Yazar -Hilal Dereli

Japonya Merkezli Donut Robotics Akıllı Maske Üretti

Dünya çapında koronavirüs önemini korumaya devam ederken; salgınla alakalı pek çok yeni teknoloji de bu süreçte hayatımıza girdi. Özellikle maske kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte birbirinden farklı özelliklere sahip maskeler üretiliyor. Bunun son örneği Japonya’dan geldi.  Donut Robotics şirketi konuşma çevirisi yapan maskelerini tanıttı. Bu akıllı maskeler, telefon ve tabletlere bağlanabiliyor, konuşmaları kopyalayabiliyor, arama yapabiliyor ve Japoncayı sekiz dile çeviriyor.

Donut Robotics isimli Japonya merkezli bir teknoloji şirketi, akıllı telefonlara bağlanan ve kullanıcıların doğrudan cep telefonlarına konuşmadan uzaktan arama yapmalarına olanak tanıyan akıllı bir yüz maskesini tanıttı. Korona virüs salgınından sonra artan maske kullanımı ile teknolojinin birleştirilmesi sonucu üretilen “c-mask” mesajları iletebiliyor, Japoncadan sekiz farklı dile çeviri yapabiliyor ve standart yüz maskelerine uyum sağlıyor. Akıllı telefon ve tabletlerden uygulamaya bağlanan maske, bluetooth üzerinden konuşmayı metin mesajlarına dönüştürebiliyor, arama yapabiliyor ve kullanıcısının sesini yükseltebiliyor.

Yeni özellikler eklenecek

Bir robot geliştirmek için yıllarca çalıştıklarını ve bu teknolojiyi koronavirüsün toplumu nasıl yeniden şekillendirdiğine yanıt veren bir ürün tasarlamak için kullandıklarını söyleyen Donut Robotics CEO’su Taisuke Ono, sonraki dönemlerde maskenin özelliklerine arttırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik yeteneklerini eklemeyi amaçladıklarını söylüyor. İlk olarak Tokyo Uluslararası Havalimanı’nda kullanılması planlanan maske, Japonya genelinde 5 bin alıcıya gönderilecek. Japonya dışında ABD, Avrupa ve Çin pazarında da satılması hedeflenen maskelerin fiyatı ise 40 dolar olarak açıklandı.

Akıllı telefon satışlarında tarihi daralma

Koronavirüsün neden olduğu pandemi nedeniyle, akıllı telefon endüstrisi 2020 yılının ilk çeyreğinde tarihteki en kötü piyasa daralmalarından birine maruz kaldı ve Gartner, Haziran ayında küresel satışların yüzde 20 oranında düştüğünü bildirdi. Aynı zamanda, kamu ve kişisel sağlık talepleri de kullanıcıları ev dışında akıllı telefonlarını daha az kullanmaya ve dokunmaya motive ediyor. C-Mask ise insanların koronavirüse yakalanma riskini arttırmadan telefonlarını dışarıda kullanmaya devam etmelerini vaat ediyor.

 

Kaynak:

https://www.forbes.com/sites/simonchandler/2020/06/26/coronavirus-japanese-firm-unveils-smart-face-mask-that-connects-to-phones/#58515343f3a0

Almanyalı Gökbilimciler iki Yeni Ötegezegen Keşfetti

İnsanoğlunun uzay konusundaki çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Mars’a yolculuk ve uzay turizmi derken, öte gezegenler de bilim insanlarının merceği altında… Bu çalışmaların bir sonucu olarak Almanya’da bir grup araştırmacı, Doppler spektroskopisi adı verilen ve Güneş sistemi dışındaki gezegenlerin saptanmasını sağlayan bir yöntem yardımıyla iki yeni ötegezegen keşfetti. Üstelik bu ötegezegenlerin yaşama elverişli olduğu düşünülüyor.

