Yazar -Nigar

SpaceX Falcon 9 Roketini Fırlattı!

Elon Musk: ‘’Falcon’dan tek beklentim yerden iyice yükseldikten sonra patlaması. Bari fırlatma pistine ve kulesine zarar vermesin de NASA’ya tazminat ödemeyelim’’

2002 yılında Elon Musk tarafından kurulan SpaceX,  insanların farklı gezegenlerde yaşamalarını sağlamak amacıyla roketler, uzay gemileri tasarlıyor ve üretiyor.

SpaceX tarafından tasarlanan ve üretilen, uyduların ve Dragon uzay aracının yörüngeye güvenilir ve güvenli bir şekilde taşınması için tasarlanmış iki aşamalı bir roket olan Falcon 9, ağır yük fırlatma aracı olarak da tanımlanabilir.

Falcon 9, 2012’de Dragon’u Uluslararası Uzay İstasyonu ile buluşma için doğru yörüngeye getirdiğinden beri NASA’nın uzay istasyonundan kargo teslim etmek ve kargoları taşımak üzere uzaya çok sayıda gezi yaptı.

Space X’in en büyük roketi olan Falcon 9’un teknik özelliklerinden bahsedersek;  çapı 3.7 metre, kilogramı 549 bin 054, uzunluğu 70 metre. Falcon 9, maksimum güvenilirlik için yeniden tasarlandı ve iki aşamalı konfigürasyonu sayesinde motorun kapanması durumunda bile görevini güvenle tamamlıyor. Falcon 9, çok sayıda fırlatma aracında kullanılan piroteknik sistemlerin aksine, zeminde test edilebilecek düşük şoklu, son derece güvenilir bir ayırma sistemi kullanıyor.

Dünya’da bir ilk: 45 dakika arayla uzaya 2 roket gönderildi

Birisi kuzey yarım küreden diğeri de güney yarım küre Yeni Zelanda’dan özel bir şirket uyduyu yörüngeye yerleştirmek için bir roket gönderdi. ISS ve gönderilen roketin hızları saatte 25 bin km. Dolayısıyla dünyanın çevresini 90 dakikada dolanacak kadar çabuk ve dünyada atılacak bir mermiden 10 kat daha hızlı hareket ediyor.

SpaceX’in fırlatması ‘Of course I still love you’ gemisinde bir elektrik arızasının olması ve boosterda helyum gazı sızıntısı tespiti gibi nedenlerle yedi kez ertelenmişti. Hava şartlarının ve aksaklıklarında düzeltilmesiyle Falcon 9, Kennedy Uzay Merkezi’nden saat 02:48’te uzaya fırlatıldı. Bir yandan güvenlik anonsları yapılırken bir yandan da havada likit hidrojen ve oksijen kokusu oldukça hissedildi.

Üzerinde Dragon kapsülü taşıyan Falcon 9’un bu kapsülünün içerisinde eşyalar var. Kapsül daha önce 2 bin 482 kilogramlık malzemeyle CRS16 görevinde kullanıldı. Görevin amacı Falcon 9’un, Dragon kapsülünü uzaya fırlattıktan sonra 2 gün içinde Uluslararası Uzay İstasyonu’na kenetlenmesini sağlamak, içinde taşıdığı tüm malzemeyi aktarmak, ISS’ten malzemeleri geri yüklemek ve başarıyla dünyaya geri dönüp, inmek. Bu şekilde misyon başarılı kabul edilecek. İkinci amaç ise fırlatmadan sonra ateşleyici boosterın ilk aşamadan ayrılarak tekrar yakınlara gelmesini sağlamak. Falcon 9 fırlatıldıktan sonra üzerindeki booster başarıyla ‘Of course I still love you’ gemisine geçiş yaptı.  Falcon 9’un yükselmesi başarılı olurken inişi başarılı olmadı. Elon Musk yaptığı açıklamada Falcon 9’un tek parça olduğunu ancak düştüğü yerden alınması gerektiğini söyledi.

SpaceX, Falcon 9 roketi bilim ve insanlık adına önemli bir olay olarak tarihe geçecek.

Roketin fırlatılmasıyla, uzaydaki astronotlar oksijen soluyup, karbondioksit veriyorlar. Onlara mikroalgler yani minik yosunlar gönderilerek bu karbondioksitle beslenmeleri ve üretecekleri oksijenin de istasyonda kullanılabilmesi hedefleniyor. Bununla birlikte ileride uzayda insanların daha uzun süre yaşayabilmesi için organik hibrid sistemlerle ve kredi kartı boyutunda içinde insan hücreleri olan doku çipleri ile mikro yerçekimi ortamının insan sağlığına olan etkileri araştırılacak.

Fırlatılan Falcon 9 ile ileride uzay araçlarının asteroidlere inişi için uygun tasarımlar yapılması hedeflenirken bu proje ile uzaydaki insan DNA’sını nasıl etkilediği araştırılacak.

