ile iş birliğinin geliştirilmesine yönelik Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı girişimiyle başlatılan ve TÜBİTAK tarafından yürütülen Kâtip Çelebi-Nevvton Fonu kapsamında Royal Academy of Engineering tarafından yürütülen “Leaders in Innovation Fellovvships” Programı’nda Güney Afrika, Kenya ve Hindistan ile birlikte yer aldı.

Londra ziyareti sırasında İTÜ’lü Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Can Erten ve diğer Türk girişimciler Londra Büyükelçisi Ümit Yalçın’ın davetlisi olarak İngiltere’de yaşayan Türk girişimcilere ve yatırımcılara projeleri hakkında sunumlar gerçekleştirerek projelerinin ticarileştirilmesi için de çalışmalar kaydettiler, ingiltere ve Avrupa’dan çeşitli yatırımcılar ile projenin ticarileştirilmesi üzerine görüşmelerinin daha da arttığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Can Erten, “Açıklanan birincilik sonrası açıkçası çok mutlu oldum. Hem şirketimize olan güvenim arttı hem de üniversitemizi orada böylece temsil etmek güzel oldu. Bu sayede başarımızı taçlandırmıştık olduk.” dedi.

Kaynak:

Gizliliğe genel bakış

En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.