Yazar -Nigar

Dünya Devinin Kulaklıkları Onlardan Soruluyor: Dialog Semiconductor

İTÜ ARI Teknokent’te geliştirdiği açık ses platformu ile teknoloji devi Huawei’yi müşterileri arasına kattı. Açık ses platformu artık Huawei’s Honor FlyPods kulaklıklarında kullanılıyor.

İTÜ ARI Teknokent firmalarından Dialog Semiconductor; cep telefonları, tablet bilgisayarlar, oyun konsolları, taşınır bilgisayarlar, akıllı kol saatleri ve sağlık ile ilgili veri toplama sistemleri gibi sayısız mobil üründe kullanılabilecek tümdevre ürünleri ve bunlara ilişkin kullanıcı uygulamaları geliştiren bir şirkettir.  Şirketin ana faaliyet alanları mobil cihazlarda güç ve enerji yönetimi, kısa mesafeli ve düşük güç tüketimli kablosuz iletişim, ses işleme, doğrusal akım dönüştürücüler, programlanabilir temel güç yönetim devreleri, enerji hasadı (energy harvesting) alanlarında tümdevre ve bileşen tasarımların (IP) geliştirilmesidir.

Mona Lisa Canlandırıldı!

Hayatta olmayan veya gerçek olmayan bir insanın gülümseyerek sizinle konuştuğunu hayal edin veya etmeyin… Zira bu kurgu şimdilerde gerçek oldu. Dünyanın en ünlü kadınlarından Mona Lisa, yapay zeka araştırmacıları tarafından canlandırıldı. Tek bir fotoğraftan elde edilen videoda, portredeki modelin başını, gözlerini ve ağzını hareket ettirdiği görülüyor.

Seyredenler bilir… Harry Potter, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na ilk ayak bastığında okulun taş duvarlarının hareket ettiğini ve duvarda asılı portrelerin konuşmaya başladığını görünce çok şaşırır. Makine öğrenimi sayesinde bunun gerçeğe dönüşmesine bir adım daha yaklaşıldı. Makine öğrenimi araştırmacıları, bir insanın yüzünün tek bir karesinden gerçekçi hareketleri yeniden oluşturabilen, sadece fotoğrafları değil tabloları da canlandıracak bir sistem geliştirdi.  Şöyle ki Mona Lisa, Marilyn Monroe ve Albert Einstein gibi dünyaca ünlü isimlerin portreleri Samsung’un Moskova’daki yapay zeka merkezi araştırmacıları tarafından canlandırıldı. Yüz hareketlerini tanımlama ile gerçekleşen yöntem, önceden yüklenen büyük miktarda veri ile gerçekleştiriliyor. Ne kadar çok veriye sahip olunursa o kadar iyi sonuçlar ortaya çıkıyor.

Tek fotoğraf yeterli

Bir videodaki yüzün hareketleri taklit edildiği gibi tek bir fotoğraftan da video elde edilebiliyor. Videoda, portredeki modelin başını, gözlerini ve ağzını hareket ettirdiği görülüyor. Yöntem, kaynak yüzdeki hareketleri hedef yüze uyguluyor. Böylece hedeflenen yüz, kaynak yüzün hareketlerini taklit ediyor. Kullanılan bu yöntem tamamen yeni bir yöntem değil. Herhangi bir videodaki yüzün diğer bir yüze taklit edilmesi gibi örnekler de bulunuyor fakat bunların çoğu, analiz için bir veya iki video gibi önemli miktarda veri gerektiriyor.

Daha önce de “Deepfake AI” adı verilen bu teknoloji sayesinde sahte videolar üretilebiliyordu. Fakat bunu gerçekleştirebilmek için yüzün farklı açılarının bulunduğu birçok fotoğraf verisine ihtiyaç duyuluyordu. Şimdi ise bu yeni sistemle tek bir fotoğraf yeterli… Herhangi bir görüntüdeki yüzü kaynak olarak kullanan sistem, fotoğrafı alarak öncelikle yüzün ana hatlarını belirliyor. Fotoğrafı çözümleyen yapay zeka ardından onu anlık veri girişi ya da video desteği ile konuşturabiliyor.

Bu yöntem, sadece yüz ve üst gövde üzerinde çalışıyor. Yani bu yöntem ile Mona Lisa’nın dans etmesini sağlamak mümkün değil.

 

Endüstriyel Temizlik Sektörünün İnovasyonu: Getratron

İTÜ ARI Teknokent firmalarından Getratron‘un geliştirdiği Get Elektrikli Araçlar, İstanbul Kongre Merkezi’nde yapılan Interclean İstanbul Endüstriyel Temizlik Teknolojileri & Hizmeleri Fuarı ve Konferansı’nda yer aldı.