İTÜ ARI Teknokent’te Nisan’da Neler Oldu?

İTÜ ARI Teknokent’te Nisan ayında gerçekleşen kulüp çalışmaları, etkinlikler ve seminerleri sizler için derledik!

2 Nisan – İTÜ Çekirdek Mentor Buluşması

İTÜ Çekirdek girişimcilerimizin her zaman yanlarında olan mentorlarımızla bir araya geldik! Etkinlikte, Genel Müdürümüz Doç. Dr. Deniz Tunçalp: “İTÜ Çekirdek ekosistemi mangal yürekli girişimciler ve onlara daima destek olan mentorlarımız sayesinde ayakta.” sözlerini kaydetti.

 


3 Nisan – Ürün Yönetimi İş Önceliklendirme Semineri #öğrenenteknokentlileri Bir Araya Getirdi!

#öğrenenteknokentliler Zülfikar Karakaya’nın sunumuyla Ürün Yönetimi İş Önceliklendirme Semineri’nde bir araya geldi. Ürün yönetimi ve iş önceliklendirme konusunda bilgi aktaran Karakaya; “Portföy ve Ürün yönetiminde, ürünleri, gereksinimleri, özellikleri belirlemek kadar onları önceliklendirmek de önemlidir. Portföy seviyesinde, ürün seviyesinde, iterasyon seviyesinde, günlük seviyede sürekli önceliklendirmeler yapmak, daha tahminlenebilir, daha yönetilebilir ve daha değerlikli ürünler geliştirmemize yardımcı olur.” sözlerini kaydetti.  


4 Nisan – Art Tech Talks

Dolunay Obruk’un moderatörlüğünde gerçekleşen Art Tech Talks etkinliğinin ilk serisi İTÜ Magnet’te gerçekleşti! Programın ilk katılımcısı Keiretsu Forum Türkiye’nin Genel Müdürü Duygu Eren’in katılımı ile gerçekleşti. Güncel sanat, teknoloji, yaratıcı endüstriler ve sanat ekonomisi konuları üzerine samimi bir sohbet gerçekleşti.  


Yoga, Nefes ve Meditasyon uzmanı Yasemin Karslıoğlu Ünver’in sunumuyla Mindfullnes Bilinçlendirme, Nefes ve Beden Farkındalığı etkinliği İTÜ Magnet’te yoğun bir ilgi ile gerçekleşti! Modern yaşamın getirdiği yoğun stresi ve buna bağlı olarak yaşanılan sorunları yönetebilmek; olumlu bir bakış açısı ve doğru nefes egzersizleri üzerine uygulamalı bir etkinlik gerçekleşti.

Etkinliğin canlı yayın kaydını izlemek için: https://www.facebook.com/itumagnet/videos/346514479321855/  


15 Nisan – Lezzet Şenliği

15 Nisan’da başlayan ve bir ay sürecek olan Lezzet Şenliği’nin tadını #sosyalteknokentli’ler çıkarttı. İlk hafta hot dog ve hamburger lezzetleriyle buluşan #sosyalteknokentli’ler, ikinci hafta waffle ve kahve, üçüncü hafta ise tavuk – pilavın tadını çıkarttı!  


17 Nisan – Fikri Haklar ve Rekabetçi Piyasalardaki Etkisi

Teknokentli firmaların sektörel uzmanlıklarını paylaştıkları seminer serisi Fikri Haklar ve Rekabetçi Piyasalardaki Etkisi, Teknokentlileri bir araya getirdi! Yapı Kredi Teknoloji’nin AR-GE Koordinatörü Mustafa İŞBİLEN’in sunumu ile Fikri haklar, fikri hakların nasıl korunabilirliği, koruma süresi, korumanın coğrafi sınırları ve fikri hakların rekabetçi piyasalardaki etkisi hakkında bilgilendirmelerde bulundu.


18 Nisan – Term Sheet Nasıl Okunur?

İTÜ Magnet’te gerçekleşen Teknoloji Sohbetleri serisinin konuğu Collective Spark fonunun Partnerlerinden Atıl Erken oldu. Atıl Erken sunumunda, girişim sermayesi ve yatırım alma sürecinde olan bir girişimin karşılaştığı ilk belgelerden olan Term Sheet maddelerinden ve bu maddelerin anlamlarından bahsetti. Katılımcıların sorularını yanıtlayan Erken; “Yatırım süreci uzun bir yol. Collective Spark olarak girişime yatırım yapmaya nerede başlayacağımızı ve nerede ayrılacağımızı belirleyip, hedeflerimizi netleştiriyoruz. Her zaman en son karar veren girişimcidir. Yatırım yaparken; girişimin pazar büyüklüğü, takımı, iş modeli ve onu nasıl scale edebileceği konularına dikkat ediyoruz.” dedi.

