Yazar -Nigar

Eatron, 11 Milyon Dolar Seri A Yatırım Aldı

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Eatron, 11 milyon dolarlık Seri A yatırım turunu tamamladı.

Hem araçlarda hem de bulutta koşan özgün akıllı otomotiv yazılım platformu ile hızlı bir büyüme yakalayan Eatron, MMC Ventures önderliğinde gerçekleşen ve Aster Capital ile Vinfast’ın da yer aldığı 11 milyon dolarlık Seri-A yatırım turunu duyurdu. Yeni yatırımla birlikte gömülü ve bulut tabanlı akıllı yazılım özelliklerini geliştirecek ve müşterilerine sunacak Eatron; Türkiye, İngiltere ve Çin’deki ekipleriyle birlikte iddialı bir küresel büyümeye ulaşmayı hedefliyor. Son 1 yılda 50 kişilik yeni istihdam sağlayan Eatron; ayrıca Almanya, Hindistan ve ABD’de yeni satış ekipleri ile yakın zamanda 50 kişilik yeni istihdam sağlamayı planlıyor.

Eatron araç üreticilerine ve birinci seviye tedarikçilere sağladığı platform teknolojisi ile karmaşık otomotiv gömülü yazılımlarının, donanımdan bağımsız olarak, hızlıca seri üretime hazır olmalarını sağlıyor. İTÜ ARI Teknokent’teki 60 kişilik bir Ar-Ge merkezi ve Warwick, Ingiltere’de genel merkezi ile operasyonlarını yöneten Eatron, ilk yazılımlarını küresel OEM’lerin 2022 yılı 1. çeyreğinde üretime geçirecekleri modellerine lisanslama başarısını gösterdi.

Eatron Kurucu Ortağı ve CEO’su Dr. Umut Genç, yatırım turuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Özellikle ulaşım ve otomotivin dramatik bir dönüşüm geçirdiği bu dönemdeki değişim ile artık bu sektörlerin yazılım temelli endüstriler haline gelmesi gerekiyor. Akıllı otomotiv yazılım platformu bu dönüşümde uç birimlerden buluta kadar kritik bir rol üstelenecek. Eatron için hem platformun hem de araçlardan gelen verinin önemi büyük. Fonksiyonel güvenlik, makine öğrenmesi, ileri kontrol sistemleri, bağlantılı ve bulut tabanlı veri analitiğini özgün bir şekilde sentezleyerek üretime hazır ve uyarlanabilir otomotiv yazılımına dönüştürüyoruz. Böylece, OEM’ler ve Tier-1 tedarikçiler, internete bağlı ve akıllı yazılım temelli elektrikli araçlarını daha iyi ve hızlı olarak geliştirebilecekler ve rakiplerine karşı kayda değer bir fark yaratacaklar.” şeklinde konuştu.

COVID-19 Aşısında Otonom Dönem Başlıyor

Koronavirüsle mücadele devam ederken, salgınla ilgili birçok araştırma ekibi farklı alanlarda çalışmalara devam ediyor. Waterloo Üniversitesi ve bir girişimci şirketi ​​Cobionix, COVID-19 tedavisinde kullanmak üzere, aşı olacak kişileri otonom ve iğnesiz olarak aşılayan yeni bir robot geliştirdi. 

 

Kanada’da bulunan Waterloo Üniversitesi ve Kanada tabanlı girişim​​ Cobionix, ilk otonom robotik kas içi enjeksiyonunu gerçekleştirerek, işgücü problemiyle karşı karşıya kalan sektörde hasta bakımını iyileştirmenin yolunu açtı. Kas içi enjeksiyonunu başarıyla gerçekleştiren ilk robot Cobi, bu işlemi deri altı iğne kullanmadan yaptı.

 

Enjeksiyon bölgesini yapay zekâ belirliyor

 

Sağlık çalışanlarını koruması, sağlık maliyetlerini azaltması ve hastaların tedavi sürecini kolaylaştırması beklenen Cobi’nin çalışma süreci ise şöyle işliyor: Öncelikle aşı yaptırmak isteyenler ön kayıt yaptırıyor. Daha sonra Cobi robotu kullanılan bir kliniğe geliyor ve birimin dokunmatik ekran arayüzündeki kameraya kimlik belgesi gösteriyor. Kimlikleri doğrulandıktan sonra Cobi robot kolu, yerleşik depolama alanından bir şişe aşı alıyor. Bu kolun elindeki LiDAR sensörü, hastanın vücudunun bir 3D dijital haritasını oluşturmak için kullanılıyor ve bu harita, optimal enjeksiyon bölgesini belirlemek için yapay zekâ tabanlı yazılım aracılığıyla analiz ediliyor. İğnesiz bir teknoloji kullanılarak aşı, insan saçı genişliğindeki bir delikten geçen yüksek basınçlı bir sıvı jeti şeklinde enjekte ediliyor. 

