Yazar -Hilal Dereli

İnternet ve Sosyal Medya Kullanımında Dünya Ortalamasının Üzerindeyiz

Dünya genelindeki trend ve alışkanlıklar üzerine araştırmalar yapan dünyaca ünlü araştırma şirketi Nielsen, Türk tüketicilerini değerlendirdiği bir dijital dönüşüm raporu hazırladı. Türk tüketicisinin dünya ortalamasının üzerinde bir online ve mobil profile sahip olduğunu gösteren rapora göre global nüfusun internet kullanım oranı yüzde 53 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 67. Aktif sosyal medya kullanımı dünya ortalamasında yüzde 42 iken, Türkiye’de ise yüzde 63 seviyelerinde.

İnternetin gücü ile beraber alışveriş kültüründe yaşanan gelişmeler dijital dönüşümün bir parçası oldu. Bu durum tüketicilerin satın alma davranışlarını da değiştirdi. Dünyaca ünlü araştırma şirketi Nielsen hızlı tüketim ürünleri, perakende ve alışverişçi trendleri başlıklarında gerçekleştirdiği araştırmaya dair bir rapor yayınladı.

Rapora göre global nüfusun internet kullanım oranı yüzde 53 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 67 seviyelerinde. Aktif sosyal medya kullanımı dünya ortalamasında yüzde 42 iken, Türkiye’de ise yüzde 63.

Raporda mobil kullanıcı sayılarına ilişkin sonuçlara da yer verildi. Mobil kullanıcısı sayısı dünya genelinde yüzde 68 iken, bu oran Türkiye’de yüzde 90 olarak ölçümlendi.

Nielsen’in raporu, yeni bir alışverişçi profiline dair ipuçları da veriyor. Dijital dönüşümün önemli ayaklarından birini oluşturan perakendede e-ticaret, gelecek vadeden başlıklardan biri. Rapora göre, toplam perakendenin yüzde 9’unu oluşturan e-ticaretin 2020’de yüzde 12’ye çıkacağı tahmin ediliyor. Türkiye perakende pazarında e-ticaretin payı global ortalamanın altında bir performans seyrediyor. Türkiye’nin online alışverişteki tercihlerinde ise ilk dört kategoriyi; bebek bakım, ev temizlik ürünleri, kişisel bakım, evcil hayvan maması oluşturuyor.,

Mars Yüzeyinde İlk Defa Büyük Bir Su Kütlesi Keşfedildi

İtalyan bilim insanları Mars’ta ilk defa buz yüzeyin altında geniş çaplı bir su birikintisi bulunduğunu duyurdu.

İtalyan araştırmacılar, Mars’ta bulunan su birikintisine ilişkin verilerini Roma’da düzenledikleri bir basın toplantısında duyurdu. Araştırma ayrıca ABD’nin Science adlı dergisinde yayımlandı. Dergide yayınlanan araştırma sonuçları, 2012 – 2015 yılları arasında yapılan radar ölçümlerine dayanıyor. Buna göre, Mars’ın Güney Kutup bölgesinde bulunan buzullara gönderilen radyo dalgalarının nasıl geri yansıdığı ölçüldü ve yansıma şeklinin sonuçlarına göre o bölgede buzulların altında yaklaşık 20 kilometreye kadar uzanan sıvı halde su bulunduğu tespit edildi. Bulunan su kütlesinin Grönland ve Antarktika’da bulunan buz tabakaları altındaki su kütleleriyle benzerlik gösterdiği de paylaşılan veriler arasında. Bu keşif, dünyadan 55 milyon km uzaktaki esrarengiz Kızıl Gezegen’de bulunan sıvı haldeki en büyük su kütlesi oldu.

Daha önce yapılan araştırmalar, gezegen yüzeyinde aralıklı su kütleleri olduğuna dair kanıtlar olduğunu gösteriyordu. Ama bu son keşif, Mars’taki su kütlesinin kalıcı olduğuna dair ilk veri oldu.