Etkinliğin canlı yayın kaydını izlemek için: https://www.facebook.com/itumagnet/videos/2018184311821103/  


Ticaret Uzmanı Suat Gülsoy’un sunumu ile Ticaret Bakanlığı Tarafından Bilişim Sektörlerine Sağlanan Destekler semineri #öğrenenteknokentli’leri bir araya getirdi. Gülsoy, sağlanan destekler hakkında bilgilendirmede bulunurken, katılımcıların sorularını yanıtladı.

 


25 Nisan – Docker Konteyner ve Kubernetes ile Orkestrasyon

#öğrenenteknokentli’ler Docker Konteyner ve Kubernetes ile Orkestrasyon seminerinde buluştu! Bilge Adam, Yazılım ve Veri Çözümleri Birim Müdürü Taylan Bakırcıoğlu: “Docker, konteyner teknolojisini kullanarak uygulama oluşturma, dağıtma ve çalıştırma işlemlerini kolaylaştırmak için tasarlanmış bir araçtır. Docker ile tek bir işletim sisteminde, birbirinden bağımsız uygulamalar çalıştırabilir.”


27 Nisan – #sosyalteknokentli’ler Fotoğrafçılık Kulübü’nde!

Fotoğrafçılık Kulübü’nün ilk serisi tamamladı! #sosyalteknokentli’leri bir araya getiren Fotoğrafçılık kulübü 5 haftalık eğitim serisini tamamladı. Son ders Cankurtaran’da dış çekim ile gerçekleşti. Kulüp üyelerinin dış çekimde çektiği fotoğraflar ile İTÜ ARI Teknokent’te bir sergi düzenlenecek!

Fotoğrafçılık kulübünün 2. Kuru başlıyor! Gelişmelerden haberdar olmak için sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz!

 

 


 

İlk Kez Görüntülenen Kara Delik Konusunda Bilinmeyenler

Görüntülenmesinin ardından tüm dünyada büyük yankı uyandıran hatta pek çok platformda haftanın en çok arama yapılan konu başlığı olan kara delikleri daha yakından tanımak ister misiniz? Kara delik nedir, neden oluşur vb. akla gelen birçok soruların cevaplarını sizler için toparladık. 

Çok büyük yıldızların –Güneş’ten daha büyük- patlayıp içlerine çökmesi sonucu oluşan kara delikler büyük kütleleri ve güçlü çekim kuvvetleri olan kozmik yapılardır. Çekim kuvvetleri ile yeterli yakınlıkta bulunan her şeyi içine çekebilir. Kara delikler birkaç farklı şekilde oluşabilir. Bunlardan biri yıldızların çökmesi sonucu oluşan kara deliklerdir. Bir gök cisminin iç basıncının kendi kütlesinin çekimini yenemediği durumda yıldız çökmeye başlar. Eğer yıldızın kütlesi belirli bir değerin üzerindeyse çökmeyi durdurabilecek bir mekanizma olmadığından yıldız çöker ve kara delik oluşur.

Yaşadığımız çağda kara deliklerin oluşmasına sebep olabilecek yüksek yoğunluklar sadece yıldızlarda bulunuyor. Fakat Büyük Patlama’dan (Big Bang) kısa bir süre sonra evrenin çeşitli bölgelerindeki yüksek madde yoğunluklarının da kara deliklerin oluşmasına sebep olduğunu savunan görüşler de var. Evrenin ilk zamanlarındaki koşulları kullanarak yapılan tahminler bu şekilde oluşabilecek kara deliklerin kütlelerinin, Planck kütlesi ile Güneş’in kütlesinin binlerce katı arasında değişebileceğini gösteriyor. Bunlara ek olarak kütlesi Planck kütlesinden daha küçük kara deliklerin, parçacıkların yüksek enerjili çarpışmaları sırasında oluşabileceğini belirten görüşler de bulunuyor.

Dev kara delik ilk kez görüntülendi!

Uzak bir galaksinin merkezinde yer alan süper kütleli bir kara delik gök bilimciler tarafından ilk kez görüntülendi. 40 milyar km çapıyla Dünya’dan üç milyon kat daha büyük olan dev kara deliğin fotoğrafı büyük yankı uyandırdı. Bilim insanları tarafından  ‘canavar’ olarak tanımlanan ve Dünya’dan 500 milyon trilyon km (yaklaşık 53 milyon ışık yılı) uzaktaki kara deliğin fotoğrafını çekmek için dünyanın farklı bölgelerinde yer alan 13 teleskop kullanıldı.

Fotoğrafta, yoğun bir parlaklığa sahip ‘ateş çemberi’nin çevrelediği tam yuvarlak bir kara delik görülüyor. Bu parlaklığa, kızgın gazların deliğe düşmesi neden oluyor. Ortaya çıkan ışık, galaksideki milyarlarca yıldızın yaydığı toplam ışıktan daha fazla olduğu için Dünya’dan da görülebiliyor.

