Yazar -Hilal Dereli

İnsan Beynine Yeni Bir Rakip Doğdu

Çağlar boyunca bilimin en önemli gündemi beyin ve onun nasıl çalıştığını keşfetmek oldu. Şimdilerde ise bilim, beyinden öğrenilenlerle ona benzeyen bir sistem geliştirmenin peşinde… Geçtiğimiz günlerde bu yolda somut bir adım atıldı ve bilim insanları öğrenebilen hatta gelişebilen beyin benzeri bir organik transistör oluşturduklarını açıkladı. Şimdi en çok merak edilen ise bu organik transistörün yapay zekanın evrimini nasıl etkileyeceği yönünde…

İnsan beyni oldukça karmaşık bununla birlikte bilişsel bir sistem olmasıyla dikkat çekiyor. Bilim insanları ve araştırmacılar bu nedenledir ki beynin mimarisine yapay zeka (AI), makine öğrenmesi ve derin öğrenme için ilham kaynağı olarak bakıyor. İsveç’teki Linköping Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı ise yakın zamanda yeni bir öğrenme transistörü tasarlayarak nöromorfik hesaplamada bir atılım gerçekleştirdi.

Günümüzdeki makine öğrenimi prefabrik devrelerde gerçekleştirilirken; beyin ise bunun aksine daha önce bağlantıların olmadığı yerlerde yeni bağlantılar oluşturabilme yeteneğine sahip. İşte Simone Fabiano, Jennifer Y. Gerasimov, Roger Gabrielsson, Robert Forchheimer, Eleni Stavrinidou, Daniel T. Simon ve Magnus Berggren’in oluşturduğu araştırma ekibinin çalışması bu noktada bir fark yaratacak cinsten. Şöyle ki ekip, girdi ve çıktı arasında yeni bağlantılar oluşturabilecek, öğrenebilecek, organik bir elektrokimyasal transistör yaratarak söz konusu transistörlerin hem kısa hem de uzun süreli hafızaya sahip olmasına olanak sağladı.

Yapay zekanın geleceğini nasıl etkileyecek?

Bir organik elektrokimyasal transistör, elektron sinyallerini ve elektriği ileten bir solüsyondan (elektrolit) yarı iletken bir kanala güç iletebiliyor. Mevcut organik elektrokimyasal transistörler tipik olarak PEDOT adı verilen iletken bir polimer kullanıyor. Linköping Üniversitesi’ndeki Organik Elektronik Laboratuarı araştırma ekibinin bir üyesi olan Roger Gabrielsson, bunun yerine ETE-S adlı bir monomer geliştirdi. Araştırmacı ekibin aktardığına göre; girdi sinyalleri manipüle edildiğinde belirli bir uyarıcıya transistör tepkisinin gücü, birkaç büyüklük derecesini kapsayan bir aralıkta modüle edilebiliyor.  Böylece, organik elektrokimyasal transistörün beynin kısa ve uzun vadeli nöroplastisitesine benzer bir şekilde davranması sağlanıyor. Araştırma ekibinden Fabiano’ya göre araştırma ekibinin yeni organik elektrokimyasal transistörünün bir insan beyni iki hücre arasında sinyal iletirken tüketilen enerjiye yaklaşan enerji tüketimiyle birlikte binlerce normal transistörün işini yapabilecek.

Grand View Research’ün Nisan 2018 tarihli raporuna göre, dünya çapındaki nöromorfik bilgi işlem piyasasının 2024 itibariyle 6.48 milyar ABD dolarına ulaşacağı tahmin ediliyor. Bakalım bu yeni transistör, yapay zeka makinesi öğrenmesinin evrimleşebilir organik elektroniklere dayandığı bir geleceği müjdeleyecek mi?

 

Asteroite Yeryüzünden El Sallamaya Hazır Olun

Bilim kurgu filmlerinin en popüler konularındandır dünyaya çarpması olası asteroitler… Dünyaya yaklaşmakta olan büyük bir asteroit keşfedilir ve çarpışmaya dakikalar kala patlatılan bir bombayla tehlike bertaraf edilir. Ve mutlu son… NASA, bugünlerde benzer bir telaş içerisinde. Zira 10 yıl içinde “Kaos Tanrısı” adında kocaman bir asteroit Dünya’nın yakınından geçecek. Lakin şimdilik korkuya mahal yok… 

NASA, 10 yıl içinde Dünya’nın yakınından geçecek olan “Mısır’ın Kaos Tanrısı” olan “Apophis” adını taşıyan dev bir asteroit için teyakkuzda…13 Nisan 2029’da gökyüzüne bakan insanlar, neredeyse yıldızlar kadar parlak ve oldukça hızlı hareket edecek olan bir ışık lekesi görecekler. İşte bu ışık lekesi aslında 340 metreden büyük bir asteroit ve dünyanın sadece 19 bin mil uzağından geçecek. Uzay ajansı, bu mesafenin dünyaya zarar vermeyecek kadar uzak olduğunu belirtse de aslında bu mesafe Dünya’ya bazı uzay araçlarının geçiş mesafesi kadar yakın olacak.

Hem çok büyük hem de çok yakın

Araştırmacılara göre asteroitin Dünya’ya olan uzaklığı, kendilerine eşi görülmemiş bir bakış açısı kazandıracak. Zira bu mesafeden bilim insanları asteroiti net bir şekilde gözlemleyebilecek. Bu büyüklükteki asteroitlerin dünyaya çok yakın geçmeleri aslında çok nadir görülen olaylardan… NASA bilim insanları yakın mesafede daha küçük asteroitler gördüklerini ancak böyle büyük boyutta bir asteroite çok da sık rastlamadıklarını söylüyor.