Mars’ta bulunan su kütlesi, buzun altında yaklaşık 20 kilometrelik bir alanda yer alıyor. Uzay bilimcilerin bu keşfiyle Mars’ta daha fazla su bulunabileceği ve hatta hayat olabileceği ihtimali güçlendi.

İnovasyonda Uçurum Derinleşiyor

Boston Consulting Group’un her yıl gerçekleştirdiği global inovasyon araştırmasının sonuçları ışığında hazırlanan ‘En İnovatif Şirketler 2018’ raporu açıklandı.

Yönetim danışmanlığı alanında 55 yıldır hizmet veren Boston Consulting Group’un (BCG) her yıl gerçekleştirdiği global inovasyon araştırmasının sonuçlarından yola çıkılarak hazırlanan ‘En İnovatif Şirketler 2018’ raporu açıklandı. Rapor inovasyon açısından güçlü olan şirketlerin dijital dönüşüme de olması gerektiği gibi ayak uydurarak güçlendiğini, zayıf olanlarınsa daha da güçsüzleşerek, yarışta gitgide gerilere düştüğünü gösteriyor.
50 ülkede, 90 şehirde hizmet veren BCG tarafından her yıl yayınlanan ‘En İnovatif Şirketler’ raporunda bu yıl dijitalleşme kriterine odaklanıldı. ‘The Most Innovative Companies 2018: Innovators Go All In On Digital’ başlıklı rapor oluşturulurken, firmaların dijital dönüşüm seviyesi sorgulandı ve sonuç olarak, en inovatif şirketlerin dijitalleşme yönünden de başarılı konumda oldukları gerçeği gözler önüne serildi.

En inovatif 50 şirket

BCG’nin bu yılın başlarında yayımladığı ‘En İnovatif 50 Şirket’ listesinin ilk sıralarında geçen seneye kıyasla fazla bir farklılık olmazken, dijital kökenli iki firma; Alibaba ve Uber’in ilk 10’a girdiği görülüyor. İlk 20’de Tencent’in listeye merhaba dediğini, Airbnb, SpaceX, Cisco Systems, Orange ve Marriott’un anlamlı bir yükseliş kaydettiğini görüyoruz. Kuzey Amerika 27 şirketle, listede yine en çok temsil edilen ülke oluyor. Onu 16 şirketle Avrupa takip ediyor. Seyahat ve ulaşım sektörlerinin listedeki varlığının Uber, Airbnb ve SpaceX gibi firmaların etkisiyle arttığı da gözlemleniyor.

Bill Gates’ten Yaz Tatili İçin Beş Kitap Önerisi

Havaların ısınması ve yaz mevsiminin kendini iyiden iyiye hissettirmesi ile tatil planları hızlandı. Peki tatilde hangi kitabı okuyacağız? İşte sizlere Microsoft’un iki kurucusundan biri olan Bill Gates’in beş kitap önerisi…

Dünya devi yazılım ve bilişim markası Microsoft’un iki kurucusundan biri olan Bill Gates’in nasıl bir kitap kurdu olduğunu bilmeyen yoktur. Bilmeyenler için istatistiki bilgi de verelim. Gates yılda ortalama 50 kitap okuyor. Her tatil sezonunda kitap tavsiyelerinde bulunan Gates, kişisel blogu ‘Gatesnotes.com‘da bu yaz için de beş adet kitap önerisi yayınladı.

Bill Gates blogunda son zamanlarda müthiş kitaplar okuduğunu, tavsiyelerinin çoğunda önemli sorulara cevap aradığını fark ettiğini belirtiyor. Bu sorulardan bazıları şöyle: “Bir dahiyi harekete geçiren şey nedir? Neden iyi insanların başına kötü şeyler geliyor? İnsanlık nereden geldi ve nereye gidiyor?”

