Yazar -Nigar

İTÜ ARI Teknokent’te Ekim’de Neler Oldu?

İTÜ ARI Teknokent’te Ekim ayında #sosyalteknokentli‘leri bir araya getiren ziyaretleri, etkinlikleri, fuarları, workshopları ve seminerleri sizler için derledik! #sosyalteknokentliler bu ayda birbirinden özel etkinliklerde bir araya geldi.

2 Ekim – İTÜ Çekirdek Demoday

Türkiye’nin önde gelen yatırımcı, melek yatırım ağları ve VC’lerin yer aldığı Demoday’de 15 İTÜ Çekirdek girişimi yatırımcıların karşısına çıktı.

2 Ekim- Güney Kore Ticaret Heyeti’nin Ziyareti 

Kore Ticaret Ajansı ile birlikte organize edilen etkinlikte, Güney Kore’den gelen Ticaret Heyeti İTÜ ARI teknokent ve faaliyetleri hakkında bilgi alıp İTÜ ARI Teknokentli firmalarla görüştü.


3 Ekim – İTÜ Çekirdek EuroAsian Startup Awards Turkey’de Best Accelerator/Incubator Program Ödülü

İTÜ Çekirdek desteklerinizle başarılarına bir yenisini ekledi! EuroAsian Startup Awards Turkey’de Best Accelerator/Incubator Program kategorisinde ödül aldık! EuroAsian Startup Awards’da ikinci aşamada bölge oylamasında Best Accelerator/Incubator Program kategorisinde bir kez daha desteğinizi bekliyoruz! Oyla İTÜ Çekirdek’e:


3 Ekim – İTÜ Magnet Art Tech Talks: Yaratıcı Endüstriler

Standart İstanbul Kurucu Ortağı ve Küratör Begüm Alkoçlar moderatörlüğünde, British Council, Arts Manager’ı Cansu Ataman Bilgiç ile gerçekleştirdiğimiz Art Tech Talks #4 etkinliğimiz İTÜ Magnet’te gerçekleşti. Etkinlikte yaratıcı endüstrilerin sanat ve teknoloji üzerindeki etkilerinden bahseden konuklarımız, etkinlik sonunda katılımcıların sorularını yanıtladı.


4 Ekim – İTÜ Magnet’te “Kısa Bi’ Mola”

İTÜ Magnetlilere özel hazırladığımız etkinliğimiz ile her hafta Cuma 15.00-15.30 saatleri arasında “Kısa Bir Mola”da bir araya geliyoruz! İTÜ Magnet kısa film etkinlikleri 4 Ekim Cuma günü “Narcocorrido” filmiyle başladı.


15 Ekim- KVKK Semineri

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu semineri, Avukat Özlem Sezgin’in sunumuyla İTÜ ARI Teknokent’te #öğrenenteknokentli’leri bir araya getirdi.  Kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında veri sorumlularınca yerine getirilmesi gereken yükümlülükler, uyum süreçleri kapsamında dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin veri sorumluluklarının bilgilendirilmesi amaçlandığı seminerde;

  • Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel veri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri,
  • Kurul tarafından verilmiş kararlar ve yayınlanan rehberler ışığında uyum sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar,
  • Veri envanteri hazırlanırken ya da güncellerken dikkat edilecek hususlar,

Konularına değinildi.


 17 Ekim – Teknoloji Sohbetleri: Kuantum Makine Öğrenmesi

İTÜ Magnet’te Teknoloji Sohbetleri kapsamında “Kuantum Makine Öğrenmesi” seminerimiz Şaban Dalama’nın sunumuyla gerçekleşti. Şaban Dalama: “Makine öğrenmesi, yapay zekanın bir alt çalışma grubudur. Temelde, yazılım ağırlıklı çalışan bir yönetimdir. Buradaki hedef elimizdeki verilerden herhangi bir programlama yapmadan bilgisayarın bir şeyler öğrenmesini sağlamak. Yeni durumlarda da bilgisayarın öğrendiği bu verileri kullanmasıdır.”


 22 Ekim – Porselen Boyama Atölyesi

Buf Seramik’den Burcu Kaya eşliğinde İTÜ Magnet’te Porselen Boyama Atölyesi ile #sosyalteknokentli’ler bir araya geldik.