Dünya’ya yakın nesnelerin radar gözlemleri üzerinde çalışan radar bilimci Marina Brozović, 2029’daki Apophis’in yaklaşmasının bilim için inanılmaz bir fırsat olacağını söyleyerek  “Asteroiti hem optik hem de radar teleskoplarıyla gözlemleyeceğiz. Radar gözlemleri sayesinde yüzey detaylarını da görebileceğiz” diye konuşuyor.

Çarpma riski yüzde 2,7!

Apophis, ilk olarak Haziran 2004’te Kitt Peak Ulusal Gözlemevi’ndeki astronomlar tarafından tespit edildi. Keşiften kısa bir süre sonra yaşanan teknik ve hava sorunları nedeniyle asteroitin üzerinde daha fazla çalışma yapılamadı. Bununla birlikte Avustralya’daki bilim adamları tarafından tekrar tespit edilen asteroitin 2029’daki geçişi esnasında Dünya’yı çarpma riskinin yüzde 2,7 olduğunu hesaplandı. Bilim insanlarının yaptıkları son çalışmalar ve hesaplamalara göre ise asteroitin Dünya’ya çarpma ihtimali sadece 100 binde 1… Öte yandan gelecekteki etkileri öğrenebilmek için daha fazla çalışma gerekecek. 2029 yılına gelindiğinde bu gözlem ve araştırmalar devam edecek. Bilim insanları böylece asteroitin büyüklüğü, şekli, kompozisyonu ve belki de içi hakkında daha fazla şey öğrenmeyi umut ediyor.

Geliyorlar ve gelmeye devam edecekler

Güneş etrafında dönen ve büyüklüğü kimi zaman bir elma kimi zaman da bir şehir büyüklüğünde olan milyonlarca asteroit bulunuyor. Her gün binlerce asteroit, Dünya atmosferine giriyor ve sürtünme nedeniyle yeryüzüne ulaşamadan yok oluyor. Daha büyüklerinin Dünya yörüngesine girmesi ise kitlesel bir felakete yol açabilecek potansiyeller taşıyor. ABD’de gökbilimcilerin kurduğu özel bir vakıf olan B612 Vakfı, sadece 2000-2014 yılları arasında Dünya’nın çeşitli bölgelerine 26 büyük asteroit düştüğünü açıkladı. Yayınlanan rapora göre, Kapsamlı Nükleer Test Yasağı Anlaşması Örgütü’nün (CTBTO)  Uluslararası İzleme Sistemi (IMS), 2000’den beri yeryüzünde asteroitlerin sebep olduğu 26 nükleer patlama tespit etti. Asteroitlerin güçlü bir şekilde patladığı bölgelerin, yerleşim birimlerinden uzakta ya da okyanuslarda olduğu belirtiliyor. Patlamaların gücü ise 1 ila 600 kiloton TNT kalıbının infilakı ile eş değer. Kayda geçen son patlamalardan biri Rusya’nın Chelyabinsk bölgesi semalarında 2013’de gerçekleşmişti. 600 kiloton gücünde olan asteroit Chelyabinsk’te binlerce binanın hasar almasına ve yaralanmalara neden olmuştu.

 

SpaceX Falcon 9 Roketini Fırlattı!

Elon Musk: ‘’Falcon’dan tek beklentim yerden iyice yükseldikten sonra patlaması. Bari fırlatma pistine ve kulesine zarar vermesin de NASA’ya tazminat ödemeyelim’’

2002 yılında Elon Musk tarafından kurulan SpaceX,  insanların farklı gezegenlerde yaşamalarını sağlamak amacıyla roketler, uzay gemileri tasarlıyor ve üretiyor.

SpaceX tarafından tasarlanan ve üretilen, uyduların ve Dragon uzay aracının yörüngeye güvenilir ve güvenli bir şekilde taşınması için tasarlanmış iki aşamalı bir roket olan Falcon 9, ağır yük fırlatma aracı olarak da tanımlanabilir.

Falcon 9, 2012’de Dragon’u Uluslararası Uzay İstasyonu ile buluşma için doğru yörüngeye getirdiğinden beri NASA’nın uzay istasyonundan kargo teslim etmek ve kargoları taşımak üzere uzaya çok sayıda gezi yaptı.

Space X’in en büyük roketi olan Falcon 9’un teknik özelliklerinden bahsedersek;  çapı 3.7 metre, kilogramı 549 bin 054, uzunluğu 70 metre. Falcon 9, maksimum güvenilirlik için yeniden tasarlandı ve iki aşamalı konfigürasyonu sayesinde motorun kapanması durumunda bile görevini güvenle tamamlıyor. Falcon 9, çok sayıda fırlatma aracında kullanılan piroteknik sistemlerin aksine, zeminde test edilebilecek düşük şoklu, son derece güvenilir bir ayırma sistemi kullanıyor.

Dünya’da bir ilk: 45 dakika arayla uzaya 2 roket gönderildi

Birisi kuzey yarım küreden diğeri de güney yarım küre Yeni Zelanda’dan özel bir şirket uyduyu yörüngeye yerleştirmek için bir roket gönderdi. ISS ve gönderilen roketin hızları saatte 25 bin km. Dolayısıyla dünyanın çevresini 90 dakikada dolanacak kadar çabuk ve dünyada atılacak bir mermiden 10 kat daha hızlı hareket ediyor.

SpaceX’in fırlatması ‘Of course I still love you’ gemisinde bir elektrik arızasının olması ve boosterda helyum gazı sızıntısı tespiti gibi nedenlerle yedi kez ertelenmişti. Hava şartlarının ve aksaklıklarında düzeltilmesiyle Falcon 9, Kennedy Uzay Merkezi’nden saat 02:48’te uzaya fırlatıldı. Bir yandan güvenlik anonsları yapılırken bir yandan da havada likit hidrojen ve oksijen kokusu oldukça hissedildi.

