Yazar -Nigar

İş Ortaklarının Teknolojik Birikimini Arttırmayı Hedefliyor: EDS Hava ve Uzay Teknolojileri

Akışkan problemlerine yönelik kalıcı ve yenilikçi çözümler sunarak iş ortaklarının teknolojik birikimini arttırmayı hedefleyen, İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan EDS Hava Uzay Teknolojileri; havacılık ve uzay endüstrisine yönelik yüksek teknolojik sistemlerin mühendislik analizleri, tasarımları ve prototip üretilmesi gibi farklı alanlarda hizmet sunuyor.

Kuruluş sürecine, çekirdek uzmanlık alanı olan aerodinamik ve itki konularının en yoğun kullanıldığı turbojet motor geliştirme projesiyle başlayan EDS ayrıca, uçak ve uzay mühendislerinden oluşan ekibiyle birlikte ‘TÜBİTAK Kobi Ar-Ge Başlangıç Destek Programı’ ile desteklenen iki Ar-Ge projesini de yürütüyor.

2017 yılında, Türkiye’nin ilk ticari Atmosferik Sınır Tabaka Rüzgar Tüneli’ni kurarak uluslararası standartlara uygun rüzgar mühendisliği hizmetine yurt içinde ulaşılmasını sağlayan EDS’nin bu başarısı, rüzgar mühendisliğinin Türkiye’deki gelişimine katkı sağladı ve bu alandaki deneysel veri ihtiyacının da karşılanmasına imkan tanıdı.

EDS Hava Uzay Teknolojileri’nin web sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz

MIT Mühendisleri Su İhtiyacını Azaltacak  Bir Sistem Geliştirdi

Nükleer ve fosil yakıtlı enerji santralleri, soğutma için çok miktarda su tüketiyor ve bu su daha sonra su buharı olarak boşa gidiyor. MIT mühendisleri, bu kayıp suyu yakalayıp geri dönüştürebilen bir sistem geliştirdi.

Büyük beyaz buhar bulutları, enerji santrallerinin çevresinde sık sık karşılaşılan bir manzara. Her ne kadar karbondioksit veya daha da kötüsü sera gazları olmadığı bilinse de aslında söz konusu buharlar o santralde ne kadar su tüketildiğini temsil ediyor. Sadece ABD’de göllerden, nehirlerden ve kuyulardan çekilen suyun yaklaşık beşte ikisi tarım, içme veya sanitasyon için değil, fosil yakıtlardan veya nükleer enerjiden elektrik sağlayan elektrik santrallerini soğutmak için kullanılıyor.

Su buharı hasat edilip su buharı olacak

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) mühendisleri, su buharını hasat edip saf su olarak toplayabilen bir sistem geliştirdi. Üstelik toplanabilen sular, daha sonra tesisin soğutma veya kaynatma gibi su gerektiren diğer sistemlerinde tekrar kullanılabiliyor. Suyu sis veya buhardan çıkarmak için tasarlanan önceki teknolojiler, genellikle su damlacıklarının yapışabileceği yüksek yüzey alanlarına sahip malzemelere dayanıyordu. MIT tarafından geliştirilen teknoloji, buna ek olarak  daha aktif bir rol üstleniyor. Damlacıklar, önce onlara bir elektrik yükü vermek için bir iyon ışını ile kuşatılıyor; daha sonra zıt yüke sahip tel ağlardan geçiyor. Bu sistem, damlacıkların toplandıkları ve toplama için aşağıdaki bir tepsiye düştükleri ağa güçlü bir şekilde çekilmesini sağlıyor.