23 Ekim – Webrazzi Summit

Webrazzi Summit konferansında İTÜ Çekirdek girişimcilerinden image4io, Avokadio, Fabrikatör, Tekstilde Dijitalleşme ve Sanal Gerçeklik Teknolojileri, PİN, 34con, Missafir, Moritoys, Pollective ve Ludens Roboadvisory ile yer aldık.


23- 24 Ekim 4. Ar-Ge ve İnovasyon Zirvesi ve Sergisi

İTÜ ARI Teknokent olarak 4. Ar-Ge & İnovasyon Zirvesi’nde  İTÜ Çekirdek girişimcilerimizden İhracatYap, Hextech Green, Fark Endüstri, Fitchef, laser.com, Winergy ve Pla Move ile yer aldık.


30 – 31 Ekim TET Proje Pazarı (Smart Future World Expo)

İTÜ Çekirdek girişimcilerimizden Fitchef, Waste Heros ve Meşk ile 30 – 31 Ekim tarihlerinde gerçekleşen TET Proje Pazarı’nda (Smart Future World Expo) yer aldık.  


Gelişmelerden ve etkinliklerimizden haberdar olmak için sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz!

   











Bulut Bilişimde Yeni Teknolojiler

Bulut bilişimin sağladığı yeni teknolojilerin gelişimi son birkaç yıldır baş döndürücü… Bazı durumlarda, bu yeni teknolojiler bulut şirketleri tarafından yaratılırken; bazı durumlarda da bir teknolojinin bulutla olan yakın ilişkisi sonucu gelişiyor. Her iki durumda da, bu yeni teknolojiler sadece bulutta değil, aynı zamanda kurumsal bilgisayar dünyasında da büyük değişimler yaratıyor.

Bulut teknolojileri günümüzün dijital altyapıları olarak gelecekte de varlığını büyüyerek sürdürecek. Yazılımlar buluta taşınırken, üretilen her türlü bilgi artık bulutta depolanıyor. Kendisini sürekli yenileyen ve geliştiren bulut bilişim, doğası gereği pek çok yeni teknolojiyi de ortaya çıkarıyor.  Bu yeni teknolojiler gelecek adına büyük bir umut vaat ediyor olsa da, kimi zaman bulut bilişimde artan bir karmaşıklığa da katkıda bulunabiliyor.

Konteynerler

2014 baharında sahneye çıkan konteyner teknolojisi, bilişim dünyasında yazılım geliştirmenin nasıl daha hızlı ve daha çevik hale getirilebildiğini gösteriyor. Bir uygulamanın kodunu, yapılandırmalarını ve bağımlılıklarını, tutarlılık, verimlilik, üretkenlik ve sürüm denetimi için yapı taşları olarak paketleyen bir sanallaştırma yöntemi olan konteynırlar, müstakil ve bağımsız ortamlar… Bu yetenekleri sayesinde de genel ve özel bulut da dahil olmak üzere pek çok farklı ortama rahatça taşınabiliyor.

Sunucusuz bulut sistemleri

Amazon web servisi, 2014’te sunucusuz mimariyi tanıtmadan önce bulut müşterileri, çoğunlukla ileriyi düşünerek mevcut yükün çok üzerinde kaynak ile beraber satın alırlardı. Sunucusuz bulut teknolojisinde ise müşteriler yalnızca kullandıkları kadar ödemekteler. Daha da önemlisi, sunucusuz olan bulut sağlayıcısı, bakım ve ölçeklendirmenin altyapı zorluklarını kontrol ederek müşterilerin bulut tabanlı sistemlerini oluşturmasını kolaylaştırıyor ve hızlandırıyor.

Mikroservisler

Büyük, karmaşık yazılım parçalarını güncellemek yavaş ve zahmetli bir işlem olabiliyor. Mikroservisler, işte bu monolitik uygulamaları birkaç küçük, birleştirilmiş servis veya “modüle” bölebiliyor. Yeni güncellenen yazılımların sürekli dağıtımını sağlayan mikroservisler, uygulama geliştirmenin bulut çağının gerektirdiği daha yüksek hızda hareket etmesini sağlayan bir teknoloji olarak karşımıza çıkıyor.