Tarihi karenin arkasındaki genç bilim kadını: Katie Bouman

Uzay bilimi alanında son yılların en önemli gelişmelerden biri olarak kayda geçen kara delik fotoğrafının ortaya çıkmasında 29 yaşındaki bir bilgisayar mühendisi önemli rol oynadı. Katie Bouman, yakın bir zamana kadar imkansız olarak düşünülen fotoğraflama sürecinde yazdığı algoritma ile başroldeki isimlerden biri oldu. Bouman, söz konusu algoritmayı 3 yıl önce Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) yüksek lisans öğrencisi iken hazırlamaya başladı. Başında olduğu projede, MIT ve Harvard’dan mühendisler, astrofizikçiler ve gök bilimciler yer aldı.

Ekipte bir Türk bilim insanı da yer aldı: Feryal Özel

Kara deliğin görüntülenmesini sağlayan ekipte bir Türk bilim insanı da yer aldı. Bilimsel çalışmalarını ABD’de sürdüren ve ‘dünyanın en akıllı kadınlarından biri’ olarak nitelendirilen, EHT Bilim Konseyi Üyesi ve Arizona Üniversitesi’nde astronomi ve astrofizik profesörü olan Feryal Özel (43), kara deliğin gölgesinin büyüklüğünü ölçmek ve Albert Einstein’in görelilik teorisinin öngörülerini EHT gözlemleriyle karşılaştırmakla görevlendirilen Modelleme ve Analiz Çalışma Grubu’nu yönetti. 20 yıldır bu projede çalıştığını belirten Özel, “Bu tatlı anı yaşamak çok uzun zaman aldı” dedi.

Veripark Eğitim Sertifikalarını Dijitalleştiriyor

İTÜ ARI Teknokent firmalarından Veripark; Microsoft ve Bankalararası Kart Merkezi ile Geliştirdiği belgem.io Projesiyle Eğitim Sertifikaları Blockchain Tabanlı Dijital Dünyaya Taşınıyor!

Bankalararası Kart Merkezi(BKM), Microsoft ve VeriPark ortaklığında geliştirilen belgem.io projesiyle eğitim sertifikaları blockchain tabanlı dijital dünyaya taşınıyor. Tüm dünyayı derinden etkileyecek ve günümüz iş dünyasını dönüştürecek blockchain teknolojisini hayatın içine dâhil eden belgem.io ile eğitim sertifikaları güvenilir bir şekilde dijital ortamda saklanıyor.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM), Microsoft ve VeriPark iş birliğiyle hayata geçirilen belgem.io projesi sayesinde kurumlar blockchain teknolojisini daha yakından tanıma fırsatı yakalarken, son kullanıcılar da aldıkları eğitim sertifikalarını güvenli bir şekilde blockchain altyapısında saklayıp diledikleri kurum veya kişilerle paylaşabiliyorlar. Dijital bir belge platformu olan belgem.io, kurumlardan eğitim alan bireylerin eğitim sonunda edindikleri eğitim sertifikalarının özel bir Ethereum blockchain platformunda saklanması, görüntülenmesi ve paylaşılmasını sağlıyor.

Projenin başlangıç aşamasında BKM – BBN Akademi, Blockchain Türkiye Platformu, FinTech Istanbul ve çok yakında Microsoft CloudSociety eğitimlerine katılan kişiler sertifikalarını belgem.io uygulaması üzerinden dijital ortamda alacak, ileride ise yeni kurumların projeye eklenmesiyle birlikte çok daha fazla sayıda kişi bu uygulamadan faydalanabilecek.

“Blockchain geleceği değiştirecek”

VeriPark Genel Müdürü Aslı Derbent Özkan, belgem.io projesiyle ilgili şöyle konuştu: “Bu proje özelinde de olduğu gibi, Blockchain artık finans, enerji, sağlık, telekomünikasyon, eğitim ve lojistik gibi birçok alanda insanların hayatlarını kolaylaştıracak, bireylerin birbirine olan güven problemini ortadan kaldıracak. Biz de VeriPark olarak Blockchain’i geleceği değiştirecek teknolojilerden biri olarak görerek bu konuda Ar-Ge ve kavram doğrulama çalışmaları gerçekleştiriyoruz, alt yapımızı geleceğe hazır hale getiriyoruz.”