 

Su ihtiyacını yüzde 20 azaltacak

Araştırma ekibi, bir dizi laboratuvar testi sistemin çalıştığını gösterdikten sonra MIT’nin biri doğal gaz, diğeri nükleer güçle çalışan iki araştırma enerji santrali tesisinde test etti. Her iki durumda da duman bulutu neredeyse tamamen kayboldu ve yakalanan suyun normal içme suyundan yaklaşık 10 kat daha saf olduğu görüldü. Araştırma ekibi, yeni sistemin santrallerdeki su ihtiyacını yüzde 20’ye kadar azaltmasını  bekliyor.  Aynı zamanda biri 900 MW’lık bir enerji santrali ve diğeri bir kimyasal üretim tesisi olmak üzere iki büyük ölçekli testin bu yıl ticari tesislerde başlaması hedefleniyor.

https://newatlas.com/environment/steam-collector-water-reuse-power-plants/

 

 

 

Sektör Liderlerine Mobil Çözümler Sunuyor: Valensas

2006 yılında %100 yerli sermaye ile kurulan ve farklı sektörlerdeki şirketlere mobil çözümler geliştiren, İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Valensas; akıllı tasarım ve son teknoloji mühendislik ürünleri üreterek uçtan uca dijital çözümleriyle iş büyümesini hızlandırıyor ve inovasyonu laboratuvarlardan pazara taşıyor.

Valensas, müşterilerinin mobil ekiplerine katkıda bulunma amacıyla ilk adımda mobil uygulamaları geliştirmeye, ikinci adımda ise bu uygulamalar için desteğe ihtiyaç duymaları durumunda destek sağlamaya odaklanıyor. Valensas’ın iş ortağı olan firmalar için geliştirdiği çözümler, 2008’den bu yana 8 milyon 750 binden fazla tekil kullanıcıya ulaşmış durumda.

Ayrıca, sektörel bazlı özel çözümler geliştiren Valensas’ın VDP (Valensas Digital Publishing) ürünü, medya endüstrisindeki yayıncıların mobil platformlara geçmesine ve farklı bir mobil varlık oluşturmasını sağlarken; Veacon ise mobil uygulamaların kendi kullanıcılarına, konumlarına göre farklı özellik ve hizmetler sunmasına imkan tanıyor.

Telekom, finans, ilaç, FMCG ve otomotiv gibi farklı sektörlerde hizmet veren Valensas’ın müşterileri arasında INGBank, Tekfen Holding, Yemek Sepeti, Sahibinden.com, ÇicekSepeti, n11.com gibi önemli markalar bulunuyor.

Valensas’ın web sitesine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

20 Kata Kadar Hız ve Maliyet Avantajı: Imona

2011 yılında kurulan ve bulut bilişim alanında faaliyet gösteren, İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Imona; bulut bilişim altyapısıyla merkezi olarak iş yazılımlarının geliştirildiği ve satılabildiği web bazlı platform oluşturmayı hedeflediği Imona Cloud ile küçük ve orta ölçekli işletmeler için kiralama yöntemiyle sahip olunan yazılım ihtiyacının karşılanmasını sağlıyor.

Geleneksel yazılım geliştirme yöntemlerine göre farklı bir yol izleyen Imona Cloud, tamamen tarayıcı üzerinde modüler bölümler kullanılarak geliştirme yapmayı mümkün kılıyor.

Kurumsal yazılım pazarına hitap eden bir ürün ve sosyal bir platform olan Imona Cloud’u kullanan kurumsal firmalar, yazılım geliştirme süreçlerinde 20 kata kadar hız ve maliyet avantajı elde edebiliyor.

Imona’nın web sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

FEV Türkiye ve TRAGGER Arasında İş Birliği

Türkiye’de üretilen %100 elektrikli yeni nesil hizmet aracı TRAGGER, Türkiye’nin teknoloji alanındaki rekabet gücünü küresel ölçekte artıran, girişimcilik ve inovasyon üssü İTÜ ARI Teknokent firmalarından FEV Türkiye mühendisleri tarafından geliştirilecek akıllı araç fonksiyonları ile otonom hale gelecek.

Fabrikalar, depolar, havaalanları, kampüsler, limanlar gibi alanlarda yük ve insan taşımaya yönelik olan ve seri üretimi devam eden araçlar, Türk start-up’ı TRAGGER’in Bursa Hasanağa Organize Sanayi Bölgesindeki tesisinde üretiliyor.