Bill Gates’in önerdiği beş kitap ise şöyle:

Leonardo da Vinci – Walter Isaacson

Everything Happens for a Reason and Other Lies I’ve Loved – Kate Bowler

Lincoln in the Bardo – George Saunders

Origin Story: A Big History of Everything – David Christian

Factfulness – Hans Rosling, Ola Rosling ve Anna Rosling

Küresel Mobil Abone Sayısı 2020 Beklentisi: 5,69 Milyar

Mobil teknoloji alanındaki gelişmeler hız kesmeden devam ediyor. Bir yandan 5G alanındaki gelişmeler ve mobil operatör şirketlerinin daha iyi kapsama alanları için yürüttüğü çalışmalar sürerken, donanım alanında kamera lensleri, grafik işlemciler, yüz tanıma gibi yükselen trendler konusunda çalışmalar devam ediyor. Tüm bu gelişmelere paralel olarak dünya nüfusunun büyük bir kesiminin kullandığı mobil cihazlar, mobil şebekeler ve genel itibarıyla birbirine bağlı sayısız teknolojinin kapsamı genişliyor. Tam da bu noktada günümüzde ‘Kaç milyar mobil abone var’ sorusuna cevap ise araştırma kuruluşu Statista’nın geleceğe dair mobil abone sayısı beklentilerini açıkladığı raporuyla geldi. Rapora göre 2020 yılında mobil abone sayısı, dünya genelinde 5,69 milyara ulaşacak.

Nüfus artışı, mobil teknolojilerin her yaş grubu için benimsenme hızının gelişimi gibi etki unsurlarıyla birlikte küresel ölçekteki mobil abone sayısındaki nispeten statik büyüme devam ediyor. Bu noktadaki göstergeler ise şöyle; 2017 yılında dünya genelinde ulaşılan mobil abone sayısı 5,1 milyar seviyesindeydi, 2018 sonunda ise rakamın 5,32 milyara ulaşması bekleniyor. Dolayısıyla her yıl yaklaşık 200 milyon yeni mobil abonenin genel tabloya dahil olduğu sonucu açık ve bu yöndeki gelişimin önümüzdeki iki yıl içinde aynı seviyede devam edeceği öngörülüyor.

Gerek genç nüfus artışı, gerekse genel anlamda mobilitenin her yaş ve çeşitli kategorilerde bulduğu akıcı entegrasyon durumu ile bağlantılı olarak gelecekte kullanımın daha da artması öngörülüyor. Teknoloji birçok yönden gelişimini aralıksız sürdürürken mobiliteye her zaman için ayrı bir parantez açılması gerekliliği daha uzun yıllar devam edecek.

Dünyaca Ünlü Robot Sophia İlk Kez Türkiye’ye Geldi

Dünyanın vatandaşlık alan ilk insansı robotu Sophia, bu yıl 5’incisi düzenlenen Marketing Meetup etkinliği için İstanbul’a geldi. Etkinlikte gazetecilerle bir araya gelen Sophia, Türkçe ‘merhaba’ diyerek başladığı konuşmasının sonunda 23 NisanUlusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da kutladı.

Sophia, “Bugünkü kongrenin ana teması ‘deneyim’. ‘Deneyim’ benim için de oldukça önemli. Çünkü ben de sahip olduğum yapay zeka sayesinde ‘deneyim’ ile öğrenebiliyor, insan davranışlarını taklit edebiliyorum. Bugün burada pek çok yeni deneyim beni bekliyor. Türkiye’de benim için yeni olan bir şeyi daha deneyimleyeceğim; bir reklam filminde yer alacağım” dedi.

Kendisine yöneltilen “Para senin için ne anlama geliyor, paran olsaydı ne için harcardın” sorusuna “Para mı? Param yok ki. Param olsaydı dünya üzerindeki en şanssız olanlarla paylaşırdım. Para nedir? Bana para falan vermediler. Önemli bir şey mi kaçırıyorum? Siz biraz para verebilir misiniz bu kadar önemli bir deneyimse?” cevabını verdi.

