Teknokentli #GirişimciKadınlar: Başak Süer ve Givin

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu Başak Süer, kariyerine uluslararası bir şirkette satış pazarlama alanında başladı. Yaklaşık 6 yıl, İstanbul’da ve şirketin genel merkezi Lozan’da görev aldı. O süreçte iyi eğitimli ve şirketler için değer oluşturan kişilerin topluma daha fazla fayda sağlayacak işlere el atması gerektiğini düşünmeye başladı. Süreç içinde sosyal girişimcilikle tanıştı ve Türkiye’nin ilk kaynak geliştirme mobil uygulaması fikri ortaya çıktı.  Evli olan Süer, hem kendisinin hem de eşinin işi sebebiyle sıklıkla seyahat ediyor.

İşte Teknokentli #GirişimciKadınlar’dan üçüncüsü Başak Süer ve girişimi Givin…

1. Girişimciliğe nasıl başladınız?

Benim kafamda sürekli yeni fikirler dolaşır. Arkadaşlarıma iki buluşmadan birinde yeni fikirlerden bahsederdim ama Givin’e kadar hiçbirine yeterince eğilmemiştim. Çıkış noktam, “dünyadaki birçok sorunun çözümü eğitimden geçiyorsa, herşeyimizle eğitime destek olabileceğimiz, herkesin istediği şekilde bağış yapabileceği bir platform yaratmayı hayal etmek” oldu. Bununla birlikte TOMS’un hikayesi okuduktan sonra sosyal girişimcilikte tanıştım ve sosyal fayda için sürdürülebilir ve büyütülebilir iş modelleri inşa etme ve bu şekilde kazanç elde etme fikri benim için çığır açıcı oldu. Yani aslında dünyanın bir ucundaki bir sosyal girişim buraya kadar ilham oldu.

2. Givin nasıl doğdu?

Givin’i Ali Aksakarya ile iki kurucu ortak olarak Nisan 2017’de hayata geçirdik. Ali, aynı zamanda Solid-ICT yazılım geliştirme ofisinin de kurucusu. Bu sayede Givin’in yazılım tarafına yaklaşık 6 kişi emek verdi. Pazarlama ekibimizde 1 yarı zamanlı çalışan, 1 tane de stajyerimiz bulunuyor.

3. Givin nasıl bir soruna çözüm sunuyor?

Etrafımızda yardımımızı bekleyen çok fazla konu var. Bunlar için çalışan çok değerli sivil toplum toplum kuruluşları var ama onların da en büyük problem kaynak geliştirmek, yani bağış sağlamak. Bir çoğumuz iyi birşeylerin ucundan tutmayı istiyoruz ama günümüzün alışkanlık ve ihtiyaçlarıyla uyumlu, hayatımızın içine dahil olan bir yöntem yoktu. Alışveriş ise çok daha fazla hayatımızın içinde olan bir kavram. Kültürümüzde eşya vermek para verip bağış yapmaktan çok daha yaygın ve para kazanma motivasyonuyla eşyalarını satmayan da bir kitle var. Markalar içinse sosyal fayda sağlamak tüketicilerdeki algıları için çok çok değerli. Ancak hepsinin kolayca kendi markalarına da dönüş alırken fayda sağlayabileceği bir platform yoktu. Bu gerçeklerden yola çıkarak her türlü eşyanın ya da deneyimin bağış karşılığında verildiği, alışverişlerin bağışa dönüştüğü bir platform yaratalım ve hem bizim hem de markaların sahip olduğu kaynaklar #durmasındestekolsun dedik. Sadeleşirken ve alışveriş yaparken bağış sağlanmasını, markaların da duyarlı ve sevilen marka imajlarını güçlendirirken ürünlerini yeni kullanıcılara tanıtmalarını sağlıyoruz. Sanırım yine Türkiye’de ilk defa, daha çok bağış sağlayanlara ödüller veriyoruz!