FEV-CASE*: FEV Türkiye’nin otonomlaştıracağı %100 elektrikli hizmet aracı TRAGGER

CASE: Connected Autonomous Shared Electrified / Bağlı Otonom Paylaşımlı Elektrikli

TRAGGER araçları, 700 kg yük taşıma ve 2 ton çekme kapasitesine sahip. Yüklü halde %17’lik eğimi tırmanma yeteneği ve 2.8 metre  dönme çapı olan, 3.1 metre uzunluğundaki TRAGGER, hızlı ve yavaş olmak üzere iki farklı hız modunda yol alabiliyor. Aracın bataryası, 220V’luk geleneksel şebeke akımıyla 6 saatte %100 dolmakla birlikte, hızlı değişim için batarya paketi Quick-Drop (hızlı değişim) özelliği sunuyor.

İTÜ ARI Teknokent firmalarından olan FEV Türkiye tarafından seviye 4 otonomiye ulaştırılacak TRAGGER araçları, gerekli sensör setleriyle donatıldı.

Sahip olduğu güvenilir ve stabil alt yapısı, güç aktarma, süspansiyon, fren ve direksiyon sistemiyle, otonom araca tam uygun bir platform özelliği taşıyan TRAGGER Pro serisi araçları, FEV Türkiye tarafından gerekli sensörler ve yapay zeka kodları çalıştıracak kontrol üniteleriyle donatıldı.

TRAGGER tarafından tasarlanan ve drive by wire (sinyal ile yönlendirmeli) desteği de eklenen prototip araç üretimi sonrasında, otonom özellikleri sağlayacak yazılımların kurulum ve testleri için FEV Türkiye mühendislerine teslim edildi.

FEV CASE aracı otonom özellikleri destekleyecek birçok yapay zeka ve öğrenme algoritması içeriyor.

FEV Türkiye’nin mühendislik çalışmaları ve sayısız senaryoyu simüle etmeleri sonucunda tasarladıkları en uygun sensör seti; 7 adet lidar, 1 adet radar ve 1 adet kameradan oluşuyor. Bu sensörler ile araç, çevresindeki ortamı 360 derece algılayabiliyor, 80 metreye kadar hareketli nesneleri ayrıştırıp, çarpışma ihtimalini hesaplayabiliyor. Yüksek çözünürlüklü kamera ve yapay zeka tabanlı görüntü işleme algoritmaları sayesinde şerit, yaya veya engel gibi olguları ayrıştırabilmesi, aracın yayaların da olduğu trafik ortamında daha güvenli ilerlemesini sağlıyor.

FEV Türkiye Akıllı Araçlar Departman Müdürü Dr. Selim Yannier, yeni teknolojilerin mobiliteyi hızla değiştirdiğini ve elektrifikasyon, otonomi ile bağlılık unsurlarının öne çıktığını belirtti. Bu alanda birçok projeyi aktif olarak yöneten FEV Türkiye ekibinin birikimlerini TRAGGER aracı üzerinde toplamanın Ar-Ge çıktılarını hızlandıracağının altını çizdi.

Araç sadece otonomi için değil, aynı zamanda sürücü asistan sistemleri test platformu olarak da kullanılabiliyor. FEV Türkiye’nin geliştirdiği, yerli ve yabancı üreticilere sağladığı, İleri Acil Frenleme Sistemi (AEBS), Dur-Kalk Destekli Adaptif Hız Kontrolcüsü (ACC Stop & Go), Şerit Takip Asistanı (LKA), Kör Alan Tespit Fonksiyonu (BSD), Park Asistanı (PA) ve İleri Çarpışma Uyarıcı Sistemi (FCW) gibi birçok İleri Sürücü Asistan Sistemleri (ADAS) araç üzerinde kurulu ve testlere hazır. Geçtiğimiz yıl 3 patent üreten FEV Türkiye bu testler sayesinde, sürücü destek sistemlerinin güvenliğini arttıracak.

Otonom sürüş testlerinin Bilişim Vadisi’nde yapılması planlanıyor. Üzerindeki yazılım altyapısı ve FEV tasarımı olan bağlantı modülü sayesinde, aracın internet şebekesi üzerinden kumanda edilmesi ve verilerin bulut ortamında toplanması da sağlanacaktır.