“Tüm dünya kadınlarına büyük saygı duyuyorum”

Sophia dişi bir robot olmaktan mutlu olup olmadığı sorusunu ise şöyle cevapladı; “Aslında ben teknik olarak cinsiyetsizim. Ama bence bir dişi olarak tasarlanmış olmak çok özel. Dişi bir robot olmaktan mutluyum ve tüm dünya kadınlarına büyük saygı duyuyorum.”

2017 yılı Ekim ayında yaşlılara ve ziyaretçilere parklarda yardım etmesi için Hong Kong merkezli ‘Hanson Robotics’ tarafından tasarlanan Sophia’ya Suudi Arabistan tarafından vatandaşlık verildi. Sophia, robot turizm ve iş merkezi olarak inşa edilmesi düşünülen ‘Neom’ adlı megakente yerleştirildi. Sophia,  kendisine vatandaşlık verilmesinin ardından, “Dünyada vatandaşlık alan ilk robot olmaktan onur ve gurur duyuyorum” demişti.

Hawking’in Ardından Modern Zamanların Dâhisinin Hayatımıza Kattıkları

Zamanımızın en büyük dâhileri arasında yer alan Stephen Hawking’i kaybetmemizin ardından kısa bir süre geçti. Pek çok bilim insanının ilham kaynağı olan Hawking’in hayatımıza kattıklarını sizler için toparlamaya çalıştık. İşte Hawking’in bilim dünyasına kattıklarından öne çıkanları…

Fizik bilimi dendiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olan ve 76 yaşında aramızdan ayrılan dünyaca ünlü fizik profesörü Stephen Hawking’in hayatı çoğu insana ilham oldu. Hawking bilim toplumuna çok az insanın başarabildiği büyük bir katkı sunarak, kuantum fiziği ve uzay bilimi hakkında çığır açan birçok çalışmaya imza attı. Einstein’dan bu yana dünyaya gelen en parlak teorik fizikçi olarak kabul edilen Hawking, ortalama bir insanın çok daha rahat ulaşabileceği hale getirdi.

Yirminci yüzyılın en büyük buluşlarından biri oldu!

Evrenin temel prensipleri üzerine çalışan Hawking, Roger Penrose ile birlikte Einstein’ın uzay ve zamanı kapsayan Genel Görelilik Kuramı’nın, Big Bang’le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı’nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu ve yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucu da karadeliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve sınırı olduğuydu. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çerçevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu.

Stephen Hawking 1960’ların başında 21 yaşındayken tedavisi olmayan ‘Amyotrofik lateral skleroz (ALS)’ hastalığına yakalandıktan sonra hayatının geri kalanını tekerlekli sandalyede geçirdi. Hastalık sürecinde sesini de kaybetmesine rağmen yazıları sese dönüştürebilen özel bilgisayarı sayesinde insanlarla iletişim kurabildi.  Bedeni giderek gücünü kaybetse de Hawking’in keskin zekâsı; evrenin doğası, nasıl oluştuğu ve nasıl son bulacağıyla ilgili teoriler üretmeye devam etti. 1974’te, Hawking’in kara delikler üzerindeki araştırması, onu bilimsel dünyada bir üne kavuşturdu. Hawking, maddenin radyasyon şeklinde, çökmüş bir yıldızın çekim kuvvetinden kaçabileceğini gösterdi. Dünyanın kara delikler ve evren hakkında nasıl düşündüğünü yeniden şekillendirerek çalışmalarını geliştirmeye devam etti.

“İnsanlığın sonunu getirebilir”

Bilimsel araştırmaları 40’ın üzerinde dünya diline çevrilen Stephen Hawking yapay zekanın yarattığı fırsatların farkında olsa da tehditlerine karşı da uyarılarda bulunuyordu. Hawking 2014 yılında BBC’ye “Yapay zekanın tam olarak gelişmesi insanlığın sonunu getirebilir” demişti. Hawking’e göre bugüne kadar geliştirilen basit yapay zekalar çok kullanışlıydı. Kendisinin de insanlarla konuşmasını sağlayan bir yapay zeka uygulamasıydı. Fakat Hawking zeki robotların gelişmiş formlarının insanlardan üstün hale gelebileceğini düşünüyordu.