Üzerinde Dragon kapsülü taşıyan Falcon 9’un bu kapsülünün içerisinde eşyalar var. Kapsül daha önce 2 bin 482 kilogramlık malzemeyle CRS16 görevinde kullanıldı. Görevin amacı Falcon 9’un, Dragon kapsülünü uzaya fırlattıktan sonra 2 gün içinde Uluslararası Uzay İstasyonu’na kenetlenmesini sağlamak, içinde taşıdığı tüm malzemeyi aktarmak, ISS’ten malzemeleri geri yüklemek ve başarıyla dünyaya geri dönüp, inmek. Bu şekilde misyon başarılı kabul edilecek. İkinci amaç ise fırlatmadan sonra ateşleyici boosterın ilk aşamadan ayrılarak tekrar yakınlara gelmesini sağlamak. Falcon 9 fırlatıldıktan sonra üzerindeki booster başarıyla ‘Of course I still love you’ gemisine geçiş yaptı.  Falcon 9’un yükselmesi başarılı olurken inişi başarılı olmadı. Elon Musk yaptığı açıklamada Falcon 9’un tek parça olduğunu ancak düştüğü yerden alınması gerektiğini söyledi.

SpaceX, Falcon 9 roketi bilim ve insanlık adına önemli bir olay olarak tarihe geçecek.

Roketin fırlatılmasıyla, uzaydaki astronotlar oksijen soluyup, karbondioksit veriyorlar. Onlara mikroalgler yani minik yosunlar gönderilerek bu karbondioksitle beslenmeleri ve üretecekleri oksijenin de istasyonda kullanılabilmesi hedefleniyor. Bununla birlikte ileride uzayda insanların daha uzun süre yaşayabilmesi için organik hibrid sistemlerle ve kredi kartı boyutunda içinde insan hücreleri olan doku çipleri ile mikro yerçekimi ortamının insan sağlığına olan etkileri araştırılacak.

Fırlatılan Falcon 9 ile ileride uzay araçlarının asteroidlere inişi için uygun tasarımlar yapılması hedeflenirken bu proje ile uzaydaki insan DNA’sını nasıl etkilediği araştırılacak.

İlk Kez Görüntülenen Kara Delik Konusunda Bilinmeyenler

Görüntülenmesinin ardından tüm dünyada büyük yankı uyandıran hatta pek çok platformda haftanın en çok arama yapılan konu başlığı olan kara delikleri daha yakından tanımak ister misiniz? Kara delik nedir, neden oluşur vb. akla gelen birçok soruların cevaplarını sizler için toparladık. 

Çok büyük yıldızların –Güneş’ten daha büyük- patlayıp içlerine çökmesi sonucu oluşan kara delikler büyük kütleleri ve güçlü çekim kuvvetleri olan kozmik yapılardır. Çekim kuvvetleri ile yeterli yakınlıkta bulunan her şeyi içine çekebilir. Kara delikler birkaç farklı şekilde oluşabilir. Bunlardan biri yıldızların çökmesi sonucu oluşan kara deliklerdir. Bir gök cisminin iç basıncının kendi kütlesinin çekimini yenemediği durumda yıldız çökmeye başlar. Eğer yıldızın kütlesi belirli bir değerin üzerindeyse çökmeyi durdurabilecek bir mekanizma olmadığından yıldız çöker ve kara delik oluşur.

Yaşadığımız çağda kara deliklerin oluşmasına sebep olabilecek yüksek yoğunluklar sadece yıldızlarda bulunuyor. Fakat Büyük Patlama’dan (Big Bang) kısa bir süre sonra evrenin çeşitli bölgelerindeki yüksek madde yoğunluklarının da kara deliklerin oluşmasına sebep olduğunu savunan görüşler de var. Evrenin ilk zamanlarındaki koşulları kullanarak yapılan tahminler bu şekilde oluşabilecek kara deliklerin kütlelerinin, Planck kütlesi ile Güneş’in kütlesinin binlerce katı arasında değişebileceğini gösteriyor. Bunlara ek olarak kütlesi Planck kütlesinden daha küçük kara deliklerin, parçacıkların yüksek enerjili çarpışmaları sırasında oluşabileceğini belirten görüşler de bulunuyor.

Dev kara delik ilk kez görüntülendi!

Uzak bir galaksinin merkezinde yer alan süper kütleli bir kara delik gök bilimciler tarafından ilk kez görüntülendi. 40 milyar km çapıyla Dünya’dan üç milyon kat daha büyük olan dev kara deliğin fotoğrafı büyük yankı uyandırdı. Bilim insanları tarafından  ‘canavar’ olarak tanımlanan ve Dünya’dan 500 milyon trilyon km (yaklaşık 53 milyon ışık yılı) uzaktaki kara deliğin fotoğrafını çekmek için dünyanın farklı bölgelerinde yer alan 13 teleskop kullanıldı.

Fotoğrafta, yoğun bir parlaklığa sahip ‘ateş çemberi’nin çevrelediği tam yuvarlak bir kara delik görülüyor. Bu parlaklığa, kızgın gazların deliğe düşmesi neden oluyor. Ortaya çıkan ışık, galaksideki milyarlarca yıldızın yaydığı toplam ışıktan daha fazla olduğu için Dünya’dan da görülebiliyor.