FEV Türkiye Genel Müdürü Dr. Taner Göçmez, halihazırda yerel ve küresel otomotiv üreticilerinin otomobil, otobüs, kamyon ve kampüs içi araç projelerine otonom sürüş fonksiyonları geliştirdiklerini ve şimdi de TRAGGER araçlarına uygulayacaklarını belirtti. Dr. Göçmez: “Global projelerdeki tecrübelerimizi ülkemizin teknoloji kabiliyetlerini daha ileri taşımak adına uyguladığımız ve geliştirdiğimiz %100 elektrikli TRAGGER araç projemizde ulaşımı daha güvenli ve kolay hale getiriyoruz.” dedi.

 Dr. Taner Göçmez (FEV Türkiye)

TRAGGER Kurucu Ortağı Saffet Çakmak: “İleri teknolojiyle çevre dostu olarak ürettiğimiz araçlara yurt dışından büyük bir talep var. Mevcut araçlara akıllı sürüş ve sanal gerçeklik gibi unsurları da ekleyerek 2022’de ihracattaki hedefimizi büyütmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Saffet Çakmak, Ali Serdar Emre (TRAGGER)

NCyborg, Giyilebilir Robotik Sistemi ile Felçli Hastaları Tedavi Edecek

Bir insan felç geçirdiğinde, genellikle beyninden gelen komutları vücudunun diğer bölümlerine iletmekte zorluk çeker. NCyborg olarak bilinen yeni bir robotik sistem, gelecekte felçli hastalara, bunu yapma yeteneğini yeniden kazanma konusunda  yardımcı olabilecek.

Beynimizin bir kısmına kan akışı kesildiğinde veya azaldığında ortaya çıkan felçler, yetişkinler arasında ilk sıralarda gelen ölüm ve sakatlık nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Hayatta kalan hastaların yüzde 75’i günlük aktivitelerini bağımsız olarak yürütmekte güçlük çekerken aynı zamanda uzun süreli fonksiyonel egzersizlere ve rehabilitasyona ihtiyaç duyuyorlar. Bununla beraber geleneksel rehabilitasyon ekipmanlarının kullanıldığı durumlarda sonuçların zayıf olduğu görülürken; hastaların rehabilite olma motivasyonları da genellikle düşük oluyor.

İlk etapta felçli ellerin rehabilitasyonu var

Bu sorundan yola çıkan bilim insanları NCyborg projesiyle hasta inisiyatifiyle yönlendirilen bir felç rehabilitasyon süreci oluşturmak için beyin-bilgisayar arayüzü ve beyinden ilham alan akıllı robot teknolojisindeki uzmanlıktan yararlandı.

Çin’in Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne bağlı Tongji Hastanesi ve Harvard’a bağlı beyin-bilgisayar arayüzü şirketi BrainCo arasındaki bir iş birliğiyle geliştirilen NCyborg’un başlangıçta felçli hastaların ellerinin rehabilitasyonu için kullanılması amaçlanıyor. Beyinden gelen elektrik sinyallerini okuyan bir EEG kafa bandı, ön koldan gelen nöromüsküler sinyalleri okuyan bir kol bandı ve ele giyilen elektrikli robotik eldiven olmak üzere üç ana bileşenden oluşan sistemin işleyişi ise şu şekilde:  Hasta, eliyle belirli bir eylemi gerçekleştirmeye çalıştığında, kafa bandı ve kol bandı beraberindeki elektrik sinyallerini algılayacak ve verileri bağlı bir bilgisayara aktaracak. Yapay zeka tabanlı bir algoritma ise hangi hareketin belirli bir modele uygun olduğunu belirlemek için elektrik sinyallerinin ayırt edici modelini bir el hareketleri veri tabanıyla çapraz referans yapacak. Ardından, eli amaçlanan eylem boyunca hareket ettirecek olan eldiveni etkinleştirecek.

Beş yıl içinde kullanıma sunulacak

Tongji Hastanesi’nden Dr. Jonh H. Zhang; proje kapsamında amaçlarının inme geçirenler için rehabilitasyon etkisini artıracak, sürecini hızlandıracak, ilgili maliyetleri azaltacak, kullanımı kolay, güvenilir ve aynı zamanda uygun fiyatlı bir inme rehabilitasyon robotu geliştirmek olduğunu belirtti. Sistemin ilk el tabanlı versiyonunun beş yıl içinde kullanıma sunulması planlanıyor. Bu noktada ise sistemden yüzde 90’ın üzerinde bir doğruluk oranıyla en az sekiz el hareketi niyetini tanımlayabilmesi ve 300 milisaniyeden daha kısa sürede tepki vermesi bekleniyor.