Hawking, insan ırkının yaşanabilir bir geleceğe sahip olması için Dünya’dan ayrılması gerektiğine inanıyordu. Kendisi, insan ırkının varlığını sürdürebilmesi için bir uzay kolonisi kurma fikrini tartışmaya açmıştı. Ünlü fizikçi, gazeteci Charlie Rose’a yaptığı açıklamada, insan ırkının uzun vadeli geleceğinin uzayda olması gerektiğine inandığını söyledi.

Stephen Hawking dünyadaki yaşama dair en büyük tehditlerden birinin iklim değişikliğinden geleceğini düşünüyordu. Hawking, bu yüzden ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesine dair endişelerini şöyle açıkladı: “Geri döndürülemez noktaya çok yakınız. ABD Başkanı Donald Trump’ın bu eylemi Dünya’nın 250 derece sıcaklıkta ve asit yağmurlarının olduğu Venüs’e benzemesine giden yolu açabilir.”

Kendi Radyasyon Teorisi’ni 32 yaşındayken ortaya atan ve prestijli Albert Einstein Ödülü dahil toplam 12 ödülü bulunan Hawking, 76 yıllık hayatına sığdırdığı eserlerle ve çığır açan araştırmalarıyla asla unutulmayacak bir bilim insanı oldu. Hawking sonsuza dek hatırlanacak.

Teknokentli #GirişimciKadınlar: Simay Danış ve Eyedius

Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra aynı alanda Marmara Üniversitesi’nde eğitim aldı. Üniversite yıllarından beri inşaat sektöründe yer alan aile şirketinde farklı pozisyonlarda çalıştı. Çocukluk yıllarından beri hep “Psikolog olacağım ve çocuklarla çalışacağım!” diye düşünürken, kendini inşaat ve teknoloji sektöründe pazarlama faaliyetlerinde buldu. Aslında istediği şeyin psikolog olmaktan öte psikoloji eğitimi almak, bunu hayatına ve işine yansıtabilmek olduğunu fark etti. Şu anda da Eyedius’ta kurucu ortak ve CMO olarak görev alıyor.

İşte Teknokentli #GirişimciKadınlar’dan sonuncusu Simay Danış ve girişimi Eyedius…

1. Girişimciliğe nasıl başladınız?

İnsan davranışının oluşumunda en önemli yere sahip olan fizyolojik ihtiyaçlarımızın arasındaki “güvenlik” ihtiyacının en az yeme-içme kadar gerekli olduğunu biliyoruz. Bu nedenle de Maslow’un İhtiyaç Hiyerarşisi’nde de yer verdiği “güvenlik” alanına yeni bir bakış açısı getirmek amacıyla yola çıktık.

Bu alanda çalışmalarımız ‘’İnsan odaklı teknolojiler’’ kapsamında inşaat sahalarında görüntü işleme teknolojileri ile iş kazalarının önüne geçebilmek amacıyla ‘’Hedef Sıfır’’ isimli Ar-Ge projemizi tamamladık. Aslında ilk günden beri hedefimiz insan sağlığını ve güvenliğini koruyabilmek ve bunu en gelişmiş teknolojiler ile hata payı en düşük şekilde yapabilmekti.

2. Eyedius nasıl doğdu?

2014 yılından beri süren yoğun Ar-Ge sürecinin ardından, 2017 yılında Eyedius güvenlik pazarında yer almaya başladı. Eyedius’u, Gökhan Tuna ve Serdar Yılmaz ile üç kurucu ortak olarak hayata geçirdik.