Commencis, İş Bankası’nın Çözüm Ortağı Oldu

İTÜ ARI Teknokent firmalarından Commencis, İş Bankası’nın stratejik dijital dönüşüm ortağı oldu. İş Bankası’nın stratejik dijital dönüşüm ortağı Commencis, diyalog bankacılığı hizmeti Maxi’yi hayata geçirdi ve temel bankacılık uygulaması olan İşcep’e entegre etti. Doğal dil işleme yeteneğine sahip yapay zeka destekli kişisel asistan hizmeti “Maxi” ile müşteriler hem konuşarak hem de mesajlaşarak etkileşime geçebiliyorlar. Maxi’nin son tasarımıyla İşcep, kullanıcılarına paralarını yönetmeleri için kullanıcılarına daha basit, daha hızlı ve daha kişisel bir yol sunuyor.

Commencis yaklaşımlarını şöyle ifade ediyor:

“Tasarımımızı doğal bir sohbet akışı etrafında inşa etmek istediğimiz için yaklaşımımız her zaman “human-first” olmuştur. Müşterilerin, yakın bir arkadaşa olduğu gibi, Maxi ile konuşmasını veya yazmasını istedik. Bunu başarmak için ilk önce chatbot ekosistemi üzerine kapsamlı bir araştırma yaptık ve İş Bankası’na 12 farklı işlevsellik ve etkileşim önerisi sunduk.

İnsanların Maxi ile konuşmayı sevmelerini sağlamak için, ara yüz tasarımında beyaz alanların ve bileşen canlandırmalarının kullanımına odaklandık. Tasarımımıza minimalist bir yaklaşım kullanmayı tercih ettik: tipografi, renkler, arka plan.”

Güçlü Bir Yapay Zeka Projesi Nasıl Oluşur?

Yapay zeka (AI), tıpkı 100 yıl önce olduğu gibi, her endüstriyi dönüştürmeye hazır bir durumda. 2030’a kadar imalat, tarım, enerji, lojistik ve eğitim de dahil olmak üzere internet dışı sektörlerde de etkin olacak. AI’nın yükselişi, her sektördeki yöneticilere işlerini ayırt etme ve savunma konusunda fırsatlar sunuyor. Ancak, şirket genelinde bir AI stratejisinin uygulanması özellikle eski işletmeler için zorlu bir yol olabilir.

Landing AI’nin Kurucusu ve CEO’su Andrew Ng’ye göre; bir AI stratejisi oluşturmanın ilk adımı, bir veya iki şirket düzeyinde pilot AI projesi seçmekten geçiyor. Bu projeler, şirketlere bir ivme kazanmaları ve bir AI ürünü oluşturmak için gerekenler hakkında ilk elden bilgi sahibi olmalarına yardımcı oluyor.

Andrew Ng güçlü bir AI pilot projesinin 5 özelliğini şöyle sıralıyor;

AI teknolojilerinin gücüne dokunmak, onları iş bağlamınıza göre özelleştirmenizi gerektirir. Bir veya iki pilot projenizin amacı sadece kısmen değer yaratmaktır. Daha da önemlisi ise bu ilk projelerin başarısı, paydaşları şirketinizin AI yeteneklerini geliştirmek için yatırım yapmaya ikna etmenize yardımcı olacaktır.
Pilot bir AI projesi düşünüyorsanız, kendinize aşağıdaki soruları sorun:

Proje size hızlı bir kazanç sağlıyor mu?

Volanın mümkün olan en kısa sürede dönmesini sağlamak için ilk AI pilot projenizi kullanın. Hızlıca yapılabilecek ilk projeleri seçin (ideal olarak 6-12 ay içinde) ve başarı şansınızı yükseltin. Sadece bir pilot proje yapmak yerine, en az bir önemli başarı yaratma olasılığını artırmak için 2-3 tane seçin.

Proje çok önemsiz mi yoksa boyutsuz mu?

Pilot projeniz hızlı bir kazanç sağladığı sürece en değerli AI uygulaması olmak zorunda değildir. Ancak bu başarı, diğer şirket liderlerini diğer AI projelerine yatırım yapmaya ikna etmek için yeterince anlamlı olmalıdır.

Projeniz sektörünüze özgü mü?

Şirkete özel bir proje seçerek, iç paydaşlarınız değeri doğrudan anlayabilir. Örneğin, bir tıbbi cihaz şirketini yönetiyorsanız, özgeçmişleri otomatik olarak ekrana almak için bir AI + İşe Alma projesi oluşturmak iki nedenden dolayı kötü bir fikirdir: (1) Başka birinin çok daha büyük hizmet veren bir AI + İşe Alma platformu oluşturma olasılığı çok yüksektir. (2) Bu projenin, şirketinizin geri kalanını, yatırım projenizin AI’yi tıbbi cihazlara uygulamasından ziyade, yatırım yapmaya değer olduğuna ikna etme olasılığı daha düşüktür. Sağlık hizmetlerine özgü bir AI sistemi kurmak, doktorlara tedavi planlarını hazırlamada doktorlara yardımcı olmak, hastane giriş sürecini otomasyon yoluyla kolaylaştırmak, kişiselleştirilmiş sağlık önerileri sunmaya kadar değişen bir şeydir.