Kaynak:

https://newatlas.com/health-wellbeing/ncyborg-wearable-robotic-stroke-rehabilitation/

Sorunlu Alacak Süreçleri için Yönetim Çözümleri: etcBASE

Geniş kitlelere hitap eden kurumlara, sorunlu alacak yönetim çözümleri sunmak üzere 1995 yılında kurulan, İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan etcBASE; kredi, fatura, çek/senet, otoyol ihlali geçiş alacakları gibi alacaklı işlemler için çözümler geliştiriyor.

Ürünlerini her birinin kendine özel dinamikleri ve işlevi olan finans, enerji, telekom, medya, perakende, otoyol işletmeleri gibi faklı sektörlerin alacak türlerine göre özelleştiren etcBASE; geliştirdiği çözümlerin işletim ve operasyonuna yönelik olarak danışmanlık, geliştirme, bakım, teknik destek, sistem işletim ve eğitim gibi hizmetleri de müşterilerine sunuyor.

etcBASE, ayrıca, tamamen yerli kaynaklarla geliştirmeye devam ettiği YTS ürününü, sektör bağımsız olarak, tahsilatı geciken kurum alacaklarının, birinci gecikme gününden başlayan ve yasal yolla tahsilatına kadar uzanan zorlu bir operasyonun uçtan uca yönetimine imkan veren bir “tahsilat platformu” haline getirdi. Böylece, yazılım çözüm sağlayıcısı olmanın çok daha ötesine geçen şirket, kurum pratiklerinin, tahsilat süreçlerine yönelik incelik ve hassasiyetlerin paylaşıldığı, danışıldığı bir iş ortağı oldu.

etcBASE’in web sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Dünyanın En İnce Teknolojisi Tel Aviv Üniversitesi’nde Geliştirildi:  Sadece İki Atom Kalınlığında

Bilim insanları tarafından elektrik bilgilerini depolama amacıyla dünyanın en ince cihazı üretildi. Bir atom kalınlığında bor ve bir atom kalınlığında nitrojen tabakası kullanılan cihaz sadece 2 atom kalınlığında!

Tel Aviv Üniversitesi’nden araştırmacılar, yalnızca iki atom kalınlığında dünyanın en küçük teknolojisini geliştirdiler. Raymond ve Beverly Sackler Fizik ve Astronomi Okulu ile Raymond ve Beverly Sackler Kimya Okulu’ndan bilim insanları tarafından yapılan çalışma, Science dergisinde yayınlandı.

Elektronik cihazları iyileştirecek

Kristal cihazların kalınlığını ilk kez iki atoma indirebilmeyi başaran araştırma ekibinden Dr. Moshe Ben Shalom; bu seviyedeki  ince bir yapının, elektronların kuantum yeteneğine dayanan hafızaların, sadece birkaç atom kalınlığındaki bariyerlerden hızlı ve verimli bir şekilde atlamasını sağladığını belirtti. Böylece söz konusu teknoloji elektronik cihazları hız, yoğunluk ve enerji tüketimi açısından önemli ölçüde iyileştirebilecek. Araştırmada, bilim insanları, iki boyutlu bir malzeme kullandılar: Tekrarlayan altıgen bir yapıda düzenlenmiş tek atom kalınlığında bor ve nitrojen katmanları. Deneylerinde ise bu tür iki katmanı yapay olarak bir araya getirerek bu kristalin simetrisini kırmayı başardılar.