Tarihi karenin arkasındaki genç bilim kadını: Katie Bouman

Uzay bilimi alanında son yılların en önemli gelişmelerden biri olarak kayda geçen kara delik fotoğrafının ortaya çıkmasında 29 yaşındaki bir bilgisayar mühendisi önemli rol oynadı. Katie Bouman, yakın bir zamana kadar imkansız olarak düşünülen fotoğraflama sürecinde yazdığı algoritma ile başroldeki isimlerden biri oldu. Bouman, söz konusu algoritmayı 3 yıl önce Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) yüksek lisans öğrencisi iken hazırlamaya başladı. Başında olduğu projede, MIT ve Harvard’dan mühendisler, astrofizikçiler ve gök bilimciler yer aldı.

Ekipte bir Türk bilim insanı da yer aldı: Feryal Özel

Kara deliğin görüntülenmesini sağlayan ekipte bir Türk bilim insanı da yer aldı. Bilimsel çalışmalarını ABD’de sürdüren ve ‘dünyanın en akıllı kadınlarından biri’ olarak nitelendirilen, EHT Bilim Konseyi Üyesi ve Arizona Üniversitesi’nde astronomi ve astrofizik profesörü olan Feryal Özel (43), kara deliğin gölgesinin büyüklüğünü ölçmek ve Albert Einstein’in görelilik teorisinin öngörülerini EHT gözlemleriyle karşılaştırmakla görevlendirilen Modelleme ve Analiz Çalışma Grubu’nu yönetti. 20 yıldır bu projede çalıştığını belirten Özel, “Bu tatlı anı yaşamak çok uzun zaman aldı” dedi.

Güçlü Bir Yapay Zeka Projesi Nasıl Oluşur?

Yapay zeka (AI), tıpkı 100 yıl önce olduğu gibi, her endüstriyi dönüştürmeye hazır bir durumda. 2030’a kadar imalat, tarım, enerji, lojistik ve eğitim de dahil olmak üzere internet dışı sektörlerde de etkin olacak. AI’nın yükselişi, her sektördeki yöneticilere işlerini ayırt etme ve savunma konusunda fırsatlar sunuyor. Ancak, şirket genelinde bir AI stratejisinin uygulanması özellikle eski işletmeler için zorlu bir yol olabilir.

Landing AI’nin Kurucusu ve CEO’su Andrew Ng’ye göre; bir AI stratejisi oluşturmanın ilk adımı, bir veya iki şirket düzeyinde pilot AI projesi seçmekten geçiyor. Bu projeler, şirketlere bir ivme kazanmaları ve bir AI ürünü oluşturmak için gerekenler hakkında ilk elden bilgi sahibi olmalarına yardımcı oluyor.

Andrew Ng güçlü bir AI pilot projesinin 5 özelliğini şöyle sıralıyor;

AI teknolojilerinin gücüne dokunmak, onları iş bağlamınıza göre özelleştirmenizi gerektirir. Bir veya iki pilot projenizin amacı sadece kısmen değer yaratmaktır. Daha da önemlisi ise bu ilk projelerin başarısı, paydaşları şirketinizin AI yeteneklerini geliştirmek için yatırım yapmaya ikna etmenize yardımcı olacaktır.
Pilot bir AI projesi düşünüyorsanız, kendinize aşağıdaki soruları sorun:

Proje size hızlı bir kazanç sağlıyor mu?

Volanın mümkün olan en kısa sürede dönmesini sağlamak için ilk AI pilot projenizi kullanın. Hızlıca yapılabilecek ilk projeleri seçin (ideal olarak 6-12 ay içinde) ve başarı şansınızı yükseltin. Sadece bir pilot proje yapmak yerine, en az bir önemli başarı yaratma olasılığını artırmak için 2-3 tane seçin.

Proje çok önemsiz mi yoksa boyutsuz mu?

Pilot projeniz hızlı bir kazanç sağladığı sürece en değerli AI uygulaması olmak zorunda değildir. Ancak bu başarı, diğer şirket liderlerini diğer AI projelerine yatırım yapmaya ikna etmek için yeterince anlamlı olmalıdır.

Projeniz sektörünüze özgü mü?

Şirkete özel bir proje seçerek, iç paydaşlarınız değeri doğrudan anlayabilir. Örneğin, bir tıbbi cihaz şirketini yönetiyorsanız, özgeçmişleri otomatik olarak ekrana almak için bir AI + İşe Alma projesi oluşturmak iki nedenden dolayı kötü bir fikirdir: (1) Başka birinin çok daha büyük hizmet veren bir AI + İşe Alma platformu oluşturma olasılığı çok yüksektir. (2) Bu projenin, şirketinizin geri kalanını, yatırım projenizin AI’yi tıbbi cihazlara uygulamasından ziyade, yatırım yapmaya değer olduğuna ikna etme olasılığı daha düşüktür. Sağlık hizmetlerine özgü bir AI sistemi kurmak, doktorlara tedavi planlarını hazırlamada doktorlara yardımcı olmak, hastane giriş sürecini otomasyon yoluyla kolaylaştırmak, kişiselleştirilmiş sağlık önerileri sunmaya kadar değişen bir şeydir.

Pilot projenizi güvenilir ortaklarla hızlandırıyor musunuz?

Halen AI ekibinizi kuruyorsanız, AI uzmanlığını hızlı bir şekilde getirmek için dış ortaklarla çalışmayı düşünün. Sonunda, kendi şirket içi AI ekibinize sahip olmak isteyeceksiniz; ancak bir ekip kurma süreci AI’nın yükseliş hızına göre çok yavaş olabilir.

Projeniz değer yaratıyor mu?

AI projelerinin çoğu AI değerini üç yoldan biriyle oluşturur; maliyetleri azaltmak (otomasyon hemen hemen her sektörde maliyet azaltma fırsatları yaratır), geliri artırma (öneri ve tahmin sistemleri satışları ve verimliliği artırır) veya yeni iş alanları başlatmak (AI yeni daha önce mümkün olmayan projeler).