 

İki yıl sonra ticari kullanıma hazır olacak

 

Cobionix Kurucu Ortağı Tim Lasswell, konuyla ilgili yaptığı  açıklamada, “Cobi, görevleri %100 özerklikle tamamlamak için hızla dağıtılabilen çok yönlü bir robotik platform. Robot, hastaların iğnesiz ve bir sağlık uzmanının müdahalesi olmadan aşı yaptırmalarını sağlıyor. Böylece, aynı anda daha fazla insanın aşılanmasını sağlanacak ve sağlık bakım maliyetleri önemli ölçüde düşecek.” dedi. Lasswell ayrıca, Cobi’nin ilerleyen yıllarda, sağlık çalışanlarına hudutlu erişimi olan uzak bölgelerdeki toplulukların aşılanmasına yardımcı olacağını belirtirken robotun ticari kullanıma hazır hale gelmesinin ise yaklaşık iki yıl süreceğini söyledi.

 

Kaynak: https://newatlas.com/robotics/cobi-robot-needle-less-vaccinations/

 

Uçtan Uca Kurumsal Çözümler: Innova

1996 kurulan ve Türkiye’nin önde gelen bilişim çözümleri markalarından olan, İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Innova; telekomünikasyon, finans, üretim, kamu ve hizmet sektörleri başta olmak üzere her sektördeki kuruluşlara platform bağımsız çözümler sunuyor.

Büyük ölçekli uygulama geliştirme projelerini yönetmiş, geliştirmiş deneyimli yazılım ve çözüm uzmanlarından, proje yöneticileri, danışmanlar ve analistlerden oluşan 1400 kişiyi aşkın profesyonel kadrosu ile Innova, uluslararası standartlarda ürettiği çözümleri şimdiye kadar 4 kıtada 37 ülkeye ihraç etmeyi başardı.

Uygulama geliştirme, bulut hizmetler, platform ve teknolojiler, altyapı, sistem yazılımı, BT yönetim çözümleri, uy-ge yaşam döngüsü yönetimi dahil olmak üzere farklı alanlarda faaliyet gösteren Innova; kazandığı birçok ödülün yanı sıra 2021 yılında Deloitte Technology Fast 50 Türkiye tarafından Big Star Ödülü’ne de layık görüldü.

2007 yılından bu yana Türk Telekom Grubu Şirketleri bünyesinde yer alan Innova, İstanbul ve Ankara ana ofisleri ile beraber Türkiye’de toplamda 14 ofis üzerinden faaliyetlerine devam ediyor.

Innova’nın web sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Robusta, 7 Milyon ABD Doları Değerleme ile Yatırım Aldı

İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Robusta Cognitive Automation, 7 milyon ABD Doları değerleme ile yatırım aldı.

Dünyada en hızlı büyüyen iş yazılımları dalı olan Robotik Süreç Otomasyonu alanında yeni kuşak ürün geliştiren şirket, T-Gate önderliğinde yatırımcılarla buluştu ve yatırım sürecini başarıyla tamamladı. 2021 yılı içerisinde 50’yi aşkın müşteriye ulaşan Robusta, böylece, T-Gate liderliğinde sağlanan finansman ile başta Avrupa olmak üzere global pazarda büyümeyi amaçlıyor.

Robusta’nın geliştirdiği RPA platformu, süreç odaklı yaklaşımıyla tekrar eden kural bazlı süreçlerin otomasyonunu gerçekleştirerek her ölçekteki kuruma verimlilik, hatasızlık, tasarruf gibi olanaklar sağlıyor ve kolay kullanımı ile öne çıkıyor. Robusta RPA platformu, birçok yapay zekâ özelliğine sahip bir ürün olarak, bilişsel otomasyon için fırsatlar sunuyor.

Utah Üniversitesi Araştırmacıları Uzay Çöplerini Mıknatısla Temizleyecek

NASA’ya göre, şu anda Dünya’nın yörüngesinde dönen on binlerce uzay enkazı bulunuyor. Uzayı bir çöp yığını hale getiren bu soruna çözüm bulmak için yola çıkan Utah Üniversitesi bilim insanları, dönen mıknatıslarla yörüngedeki enkazı temizlemek için bir yöntem geliştirdi. 