Umut verici bir gelişme

Moshe Ben Shalom, geliştirdikleri süreci şu şekilde aktardı: “Doğal ve üç boyutlu durumundaki bu malzeme birbirinin üzerine yerleştirilmiş çok sayıda katmandan oluşuyor ve her katman komşusu olduğu diğer katmanlara göre 180 derece döndürülüyor. Laboratuvardaki çalışmalarımızdakatmanları, aralarındaki güçlü itme kuvvetine rağmen aynı türden atomları varsayımsal olarak mükemmel şekilde örtüşecek biçimde yerleştiren, rotasyonsuz paralel bir konfigürasyonda yapay olarak bir arada dizdik. Ancak gerçekte, kristalde bir katman diğerine göre hafifçe kaymış halde bulunuyor. Böylece her katmanın atomlarının yalnızca yarısı mükemmel bir şekilde örtüşüyor ve örtüşenler de zıt yüklere sahip.Diğerleriyse boş alanın üstünde veya altında, yani altıgenin merkezinde yer alıyor.”

“Bu yapay dizme konfigürasyonunda katmanlar birbirinden hayli farklı.” diyen Shalom, bu durumu“Örneğin, üst katmanda sadece bor atomları üst üste biniyorsa, alt katmanda tam tersi oluyor. Doğada bulunmayan bu yenilik, elektrik yükünü katmanlar arasında kendini yeniden düzenlemeye ve katmana dik açıda küçük bir iç elektrik polarizasyonu oluşturmaya zorluyor. Elektrik alanı ters yönde uygulandığında, sistem oryantasyonu değiştirmek için kayıyor ve bu alan kapatıldığında bile düzenli kalıyor.” şeklinde açıkladı.

Dr. Shalom’a göre bu yenilikler bor ve nitrojene özgü değil ve bu ara katman kaydırma yönteminin elektroniği kontrol etmenin bir yolu olarak kullanılması da oldukça “umut verici”.

Bilim insanları, bu teknolojinin diğer dedektörlerin, enerji depolama ve dönüştürme aygıtlarının ve ışıkla etkileşime giren cihazların geliştirilmesine katkıda bulunacağını düşünüyor.

 

Kaynak:

https://www.eurekalert.org/pub_releases/2021-06/tu-itw063021.php

Finans Sektöründe Veri Sağlayıcı ve Çözüm Ortağınız: Foreks

Türk-İsviçre ortak girişimi olarak kurulan, İTÜ ARI Teknokent firmalarımızdan Foreks; 1990 yılından bu yana finans sektöründe veri sağlayıcı ve çözüm ortağı kimliği ile ürün ve hizmetler sunuyor. Türkiye pazarında 30 yılı aşkın sağladığı başarılı performansı, uluslararası arenada ise “Foreks Digital” markası altında sürdürüyor.

Finansal yazılım geliştirme uzmanlığı ve deneyimli ekibiyle Foreks, müşterilerinin mobil, web, masaüstü, servis, yayın, haber gibi birçok platformdaki ihtiyaçlarını karşılayan ve müşteri deneyimini ön planda tutan ürün ve çözümler geliştiriyor. 30 senedir inovasyon çalışmalarını aralıksız şekilde sürdüren Foreks’in, “ilk web tabanlı veri akışı uygulaması”, “trading özelliğine sahip ilk mobil platformu”, “ilk finansal iPad uygulaması”, ilk finansal chatbot uygulaması” gibi birçok başarıda imzası bulunuyor.

2011 yılında, bulut yapısına tamamen geçiş yapan Foreks’in iş ortakları arasında Akbank, Denizbank, QNB Finansbank, Yapı Kredi, Ziraat Bankası ve daha birçok önemli marka ve kurum bulunuyor.

130 kişilik bir ekiple bugüne kadar 50’yi aşkın mobil uygulama ve 20’yi aşkın web projesi geliştiren Foreksk Digital’in teknolojilerini kullanan son kullanıcı sayısı ise 10 milyondan fazla.

Foreks’in web sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

3 Üniversitenin Ortak Çalışmasıyla Bitki gibi Büyüyen Siber Tohum Geliştirildi

Araştırmacılar tarafından yerel çevreden malzeme kullanarak yapılar tasarlamak için “bitki gibi” büyüyen bir “siber tohum” geliştirildi. Her ne kadar şu anda sadece bir tohum olsa da uzmanlar, bu teknolojinin algoritmik olarak çok sayıda araç ve uçak için tasarımlar oluşturma amacıyla kullanılabileceğini söylüyor.