DevOps

2012’de ciddi bir ivme kazanmaya başlayan DevOps, bir teknoloji olduğu kadar kültürel bir değişim de aynı zamanda… Geliştiriciler bir şeyler yaratırken; operasyon yöneticileri ise metrikleri ve elektronik tabloları kucaklayan ekipler… Geliştiriciler ve operasyon yöneticilerinin uyumlu çalışması ise ortaya çıkan sonucun başarısını derinden etkiliyor. Amacı, yazılım geliştirmeyi hızlandırmak ve farklı dünya görüşlerine sahip bu iki grubun birbirleriyle konuşmasını sağlamak olan DevOps sayesinde şirketler hataya açık olan manuel “Yazılım Yaşam Döngüsü” süreçlerini otomasyona bağlayarak değişimlere daha hızlı cevap verebiliyor.

Nesnelerin interneti

Bulut çağında, her şey ama her şey internete bağlanabiliyor; kol saatinizden, evinizdeki eşyalara hatta otomatik sürüş arabalarına kadar… Bu geniş sensör ağı yani nesnelerin interneti ise çok büyük veri okyanusları üretiyor. “Sınır bilişim” olarak da bilinen nesnelerin interneti ile ilgili kilit soru şu: Tüm bu veriler nerede işlenecek? Pek çok işletme için cevap; “bulut platformunda.” Bulut sağlayıcıların aşırı ölçeklendirme sunucuları tarafından desteklenen bulut tabanlı veri analizi, üstün veri sıkıştırma imkanı sunuyor.

Yapay zeka

Geleceği derinden şekillendirecek bir teknoloji olarak ortaya çıkan yapay zeka (AI), insan yardımından bağımsız olarak öğrenen yazılım vaadi ile dikkat çekiyor. Her ne kadar AI buluttan ayrı olarak var olsa da, işletmelerin kendilerini inşa etmeleri için çok karmaşık bir yapıya sahip… Bu nedenle işletmeler, makina öğrenimi ve derin öğrenme araçları da dahil olmak üzere AI çözümleri için bulut şirketlerine ihtiyaç duyuyor. Hızlı tepki süresine ihtiyaç duyan yapay zeka uygulamalarının talep ettiği, özellikle de yapay zekanın “öğrenme” sürecinde gerekecek olan işleme gücü, mobil cihazların yanı sıra bulutta da fazlasıyla mevcut…

Silikon Vadisi’nin Mobil Ödemelerdeki Son Sınırı: Biyometrik Teknoloji

Biyometrik teknoloji alanında yapılan çalışmalar ve ortaya konan başarılı sonuçlar hayranlık uyandırıcı…  Yakın bir gelecekte biyometrik teknolojiyi dijital yaşamımızın her alanına sızdığını göreceğiz. Peki, bu teknolojinin hizmetine sunulan bedensel özelliklerimiz ne kadar güven altında?

Amerikan Üniversitesi’nde iletişim çalışmaları profesörü olan Aram Sinnreich, kısa bir süre önce Washington’daki Whole Foods Market’e alışverişe gitti ve cüzdanını evde bıraktığını fark etti. Kartı yoktu, parası yoktu ama endişelenmek için bir nedeni de yoktu. Zira iPhone’unu ödeme yapmak için cebinden çıkararak yüzünü kullandı. O gün geleceğe bir bakış attığını söyleyen Sinnreich’e göre biyometrik teknoloji, dijital yaşamımızın her alanına sızıyor.

Gelişen teknolojilerle birlikte insanlar, akıllı telefonlarını kullanarak ödeme yapabilmekteler, bedensel özelliklerini (yüz, ses, parmak izi, el geometrisi, iris ve retina) kullanarak ödeme yapabilmenin de bir adım gerisindeler… Yakın bir zamanda ise mağaza içi yüz tanıma makineleri sayesinde akıllı telefona bile ihtiyaç duyulmayacağı tahmin ediliyor. Sinnreich, Apple ve Amazon gibi önemli teknoloji şirketlerinin tüketicilerin bir mağazada rahatça dolaşarak bir kart veya araç olmaksızın ödeme yapabilecekleri günü sabırsızlıkla beklediklerini söylüyor.