NASA’nın verilerin göre Dünya’nın yörüngesinde dönmekte olan yumuşak bir top boyutundan daha büyük 27 binden fazla uzay enkazı var ve bunların hızı saatte 17 bin 500 mile kadar çıkabiliyor. Bu hız ise küçük bir parçanın, bir uyduya veya uzay aracına zarar vermesi için yeterli olduğu anlamına geliyor.  Bilim insanlarının her geçen gün yörüngeye daha fazla roket ve uydu fırlatmakta olduğu göz önüne alınırsa, bu uzay çöplüğünü temizlemek son derece önemli bir görev. Utah Üniversitesi mühendisleri de bu konuda önemli bir adım attı ve yörüngedeki uzay çöplerini temizlemek için daha iyi bir yöntem geliştirdi. 

Enkazlar artık kontrol edilebiliyor

Bu teknolojiyi geliştiren araştırma ekibinin lideri, Utah Üniversitesi Makine Mühendisliği Profesörü Jake J. Abbott: “Söz konusu konsept, uzayda dönen mıknatıslarla metalik nesneleri hareket ettirmeyi kapsıyor.” dedi.  Abbott, metalik döküntünün değişen bir manyetik alana maruz kaldığında elektronların, metalin içinde dairesel döngüler halinde dolaştığını belirtti ve buna örnek olarak da bir fincan kahvenin döndürüldüğünde etrafında dolaşmasını gösterdi. İşlem, enkaz parçasını esasen tork ve kuvvet oluşturan bir elektromıknatısa dönüştürüyor, bu da enkazın fiziksel olarak tutulmaksızın kontrol edilmesine olanak tanıyor. 

Altı derecelik hareket mümkün

Uzaydaki nesneleri manipüle etmek için bu tür manyetik akımları kullanma fikri yeni olmasa da araştırma  ekibi, birden fazla manyetik alan kaynağını koordineli bir şekilde kullanarak nesneleri altı derecelik açıyla hareket ettirmenin yolunu keşfetti. Bu çalışmadan önce bilim insanları nesneleri sadece bir derecelik açıyla hareket ettirebiliyordu. Yeni geliştirilen bu yöntemle ise onları döndürebilmek bile mümkün olacak. Bilim insanları bu yöntemle uzayda dönmekte olan hasarlı bir uyduyu onarmak için durdurabilmeyi başardı. Araştırma ekibinin lideri Abbott, yeni keşfedilen bu işlemin robotik bir kol üzerinde dönen bir mıknatıs, dönen manyetik alanlar oluşturan sabit bir mıknatıs veya MRI tarayıcılarında kullanılanlar gibi dönen süper iletken bir elektromıknatıs ile kullanılabileceğini ifade etti.

Manyetik olmayan metalik nesneleri mıknatıslarla manipüle etme ilkesinin, uzay enkazını temizlemenin ötesinde de uygulanabileceğine inanan Abbott, ayrıca, “Dokunmadan, hassas hizalama için bir nesneye kuvvet uygulamak için yeni bir yolumuz var!” şeklinde konuştu.

Kaynak: https://www.eurekalert.org/news-releases/933168

 

Metaverse Nedir ve Geleceği Nasıl Şekillendirecek?

Teknolojiyle ilgileniyorsanız, muhtemelen son günlerin en popüler kavramlarından olan metaverse kelimesini duymuş, hakkında yazılanları okumuş, herhangi bir ortamda konuşmuşsunuzdur. İlk noktada, sanal gerçeklik teknolojisinin geliştirilmiş bir versiyonu olarak görülebilecek Metaverse, kimilerine göre parlayıp sönmesi öngörülürken bazı uzmanlara göre internetin bir sonraki evrimi olabilir.

Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Facebook Connect etkinliğinde CEO Mark Zuckerberg, şirketin isminin değiştiğini açıkladı ve internetin bir sonraki adımı olan Metaverse’ü tanıttı. Zuckerberg, yaptığı sunumda, gelecekte neler olacağını içeren bilgiler paylaştı ve tanıttığı yeni evrende gerçek hayatta yapılabilecek her şeyin sanal ortamda da yapılabileceğini vurguladı. Peki, metaverse nedir ve geleceği nasıl şekillendirmesi bekleniyor? 