Genellikle fazla kullanılan “büyük veri” olmadan bile değer oluşturabilirsiniz. Web araması gibi bazı işletmeler uzun bir sorgu kuyruğuna sahiptir ve bu nedenle daha fazla veriye sahip arama motorları daha iyi performans gösterir. Bununla birlikte, tüm işletmeler bu miktarda veriye sahip değildir ve belki de 100-1000 kadar az veri kaydıyla değerli bir AI sistemi oluşturmak mümkün olabilir. Endüstride çok fazla veriye sahip olduğunuz ve AI ekibinin bu verileri nasıl değere dönüştüreceğine karar vereceğine inandığı için projeleri seçmeyin. Bunun gibi projeler başarısız olma eğilimindedir. Bir AI sisteminin ne kadar özel olarak değer yaratacağına dair bir tez geliştirmek önemlidir.

Peki bu özellikler pratikte neye benziyor?

AI projeleri için zengin bir fikir kaynağı, denetlenen öğrenme olarak adlandırılan bir teknolojiyi kullanarak, insanların bugün yaptıkları işleri otomatikleştirmede yatar. AI’nın işleri değil, işleri otomatikleştirmede iyi olduğu görülebilir. Bu anlamda insanların yaptığı belirli görevleri belirlemeye çalışın ve otomatik hale getirilip getirilmediğini inceleyin. Örneğin, bir radyoloğun işinde yer alan görevler arasında röntgen okuma, görüntüleme makinelerini çalıştırma, meslektaşlarla danışma ve cerrahi planlama yer alabilir. Tüm işlerini otomatikleştirmeyi denemek yerine, görevlerden yalnızca birinin otomatik veya kısmi otomasyonla daha hızlı hale getirilebileceğini düşünün.

Bir AI pilotuna başlamadan önce, istenen zaman çizelgesini ve sonucunu açıkça belirtmeniz ve takıma makul bir bütçe ayırmanız tavsiye edilmektedir.

5G Teknolojisi ile Hayatımızda Neler Değişecek?

Son yıllarda gelişen teknolojiyle birlikte mobil telefon ve internet ağı da hızlı bir şekilde gelişim gösteriyor. Bu alanda atılması beklenen en büyük adım olarak görülen 5G teknolojisiyle birlikte hayatımızda teknolojik anlamda büyük değişimlerin gerçekleşmesi bekleniyor.

Bugünlerde gündemi sık sık meşgul eden 5G teknolojisi geçtiğimiz günlerde Barselona’da gerçekleştirilen Mobile World Congress (MWC) 2019’a da damga vurdu. GSM dünyasının önde gelen markalarının katıldığı kongrede birçok marka 5G teknolojisiyle birlikte geliştirdiği ürünlerini tanıttı. 5G ile yönlendirilen robotlardan oyun dünyasını heyecanlandıran VR teknolojisine kadar birçok ürünün tanıtıldığı kongrede 30’u aşkın Türk markası da yer aldı.

Kongreye katılan şirketler arasında Turkcell, Türk Telekom, Vestel ve General Mobile gibi büyük Türk şirketleri yer alırken bu şirketlerden Vestel ve General Mobile yeni telefonlarını ziyaretçilerin beğenisine sundular.

5G teknolojisinin hayatımıza girmesiyle birlikte fiber internet kullanımı da daha kolay bir şekilde bize ulaşacak ve bu sayede internet yüksek hızda bizlere aktarılacak. 5G’nin hayatımıza katacakları sadece internet hızıyla sınırlı değil elbette… İnternet hızının teknolojilerin insanlara daha kolay ulaşmasında da büyük payı bulunuyor. Şöyle ki, fiber kablolarla evlerimize yakın bir bölgeye ulaşacak yüksek hızlı internet bağlantısını, evlerimizdeki kablosuz modemle kolayca kullanabileceğiz. Bunun bir avantajı da her eve özel altyapı masraflarını ortadan kaldıracak olması.

Kablosuz modemlerle kullanılabilecek, 5G’nin mucizesi olarak görülen yüksek hızlı internet, uzun zamandır beklenen “Nesnelerin İnterneti (IoT)” teknolojilerine de ivme kazandıracak.

Mobile World Congress 2019’a 5G Damga Vurdu

Geçtiğimiz günlerde Barselona’da gerçekleştirilen MWC 2019’da 5G teknolojisi oldukça ön plana çıktı. Dünyanın önde gelen şirketlerinin yer aldığı kongrede Huawei Day0 forumu ile büyük ses getirirken, sektör iç görüleri de paylaşıldı.

Huawei İcra Kurulu ve Üyesi Operatör İş Grubu Başkanı Ryan Ding konuyla ilgili olarak; “Şu anda dünyayı kasıp kavuran 5G, bize yeni teknolojilerle güçlendirilmiş daha iyi bir yaşam sunuyor. Aynı zamanda, 5G’nin sağladığı Gbit/s seviyesi ile bağlantılar ve deneyimi ticarileştiren CloudX hizmetleri, küresel taşıyıcılara yeni iş fırsatları sunuyor” dedi.

5G’nin sunduğu yeni Air Fiber çözümü ile her yerde Gbit/s düzeyinde hızları deneyimlemek mümkün. Fiber genişbant ile benzerlik gösteren Air Fiber, bit hızlarını on kat artırarak, taşıyıcıların sabit-mobil yakınsaması (FMC) özelliğine ulaşma hedefini biraz daha yakınlaştırıyor. Taşıyıcıların ticari faaliyetlerini büyütmesini kolaylaştıran 5G, aynı zamanda yoğun bant genişliği için kişisel, ev kullanımı ve sektörel talebi karşılamalarını da sağlıyor.