17 kat fazla olacak

Biyometrik mobil cüzdanlar -yüzlerimiz, parmak izlerimiz veya retinamızı kullanan ödeme teknolojileri- halihazırda zaten mevcut.  Pazar araştırması şirketi IT Intelligence Markets’e göre, küresel mobil ödeme pazarının yüzde 33’lük büyüme oranı kaydederek 2026’da 457 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Mobil ödeme büyüdükçe biyometrik teknoloji de dijital yaşamımızda daha fazla yer buluyor. Ödemeler nakitten kredi kartlarına akıllı telefonlara geçtikçe, finansal teknoloji şirketleri de biyometrik hizmetlerini artırıyor. Hatta uzmanlar biyometriyi ödeme yöntemi olarak kullanmanın ileride oldukça popüler olacağını düşünüyor. Nitekim yapılan bir araştırma mobil biyometrelerin 2023’de mağaza içi ve uzaktan mobil ödeme işlemlerinde 2 trilyon ABD doları bulacağını -bu yılki işlemlerde tahmin edilen 124 milyar dolardan 17 kat daha fazla olacağını- öngörüyor.

Telefonlar, bu teknolojiye giriş yaptı

Yüz tanıma teknolojisi günümüzde finansal hizmetlere de girmiş durumda. Örneğin Mastercard ve Visa insanların telefonlarından hesaplarına giriş yapmak için yüzlerini kullanmalarını gerektiren güvenlik özelliklerine sahip. Apple’ın iPhone X’i, insanların telefonlarının kilidini açmak için “Yüz Kimliği” kullanmalarını sağlıyor ve Samsung Galaxy S8 ve S8+ iris tarayıcısına sahip. Amazon’un Rekognition yüz tanıma servisi de hem nesneleri hem de insanları tanımlayabiliyor.  Üstelik yüz tanıma teknolojisiyle ilgili gelişmeler bu örneklerle sınırlı kalacağa benzemiyor. Zira Mordor Intelligence’a göre, 2018 ve 2024 arasında yüz tanıma endüstrisinin 9 milyar dolara çıkacağı tahmin ediliyor. Hatta 2023’e kadar akıllı telefonların yüzde 80’inin yani 5 milyardan fazla cihazın biyometrik donanıma sahip olacağı öngörülüyor.

Federal yasa mevcut değil

Biyometrik teknolojideki bu hızlı büyüme beraberinde bir takım sorunları da getiriyor. Nitekim özel sektörün ABD’deki biyometrik bilgilerin toplanmasını ve kullanımını düzenleyen genel olarak uygulanabilir bir federal yasa bulunmuyor.  Bir kısım uzman da ticari amaçlar için kullanılan biyometrik teknolojiden endişe duyuyor. Bu endişenin arkasında ise 201’de, 5.6 milyon kişinin parmak izi verilerinin iki ayrı siber saldırıda çalınması yatıyor. Her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri’ndeki üç eyalet-Washington, Texas ve Illinois – biyometrik bilgi gizliliğini düzenleyen yasaları çıkarmış olsa da mevcut düzenleme eksikliği, biyometrik bilgilerin her birey için kalıcı ve benzersiz olması kimlik hırsızlığı için endişe yaratmaya devam edeceğe benziyor.

 

İTÜ ARI Teknokent’te Eylül’de Neler Oldu?

İTÜ ARI Teknokent’te Eylül ayında #sosyalteknokentli‘leri bir araya getiren ziyaretleri, etkinlikleri ve seminerleri sizler için derledik! #sosyalteknokentliler bu ayda birbirinden özel etkinliklerde bir araya geldi.

4 Eylül – Çekya Başbakanı İTÜ ARI Teknokent’i Ziyaret Etti

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile Çekya Başbakanı Andrej Babis İTÜ ARI Teknokent’e ziyarette bulundu. Ziyarette, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürü Bilal Macit, Çekya Sanayi ve Ticaret Bakanı Karel Havlicek, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Ünal, İTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Fuat Aydın ve İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Deniz Tunçalp de hazır bulundu. İTÜ ARI Teknokent’e gerçekleştirilen ziyarette heyet, teknolojisi ile öne çıkan İTÜ ARI Teknokent firmalarından PayCore; İTÜ Çekirdek’te ise Teleporter, Hyggefoods, Bunsar ve Scoutium girişimlerimiz ile  bir araya geldi.