Bilim insanlarının derin uzayı keşfetme ve anlama çabaları tüm hızıyla devam ediyor. Bunun bir sonucu olarak gökbilimciler Dünya’dan 11 ışık yılı uzaklıkta bir yıldızın etrafında dönen iki ötegezegen keşfetti. Gliese 887 adındaki yıldız, güneşin kütlesinin yaklaşık yarısına sahip aynı zamanda da yakınlığı göz önüne alındığında, gökyüzündeki en parlak kırmızı cüce… Her ne kadar bugün sahip olduğumuz teknolojiyle ona ulaşmak mümkün olmasa da güneşe en yakın yıldızlardan biri olarak kabul ediliyor. Güneşe en yakın ötegezegenleri bulmaya çalışan “Kırmızı Noktalar” projesi üzerinde çalışan bir grup gökbilimci, yıldızı Şili’deki Avrupa Güney Gözlemevi’ni kullanarak üç ay boyunca gözlemledi. “Doppler spektroskopisi” adlı yöntem yardımıyla da Gliese 887 etrafında iki gezegen tespit etti. Dünya’dan daha büyük ve çoğunlukla kayalıklardan oluşan gezegenlere gökbilimciler “Gliese 887b” ve “Gliese 887c” adını verdi. İlk gezegenin yörünge etrafında turunu tamamlaması 9,3 Dünya günü sürerken ikinci gezegen ise 21,8 Dünya gününde bir yılını tamamlıyor.

Sessiz bir yıldız

Yıldızı gözlemleyen araştırmacılar gezegenlere dair bazı iyi haberler de veriyor. Almanya’daki Göttingen Üniversitesi Astrofizik Enstitüsü’nden öğretim görevlisi Sandra Jeffers “Ev sahibi yıldız alışılmadık derecede sessiz… Bununla Güneş’te gördüğümüz karanlık yıldız noktalarına veya enerji patlamalarına sahip olmamasını kastediyorum” diyor ve bu sebeple de etrafındaki gezegenlerin atmosferlerini koruyabileceğine inanıyor. Bir diğer iyi haber de yüzey sıcaklıkları… Gliese 887c2’nin yüzey sıcaklığının 70 derece olduğu düşünülüyor ve bu bilim insanları tarafından suyun bulunabilmesi için yeterli bir sıcaklık olarak düşünülüyor. Öte yandan yıldızın etrafında bir sinyal daha tespit eden ekip, gelecekte sinyalin bir gezegene ait olup olmadığını belirlemek için Gliese 887’yi daha fazla gözlemlemek istiyor. Davies, “Yaşanabilir bölgede üçüncü bir gezegenin varlığını doğrularsa, GJ 887, Güneş sisteminde en çok çalışılan gezegen sistemlerinden biri haline gelebilir” diyor.

Daha önce, “Kırmızı Noktalar” projesinde çalışan ekip Proxima Centauri ve Barnad’ın yıldızının etrafında dönen gezegenler gibi Güneş’e yakın başka ötegezegenler de keşfetmişti.

 

Kaynak:

https://www.ctvnews.ca/sci-tech/astronomers-find-super-earths-orbiting-a-star-11-light-years-away-1.5001112

14 Ülke Bir Araya Gelerek Küresel Yapay Zeka Ortaklığı Kurdu

Yapay zekanın doğru, insanlık yararına kullanımı ve hukuksal çerçevesinin oluşturulması konusunda somut adımlar atılıyor. Bunun sonucu olarak 14 ülke bir araya gelerek yapay zekanın “sorumlu” gelişimini denetlemeyi amaçlayan ve öncelikle teknolojinin Covid-19 pandemisinden kurtulmaya nasıl yardımcı olabileceğini inceleyen Küresel Yapay Zeka Ortaklığı (GPAI) kurdu.  