Pilot projenizi güvenilir ortaklarla hızlandırıyor musunuz?

Halen AI ekibinizi kuruyorsanız, AI uzmanlığını hızlı bir şekilde getirmek için dış ortaklarla çalışmayı düşünün. Sonunda, kendi şirket içi AI ekibinize sahip olmak isteyeceksiniz; ancak bir ekip kurma süreci AI’nın yükseliş hızına göre çok yavaş olabilir.

Projeniz değer yaratıyor mu?

AI projelerinin çoğu AI değerini üç yoldan biriyle oluşturur; maliyetleri azaltmak (otomasyon hemen hemen her sektörde maliyet azaltma fırsatları yaratır), geliri artırma (öneri ve tahmin sistemleri satışları ve verimliliği artırır) veya yeni iş alanları başlatmak (AI yeni daha önce mümkün olmayan projeler).

Genellikle fazla kullanılan “büyük veri” olmadan bile değer oluşturabilirsiniz. Web araması gibi bazı işletmeler uzun bir sorgu kuyruğuna sahiptir ve bu nedenle daha fazla veriye sahip arama motorları daha iyi performans gösterir. Bununla birlikte, tüm işletmeler bu miktarda veriye sahip değildir ve belki de 100-1000 kadar az veri kaydıyla değerli bir AI sistemi oluşturmak mümkün olabilir. Endüstride çok fazla veriye sahip olduğunuz ve AI ekibinin bu verileri nasıl değere dönüştüreceğine karar vereceğine inandığı için projeleri seçmeyin. Bunun gibi projeler başarısız olma eğilimindedir. Bir AI sisteminin ne kadar özel olarak değer yaratacağına dair bir tez geliştirmek önemlidir.

Peki bu özellikler pratikte neye benziyor?

AI projeleri için zengin bir fikir kaynağı, denetlenen öğrenme olarak adlandırılan bir teknolojiyi kullanarak, insanların bugün yaptıkları işleri otomatikleştirmede yatar. AI’nın işleri değil, işleri otomatikleştirmede iyi olduğu görülebilir. Bu anlamda insanların yaptığı belirli görevleri belirlemeye çalışın ve otomatik hale getirilip getirilmediğini inceleyin. Örneğin, bir radyoloğun işinde yer alan görevler arasında röntgen okuma, görüntüleme makinelerini çalıştırma, meslektaşlarla danışma ve cerrahi planlama yer alabilir. Tüm işlerini otomatikleştirmeyi denemek yerine, görevlerden yalnızca birinin otomatik veya kısmi otomasyonla daha hızlı hale getirilebileceğini düşünün.

Bir AI pilotuna başlamadan önce, istenen zaman çizelgesini ve sonucunu açıkça belirtmeniz ve takıma makul bir bütçe ayırmanız tavsiye edilmektedir.

5G Teknolojisi ile Hayatımızda Neler Değişecek?

Son yıllarda gelişen teknolojiyle birlikte mobil telefon ve internet ağı da hızlı bir şekilde gelişim gösteriyor. Bu alanda atılması beklenen en büyük adım olarak görülen 5G teknolojisiyle birlikte hayatımızda teknolojik anlamda büyük değişimlerin gerçekleşmesi bekleniyor.

Bugünlerde gündemi sık sık meşgul eden 5G teknolojisi geçtiğimiz günlerde Barselona’da gerçekleştirilen Mobile World Congress (MWC) 2019’a da damga vurdu. GSM dünyasının önde gelen markalarının katıldığı kongrede birçok marka 5G teknolojisiyle birlikte geliştirdiği ürünlerini tanıttı. 5G ile yönlendirilen robotlardan oyun dünyasını heyecanlandıran VR teknolojisine kadar birçok ürünün tanıtıldığı kongrede 30’u aşkın Türk markası da yer aldı.

Kongreye katılan şirketler arasında Turkcell, Türk Telekom, Vestel ve General Mobile gibi büyük Türk şirketleri yer alırken bu şirketlerden Vestel ve General Mobile yeni telefonlarını ziyaretçilerin beğenisine sundular.

5G teknolojisinin hayatımıza girmesiyle birlikte fiber internet kullanımı da daha kolay bir şekilde bize ulaşacak ve bu sayede internet yüksek hızda bizlere aktarılacak. 5G’nin hayatımıza katacakları sadece internet hızıyla sınırlı değil elbette… İnternet hızının teknolojilerin insanlara daha kolay ulaşmasında da büyük payı bulunuyor. Şöyle ki, fiber kablolarla evlerimize yakın bir bölgeye ulaşacak yüksek hızlı internet bağlantısını, evlerimizdeki kablosuz modemle kolayca kullanabileceğiz. Bunun bir avantajı da her eve özel altyapı masraflarını ortadan kaldıracak olması.