12 Eylül – Teknoloji Sohbetleri: En Büyük Gücünüz Beyniniz

Teknoloji Sohbetleri serisinin bu ay ki konusu nörobilim idi. “En Büyük Gücünüz: Beyniniz” semineri Danışman ve Mentor Murat Mercan ve Can Yücel’in sunumlarıyla İTÜ Magnet’te gerçekleşti. En Büyük Gücünüz: Beyniniz semineri başlığı altında nörobilim, nöropazarlama ve nöro Tasarım dikeylerini ele alındı. Murat Mercan: “Başarılı insanları hayatınıza katıp, onlara odaklanırsanız siz de başarılı olursunuz.


17-22 Eylül – İTÜ ARI Teknokent Teknofest’te

İTÜ Çekirdek girişimlerimizden image4io, Arvia, Baskıteklif, Bilimix, Swingo, Kodeco, Blocklearn, Sensemore ve Catalyst ile birlikte Teknofest’te idik. İTÜ Çekirdek girişimcilerimiz stantlarımızı ziyaret eden misafirlerimize girişimlerinden bahsetme fırsatı yakaladı. Detaylar: https://twitter.com/ariteknokent/status/1173908444866338817


24 Eylül – Tataristan Ekonomi Bakan Yardımcısı Ziyareti

İTÜ ARI Teknokent’te, Tataristan Cumhuriyeti Ekonomi Bakan Yardımcısı Sayın Rustem Sibgatullin ve beraberindeki heyeti ağırladık. Girişimcilerimizle de bir araya getirdiğimiz heyet ile yeni işbirliği fırsatlarını değerlendirdik.


25 Eylül – İTÜ Çekirdek Eğitim Sonu Jürisi

2019 son dönem girişimleri eğitim dönemlerini tamamladı. İTÜ Çekirdek eğitim dönemini tamamlayan girişimciler Eğitim Sonu Jürilerine sunum yaptılar. Eğitim Sonu Jürisi sonunda 49 girişimin Big Bang sürecine devam etmesine karar verildi.


 Şimdi Scale Up Zamanı!

Bir sonraki adıma hazır mısın? Şimdi Scale Up zamanı! Big Bang Startup Challenge 28 Kasım’da, Uniq İstanbul’da! Geleceğin teknolojilerine şahit olmak için hemen kayıt olun!


Gelişmelerden ve etkinliklerimizden haberdar olmak için sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz!

   












Blockchainin Önlenemez Yükselişi!

Bitcoin ile beraber doğan öte yandan teknoloji camiası tarafından yeni potansiyel kullanım amaçları yaratılan blockchain teknolojisi, artık yepyeni bir internet türünün ana omurgalarından biri… Bir merkeze bağlı olmaksızın işlem yapmaya izin veren bu teknoloji yeni pazarlar yaratıyor ve sektörleri derinden etkiliyor. Tüm dünyada arkasına aldığı rüzgarla hızlı bir şekilde ilerleyen bu teknolojinin takipçileri arasında Türkiye de bulunuyor.

Bitcoin adını duymaya başladığımız günden beri hayatımızda olan “blockchain” (blokzincir)  kavramı son dönemlerde oldukça popüler hale geldi. Kısaca “şifrelenmiş işlem takibi sağlayan dağıtık veri tabanı” olarak tanımlanabilecek olan blockchain, isminden de anlaşılacağı üzere zincirleme bir modelle inşa edilen, takip edilebilir ama kırılamayan bir teknolojiyi ifade ediyor. Bir merkeze bağlı olmaksızın işlem yapmaya izin veren bu teknoloji sayesinde işlemler, direkt satıcı ile aracı arasında güvenli bir şekilde gerçekleştirilebiliyor.

Kimi uzmanlarca internetin icadı kadar önemli bir teknoloji olarak görülen blockchain kimi uzmanlarca da aracı kişi ve kurumlara ihtiyacı ortadan kaldıracağı için sektörleri tamamen değiştirecek bir teknoloji olarak da görülüyor. Yani mevcut sistemlere muhalif bir yapısı var. Blockchain teknolojisinin yaygınlaşması birçok sektörü etkiliyor, yeni iş alanlarının doğmasına imkan sağlıyor aynı zamanda farklı sektörler bu teknolojiyi anlayabilmek için çalışmalar yapıyor.