 

Sürekli gelişen ve kendini yenileyen yapay zekanın geleceği her zaman tartışmaya açık oldu. Yapay zeka, kimileri için geleceğin vazgeçilmez bir unsuru olacak, kimilerine göre ise insanlığın sonunu getirecek. Nitekim yapay zekaya temkinli yaklaşan isimlerden biri olan Elon Musk’a göre yapay zeka konusunda insanoğlu çok dikkatli olmalı zira yapay zeka nükleer silahlardan bile daha tehlikeli… Sektördeki isimler tartışmalara devam ederken; yapay zekanın geleceği konusunda bugüne kadar en somut adım atıldı ve “Yapay Zekâ Küresel Ortaklığı” (GPAI) kuruldu. Avustralya, Kanada, Fransa, Almanya, Hindistan, İtalya, Japonya, Meksika, Yeni Zelanda, Güney Kore, Singapur, Slovenya, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Avrupa Birliği’ni de içeren grubun ortak açıklamasında “Kurucu üyeler olarak bizler yapay zekanın insan merkezli gelişimini ve bu teknolojinin insan hakları, temel özgürlükler ve ortak demokratik değerlerimizle tutarlı bir şekilde desteklenmesini sağlayacağız” denildi.

Dört konuya odaklanılacak

Girişim, yapay zeka araştırmalarını ve uygulamalı faaliyetlerini endüstri, sivil toplum örgütleri, hükümetler ve akademi ortakları ile çalışarak desteklemeyi amaçlıyor. Aynı zamanda yapay zekayı “insan hakları, çeşitlilik, yenilikçilik ve ekonomik büyümeye dayanan” bir yaklaşımla geliştirmek istediğini de açıklıyor. Grubun ilk aşamada ise “sorumlu yapay zeka”, “veri yönetimi”, “işin geleceği” ve “yenilik ve ticarileştirme” konularına odaklanması bekleniyor.

Yapay Zekâ Küresel Ortaklığı’nın (GPAI) sekreteryasını ise Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) üstlenirken; OECD Genel Sekreteri Angel Gurría, “Yapay zeka, Covid-19’a ve diğer küresel zorluklara, güven, şeffaflık ve hesap verebilirlik ile geliştirilmesi ve kullanılması koşuluyla katalizör rol oynayabilecek gerçek bir dönüşüm teknolojisi” diye konuşuyor. Nitekim, salgının başından itibaren virüsün tanımlanmasından ilaç geliştirilmesine, hasta bireylerin teşhisinden aşı çalışmalarına kadar pek çok alanda yapay zekadan faydalanılıyor. Hatta hastalığın yayılımının modellenmesinde ve toplanan büyük verinin analizinde derin öğrenme kullanılıyor. Bu nedenle uzmanlara göre pandemi sürecinin ortaklığın kurulma sürecini hızlandırdığını söylemek mümkün…

Kaynak: https://tech.newstatesman.com/policy/global-partnership-on-artificial-intelligence

 

 

 

Çin’de Geliştirilen Yolculu Droneler Göklerde

Askeri alanda kullanılan, yangın söndüren, arama kurtarma çalışmalarına katılan ve kargo taşıyan dronelar artık yolcu da taşıyacak. Çin’in Guangzhou kentinde, dünyanın ilk yolcu taşıyabilme özelliğine sahip drone kabinleri hizmete sunulurken, bu yeni teknolojinin yolcu taşımacılığını baştan sona değiştirmesi bekleniyor.

Drone teknolojisi hayatımıza gireli çok olmasa da bu alanda yaşanan gelişmeler baş döndürücü… Pek çok farklı alanda kullanılan drone teknolojisini artık yeni bir sektörde -yolcu taşımacılığında- daha sık göreceğiz. Zira eHang isimli bir şirket tarafından üretilen ve “uçan taksi” olarak da anılan yeni dronelar, Çin’in Guangzhou kentinde tanıtıldı. Kalkış ve iniş için piste gerek durmayan 2 yolcu kapasiteli bu araçlar, 340 kilogram ağırlığa ve 16 pervaneye sahip…