Yerli Üretim Yol Süpürme Aracı, Yabancı Muadillerine Göre Yüzde 40 Daha Ucuz

Sıfır atık üreten, elektrikle çalışan ve yüksek emiş gücüyle yerdeki cam şişeleri bile süpürebilen yerli ve ileri teknoloji üretimi sokak temizleme aracı, 4 yıl önce kadın girişimci, endüstri ürünleri tasarımcısı Hilal Güngör tarafından kurulan GET Elektrikli Araçlar tarafından TÜBİTAK’ın desteğini alarak tasarlandı ve üretildi.

GET Elektrikli Araçlar Kurucu Genel Müdürü Hilal Güngör, “İki tane yol süpürme elektrikli aracı ürettik. Birici mobil olarak hareket eden, üzerinde ayakta insanın konumlandığı, yolda giderken cam şişeye kadar güçlü bir vakum gücüyle çekim yapan bir elektrikli yol süpürme makinası. Diğeri de altından fırçası olan, yoldaki çöpleri, adam üzerinde kullanıcı, personel üzerinden oturup kullanırken o da hareketiyle çekim yapabilen bir araç. Etraftaki kağıt, cam ve metal şişe gibi şeylerin çekimini yapabiliyor. Elektrikli, yerli, çok fonsiyonlu.”

 

 

İnsan Beynine Yeni Bir Rakip Doğdu

Çağlar boyunca bilimin en önemli gündemi beyin ve onun nasıl çalıştığını keşfetmek oldu. Şimdilerde ise bilim, beyinden öğrenilenlerle ona benzeyen bir sistem geliştirmenin peşinde… Geçtiğimiz günlerde bu yolda somut bir adım atıldı ve bilim insanları öğrenebilen hatta gelişebilen beyin benzeri bir organik transistör oluşturduklarını açıkladı. Şimdi en çok merak edilen ise bu organik transistörün yapay zekanın evrimini nasıl etkileyeceği yönünde…

İnsan beyni oldukça karmaşık bununla birlikte bilişsel bir sistem olmasıyla dikkat çekiyor. Bilim insanları ve araştırmacılar bu nedenledir ki beynin mimarisine yapay zeka (AI), makine öğrenmesi ve derin öğrenme için ilham kaynağı olarak bakıyor. İsveç’teki Linköping Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı ise yakın zamanda yeni bir öğrenme transistörü tasarlayarak nöromorfik hesaplamada bir atılım gerçekleştirdi.

Günümüzdeki makine öğrenimi prefabrik devrelerde gerçekleştirilirken; beyin ise bunun aksine daha önce bağlantıların olmadığı yerlerde yeni bağlantılar oluşturabilme yeteneğine sahip. İşte Simone Fabiano, Jennifer Y. Gerasimov, Roger Gabrielsson, Robert Forchheimer, Eleni Stavrinidou, Daniel T. Simon ve Magnus Berggren’in oluşturduğu araştırma ekibinin çalışması bu noktada bir fark yaratacak cinsten. Şöyle ki ekip, girdi ve çıktı arasında yeni bağlantılar oluşturabilecek, öğrenebilecek, organik bir elektrokimyasal transistör yaratarak söz konusu transistörlerin hem kısa hem de uzun süreli hafızaya sahip olmasına olanak sağladı.

Yapay zekanın geleceğini nasıl etkileyecek?

Bir organik elektrokimyasal transistör, elektron sinyallerini ve elektriği ileten bir solüsyondan (elektrolit) yarı iletken bir kanala güç iletebiliyor. Mevcut organik elektrokimyasal transistörler tipik olarak PEDOT adı verilen iletken bir polimer kullanıyor. Linköping Üniversitesi’ndeki Organik Elektronik Laboratuarı araştırma ekibinin bir üyesi olan Roger Gabrielsson, bunun yerine ETE-S adlı bir monomer geliştirdi. Araştırmacı ekibin aktardığına göre; girdi sinyalleri manipüle edildiğinde belirli bir uyarıcıya transistör tepkisinin gücü, birkaç büyüklük derecesini kapsayan bir aralıkta modüle edilebiliyor.  Böylece, organik elektrokimyasal transistörün beynin kısa ve uzun vadeli nöroplastisitesine benzer bir şekilde davranması sağlanıyor. Araştırma ekibinden Fabiano’ya göre araştırma ekibinin yeni organik elektrokimyasal transistörünün bir insan beyni iki hücre arasında sinyal iletirken tüketilen enerjiye yaklaşan enerji tüketimiyle birlikte binlerce normal transistörün işini yapabilecek.

Grand View Research’ün Nisan 2018 tarihli raporuna göre, dünya çapındaki nöromorfik bilgi işlem piyasasının 2024 itibariyle 6.48 milyar ABD dolarına ulaşacağı tahmin ediliyor. Bakalım bu yeni transistör, yapay zeka makinesi öğrenmesinin evrimleşebilir organik elektroniklere dayandığı bir geleceği müjdeleyecek mi?