ABD başı çekiyor

Blockchain teknolojisinin yükselişine paralel olarak blockchain cihaz sektörü de büyüyor. Nitekim “MarketsandMarkets” tarafından yayımlanan bir rapora göre, blockchain cihazları piyasasının 2019’da 218 milyon dolardan, 2024’e kadar 1 milyar 285 milyon dolara çıkacağı öngörülüyor. Söz konusu rakam ise yüzde 42.5’lik bir piyasa büyümesine işaret ediyor. (https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/turkiye-blokzincir-teknolojisine-hazirlaniyor/1579670) Pazardaki bu denli hızlı bir büyümenin arkasında ise farklı nedenler bulunuyor. Bunları perakende ve tedarik zinciri yönetiminde blockchain teknolojisinin benimsenmesinin artması, risk sermayesinin fonlanmasının artması ve kripto-para birimi ve ‘İlk Koin Arzı’nın artması olarak sayabilmek mümkün.

Blockchain cihazları pazarına en büyük katkı sağlayan ülkelerin başında Kuzey Amerika yer alıyor. Özellikle bu bölgedeki banka ve finansal kurumlar, verilerin ve işlemlerin güvenliği ve şeffaflığı ile ilgili giderek artan zorluklarla karşı karşıya olduğu için yenilikçi teknolojileri erkenden uygulamaya koyuyor. Bu nedenle de bu bilgiyi blockchain cihazları ile yönetmek için ileri teknolojiler kullanılıyor. Bu da onları dünya çapında bu alanın lideri yapıyor.

Türkiye de teknolojinin takibinde

Türkiye de blockchain teknolojisi üzerine çalışmalar yapan ülkeler arasında bulunuyor. Ülkemizde, blockchain alanında çalışan kurumlar arasında Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (TÜBİTAK BİLGEM) de bulunuyor. Blockchain teknolojisi üzerinde sistemin teknik altyapısı, kurulumu, güvenlik ve mahremiyet analizi, iş modelleri, kitle fonlama yaklaşımları ve muhtelif teknik detayları üzerinde Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştiren Blokzincir Araştırma Laboratuvarı’na da sahip olan TÜBİTAK BİLGEM, kamu/özel kurumlar ve akademi dünyasından birçok isimle de ortak çalışmalar gerçekleştiriyor. Bu çalışmalar kapsamında, TÜBİTAK BİLGEM tarafından geçen yıl ilki gerçekleştirilen Türkiye’nin en büyük ve geniş katılımlı Blockzincir etkinliği Ulusal Blokzincir Çalıstayı’nın ikincisi 25-26 Eylül’de İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlendi.

Commencis’ten Yeni Teknoloji Şirketi: Finbyte

İTÜ ARI Teknokent firmalarından, Türkiye’de ve dünyada alanında önde gelen şirketlerin dijitalde büyümelerine öncülük eden, Commencis’in teknoloji deneyimi ve bilgi birikimiyle, Avrupa’nın en hızlı büyüyen fintech firmalarından finleap’in, Avrupa fintech ekosistemindeki güçlü konumunu bir araya getiren ‘finbyte’, başta fintech şirketleri olmak üzere Avrupa’daki şirketler için teknoloji üretecek.

Yeni ortak girişim finbyte’ın, özellikle fintech alanında olmak üzere Avrupa’nın giderek artan yazılım, büyük veri ve analitik çözümlerine yönelik ihtiyaçlarına cevap vererek, şirketleri başarıya taşıyan öncü bir teknoloji şirketi olması hedefleniyor.