Otonom uçuş teknolojisine sahip

Saatte 130 kilometre seviyesine kadar bir hız performansı sergileyebilen uçan taksiler, 220 kiloya kadar yolcu taşıyabiliyor. Aynı zamanda dronelarla yolculuk ederken 4G ve 5G bağlantılarını kullanmak da mümkün olacak. Tamamen elektrikle çalışan ve şarjı tam 2 saat dayanabilen dronelar, deniz seviyesinde uçurulduğunda 23 dakika havada kalabiliyor. Bu yeni teknolojinin sahip olduğu diğer bir özellik de tamamen otonom uçuş teknolojisine sahip olması. Bu sayede uzmanlar droneların insan kaynaklı hiçbir hatadan etkilenmeyeceğini düşünüyor. Yapılan kapsamlı testlerin ardından seri üretime geçilen dronelar için aynı zamanda Çin Sivil Havacılık Yönetimi tarafından da onay alındı.

Kaynak: https://www.thesun.co.uk/tech/11809331/ehang-passenger-drone-flight-china/

 

 

 

 

İnsan Saçından Katlanabilir Ekran Üretildi

Tarih boyunca birçok alanda kullanılan geri dönüştürülmüş insan saçı, şimdilerde katlanabilir ekranlarda daha fazla kullanılan OLED ekranlarda kullanılacak. Her ne kadar söz konusu teknoloji televizyon ekranında kullanılacak kadar parlak olmasa da akıllı saat ya da esnek küçük ekranlarda başarılı sonuçlar verdi.

Geri dönüştürülmüş insan saçı, tarih boyunca çok farklı amaçlarla kullanılmıştı ancak şimdiye kadar OLED ekranlara dönüştürülmemişti. İşte kulağa oldukça çılgınca gelen bu fikir Queensland Teknoloji Üniversitesi’ndeki bilim insanları tarafından gerçeğe dönüştürüldü. Buna göre bilim insanları berber salonlarından çıkan artık saçları kullanarak OLED ekran yapmayı başardı.

Çok parlak değiller

Saç telleri karbon ve azot açısından çok iyi birer kaynak bu nedenle de ışık parçacıklar üretmekte oldukça kullanışlılar. Buradaki işleyişe göre önce saç işleniyor sonra da 240 °C’de yakılıyor. Saç keratin de dahil olmak üzere proteinlerden oluştuğu için, saçı bu kadar yüksek sıcaklıklara kadar ısıtmak, daha sonra moleküler yapısında gömülü karbon ve azotu bırakıyor. Ardından bilim insanları bu malzemeyi 10 nm’den küçük karbon nanodotlara çeviriyor ve bunlar sonrasında polimere dağıtılıyor ve kümeler halinde toplanarak, nano adalar oluşturuyor. İşte bu söz konusu adalar OLED cihazlardaki aktif tabaka gibi kullanılabiliyor. Küçük bir voltaj uygulandığında dahi bu nanodotlar mavi ışık yayabiliyor ve çok parlak olmasa da küçük ölçekli giyilebilir cihazlarda kullanılabiliyor.

Sıradaki adımda hayvan kılı denenecek

İnsan saçından elde edilen bu parçalar, henüz bir televizyon ekranında kullanılacak kadar parlak olmasa da akıllı saat ya da esnek küçük ekranlarda kullanılacak kadar parlak. Araştırma ekibinde yer alan Profesör Prashant Sonar, insan saçından üretilen karbon nanodot tabanlı organik ışık yayan cihazların akıllı paketleme gibi kapalı alan uygulamalarında kullanılabileceğini söyleyerek “Ayrıca bu küçük ışık kaynakları non-toksik özelliklerinden dolayı akıllı bantlar ya da medikal cihazlarda da kullanılabilir” diyor. Sonar ve araştırmacı ekibinin insan saçından sonraki adımı ise hayvan kılı üzerine olacak ve çalışmalar başarılı olursa akıllı saatlerin ekranını yapmak için köpek veya kedi kılından faydalanılabilecek.