Türk Telekom’dan 5G hamlesi

5G teknolojisi konusunda yaptığı çalışmalarla dünyanın en iyileri arasına giren Türk Telekom daha önce test ettiği VR ve AR ile 5G teknolojisini kullanmıştı. Türkiye’nin ilk 5G bulut uygulaması olma özelliğini taşıyan bu çalışma, MWC 2019’da Huawei tarafından, şirketin faaliyet gösterdiği ülkeler arasında “En İyi 5G Bulut Dikey Sektör Uygulamalarından Biri” olarak gösterildi. Aynı zamanda kongrede Türk Telekom ve Huawei arasında “İyi Niyet Sözleşmesi” yapıldı.

 

 

2019’un Teknoloji Trendleri

2019 yılında trend olması beklenen veya halihazırda trend olan bazı teknolojilerin gelişim süreçlerini ve bizlere neler vaat ettiklerini sizler için derledik.

Artırılmış Otomasyon: Önümüzdeki dönemde tüketiciler ve iş sahipleri için işi yapan, hayatları farklı alanlarda otomatikleştiren, zaman alan görevlerin ortadan kaldırılabileceği daha çok araç ve uygulama göreceğiz. Bu yıl yapay zekanın en basit halinin artık iş dünyasında kendini hissettirerek zaman ve iş gücü kaybını önleyeceği bir sürece tanık olacağız.

Blockchain’in Geri Dönüşü: 2018 blockchain için kötü bir yıl oldu.  Blockchain teknolojisinin kullanıcı gözünde güven duygusunu yeniden kazanmasıyla 2018’de güven kaybeden blockchain’in 2019’da yükselişe geçişine kesin gözüyle bakılabilir. Bu şekilde blockchain teknolojisi bireyler arası alışverişlerde güvenliği sağlayarak güven sorununa çözüm bulabilecek gibi duruyor.

Artırılmış Gerçeklik: Artırılmış gerçeklik şimdiden pazara girdi ve mobil cihazlarda kullanılabiliyor. Başlangıçta mobil cihazlara oyun ya da eğlence aktiviteleri olarak katılsa da, 2019’da büyümenin devam edeceğini ve pratik kullanım için gündeme geleceğini söyleyebiliriz. Geliştiriciler teknik işlevlere daha fazla alıştıkları ve yaratıcılığın ortaya çıkmasına daha fazla izin verdikçe, pazardaki çoğu uygulamaya entegre edilebilecek.

Katlanabilir Telefonlar: 2019’da cep telefonlarına gelmesi beklenen en önemli trend ‘katlanabilir ekranlar’ olacak. Geçtiğimiz ay Samsung geliştirdiği bir prototipi ucundan göstermişti. Kapandığında telefon, açıldığında bir tablete dönüşen bu cihazın 2019’da piyasaya sürülmesi bekleniyor. Note serisi daha önce de giderek küçülme trendini tersine çeviren yeni bir trend başlatmıştı. Şimdi katlanabilir ekranlarla 2019’da yeni bir trend daha başlatabilir. Bu inovatif mobil cihazlara herkesin hemen sahip olabilmesi ve yaygınlaşabilmesi kolay değil. Örneğin; 2018’de dünyanın ilk 4 kameralı telefonu piyasaya çıktı. Dolayısıyla 2019’un mobil trendlerinden ikincisi de bu olacak. Mobil cihaz üreticileri bu ürünlerin daha iyi fotoğraf ve video çekebilmesi için yeni fikirler denemeye devam edecek gibi duruyor.

5G İnternet Hızı: İspanya’nın 2018-2020 Ulusal 5G Planı, 2019’da 5G’ye dayanan pilot projelerin geliştirilmesini öngörerek ikinci dijital pay dağıtımının serbest bırakılmasına işaret ediyor. 5G teknolojisinin temel çalışmaları yapılıyor, 2020’de saniyede 10 gigabayta ulaşacak bir hızda akıllı telefonlardan internette gezinilmesi planlanıyor. Pazar ve tüketici verisi sağlayıcısı olan Statista’dan gelen veriler; 2024 yılına kadar, 5G mobil ağ teknolojisinin, küresel nüfusun yüzde 40’ından fazlasına ve 1,5 milyardan fazla kullanıcıya ulaşacağını gösteriyor.

Yapay Zeka Her Yerde: Yapay Zeka, son yıllarda adını sıkça duyurdu. Ancak yaşam, çalışma ve oyun üzerindeki etkileri yalnızca ilk aşamalarda olduğu için gelişmeye devam ediyor. Yapay zeka insan zekasını taklit etmek ve görüntülerin tanınması, konuşma veya kalıpların tanınması, karar alma gibi görevleri yerine getiren bilgisayar sistemlerini ifade ediyor. Yapay zeka bu görevleri insanlardan daha hızlı ve daha doğru bir şekilde yapabiliyor.

Günümüzde 6 Amerikalı’dan 5’i navigasyon uygulamaları, yayın hizmetleri, akıllı telefon kişisel asistanları, araba paylaşımı uygulamaları, ev kişisel asistanları ve akıllı ev cihazları da dahil olmak üzere her gün yapay zeka hizmetlerini bir biçimde kullanıyor. Tüketici kullanımına ek olarak, yapay zeka birçok para tasarrufu görevinin yanı sıra trenleri programlamak, iş riskini değerlendirmek, bakımı tahmin etmek ve enerji verimliliğini artırmak için de kullanılıyor. 2019’da zaten devam etmekte olan bu trendin daha da artacağına kesin gözüyle bakabiliriz.