Commencis Yönetim Kurulu Başkanı Fatih İşbecer, Berlin’de kurulan yeni şirket hakkında “Yaklaşık 20 yıl önce mobil teknolojileri alanında Pozitron’la başladığımız yolculuğa uzun yılların bilgi birikimi ve deneyimini beraberinde getirdiğimiz Commencis ile devam ettik. Bugün ise Berlin’de yeni bir sayfa açarak finleap ile beraber finbyte’ı kurmuş olmaktan dolayı çok mutluyum. Amerika ve İngiltere’deki başarılarımız sonrası finbyte’in kısa sürede, başta Almanya olmak üzere Batı Avrupa’da teknoloji üreten önemli bir merkez haline geleceğini düşünüyorum. Aynı zamanda finbyte ile İstanbul ve Berlin arasında bir teknolojisi köprüsü kurarak, Türkiye’nin teknoloji ihracatına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Commencis ve finleap gibi alanlarında son derece başarılı iki şirketin güçlerini birleştirerek Avrupa pazarında fintech çözümleri üretme ve yazılım geliştirme alanlarında ciddi bir dönüşüm yaratacağına dair inancım tam.”  değerlendirmesinde bulundu.

finbyte’ın kurulmasıyla beraber Commencis, Batı Avrupa’daki faaliyetlerini artırarak Türk mühendislerin Batı Avrupa’ya yazılım alanında ihracat yapmasına imkan tanırken, finleap de Avrupa’da fintech alanındaki lider pozisyonunu daha da güçlendirecek.

finbyte, halen finleap Teknoloji Direktörü olarak görev yapan eski Pozitron ailesi üyesi Anıl Can Baykal tarafından yönetilecek. finbyte CEO’su Anıl Can Baykal, bu ortak girişim hakkındaki görüşlerini şöyle dile getirdi:

“Hem Commencis hem de finleap kendi uzmanlık alanlarında çok güçlü iki şirket. finbyte’ın kurulmasıyla beraber, hayata geçireceğimiz yüksek kaliteli ürünler ve fintech çözümleri ile dijital dönüşüm çağında Avrupa’daki şirketleri başarıya taşıyacağımıza inanıyorum. Ayrıca eski bir Pozitron’lu olarak bu yeni başlangıçta yer almak ve aynı ekiple çalışacak olmak benim için son derece heyecan verici. finbyte, Avrupa’daki şirketlerin yenilikçi ürün geliştirme süreçlerini hızlandırarak çok daha kısa sürede piyasaya ürün çıkarmalarına olanak sağlayacak.”

Commencis gibi güçlü bir teknoloji şirketiyle ortaklık yaparak finbyte’ı kurmuş olmaktan dolayı çok mutlu olduğunu belirten finleap’in kurucusu ve CEO’su Ramin Niroumand da “finbyte’in Avrupa’da kısa sürede önemli bir teknoloji şirketi haline gelerek hem finleap’e hem de Avrupa’daki diğer fintech şirketlerine önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum.”  dedi.

Commencis, daha önce mobil teknoloji firması Pozitron’u İngiltere merkezli Monitise’a satarak Türkiye’nin B2B alanındaki en büyük exitlerinden birini yapan Fatih ve Fırat İşbecer tarafından 2018 yılında kuruldu. Büyük veri, bulut bilişim, yapay zeka ve yazılım alanlarında faaliyet gösteren Commencis, dünyada önde gelen şirketlerin dijitalde büyümelerine öncülük etmektedir.

2014 yılında IONIQ Group ve Ramin Niroumand tarafından Berlin’de kurulan, Avrupa’nın alanında lider fintech firması finleap, finans teknolojileri alanında şirketlere destek olurken, SaaS çözümleri de sunuyor.

Daha fazla bilgi için: www.finbyte.com

 

Commencis hakkında

Commencis, 20 yılı aşkın teknoloji geçmişine sahip bir ekip ile dünyada önde gelen markaların dijitalde büyümelerine öncülük etmektedir.

Dijital dönüşüm alanında global bir marka yaratma amacıyla yola çıkan Commencis, şirketlerin dijital kanallarını inşa etmekte, büyük veri, analitik, yapay zeka ve bulut bilişim çözümleri sunmaktadır.

Alanında uzman 200’den fazla çalışanıyla Commencis, finans, perakende, e-ticaret, sigorta, hava yolları ve eğlence gibi farklı sektörlerde sahip olduğu teknoloji uzmanlığı ve tecrübesini birleştirerek alanında öncü markaları başarıya taşır.

www.commencis.com

5G Teknolojisi Cloud Gaming’e Ne Vaat Ediyor?