Kaynak: https://www.gizmodo.co.uk/2020/06/future-flexible-oled-displays-could-be-made-from-human-hair/

Habercilikte Yapay Zeka Dönemi Başlıyor

Gazeteciler tarafından yapılan çeşitli yayın organlarından haber, manşet ve fotoğraf seçimini bundan sonra yapay zeka yapacak. ABD’li teknoloji devi Microsoft, internet sitesi MSN’de haber seçimi için yapay zeka programı kullanmayı planlıyor.

Son dönemlerde kullanımı giderek artan yapay zekanın bu önlenemez yükselişinden gazetecilik ve editörlük mesleği de nasibini aldı. Zira Microsoft, ABD’de haber denince akla gelen en önemli internet sitelerinden olan ve 140 ülkeden 500 milyon kişiye ulaşılan MSN.com için gazeteciler tarafından yürütülen ve çeşitli yayın organlarından haber, manşet ve fotoğraf seçimini “otomatikleştirilmiş sistemler”e yani yapay zeka programına yaptırtmayı planlıyor. Şirket internet sitesinde içeriklerini kullanmak için farklı haber kuruluşlarına ödeme yaparken; bu haberlerin seçimi ve nasıl sunulacağı Microsoft bünyesinde çalışan gazeteciler tarafından yapılıyordu. Microsoft yetkilileri konuya ilişkin yaptığı açıklamada bu kararın Corona salgınının sonucu olmadığının altını çizerek diğer şirketler gibi kendilerinin de işlerini düzenli olarak değerlendirmeden geçirdiklerini ve bunun da zaman zaman bazı yerlere daha fazla yatırımla, bazılarının yeniden düzenlenmesiyle sonuçlanabileceğini kaydetti.

Kaynak: https://www.bbc.com/news/world-us-canada-52860247

Yeni Bir Çağa Hazır mısınız? Uzay Yolculukları Geliyor

SpaceX’in iki NASA astronotunu uzaya götürme planı, hava şartları nedeniyle iptal edilse de yeni deneme Cumartesi günü gerçekleştirilecek. Söz konusu lansman uzay yolculukları için bir milat olabilir zira kapsülün yolculuğunu başarıyla tamamlaması demek bundan sonraki uzay yolculuklarının daha uygun fiyatlı olması anlamına geliyor.

1950’lerde başlayan ve o dönem uydu ve sonda yollamak, Ay’a insan indirmek gibi çabaları içeren uzayı keşfetme macerası, günümüzde bambaşka bir yola evrildi. Şimdilerde karadeliklerin fotoğrafları çekiliyor, derin uzay çalışmaları gerçekleştiriliyor hatta Mars’a insanlı yolculuğun planları yapılıyor. Bu baş döndürücü gelişmeler arasında şüphesiz ki Tesla’nın kurucusu Elon Musk ve 2002 yılında kurulan uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in çalışmalarını da ayrı bir yerde tutmak gerekiyor.

SpaceX, yıllar süren çalışmaların sonunda ilk kez önümüzdeki günlerde uzaya astronot gönderecek. Her ne kadar şirketin Douglas Hurley ve Robert Behnken adındaki iki NASA astronotunu uzaya gönderme planı, 27 Mayıs Çarşamba günkü, geri sayım devam ederken kalkıştan yaklaşık 20 dakika önce, kalkış bölgesi olan Florida’daki elektrik yüklü bulutların rokete zarar verme ihtimali nedeniyle iptal edildi. Yeni denemenin ise 30 Mayıs Cumartesi günü yeniden yapılması planlanıyor. Astronotları Uluslararası Uzay İstasyonu’na götürecek olan Crew Dragon isimli kapsül, NASA’ya ait Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden Musk’ın şirketi tarafından üretilen Falcon 9 roketiyle fırlatılacak. İki NASA astronotuna “taksi hizmeti” verecek Falcon 9 roketi aynı zamanda uzun yıllardır Amerika Birleşik Devletleri topraklarından uzaya gönderilen ilk astronotları taşıyor olacak.