Büyük bilgi işlem platformu olarak Metaverse

Bugün internet, milyonlarca insanın bilgi ve farklı hizmetlere erişmesi, iletişim kurabilmesi, sosyalleşmesi, alışveriş yapması ve eğlenmesini sağlıyor. Her ne kadar meta veri deposunun da bu değer önerisini ve sunulanları tekrarlayacağı tahmin edilse de temel farklar da söz konusu. Örneğin; bundan böyle çevrim dışı ve çevrim içi olma arasındaki ayrımın tanımlanması çok daha zor olacak!

Bu durum, çeşitli şekillerde ortaya çıkacak olsa da birçok uzman, artırılmış, sanal ve karma gerçekliğin birleşimi olan genişletilmiş gerçekliğin (XR) önemli bir rol oynayacağına inanıyor. Meta veri deposu kavramının merkezinde ise gerçek zamanlı olarak erişilebilir ve etkileşimli olan sanal, 3B ortamların sosyal ve ticari katılım için dönüştürücü ortam olacağı fikri yer alıyor.

Dijital varlıklar gerçek dünyanın ekonomik faaliyetlerine bağlanıyor

Meta verinin ayrıca, gerçek dünya ekonomisiyle güçlü bir bağlantısı olması da bekleniyor. Başka bir deyişle, meta verinin şirketler ve bireyler için ekonomik faaliyete katılma yeteneğine sahip olması gerekiyor. Bu, değer yaratma sürecinin temeli olarak da takas edilemeyen tokenler, diğer adıyla NFT’ler gündemde. Bir blok zincirinde depolanan benzersiz ve değiştirilemez bir dijital varlık için sahiplik iddiası anlamına gelen NFT’ler, bu tür malların ticareti için yaygın olarak benimsenen bir araç haline gelirse, insanların dijital ekonominin unsurlarını çevrim dışı yaşamlarıyla birleştirmek için gittikleri yerler olarak XR ekosistemlerinin kullanımını hızlandırmaya yardımcı olabilecek.

Metaverse kavramının temeli, bu açıklamaya dayansa da bu yapay evrenin tam olarak nasıl bir yapıda olacağı net bir şekilde tahmin edilemiyor. Bunun nedeni ise meta veri deposunun henüz kavramsal aşamada olması. Ek olarak, meta verinin gizlilik için ne anlama geleceği, kapsayıcı olup olmayacağı ve oluşturulabilecek zararlı içerik ve ortamların nasıl azaltılacağı hakkında bazı soru ve ayrışmalar mevcut.

Tartışmalar ve soru işaretleri devam ederken birçok kişi, metaverse fikrinin umut verici olduğunu düşünüyor. Bu nedenle, eğer fikir başarıya ulaşırsa, tüketici ve işletme davranışında büyük değişimleri beraberinde getireceğine inanılıyor ve dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinin çoğu bu kavramın gelişimine yatırım yapıyor. 

Kaynak: https://www.weforum.org/agenda/2021/10/facebook-meta-what-is-the-metaverse/

 

Yaratıcı ve Akıllı Fotoğraf Araçları Geliştiriyor: MIOPS

Geliştirdikleri ürünlerle fotoğrafçıların ve video yapımcılarının hayatını kolaylaştıran, İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan MIOPS; fotoğraf tekniklerinde yeni fırsatlar yaratan güçlü donanım ve yazılım özelliklerine sahip cihazlarıyla yenilikçi bir hizmet sunuyor.

İnovatif yapısıyla sektöre artı değer katan MIOPS, en çok öne çıkan 3 ürünü MIOPS Smart, MIOPS Mobile Remote, Capsule360 ile çekim deneyimini iyileştirirken büyüme sürecini de sürdürüyor. Ocak ayında uzaya fırlatılan Türksat 5A uydusunun fırlatılma anını fotoğraflayan MIOPS, dünya çapında büyük fotoğrafçılık etkinliklerine katılarak marka bilinirliğini artırmaya devam ediyor.

20’den fazla ülkede faaliyet gösteren ve NASA’ya satış gerçekleştiren MIOPS, ayrıca ürünleri dünyanın birçok bölgesinde ürünleri kullanılan Türk Ar-Ge firmaları arasında yer alıyor.

MIOPS’un web sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kuantum Bilgi İşlemenin Geleceği: Oda Sıcaklığında Bükülen Işık

Kuantum bilgisayarlar, geleneksel bilgisayarlardan çok daha iyi performans gösterme potansiyeline sahip olsa da şimdilik sadece laboratuvarlar ve büyük deneysel kurulumlar tarafınca kullanılıyor. Japon bilim insanları, ışığı oda sıcaklığında bükmenin bir yolunu buldu ve daha erişilebilir kuantum hesaplama cihazları üretme yolunda büyük bir adım attı.