Son dönemde oyun sektörünün gündemini bir hayli meşgul eden ve teknoloji devlerinin birbiri ardına önemli yatırımlarda bulunduğu Cloud Gaming, 5G teknolojisi ile birlikte yepyeni bir dönemin eşiğinde. Bulut tabanlı sistemlerde büyük bir etki yaratması beklenen bu teknoloji, Cloud Gaming’de de devrim niteliğinde gelişmelere gebe. 

Bugün oyun sektörünün önde gelen aktörlerinin yanı sıra Microsoft ve Google gibi teknoloji devlerinin de yakın markaja aldığı Cloud Gaming, yani bulut oyun, değerini gün geçtikçe arttırıyor. Hatta 2023 yılına gelindiğinde pazar büyüklüğünün 4 milyar dolara kadar ulaşması bekleniyor. En ileri internet teknolojisi olarak yakın gelecekte hayatlarımıza dahil olacak 5G ile birlikte değerini kat be kat artırması ise sürpriz olmayacak. Pek tabii öncesinde 5G’nin Cloud Gaming’de neleri değiştirebileceğini göz önünde bulundurmak gerek.

Oyun sektörünün rotası değişiyor

En basit tabirle kullanıcıların fare, klavye veya joysticklerle yaptığı hareketlerin bir internet ağı aracılığıyla grafik yönünden üstün özelliklere sahip bir bilgisayara aktarılması ve buradan yeniden kullanıcının bilgisayarına yansıtılması trafiğine verilen isim olan Cloud Gaming, bu sayede yüksek donanımlara, gelişmiş ekran kartlarına ya da konsollara sahip olmaksızın yüksek çözünürlükte bir oyun keyfi sunuyor. 5G teknolojisi de tam olarak bu noktada devreye giriyor ve söz konusu internet trafiğini hiç olmadığı kadar hızlı ve sorunsuz hale getiriyor. Üstelik bilgisayar oyunlarının tablet ve akıllı telefonlara geçişini oldukça kolay bir hale getirdiğini de eklemek gerek.

5G oyun firmalarının takibinde

Japon oyun devi Nintendo da 5G teknolojisinin yakın takipçilerinden. Özellikle Nintendo Switch için hareket halindeyken çok oyunculu oyunlara izin verilmesi ve internete bağlanma yetisinin güçlendirilmesi gibi gelişmeler yeni teknolojinin muhtemel çıktıları olacak gibi duruyor. 5G teknolojisinin sunduğu en önemli özelliklerden biri de mobil oyunlarda oyundan kopma endişesinin artık tarih olması. Mobil internetin sağlayabileceğinin çok ötesinde bir bağlantıyı istikrarlı bir şekilde temin eden teknolojiyle birlikte güçlü internet bağlantısı gerektiren çok oyunculu oyunlar, hiç olmadığı kadar yaygınlaşabilir.

Teknolojinin nasıl bir etki yaratacağını kestirmek zor

5G’nin fayda sağlaması beklenen bir diğer önemli alan ise sanal gerçeklik. Kullanıcılara daha düşük gecikme süresi sağlayarak oldukça kaliteli bir sanal gerçeklik deneyimi sunmak bu yolla mümkün olabilir. Söz konusu gecikme süresinin düşürülmesiyle birlikte şimdiye kadar düşünülmemiş birçok gelişmenin de önünün açılabileceği belirtiliyor. Bir başka deyişle 5G’nin nasıl bir etki yaratacağı henüz kestirilemiyor bile! Tüm bunların yanı sıra geniş bant teknolojisinin yerini de alabilir. Bu sayede çevrimiçi oyunlardaki gecikmelerin önüne geçmek ve ihtiyaç duyulan güncellemeleri kolayca yerine getirmek ışık hızında gerçekleşebilir.

Gizliliğe genel bakış

En iyi deneyimleri sunmak için, cihaz bilgilerini saklamak ve/veya bunlara erişmek amacıyla çerezler gibi teknolojiler kullanıyoruz. Bu teknolojilere izin vermek, bu sitedeki tarama davranışı veya benzersiz kimlikler gibi verileri işlememize izin verecektir. Onay vermemek veya onayı geri çekmek, belirli özellikleri ve işlevleri olumsuz etkileyebilir.