 

NASA’dan şirketlere teşvik

Söz konusu kapsülün başarıyla yolculuğunu tamamlaması, uzay yolculuğunun daha uygun fiyatlı olması için yapılan çalışmalar açısından da dönüm noktası olacak. Zira testin başarılı olması durumunda yeni başlayan özel uzay uçuşu endüstrisini destekleyebileceği ve aya veya Mars’a yapılan görevler de dahil olmak üzere diğer ticari girişimlerin de yolunu açabileceği tahmin ediliyor. Bu arada SpaceX, Crew Dragon kapsülünü insansız olarak geçen yıl başarıyla uzay istasyonuna fırlatmıştı.

Elon Musk bir yandan en büyük hayalinin “insanoğlunun bir gün çok gezegenli bir canlı türü olması” olduğunu söylerken; NASA da uzay yolculuklarını ticarileştirmeyi teşvik ediyor. Bu bağlamda SpaceX’e 3,1 milyar dolar, Boeing’e 4,5 milyar dolar veren NASA, şimdiden 48 astronotu 12 fırlatmada uzaya götürmesi için SpaceX’ten 2,5 milyar dolarlık rezervasyon yaptırmış durumda. Boeing’in CST-100 Starliner kapsülünü ise 2021’e kadar fırlatması beklenmiyor.

Kaynak:

https://tr.euronews.com/2020/05/27/ilk-astronotlu-spacex-roketi-27-may-s-ta-f-rlat-lacak-yeni-bir-uzay-cag-icin-milat-olabili

 

https://www.nbcnews.com/science/space/spacex-launch-today-countdown-begins-stormy-weather-looms-n1215401?utm_source=aposto&utm_medium=email

 

Telefonunuzu Tanıyan Maske Geliyor

Korona virüs salgını nedeniyle maske takarken, telefonunuzun yüz tanıma sistemi ile kilidini açmak için mücadele mi ediyorsunuz? Çinli bir teknoloji şirketi, şimdilerde hem kendini temizleyebilen hem de telefonların yüz tanıma kilidini açabilecek şeffaf bir N95 benzeri yüz maskesi üzerinde çalışıyor.

Korona virüs salgını ile beraber hayatımıza pek çok kavram ile nesne girdi. İzolasyon, pandemi, sosyal mesafe, koruyucu yüz maskeleri bunlardan sadece birkaçı… Özellikle yüz maskeleri artık hayatımızın her alanında ve anında… Dünyada birçok şehir, sakinlerinin halka açık yerlerde maske takmasını isterken; pek çok büyük havayolu şirketi, uçuşlarda yüz maskesinin zorunlu hale getireceklerini açıkladı. Yüz maskeleri bir yandan sağlığımız için kritik bir rol oynarken bir yandan da kimi sıkıntılar doğurdu ki bunların başında yüz tanıma kilidine sahip akıllı telefonlarda yaşanan uyumsuzluk geliyor. İşte bundan yola çıkan Huami, yüzün büyük bir kısmını kapladığı için yüz tanıma kilitlerini geçersiz kılan standart N95 maskelerine alternatif olacak şeffaf bir N95 maskesi üzerinde çalıştığını açıkladı.

Yüz tanıma sistemleriyle uyumlu

Değiştirilebilir bir N95 filtresine sahip ve kendi kendini dezenfekte eden maskenin insanların havayı güvenle solurken yüz ifadelerini ve duygularını açığa vurabilmesi de amaçlanıyor. Apple iPhone ve Google Pixel 4 gibi akıllı telefonlardaki yüz tanıma sistemleriyle uyumlu olacak şekilde tasarlanan maskeler değiştirilebilir filtre pedine, yarı saydam bir çerçeveye, buğu önleyici ön kısma, havalandırma fanına ve dahili bir UV ışığa sahip… Yüzün tamamının görünebilmesini sağlayan maske, yumuşak ve esnek malzemelerden yapıldığı için yüze sıkıca oturuyor. Birçok maske makinede yıkanabilirken, bu maskeler ise kendi kendini dezenfekte etmek için dahili bir ultraviyole ışık kullanıyor. Aynı zamanda kullanıcılar, sıcak ve nemli ortamlarda maskeyi soğutabilecek bir havalandırma fanı ve hava kalitesi, nem, solunum hızı ve son kullanma tarihi hakkında gerçek zamanlı bilgi verebilecek bir AQI cihazıyla kişiselleştirilebiliyor. Şirket şu anda maskelerinin prototipleri üzerinde çalışırken; ürünü pazara sunmanın muhtemelen altı aydan bir yıla kadar süreceğini açıkladı. Fiyatlandırma için henüz çok erken olsa da bir Huami sözcüsü maskeleri “uygun fiyatlı” yapmayı hedeflediklerini de söyledi.