4. Girişiminiz ile nasıl başarılar elde ettiniz?

 Givin’i Nisan ayında hayatata geçirdik. Şu anda tüm kanallardaki toplam kitlemiz 30 bin kişiye yaklaştı. Kayıtlı kullanıcımız ise 16 binin üstünde. Uygulamada yaklaşık 10 ayda bugüne, geliri bağışlanmak üzere yaklaşık 250 bin TL’lik ürün listelenmesi gerçekleşti. 68 bin liranın üstünde de bağış işlemi gerçekleşmesini sağladık. Bizi en çok sevindiren rakam Türkiye’deki bağış ortalamasına yaptığımız etki. Normalde karşılıksız para verilerek yapılan ortalama bağış tutarı 70 lirayken, Givin’de kullanıcılar, ortalama 280 liralık ürün listelemesi gerçekleştiriyorlar. Yani karşılıksız para değil de kullanılmayan eşyaları bağışa dönüştürmek istediğimizde bağış ortalamasını 4 katına çıkarmış olduk. Givin’in sosyal yardımlaşmanın çok daha yaygın olduğu Avrupa ülkelerinde de potansiyelinin çok yüksek olduğuna inanıyoruz.

Geçtiğimiz sene sonunda Boğaziçi Bilişim Ödülleri’nde “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldük ve 2017 yılında App Store’un “en sevdiği 20 uygulamadan biri” Givin’i oldu.

 5. İş hayatında kadın olduğunuz için zorlandığınız anlar oldu mu?

Sanırım yoğun çalışan kadınlar toplumda çok kabul edilmiyor. Bunu kanıtlayan araştırmalar da varmış hatta. Benim de kadın olduğum için en çok yaşadığım zorluk bu oldu diyebilirim; çok çalışmaktan çok fazla eleştirildim. Muhtemelen bir erkek olsaydı, girişimcilik, iş kurma sürecinde olduğu için bu normal kabul edilip daha anlayışla yaklaşılabilirdi.

6. Türkiye’de kadın girişimciliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye – girişimciliği bir kenara koyalım – kadınların istediği saatte sokakta dolaşması için bile  gittikçe daha zor bir ülke haline geliyor. Bu koşullarda, kadın rollerinin de getirdiği toplumsal baskıya rağmen kendi hayallerinin peşinde gitmeyi başaran çok değerli kadın girişimciler var.

Bu kadın girişimci hikayeleri, başlarından geçenlerin görünürlüğü başka kadınlara, genç kızlara, kız çocuklara ilham olması açısından çok değerli. Bununla birlikte kadının toplumsal rolleri ve kendi istek ve değerlerinin arasındaki dengeyi bulmasının da bir işe girişme sürecinde çok değerli olduğunu düşünüyorum. Özellikle kadınları hedefleyen kurumların ellerini güçlü bir şekilde kadın girişimciliğini desteklemek için ellerini taşın altına koyması gerektiğine inanıyorum.

7. Girişimci olmak isteyen kadınlara ne önerirsiniz?

Öncelikle neden girişimci olmayı istediklerini sorgulamalarını öneririm. Çünkü bence girişimci olmayı istemekten önce bir problemi çözmeyi istemesi ve bir fark yaratabileceğine inanması gerekiyor. Girişimcilik onun arkasından geliyor. Girişimciyi ayakta tutan bence kafaya takılan o problemi çözmeye dair olan o istek ve inanç. Eğer onlar yoksa zorlu girişimcilik sürecinde yelkenleri indirmek olası.

Daha sonra ise adım atmak için cesaret. Benim gözlemim kadınların genel olarak erkeklerden daha cesur olduğu yönünde, sadece özgüven anlamında çoğunlukla karşı cinsten daha geride kalıyoruz. Ben bunu kendimde de gözlemliyorum. O zamanlarda da kendime “Bir erkek benim yerimde olsaydı, kendi kendini bu kadar eleştirir miydi, yoksa daha özgüvenli mi olurdu?” diye sorduğumda fark ettiğim şeyin kadınların çoğunda olduğunu gözlemliyorum. Aslında kendimize güvenmememiz için hiçbir sebep yok.

Benzer İçerikler

Yorum Gönder

Email adresiniz yayınlanmayacak. İşaretleri alanları doldurmak zorunludur.

Paylaşım