Teknokentli #GirişimciKadınlar: Buse Berber Örçen ve Nanomik

Buse Berber Örçen, lisans ve yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde tamamladı. Gıda mikrobiyolojisi üzerine çalışmalar yapan Örçen, 2014 yılında Nanomik’i kurarak, meyve ve sebzelerin raf ömrünü uzatan doğal koruyucu üzerine çalışmalarını sürdürüyor. İTÜ Çekirdek 2017 girişimcisi Örçen, şimdilerde Yıldız Teknik Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü’nde doktora eğitimine devam ediyor.

İşte Teknokentli #GirişimciKadınlar’dan dördüncüsü Buse Berber Örçen ve girişimi Nanomik…

1. Girişimciliğe nasıl başladınız?

Ben her zaman laboratuvarı seven bir öğrenciydim. Üniversite 2. sınıftayken 2 ayrı laboratuvarda derslerimden arda kalan zamanda gönüllü olarak çalışırdım. İlk girişimcilik denemem de üniversite 3. sınıftayken “fonksiyonel gıdaların geliştirilmesi” üzerine olmuştu. Bu girişimimizi hayata geçirip mezun olana kadar çalışmalarımıza devam ettik. İlk girişim denememizde de mikrobiyoloji üzerine çalışıyordum. Yaptığımız firma ziyaretleri sırasında bambaşka bir problemle karşılaştık. Genel olarak gıda firmaları ürün çeşidinden ziyade ürünlerin hızlı bozulmasından dolayı dertliydi. Sektördeki bu problemler çalışmalarımızı daha da derinleştirmemizi sağladı ve sonuçta “Teknogirişim Desteği” ile projemizi hayata geçirmeyi başardık. Uzun süre hazır paketli gıdalarda çalışmalar yaptıktan sonra hem ihracatta problem yaratan, hem de ciddi israflarla sonuçlanan meyve/sebze sektörüne yönelik çalışmalar yaptık. Belirlediğimiz kriterler sonucunda meyve/sebze sektöründe problemin daha acil olması, kayıpların ülkeler başta olmak üzere pek çok basamakta üretici ve tüketiciyi etkilemesi sebebiyle pazara taze meyve/sebzelerin raf ömrünü arttıran doğal koruyucumuz ile giriş yapmayı planladık.

2. Nanomik nasıl doğdu?

Nanomik, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın “Teknogirişim Sermayesi Desteği” ile 2014 yılında kuruldu. 2017 yılının başı itibariyle 8 biyomühendislik, ziraat mühendisliği, mikrobiyoloji, kimya ve pazarlama alanlarında doktora veya yüksek lisans eğitimini tamamlamış ekip lideri ve 4 stajyerden oluşan dinamik, multidisipliner bir ekibimiz var.

3. Nanomik nasıl bir soruna çözüm sunuyor?

Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü’nün yayınladığı raporlara göre her yıl 2,5 milyar tonun üzerinde taze meyve sebze üretiliyor ve bunun minimum %25’ini küflenme sebebiyle israf ediyoruz. Üretici veya aracılar ürünleri küflenmeye karşı koruyabilmek için hem hasat öncesi hem de hasat sonrasında çok sayıda kimyasal koruyucu kullanıyorlar. Ancak bu kimyasallar uzun süre maruz kalındığında ciddi sağlık problemlerine yol açıyorlar. Aşırı kullanımı engellemek için her ülkenin ihracat/ithalat için belirlediği kullanım kotaları mevcut. Belirtilen dozdan fazla miktarda koruyucu kullanıldığından dolayı her yıl tonlarca meyve/sebze gümrük kapılarından geri dönüyor. Geniş çerçevesiyle aslında Nanomik’in çözmeyi hedeflediği sorun da bu. Nanomik’in geliştirdiği Myco-X isimli patentli koruyucu; probiyotik ve bitkisel etkenlerden oluşan %100 doğal bir formülasyona sahip. Hem insan sağlığına dost hem de ürünün üzerinde kimyasal kalıntıya sebep olmadığından dolayı ürünlerin gümrük kapılarından dönmesini engelleyebilecek nitelikte.

4. Girişiminiz ile nasıl başarılar elde ettiniz?

Ekibimiz ile şimdiye kadar TÜBİTAK, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TAGEM kurumlarından toplamda 1.5 Milyon TL’den fazla destek aldık. 2017 yılında Yıldız Teknopark ve Çalık Holding tarafından düzenlenen “İlk İşim Girişim” yarışmasında 1. olduk. Yine aynı sene İTÜ Teknopark kapsamında düzenlenen “Big Bang”de TTGV, ISO, INGBank, EnerjiSa ve HepsiBurada’dan 430.000 TL hibe, İTÜ Arı Teknokent ve TR Angels’tan da toplam 450.000 TL tutarında yatırım aldık. Son olarak Şubat 2018’de Cyberpark tarafından Türkiye ayağı düzenlenen “Get In The Ring” yarışmasında Türkiye Şampiyonu olarak Lizbon’daki Global Final’e katılmaya hak kazandık.

5. İş hayatında kadın olduğunuz için zorlandığınız anlar oldu mu?

Takımımız 8 kadın 4 erkek çalışandan oluşuyor. Şu ana kadar ekip arkadaşlarımız arasında bir problem yaşamadık. İş hayatında cinsiyetten ziyade, azimli ve istekli olmanın daha belirleyici olduğunu düşünüyorum. Gözlemlediğim kadarıyla da kadın girişimci ve girişimci ekiplerdeki kadınlar genellikle işi daha çok sahiplenen, titiz çalışan ve ekipte birleştirici rol oynayan insanlar oluyorlar.

6. Türkiye’de kadın girişimciliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’de kadın girişimciliği arttırmaya yönelik çok güzel programlar, destekler ve yatırım fonları var. Bu kapsamda bakıldığında aynı niteliklere sahip bir erkek girişimciye göre çok daha önemli avantajlara sahip olabilirler. Gün geçtikçe artan kadın girişimci sayısı da bence bu teşviklerin önemli bir getirisi.

7. Girişimci olmak isteyen kadınlara ne önerirsiniz?

Azimli ve hırslılarsa, yapmak istedikleri işe inanıyorlarsa hiç vakit kaybetmesinler. Kadın olmak bu süreçte dezavantaj değil, aksine avantaj olabilir.

Benzer İçerikler

Yorum Gönder

Email adresiniz yayınlanmayacak. İşaretleri alanları doldurmak zorunludur.

Paylaşım