 

Kaynak:

https://www.cnet.com/news/this-n95-like-face-mask-concept-amazfit-aeri-would-allow-you-unlock-your-phone-with-face-id/

Temiz Enerjili Jet Motoru Üretildi

Dünyadaki karbon salınımının nedenlerinden biri olarak gösterilen hava yolculuğunda artık “temiz” bir dönem başlayabilir. Zira bilim insanları geliştirdikleri yeni bir jet motoru prototipi sayesinde karbon salınımını ortadan kaldırdı. Sadece hava ve elektrikle çalışan jet motoru, herhangi bir fosil yakıt kullanmadan kendi kendine itme gücü uygulayabiliyor.

Birçok sektörde özellikle de ulaşımda fosil yakıtlara oldukça bağımlı bir dönemden geçiyoruz. Bununla beraber fosil yakıtlar hem sürdürülemez hem de sera gazı emisyonunun kaynağı olduklarından dolayı oldukça riskli durumdalar…  Dünya çapında bu bağımlılığı azaltacak çalışmalar devam ederken; Wuhan Üniversitesi Teknolojik Bilimler Enstitüsü’nden bir grup bilim insanı herhangi bir fosil yakıt kullanmadan kendi kendine itme gücü uygulayabilen yeni bir jet motoru geliştirdi. Geliştirilen bu teknolojinin önemi oldukça kritik zira bu yeni jet motoru, uçakların bir gün sadece elektriği ve etrafındaki havayı yakıt olarak kullanabileceği anlamına geliyor.

Geleneksel motorlarla aynı güçte

Söz konusu prototip sayesinde karbon salınımının önüne geçilerek temiz bir hava yaratılabiliyor. Küresel ısınmanın etkilerini azaltmayı amaçlayan yeni jet motoru, havayı sıkıştırarak ve mikrodalgalarla iyonize ederek itici plazma üretiyor. Fosil yakıt kullanan motorlarla benzer bir güce sahip prototip, çapı 24 milimetre olan 1 kilogramlık bir çelik bilyeyi havaya fırlatmayı başardı. Wuhan Üniversitesi’nden Baş Araştırmacı Jau Tang, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, sonuçların mikrodalga hava plazmasına dayanan motorun fosil yakıt kullanan motorlara uygun bir alternatif olabileceğini gösterdiğini söyledi. “Çalışmalarımızın motivasyonu, insanların fosil yakıtlı içten yanmalı motorları otomobil ve uçak gibi makinelere güç vermek için kullanması nedeniyle ortaya çıkan küresel ısınma problemlerinin çözülmesine yardımcı olmak” diyen Tang, ayrıca tasarımlarında fosil yakıta ihtiyaç olmadığını, bu nedenle sera etkilerine ve küresel ısınmaya neden olacak karbon emisyonunun ortadan kalktığını kaydetti.

Havacılık sektörü küresel ısınmanın önemli etkenlerinden biri olarak gösteriliyor. Zira Avrupa Komisyonu’nun bir raporuna göre uçak yolculukları, AB’de sera gazı salınımının yüzde 3’ünü, dünya genelinde ise yüzde 2’sini oluşturuyor.