Nagoya Üniversitesi araştırmacıları tarafından ortaya koyulan bulgular, optik kuantum bilgi işlemede kullanılabilecek malzeme ve cihaz yöntemlerinin geliştirilmesi için umut vadediyor. 

Foton adı verilen parçacıklar, verileri depolamak ve taşımak için kullanılabilecek özelliklere sahip.  Bunun gerçekleşmesi için bilgi önce elektronlarda depolanıyor, sonrasında madde ile etkileşime girerek veri taşıyan fotonlar üretiyor. Böylece bilgi, tıpkı bilgisayarların bit’lerinde 0 ve 1 şeklinde depolandığı gibi, bir elektronun dönüş yönünde kodlanabiliyor. Veriler, elektronlar bir atomun yörüngesinde dönerken hareket eden enerji bantlarında bulunan vadileri işgal ettiğinde de saklanabiliyor. Bu vadilerdeki elektronlar bir cihazda ışık ürettiğinde, kuantum bilgi depolama ve iletimi için güçlü bir potansiyele sahip, sola veya sağa bükülebilen dairesel bir polarize ışık modeli oluşturuyor.

 

Mutlak sıfıra yaklaşan sıcaklığa ihtiyaç var

 

Bu noktada ise bir problem ortaya çıkıyor. Bu tür bükümlü ışıklar, genellikle yalnızca güçlü mıknatıslar ve mutlak sıfıra yaklaşan sıcaklıklar kullanılarak üretilebiliyor. Bu nedenle sadece büyük laboratuvarda kullanılabiliyor. Bununla birlikte, bu yeni  çalışmada, Nagoya Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından bu ışığı mıknatıs kullanmadan oda sıcaklığında üretmek için bir alternatif geliştirildi.

İlk deneylerde ekip, ışığı -193 °C’ye kadar düşük sıcaklıklarda üretmek için yarı iletken bir cihaz oluşturdu. Cihazın bazı bölümlerinde, kiral ışığın daha yüksek sıcaklıklarda üretildiğini gözlemlendi.  Ayrıca, kiral ışık sentez sırasında sadece substratın gerildiği yerlerde meydana geldi. Araştırma sonuçlarına göre substratın gerilmediği yerde ise sıcaklık büyük ölçüde düşene kadar kiral ışık üretilemedi. 

Polarize ışık üretildi

Proje ekibi daha sonra, gerilimin bu işlemler sırasında aktif bir rol oynadığı hipotezini test etmek için plastik bir tabaka üzerinde tungsten disülfürden yapılmış yeni bir cihaz icat etti. Ekip, malzemeye gerilim uygulamak için cihazı büktü ve gerilimle aynı yönde bir elektrik akımı ürettiğini buldu. Böylece oda sıcaklığında polarize ışık üretildi. Malzemeye bir elektrik alanı uygulamak ise kiral ışığın bir yönde hareket etmesini sağladı. 

Çalışmayı yöneten Taishi Takenobu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada;  gergin, tek katmanlı, yarı iletkenleri kullanmanın oda sıcaklığında sağ ve sol elle dairesel polarize ışığı elektriksel olarak üretebilen ve değiştirebilen bir ışık yayan cihazın ilk gösterimi olduğunu söyledi.

Kaynak: https://newatlas.com/computers/twisted-light-quantum-computer/

Danimarkalı Araştırmacılar Yeni Bir Karbon Yakalama Yöntemi Peşinde

Günümüzde CO2’yi baca gazından yakalamak ve bir sıvıya kanalize etmek karbon yakalamada kullanılan en yaygın yöntemlerden biri. Bu yöntem verimli olmasına rağmen çok fazla enerji tüketilmesine neden oluyor. Bu nedenle Danimarka Teknik Üniversitesi araştırmacıları, daha avantajlı yeni bir yöntem geliştirdiler. 

Bilim insanları karbon yakalama ve depolama ile ilgili 40 yıldır araştırmalar yürütüyor ancak; bu işlemi henüz enerji verimli hale getiremedi. Danimarka Teknik Üniversitesi (DTU) araştırmacıları, katı bir malzeme olan CO2’yi yakalayabilen ve sonrasında kullanılabilecek daha temiz bir ürüne dönüştürebilen yeni ve daha verimli bir yöntemi test etmeye hazır olduklarını açıkladı.