Kablosuz modemlerle kullanılabilecek, 5G’nin mucizesi olarak görülen yüksek hızlı internet, uzun zamandır beklenen “Nesnelerin İnterneti (IoT)” teknolojilerine de ivme kazandıracak.

Mobile World Congress 2019’a 5G Damga Vurdu

Geçtiğimiz günlerde Barselona’da gerçekleştirilen MWC 2019’da 5G teknolojisi oldukça ön plana çıktı. Dünyanın önde gelen şirketlerinin yer aldığı kongrede Huawei Day0 forumu ile büyük ses getirirken, sektör iç görüleri de paylaşıldı.

Huawei İcra Kurulu ve Üyesi Operatör İş Grubu Başkanı Ryan Ding konuyla ilgili olarak; “Şu anda dünyayı kasıp kavuran 5G, bize yeni teknolojilerle güçlendirilmiş daha iyi bir yaşam sunuyor. Aynı zamanda, 5G’nin sağladığı Gbit/s seviyesi ile bağlantılar ve deneyimi ticarileştiren CloudX hizmetleri, küresel taşıyıcılara yeni iş fırsatları sunuyor” dedi.

5G’nin sunduğu yeni Air Fiber çözümü ile her yerde Gbit/s düzeyinde hızları deneyimlemek mümkün. Fiber genişbant ile benzerlik gösteren Air Fiber, bit hızlarını on kat artırarak, taşıyıcıların sabit-mobil yakınsaması (FMC) özelliğine ulaşma hedefini biraz daha yakınlaştırıyor. Taşıyıcıların ticari faaliyetlerini büyütmesini kolaylaştıran 5G, aynı zamanda yoğun bant genişliği için kişisel, ev kullanımı ve sektörel talebi karşılamalarını da sağlıyor.

Türk Telekom’dan 5G hamlesi

5G teknolojisi konusunda yaptığı çalışmalarla dünyanın en iyileri arasına giren Türk Telekom daha önce test ettiği VR ve AR ile 5G teknolojisini kullanmıştı. Türkiye’nin ilk 5G bulut uygulaması olma özelliğini taşıyan bu çalışma, MWC 2019’da Huawei tarafından, şirketin faaliyet gösterdiği ülkeler arasında “En İyi 5G Bulut Dikey Sektör Uygulamalarından Biri” olarak gösterildi. Aynı zamanda kongrede Türk Telekom ve Huawei arasında “İyi Niyet Sözleşmesi” yapıldı.

 

 

SMG 30 Ülkeye Müzik Yayını Yapıyor

İTÜ ARI Teknokent Firmalarından SMG 30 Ülkeye Müzik Yayını Yapıyor!

Ar-Ge’sini İTÜ ARI Teknokent’te gerçekleştiren SMG, Türkiye’de başta perakende olmak üzere 10 binden fazla noktada kapalı devrede yasal müzik, anons ve reklam hizmeti sunuyor. 30 ülkede, 700’den fazla müşterisinin, 10.000’den fazla noktasına hizmet veriyor.

SMG, müzik ile teknolojiyi birleştirerek, Türkiye’de açık mekanlarda kapalı devre yasal müzik yayının yanı sıra anons ve jingle yayını da yapıyor. Harmonik benzerlik, üçüncü parti entegrasyonu, SaaS (Software as a Service) gibi pek çok yenilik üzerinde çalışıyor. Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin yarıştığı Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye’de ilk 50 şirket arasına girmeyi başardı.

SMG‘nin sadece bir müzik değil aynı zamanda bir teknoloji şirketi olduğunu anlatan SMG Yönetim Kurulu Üyesi Moris Alhale “Binlerce şubeli market zincirlerinden otellere kadar geniş bir işletme yelpazesine seslenen SMG, hizmet verdiği firmalarda müzik yayınını interneti sürekli kullanarak değil depola-çal yöntemiyle tek merkezden gerçekleştirmektedir. Kurumların ihtiyacına yönelik tüm işletme müziği çözümlerini özellikler eklenen ve sürekli geliştirilen yazılımımız aracılığıyla sağlıyoruz. SMG Player Version 8 projesiyle İTÜ ARI Teknokent’e girmeye hak kazandık, teknik ekibimiz 2017 yılından beri Teknokent’te AR-Ge çalışmalarına devam ediyor. Harmonik benzerlik, üçüncü parti entegrasyonu, SaaS (Software as a Service) gibi pek çok yenilik üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca yeni markamız Snapmuse’un ürettiği, tüm hakları bize ait olan farklı tarzlarda müziklerle tamamen yasal platformda ve ekonomik çözümler sunuyoruz. Sunduğumuz hizmet ve teknolojimiz ile dördüncü kez ilk 50’de yer almaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.