 

Kaynak:
https://www.eurekalert.org/pub_releases/2020-05/aiop-ffj050420.php

 

İnsan Sağlığı Giyilebilir Sensörlere Emanet

Aralarında Türk bilim insanı Canan Dağdeviren’in de olduğu MIT araştırmacıları, kişinin hayati belirtilerini izlemek için kıyafetlere işlenmiş sensörler geliştirdi. İnsanların vücut sıcaklığı, solunum ve kalp atış hızı gibi hayati belirtilerini izlemek için kullanılabilecek sensör, ilk aşamada hastaları, sporcuları ve astronotları takip edecek.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları, insanların vücut sıcaklığı, solunum ve kalp atış hızı gibi hayati belirtilerini izleyebilmek adına kumaşlara yapıştırılarak kullanılabilecek elektronik sensörler geliştirdi. Sensörlerin gömülü olduğu giysiler, makinede yıkanabiliyor, onları giyecek olan kişilerin vücuduna yakın olacak şekilde özelleştirilebiliyor ve çıkarılarak farklı bir giysiye aktarılabiliyor. Henüz prototip aşamasında olan teknolojinin evde veya hastanede hasta olan insanları, sporcuları veya astronotları izlemek için kullanılabileceği belirtiliyor.

Parçalar özelleştirilebiliyor

Araştırmacı ekip arasında bulunan LG Elektronik Medya Geliştirme ve Yardımcı MIT Profesörü Canan Dağdeviren, projeye ilişkin olarak yaptığı açıklamada “Her gün giydiğimiz tekstil ürünlerinin içine piyasada bulunan herhangi bir elektronik parçayı veya özel laboratuvar yapımı elektronikleri ekleyerek kendimize uygun giysilere sahip olabiliriz” diyerek bu parçaların özelleştirilebilir olduğun dikkat çekiyor ve bu nedenle vücutlarından sıcaklık, solunum hızı ve benzeri gibi bazı fiziksel verilere ihtiyaç duyan herkes için giysiler yapılabileceğini vurguluyor. Dağdeviren aynı zamanda ana hedeflerinin de vücudun fiziksel aktivitelerini aynı vücut kısmından, herhangi bir fikstür veya bant gerektirmeden ölçmek olduğunu da belirtiyor.

Veriler kablosuz olarak akıllı telefonlarda

Elektronik sensörler, epoksi ile kaplanan ve daha sonra kumaştaki dar kanallara dokunan uzun, esnek şeritlerden oluşuyor. Bu kanallar, aynı zamanda sensörlerin cilde maruz kalmasına izin veren küçük açıklıklara sahip. Bu çalışma ile birlikte araştırmacılar, 30 adet sıcaklık sensörü ile birlikte kullanıcının hareketini, kalp atış hızını ve solunum hızını ölçebilen bir ivmeölçer içeren bir prototip tasarladı. Sıradan bir tişört gibi görünen bu kıyafet, vücudu sıkıştırarak sensörlerin aktif kısımlarını cilde temas ettiriyor. Bu şekilde giysi içerisinde toplanan veriler, kablosuz olarak bir akıllı telefona aktarılabiliyor istenirse de cloud (bulut) vasıtasıyla doktorun bilgisayarına gönderilebiliyor.

Hastalar uzaktan izlenebilecek

Canan Dağdeviren, bu tür bir teknolojinin kişiselleştirilmiş tele-tıp için yararlı olabileceğini ve doktorların evdeki hastalarını uzaktan izlemelerine veya uzayda bulunan astronotların sağlığını takip etmelerine olanak sağlayabileceğini söylüyor. Sensör sayesinde doktora gidilmesine veya görüntülü arama yapılmasına gerek duyulmayacağını belirten Dağdeviren, “Bu tür veri toplama sayesinde, doktorların daha iyi değerlendirmeler yapıp hastalarına daha iyi bir şekilde yardım edebildiğini düşünüyorum” diyor.

Kaynak: http://news.mit.edu/2020/sensors-monitor-vital-signs-0423