 

 

Yeni yöntem çok daha verimli!

Projeyi yöneten DTU Kimya Profesörü Prof. Anders Riisager, bu yeni teknolojiyi 2021 sonbaharında İsveç’te imalat endüstrisine sürdürülebilir teknolojiler sağlayan Wärtsilä şirketi ile birlikte test edeceklerini belirtti ve yöntem hakkında şu bilgileri verdi: “Biraz basitleştirilmiş terimlerle, gözeneklerinde iyonik sıvı bulunan katı bir malzeme yerleştiriyoruz. İyonik sıvı CO2’yi bağlıyor ve malzeme CO2 ile doyurulduğunda, CO2 hafif ısıtılarak ve basıncın düşürülmesiyle kolayca salınabiliyor. İyonik bir sıvı kullanmanın en önemli avantajlarından biri de ısıtıldığında veya basınç düşürüldüğünde buharlaşmaması dolayısıyla; karbon yakalama ünitesinde yeniden kullanılabilen katı malzemede kalması. Bu da tesiste fazla sıvının ısınmasını ve pompalanmasını önlüyor.”

Şu anda kullanılan en yaygın yöntemlerde; uzun borulardan, sıvıdaki CO2’yi emmeye yardımcı olan çeşitli katkı maddeleri içeren büyük miktarda sıvı geçirildiğine dikkat çeken Riisager: “CO2 sıvı içinde emildikten sonra yakalanıyor.  Bununla beraber enerji oldukça yoğun çünkü; sıvıdaki katkı maddelerine güçlü bir şekilde bağlı olan CO2’yi serbest bırakmak için çok fazla ısı sağlanması gerekiyor ve kalan sıvıyı ısıtmak için çok fazla atık ısı da kullanılıyor. Yeni yöntemle tüm bunların önüne geçiyoruz.” dedi.

 

 

İklim hedeflerine ulaşmada yardımcı olabilecek

Araştırmacılar, günümüzde yaygın olarak kullanılan yöntemlerin yarısından daha az bir enerji tüketimi ile biyogazdan CO2’nin yüzde 90 oranında yakalamayı hedefliyor. Profesör Anders Riisager, yeni yöntemin küçük tesisler için de çok uygun olduğunu; ayrıca kurulması ve işletilmesinin genellikle büyük merkezi tesislerde kullanılan mevcut teknolojiden daha ucuz olduğunu ifade ediyor. Riisager,İsveç’teki tanıtım tesisinin iyi sonuçlar vermesini, böylece teknolojinin Danimarka’daki birkaç küçük tesisi de kapsayacak şekilde genişletileceğini öngörüyor. Bu teknolojinin uzun vadede yeni yeşil yakıtların geliştirilmesine dahil edilebileceğini ve böylece iklim hedeflerine ulaşılmasına katkıda bulunabileceği düşünülüyor.

Kaynak: https://techxplore.com/news/2021-10-carbon-capture-method.html

Oyunu Değiştiren Dijital Pazarlama Sistemi: Earnado

Algoritmalar ile pazarlama kararları veren ve yapılması gerekenleri online profesyoneller ile gerçekleştiren bir sistem yaratan, İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Earnado; 360 derece dijital pazarlama hizmeti sunarak müşterilerinin hızlı büyümesine katkı sağlıyor.

Earnado, markalar için sektör ve rakip analizleri yaparak bünyesindeki online profesyoneller ile çalışmaları yürütürken ayrıca markanın ihtiyacı olan dijital pazarlama çalışmalarının planlama, uygulama ve raporlama süreçlerini uçtan uca yönetiyor.

SEO, sosyal medya ve reklam yönetimi alanında hizmet veren platformun algoritması, veri analizlerine dayalı dijital pazarlama stratejileri oluşturarak reklamların ne zaman ve nasıl oluşturulacağına dair öngörü sunuyor. Ayrıca, yeni bir çalışma ekosistemi oluşturmayı ve pazarlama dünyasını değiştirmeyi amaçlayan Earnado, bu sistem sayesinde gençlere bilgiyi uygulama becerisi, firmalara ise bilgiden ticari kazanç oluşturma yetkinliği sağlıyor.

Toplamda 20 yılı aşkın ekip tecrübesiyle mevcut olarak 9 ülkede 150’den fazla müşteriye ulaşmış durumda olan Earnado, Eylül ayında Amsterdam’da ofis açarak yurt dışı pazarına da açıldı.

Earnado’nun web sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Gizliliğe genel bakış

En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.