2019’un Teknoloji Trendleri

2019 yılında trend olması beklenen veya halihazırda trend olan bazı teknolojilerin gelişim süreçlerini ve bizlere neler vaat ettiklerini sizler için derledik.

Artırılmış Otomasyon: Önümüzdeki dönemde tüketiciler ve iş sahipleri için işi yapan, hayatları farklı alanlarda otomatikleştiren, zaman alan görevlerin ortadan kaldırılabileceği daha çok araç ve uygulama göreceğiz. Bu yıl yapay zekanın en basit halinin artık iş dünyasında kendini hissettirerek zaman ve iş gücü kaybını önleyeceği bir sürece tanık olacağız.

Blockchain’in Geri Dönüşü: 2018 blockchain için kötü bir yıl oldu.  Blockchain teknolojisinin kullanıcı gözünde güven duygusunu yeniden kazanmasıyla 2018’de güven kaybeden blockchain’in 2019’da yükselişe geçişine kesin gözüyle bakılabilir. Bu şekilde blockchain teknolojisi bireyler arası alışverişlerde güvenliği sağlayarak güven sorununa çözüm bulabilecek gibi duruyor.

Artırılmış Gerçeklik: Artırılmış gerçeklik şimdiden pazara girdi ve mobil cihazlarda kullanılabiliyor. Başlangıçta mobil cihazlara oyun ya da eğlence aktiviteleri olarak katılsa da, 2019’da büyümenin devam edeceğini ve pratik kullanım için gündeme geleceğini söyleyebiliriz. Geliştiriciler teknik işlevlere daha fazla alıştıkları ve yaratıcılığın ortaya çıkmasına daha fazla izin verdikçe, pazardaki çoğu uygulamaya entegre edilebilecek.

Katlanabilir Telefonlar: 2019’da cep telefonlarına gelmesi beklenen en önemli trend ‘katlanabilir ekranlar’ olacak. Geçtiğimiz ay Samsung geliştirdiği bir prototipi ucundan göstermişti. Kapandığında telefon, açıldığında bir tablete dönüşen bu cihazın 2019’da piyasaya sürülmesi bekleniyor. Note serisi daha önce de giderek küçülme trendini tersine çeviren yeni bir trend başlatmıştı. Şimdi katlanabilir ekranlarla 2019’da yeni bir trend daha başlatabilir. Bu inovatif mobil cihazlara herkesin hemen sahip olabilmesi ve yaygınlaşabilmesi kolay değil. Örneğin; 2018’de dünyanın ilk 4 kameralı telefonu piyasaya çıktı. Dolayısıyla 2019’un mobil trendlerinden ikincisi de bu olacak. Mobil cihaz üreticileri bu ürünlerin daha iyi fotoğraf ve video çekebilmesi için yeni fikirler denemeye devam edecek gibi duruyor.

5G İnternet Hızı: İspanya’nın 2018-2020 Ulusal 5G Planı, 2019’da 5G’ye dayanan pilot projelerin geliştirilmesini öngörerek ikinci dijital pay dağıtımının serbest bırakılmasına işaret ediyor. 5G teknolojisinin temel çalışmaları yapılıyor, 2020’de saniyede 10 gigabayta ulaşacak bir hızda akıllı telefonlardan internette gezinilmesi planlanıyor. Pazar ve tüketici verisi sağlayıcısı olan Statista’dan gelen veriler; 2024 yılına kadar, 5G mobil ağ teknolojisinin, küresel nüfusun yüzde 40’ından fazlasına ve 1,5 milyardan fazla kullanıcıya ulaşacağını gösteriyor.

Yapay Zeka Her Yerde: Yapay Zeka, son yıllarda adını sıkça duyurdu. Ancak yaşam, çalışma ve oyun üzerindeki etkileri yalnızca ilk aşamalarda olduğu için gelişmeye devam ediyor. Yapay zeka insan zekasını taklit etmek ve görüntülerin tanınması, konuşma veya kalıpların tanınması, karar alma gibi görevleri yerine getiren bilgisayar sistemlerini ifade ediyor. Yapay zeka bu görevleri insanlardan daha hızlı ve daha doğru bir şekilde yapabiliyor.

Günümüzde 6 Amerikalı’dan 5’i navigasyon uygulamaları, yayın hizmetleri, akıllı telefon kişisel asistanları, araba paylaşımı uygulamaları, ev kişisel asistanları ve akıllı ev cihazları da dahil olmak üzere her gün yapay zeka hizmetlerini bir biçimde kullanıyor. Tüketici kullanımına ek olarak, yapay zeka birçok para tasarrufu görevinin yanı sıra trenleri programlamak, iş riskini değerlendirmek, bakımı tahmin etmek ve enerji verimliliğini artırmak için de kullanılıyor. 2019’da zaten devam etmekte olan bu trendin daha da artacağına kesin gözüyle bakabiliriz.

Gizliliğe genel bakış

En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.