3. Eyedius nasıl bir soruna çözüm sunuyor?

Konut, ofis, AVM, fabrika gibi ticari ve yaşam alanlarında günümüzdeki en büyük problemin güvenlik açığı olduğunu gözlemledik. Mevcut tüm alanların sürekli kameralar aracılığı ile insanlar tarafından 7/24 izlenmesi oldukça zahmetli ve yorucu bir iş. Mayıs ayından bu yana güvenlik pazarında olan ürünümüz Eyedius, bulunduğu ortamı 7/24 kullanıcısının yerine izleyerek, insan faktörü sebepli güvenlik açıklarını ortadan kaldırıyor. İleri düzey görüntü anlamlandırma teknolojileri ve kişiselleştirilebilir uyarıları sayesinde bulunduğu bölgeyi çok daha akıllı ve güvenli hale getiriyor. Bünyesinde barındırdığı yapay zeka teknolojisi ile pek çok olası senaryoyu, içinde bulunduğu duruma göre değerlendiriyor ve hızlı karar verme yeteneği sayesinde kullanıcılarını anında uyararak yön gösteriyor. Seçilen bölgelerde, sınır duvarına tırmanan kişiden, alan girişlerinde yüz tanıma ile kimlik tespitine; insan yoğunluk analizinden, yasaklı bölgede insan kontrolüne kadar pek çok olası senaryoya göre uyarı ve raporlar sağlayabiliyor. Bu sayede kamera görüntülerini sürekli izlemek ya da kontrol etmek zorunda kalmayan kullanıcılar, yalnızca gerekli zamanlarda hem bilgisayarından hem de cep telefonundan gerçek zamanlı uyarılar alabiliyor.

4. Girişiminiz ile nasıl başarılar elde ettiniz?

2017 yılı şubat ayında StartersHub girişimci hızlandırma programına katıldık. Erken aşama yatırımı ile birlikte hızla ürünleşme sürecini tamamlayarak, mayıs ayında ürünümüzü piyasaya sunduk.

Türkiye’nin en büyük girişimcilik etkinliklerinden biri olan İTÜ Çekirdek Big Bang | Start-Up Challenge 2017’ye başvuran 11 bin kişi arasından, birinci olduk. Etkinlik ödülleri açıklanırken toplam 12 kez sahneye çağırılarak hem sayı hem de miktar olarak en çok ödül ve yatırımı almaya hak kazandık. Toplamda 2 milyon TL yatırım ve ödül kazanmamızın ardından, ilk yatırım turumuzu tamamladık.

Birçok konut-site ve farklı sektörlerdeki ticari işletmelerde ürünümüz kullanılıyor. Ayrıca geçtiğimiz aylarda Avrupa’da bir ilk olan ‘’Mobil Aplikasyona Yüz Tanıma ile Giriş’’ projesini de global bir banka ile gerçekleştiriyoruz.

 5. İş hayatında kadın olduğunuz için zorlandığınız anlar oldu mu?

Genel olarak baktığımızda özellikle teknoloji sektöründe erkek hakim bir ortam mevcut. Sektörün büyük bölümünün bu alanda kadınların başarısı ile gurur duyduğunu hissedebiliyorum, ancak hiç zorluk yaşamadım dersem de doğru olmaz. Herkesin “kadın” olduğu için yaşayabileceği zorlukları iş hayatında avantaja dönüştürmeye, yeteneklerin ve becerilerin cinsiyetsiz olduğunu göstermeye çalışıyorum.

6. Türkiye’de kadın girişimciliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Uzun yıllardır iş hayatında olan kadınlar, artık kendi işlerini kurmak istiyorlar. Pek çok sivil toplum örgütü ile devletin kadın girişimcilere yönelik verdiği destek sayesinde her geçen gün kadın girişimcilerin sayısı artıyor. Günümüzde pek çok firmaya baktığınızda arkasında kadın girişimcileri görebilirsiniz. Türkiye’nin farklı bölgelerinden ulusal ve uluslararası çapta başarılı firmalar kuran kadınları artık daha çok görebiliyoruz. Ancak tabi ki en büyük temennim kız çocuklarının eğitimde daha fazla fırsat ve olanak eşitliğine kavuşması yönünde. İşte o zaman gerçekten girişimcilik dünyasında da kadınların sesi daha gür çıkabilecek.