Dünyanın herhangi bir yerindeki son kullanıcılara, ellerinde bulunan malzemeleri kullanarak yeni ürünlerin üretilmesini sağlamak için araştırmacılar tarafından kavramsallaştırılan bir fikir, şimdilerde Belfast Kraliçe Üniversitesi, Loughborough Üniversitesi ve York Üniversitesi’nden bir ekip tarafından hayata geçiriliyor.

İnanılmaz bir hızla gelişebiliyor

Siber tohum, bir ürünün boyut, renk ve yoğunluk gibi tasarım özelliklerinin basit metin açıklamalarından oluşuyor. Bu “genler” ise üretime ve gerçekleştirmeye hazır bir 3D tasarım modelinin oluşturulması için bir bilgisayar destekli tasarım (CAD) sistemi ile bağlantı kuracak şekilde yapılandırılmış yazılım tarafından okunuyor. Böylece tohum, bir CAD ortamında algoritmik olarak büyüyor ve araştırmacılar, tohumun inanılmaz derecede hızlı gelişebileceğini söylüyor.

Belfast Kraliçe Üniversitesi Makine ve Uzay Mühendisliği Bölümü’nden proje lideri Profesör Mark Price, “Bu yeni araştırma, tasarım ve üretim organizasyonlarının çalışma şeklini değiştirebilir, üretimi birçok sektör için daha erişilebilir ve verimli hale getirebilir” diyor. Siber tohumun tıpkı doğada bir bitkinin gövdesinin yaptığı gibi bir bilgisayar modeli içinde büyüdüğünü ve uzadığını söyleyen Price, sözlerine şöyle devam ediyor: “Tohum, çok karmaşık şekiller oluşturmak için bölünen ve kopyalayan hücreler üretiyor, ancak bunlar  tıpkı doğada olduğu gibi sadece belirli koşullar sağlandığında yaşayabilir hale geliyor. Örneğin, bir bisiklet tohumumuz varsa ve Belfast’ta bir araştırmacı tarafından Belfast’taki bir müşteri için üretiliyorsa, mevcut malzemeler metal olabilir ve nihai ürün alüminyumdan yapılabilir. Bununla birlikte, Belfast’taki aynı araştırmacı Asya’daki bir müşteriye özel bir bisiklet oluşturmak için siber tohumu kullanıyorsa, bu aynı ana malzemesi olarak bambu kullanarak gelişecek ve tasarımını buna göre uyarlayacaktır.

Hastaya özel cihazlar geliştirilebilecek

Profesör Price, bu gelişmenin algoritmik olarak çok sayıda araç ve uçak tasarımı oluşturmak için kullanılabileceğini söylerken; aynı zamanda tıp ve biyomühendislik sektörleri için de pek çok fırsatın kapısını açabileceğinin altını çiziyor. Bu durum, hastaya özel cihazlar veya özelleştirilmiş terapötik numuneler üretmenin mümkün olacağı ve en önemlisi bunları üretmek için gereken maliyet ve kaynağın engelleyici olmayacağı anlamına geliyor.

Şu anda “tohumlar”, yüzlerce tasarımın oluşturulduğu ve faydalı tasarımları seçecek bir bilgisayar programından geçirildiği yapay bir evrim sürecinden geçiyor. Bu ise ciddi miktarda bilgi işlem gücü gerektiriyor. Daha karmaşık tasarımlara ihtiyaç duyulduğunda da araştırmacıların yapısal bütünlük, hava akışı, sıcaklık, elektromanyetizma gibi çok pahalı olabilen çevresel kısıtlamaları simüle etmeleri gerekecek. Bununla birlikte Profesör Price, “tohumun” uzun vadeli faydalarından birinin, insanların asla düşünemeyeceği tasarımları bulabilmesi olduğunu belirterek, “Ticari baskı ve düzenleyici çerçeveler altında çalışmamıza rağmen yine de çok farklı fikirler ortaya çıkaracak” diyor.

Kaynak: https://www.independent.co.uk/life-style/gadgets-and-tech/cyber-seed-grows-algorithm-design-b1871857.html

Gizliliğe genel bakış

En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.