Bilim İnsanları İnsan Beyni ile Cyborg Fare Beynini Birbirine Bağlamayı Başardı!

Çinli araştırmacılar son zamanlarda yaptıkları araştırmalarla dikkat çekmeye devam ediyor. Araştırmacılar bu kez de bir insan beynini bir farenin beynine bağladı ve fare hareketlerinin ‘zihin kontrolünü’ sağladılar.

Çinli bir araştırma ekibi, bir insanın ‘fare cyborg’unu’ bir labirentten geçirmesini sağlayan kablosuz beyinden beyne bir sistem kurarak, kemirgeni kontrol etmeyi başardı. 4 Şubat tarihinde Nature’s Scientific Reports’da yayımlanan araştırmada, beyinden beyine ara yüz (BBI) kullanarak bir farenin hareketlerini kontrol etmenin mümkün olduğu bilgisine yer verildi. Deneyde kullanılan sistemde bir bilgisayar, insan beyninden aldığı komutları, farenin beynine uygun şekilde çevirerek iletiyor.

Araştırmacılar, bu yöntemi kullanarak ‘eğittikleri’ fareleri yönlendirip, labirentlere bırakılan yemekleri bulmalarını sağladı. Fare cyborg için yaptıkları ilk test, sekiz kollu bir yıldız gibi şekillendirilmiş labirenti içeriyordu. Fare labirentin bir kolundan başladı ve başka bir kola taşınmakla görevlendirildi. İnsan kontrol cihazı, beyin sinyallerini ölçmek için elektroensefalogram (EEG) olarak bilinen bir cihazla donatıldı. EEG doğrudan bir bilgisayara bağlandı. Bilgisayar daha sonra insan beyni sinyalinin kodunu çözdü ve farenin beynini uyarmak ve belirli bir yöne hareket etmesini söylemek için bir modelden geçirdi.

Beyin aktivitelerini ölçen bir cihaza bağlı olan araştırmacı, labirentte yolunu bulması için fareyi yalnızca düşünerek yönlendirdi. Araştırmacının beyninden alınan dalgalar, bilgisayar tarafından işlenerek fareye belli bir komut olarak iletildi. EEG kullanmak, insanların beynine doğrudan elektrot yerleştirme gereksinimini ortadan kaldırsa da sinyal kuvveti bu yöntemde daha zayıf oluyor.

Bu deneyle beraber ilk defa BBI kullanılarak karmaşık labirentlerde hareket edilmiş oldu. Konuyla ilgili daha önceki bir çalışmada, BBI kullanımının arama ve kurtarma operasyonları için önemli olabileceği iddia edilmişti. Uzaktan kontrol edilen farelerin, tehlikeli alanlarda daha rahat hareket edebileceği düşünülüyor.

Şimdilik, teknoloji henüz başlangıç ​​aşamasında kalmaya devam ediyor. Ancak başka bir tür üzerinde zihin kontrolünün kullanımıyla ilgili etik sorular ortaya konmaya başladı bile. Araştırma ekibi ise tüm protokollerinin üniversitedeki Etik Komitesi’nden onaylı olduğunu belirtiyor.

Araştırmacılar daha önce değişik derecelerde başarıya sahip olan beyinden beyine ara yüzler üzerinde çalıştılar. 2013’de bir BBI, insan beynini bir fareye bağladı ve insanın fare kuyruğunun hareketini etkilemesini sağlamıştı. 2016’da ise bir insan beyni bir cyborg hamamböceği ile bağlandı. Böylelikle insanın hamamböceğini sınırlı bir başarı ile S şeklindeki bir pist boyunca hareket ettirmesi sağlanmıştı.

İTÜ ARI Teknokent Firmaları Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen Teknoloji Şirketleri Listesinde

Deloitte Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri listesinde bu yıl altı İTÜ ARI Teknokent firması yerini aldı. Ülkemizde 13.yılını tamamlayan ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin yarıştığı listede İTÜ ARI Teknokent firmalarından Cardtek, Hitit Bilgisayar Hizmetleri, Inveon, Innova, Mobven, Pixery ve SMG yer aldı.
2006’dan beri Fast 50 listesine girebilme başarısı gösteren tek şirket!

Innova programda “Büyükler Ligi” olarak anılan ve 2017 mali yılı süresince gelirleri 50 milyon Euro ve üzerinde olan teknoloji şirketlerinin, son dört yıldaki büyüme hızlarına göre kendi aralarında değerlendirildiği ‘Big Stars’ kategorisinin kazananları arasında konumlandı. Innova ayrıca, programın başladığı 2006’dan bu yana Fast 50 listesine girebilme başarısı gösteren tek şirket olma özelliğini elinde bulunduruyor.


Kendine ait beş şirketi, 300’ün üzerinde çalışanı, Ar-Ge’ye verdiği değer, 300’den fazla ürün kurulumu ve otoriteler tarafından ödüllendirilen 360 derece çözümleri ile sektöründe eşsiz bir örnek oluşturan Cardtek; global iş ortakları ile birlikte Türkiye, ABD, Kanada, Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Azerbaycan’da bulunan ofisleriyle altı farklı ülkeden tüm dünyaya hizmet veriyor.

Cardtek’in amiral gemisi olan Cardtek Payment Solutions, 2001’de ödeme sistemlerinde çip teknolojilerine dayalı talebi karşılamak üzere kuruldu. Başta çip teknolojilerine acquiring, switching, issuing, kart yönetim sistemleri, sahtekarlık algılama ve önleme, sadakat uygulamaları, ulaşım gibi tüm alanlarda çözüm sunduğu gibi anında kart basım, toplu kart kişiselleştirme ve kart kernel çözümleriyle de ödeme dünyasına hizmet veriyor.