 

Asteroite Yeryüzünden El Sallamaya Hazır Olun

Bilim kurgu filmlerinin en popüler konularındandır dünyaya çarpması olası asteroitler… Dünyaya yaklaşmakta olan büyük bir asteroit keşfedilir ve çarpışmaya dakikalar kala patlatılan bir bombayla tehlike bertaraf edilir. Ve mutlu son… NASA, bugünlerde benzer bir telaş içerisinde. Zira 10 yıl içinde “Kaos Tanrısı” adında kocaman bir asteroit Dünya’nın yakınından geçecek. Lakin şimdilik korkuya mahal yok… 

NASA, 10 yıl içinde Dünya’nın yakınından geçecek olan “Mısır’ın Kaos Tanrısı” olan “Apophis” adını taşıyan dev bir asteroit için teyakkuzda…13 Nisan 2029’da gökyüzüne bakan insanlar, neredeyse yıldızlar kadar parlak ve oldukça hızlı hareket edecek olan bir ışık lekesi görecekler. İşte bu ışık lekesi aslında 340 metreden büyük bir asteroit ve dünyanın sadece 19 bin mil uzağından geçecek. Uzay ajansı, bu mesafenin dünyaya zarar vermeyecek kadar uzak olduğunu belirtse de aslında bu mesafe Dünya’ya bazı uzay araçlarının geçiş mesafesi kadar yakın olacak.

Hem çok büyük hem de çok yakın

Araştırmacılara göre asteroitin Dünya’ya olan uzaklığı, kendilerine eşi görülmemiş bir bakış açısı kazandıracak. Zira bu mesafeden bilim insanları asteroiti net bir şekilde gözlemleyebilecek. Bu büyüklükteki asteroitlerin dünyaya çok yakın geçmeleri aslında çok nadir görülen olaylardan… NASA bilim insanları yakın mesafede daha küçük asteroitler gördüklerini ancak böyle büyük boyutta bir asteroite çok da sık rastlamadıklarını söylüyor.

Dünya’ya yakın nesnelerin radar gözlemleri üzerinde çalışan radar bilimci Marina Brozović, 2029’daki Apophis’in yaklaşmasının bilim için inanılmaz bir fırsat olacağını söyleyerek  “Asteroiti hem optik hem de radar teleskoplarıyla gözlemleyeceğiz. Radar gözlemleri sayesinde yüzey detaylarını da görebileceğiz” diye konuşuyor.

Çarpma riski yüzde 2,7!

Apophis, ilk olarak Haziran 2004’te Kitt Peak Ulusal Gözlemevi’ndeki astronomlar tarafından tespit edildi. Keşiften kısa bir süre sonra yaşanan teknik ve hava sorunları nedeniyle asteroitin üzerinde daha fazla çalışma yapılamadı. Bununla birlikte Avustralya’daki bilim adamları tarafından tekrar tespit edilen asteroitin 2029’daki geçişi esnasında Dünya’yı çarpma riskinin yüzde 2,7 olduğunu hesaplandı. Bilim insanlarının yaptıkları son çalışmalar ve hesaplamalara göre ise asteroitin Dünya’ya çarpma ihtimali sadece 100 binde 1… Öte yandan gelecekteki etkileri öğrenebilmek için daha fazla çalışma gerekecek. 2029 yılına gelindiğinde bu gözlem ve araştırmalar devam edecek. Bilim insanları böylece asteroitin büyüklüğü, şekli, kompozisyonu ve belki de içi hakkında daha fazla şey öğrenmeyi umut ediyor.

Geliyorlar ve gelmeye devam edecekler

Güneş etrafında dönen ve büyüklüğü kimi zaman bir elma kimi zaman da bir şehir büyüklüğünde olan milyonlarca asteroit bulunuyor. Her gün binlerce asteroit, Dünya atmosferine giriyor ve sürtünme nedeniyle yeryüzüne ulaşamadan yok oluyor. Daha büyüklerinin Dünya yörüngesine girmesi ise kitlesel bir felakete yol açabilecek potansiyeller taşıyor. ABD’de gökbilimcilerin kurduğu özel bir vakıf olan B612 Vakfı, sadece 2000-2014 yılları arasında Dünya’nın çeşitli bölgelerine 26 büyük asteroit düştüğünü açıkladı. Yayınlanan rapora göre, Kapsamlı Nükleer Test Yasağı Anlaşması Örgütü’nün (CTBTO)  Uluslararası İzleme Sistemi (IMS), 2000’den beri yeryüzünde asteroitlerin sebep olduğu 26 nükleer patlama tespit etti. Asteroitlerin güçlü bir şekilde patladığı bölgelerin, yerleşim birimlerinden uzakta ya da okyanuslarda olduğu belirtiliyor. Patlamaların gücü ise 1 ila 600 kiloton TNT kalıbının infilakı ile eş değer. Kayda geçen son patlamalardan biri Rusya’nın Chelyabinsk bölgesi semalarında 2013’de gerçekleşmişti. 600 kiloton gücünde olan asteroit Chelyabinsk’te binlerce binanın hasar almasına ve yaralanmalara neden olmuştu.