1994’de kurulan Hitit Bilgisayar Hizmetleri, sektörün hızla büyüyen oyuncularının en çetin ve karmaşık ihtiyaçlarını dahi karşılayabilecek düzeyde yeni nesil havayolu, havaalanı ve seyahat yazılım ürünleri ve servisleri sağlıyor. Müşterileriyle kurduğu yakın ilişkileriyle tanınan Hitit, ürünleri ve servisleri ile ilgili olduğu kadar, müşteri hizmetleri konusunda da mükemmel geri dönüşler alarak, bu geri dönüşleri daha da kaliteli ve başarılı hizmetlere dönüştürüyor. Rezervasyon sistemleri üzerinden geçen 55 milyondan fazla yolcu ile dünya havayolu PSS (Yolcu Servis Sistemi) endüstrisinde beşinci sırada bulunan Hitit, Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetlere uzanan müşteri portföyünü hızla çoğaltmaya ve çeşitlendirmeye devam ediyor.


Farklı teknolojilerde bilgi birikimine sahip bin 400 kişinin üzerindeki profesyonel kadrosu ile Türkiye’nin önde gelen bilişim çözümleri firması olan Innova, 1999’dan bugüne telekomünikasyon, finans, üretim, kamu ve hizmet sektörleri başta olmak üzere her sektördeki kuruluşlara platform bağımsız çözümler sunuyor. Şirket, uluslararası standartlarda ürettiği çözümleri şimdiye dek dört kıtada 37 ülkeye ihraç ediyor. 2007’den bu yana Türk Telekom iştiraki olan Innova, İstanbul ve Ankara ana ofislerinin yanı sıra, Türkiye’nin çeşitli bölgelerine yayılmış 12 ofisi üzerinden faaliyetlerine devam ediyor.


Mobil finans ve mobil ödeme alanlarında uzmanlaşan, Türkiye’nin önde gelen mobil uygulama ve fintech şirketlerinden Mobven, Avrupa’da ve Ortadoğu pazarında önemli projeler gerçekleştiriyor. Mobven tarafından Chicago’daki müşterilerine özel geliştirilen ürünler şu an AT&T ile beraber ABD’de de hızla yayılıyor.


2014’de kurulan ve ilk olarak Funimate mobil uygulaması ile dünyaya adım atan Pixery Labs, Türkiye’deki en büyük yazılım ihracatçıları arasında yer alıyor. Funimate uygulamasıyla kullanıcıların günlük hayatlarında eğlenceli filtrelerle animasyonlu videolar üretmelerini sağlayan şirket, dünyada 30 milyonu aşkın indirme sayısına ulaştı.


2009’dan bu yana Türkiye’de halka açık mekanlarda kapalı devrede yasal müzik, anons ve reklam yayınları yapan SMG, 450’ye yakın firmanın 8 bin 500’e yakın noktasında hizmet veriyor. SMG yayınları, geliştirdikleri yazılımla internet üzerinden değil, depola-çal yöntemiyle gerçekleştirip, bu şekilde yayın yapan tek şirket olarak sektörlerinde lider konumda yer alıyor.

CES 2019’da Neler Öne Çıktı?

ABD’nin Las Vegas kentinde düzenlenen dünyanın en büyük tüketici elektroniği fuarı olan CES 2019 tamamlandı. Bu yıl CES’e Türkiye’den aralarında İTÜ ARI Teknokent Innogate Hızlandırma Programı firmalarından Sixfab, İTÜ MAGNET İleri Aşama Girişimcilik Merkezi firmalarından Wewalk, İTÜ Çekirdek Erken Aşama Kuluçka Merkezi girişimcilerinden ArgeX, WatchX ve Smart Mimic’in de bulunduğu 10 teknoloji şirketi katıldı. Peki CES’te neler öne çıktı, Türk şirketlerine ilgi nasıldı? Tüm bu konuları sizler için derledik…

Dünyanın en büyük tüketici elektroniği fuarı CES (Consumer Electronics Show), 08-11 Ocak 2019 tarihleri arasında ABD’nin Las Vegas şehrinde düzenlendi. Bu yıl CES’e 155 farklı ülkeden 4 bin 500 teknoloji şirketi katıldı. Fuara katılan 10 Türk şirketi arasında yer alan Dof Robotik, Token Financial Technologies ve Ekin Teknoloji’ye CES tarafından 2019 İnovasyon Ödülü verildi. Önümüzdeki yıllarda daha çok Türk şirketinin fuarda teknolojilerini, ürünlerini tanıtmasını ve ödüllerle dönmesini bekliyoruz.

CES’te birbirinden ilginç teknolojiler ve ürünler tanıtıldı. Bu yıl CES 2019’da yapay zekalı ürünler ve otonom teknolojileri öne çıktı. İşte sizler için seçtiğimiz dikkat çeken ürünlerden bazıları;

– Dünyanın ilk katlanabilir telefonu: Royole FlexPai

– Sahibini takip eden otonom valiz: Ovis

– Yediğiniz yemeğin miktarını ve bel ölçünüzü takip eden kemer: Welt Akıllı Kemer

– Futuristik tasarıma sahip, geleceğin ulaşım araçlarından olması beklenen: Bell Nexus

– Mui’nin internete bağlı ahşap teknolojisi ile dikkat çeken akıllı ahşap ekranı

– Kızılötesi teknoloji ile çalışan kablosuz saç kurutma makinesi: Volo Go

– Wi-Fi üzerinden bağlanarak evinizin kilidi telefonunuzdan rahatlıkla kontrol etmenizi sağlayan: Altro Akıllı Kilit