 

Gullseye: Teknolojimize İnandık Ürünümüzü 2 Yılda Hayata Geçirdik

İTÜ ARI Teknokent’te faaliyet gösteren Gullseye, Terminal Operating System sektörde en hızlı büyüyor. Gullseye, terminal işletim sistemini üreten, pazarlayan şirketler arasında en hızlı yayılan, en çok müşteriye en kısa sürede sahip olan bir şirket!

GullsEye Genel Müdürü Mehmet Ali Kayaoğlu: “Bu bir kurumsal girişimcilik başarı hikayesidir. Softtech bünyesinde bir departmanken, ürünümüzü İTÜ ARI Teknokent’te geliştirip, 2 yıl önce ayrı bir firma olarak pazara sunduk.”

CEIBA Tele ICU Hayat Kurtarıyor

CEIBA Tele ICU, İTÜ ARI Teknokent’te geliştirdikleri 7/24 hasta izleme ve alarm modülleri sayesinde sepsisi ön görerek, yoğun bakımda verimi artırıyor ve hayat kurtarıyor!

Tele-sağlık hizmetlerini TELE YOĞUN BAKIM odaklı olarak sağlayan Türkiye’nin ilk firması CEIBA Tele ICU, bilgi birikimi ve deneyimleri ile bu alandaki gelişmelere öncü olmayı hedefliyor. CEIBA TELE-ICU geliştirdiği teknoloji ile yoğun bakım yönetiminde en ideal koşulları oluşturarak, yoğun bakım ortamının kesintisiz olarak deneyimli ve yetkin uzmanlar tarafından izlenmesini sağlıyor. CEIBA TELE-ICU Türkiye’de ilk defa TELE YOĞUN BAKIM (TELE-ICU) hizmetlerini başlattı.

Reengen Enerji Sektörünü Dijitalleştiriyor

Teknolojisini İTÜ ARI Teknokent’te geliştiren Rengeen konutlar, ticari binalar, endüstriyel tesisler ve yenilenebilir enerji santralleri için bulut tabanlı enerji iş zekası çözümleri sunuyor. Kendisini entegre enerji alanında bir IoT platformu olarak konumlandıran Reengen, sunduğu veri analizi hizmetleriyle şirketlerin/fabrikaların önemli ölçüde enerji tasarrufu yapmalarına aracılık ediyor. Binalara ve tesislere dijital enerji yönetimi altyapısı sağlıyor. Reengen; IKEA, Montealbor, Generator Hostels gibi global isimler tarafından da kullanılıyor.

Yapı Kredi Teknoloji’ye Ödül

Yapı Kredi Teknoloji, İTÜ ARI Teknokent’te geliştirdiği satış ve finansal analiz amaçlı yapay öğrenme projesi FOCA ile ‘EFMA Accenture Bankacılık Ayın İnovasyonu Ödülü’nün sahibi oldu!

Yapı Kredi, böylece teknoloji dünyasının önde gelen organizasyonlarından EFMA Accenture Dağıtım ve Pazarlama İnovasyonu Ödülleri’nde de finale kalmaya hak kazanmış oldu.

Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan, bankacılık sektöründeki en yenilikçi projeleri küresel düzeyde belirlemeyi amaçlayan EFMA’dan alınan ödülle ilgili şu değerlendirmede bulundu: “…Temelinde doğal dil işleme ve makine öğrenmesi gibi farklı yapay zeka teknolojileri bulunan FOCA projemizle kurumsal, ticari ve KOBİ bankacılığı kapsamında şirketlerin finansal belgelerini işleyerek finansal analizin otomasyonunu gerçekleştirdik. Öncesinde bir finansal analist tarafından bir firmanın analizinin yapılması günler sürerken, bu proje sonucunda sadece birkaç saniyede firmanın finansal analiz aşaması tamamlanıyor. Haziran ayından günümüze, toplam 177.000 kurumsal, ticari ve KOBİ şirketinin finansal analizi bu proje kapsamında tamamlandı. EFMA ve Accenture’ın dünya çapında en iyi uygulamaları yaygınlaştırmak ve paylaşmak amacıyla gerçekleştirdiği aylık değerlendirmede küresel düzeyde birçok inovasyonun arasından seçildiğimiz için mutluyuz. Yapı Kredi olarak yapay zeka teknolojilerine yatırım yapmaya, müşterilerimize farklı bir deneyim yaşatmaya devam edeceğiz.’’

Gizliliğe genel bakış

En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.