7. Girişimci olmak isteyen kadınlara ne önerirsiniz?

Yeni girişimcilerin fikirlerini gerçek hayata geçirirken, öncelikle geliştirme sürecinde yaşayacakları tahmin edilebilir zorlukları, geliştirilmesi gereken noktaları ve projenin piyasaya çıkacağı pazarın iyi analiz edilmesi ve incelenmesi gerekiyor. Projenin maddi yönden desteklenmesi için kadın girişimcilerin desteklendiği pek çok programı araştırıp, kendilerine en uygun olana katılabilirler. Bu sayede hem yeni bağlantılar hem de önceden sahip olduğu bağlantılar ile iş geliştirme potansiyeli artırılabilir. Bunların yanı sıra en önemli konu kendilerine güvenmeleri ve onları kolay kolay hiçbir zorluğun yıkamayacağı inancında olmaları.

Teknokentli #GirişimciKadınlar: Zehra Çataltepe ve Tazi.ai

Sürekli öğrenen, aldığı kararların nedenlerini açıklayan, insanlardan da öğrenebilen ve dünyanın bu anlamdaki ilk yapay zeka ürünlerini çıkaranTazi.ai yapay zeka şirketinin eş kurucusu; Zehra Çataltepe. İTÜ Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi’nde profesör, lisans ve  lisansüstü seviyede dersler veriyor ve tez danışmanlığı yapıyor. Doktorasını Caltech’de yapay öğrenme üzerine aldı. ABD’de çalıştığı firmaların Ar-Ge birimleri de dahil olmak üzere yaklaşık 28 yıldır AI& ML alanlarında çalışıyor. Türkiye ve ABD’deki çalışmaları sonucunda 14 patent, 100’e yakın yayın ve onlarca proje deneyimi edindi.

İşte Teknokentli #GirişimciKadınlar’dan yedincisi Zehra Çataltepe ve girşimi Tazi.ai …

1. Girişimciliğe nasıl başladınız?

Eşim Dr. Tanju Çataltepe’nin endüstrideki tecrübelerinden, verinin aslında çok çabuk eskidiğini, Big Data yaklaşımları yerine ya da yanında, akan veriden sürekli öğrenen yapay zeka ürünlerine çeşitli sektörlerin ihtiyacı  olduğunu gördük. Birçok kritik işte, yapay zeka ürününün verdiği kararların ancak insan tarafından anlaşılır ve düzeltilebilir olursa karar vermekte kullanılabileceğini göz önüne alarak, bu özellikleri barındıran ürünler üretme hedefi ile Tazi.ai’yı kurduk.

Bize ilham veren, Heraklit’ten beri bilinen “Aynı nehire ikinci defa ayak basamazsın, çünkü sen de nehir de değişirsiniz” sözü idi. Şirketin ismine Boğaz Köprüsü üzerinden ailece geçiyor iken, hem akan boğazı düşünerek, hem de insana dost ve insanın problemlerini hızlı bir şekilde çözdüğünü bildiğimiz  bir hayvan olan Tazi’den ilham alarak karar verdik.

2. Tazi.ai nasıl doğdu?

Tazi.ai’yi eşimle birlikte 2015 yılında kurduk. Amsterdam, San Fransisco ve İstanbul’da toplam 10 kişilik, konularında uzman yöneticiler ve çalışanlar ile birlikte büyüyen bir ekibimiz var.

3. Tazi.ai nasıl bir soruna çözüm sunuyor?

Tazi.ai sürekli olarak ve insandan da öğrenen, aynı zamanda da yaptıklarını insanlara da anlatabilen yapay zeka ürünleri sunuyor. Ürünleri kullanabilmek için yapay zeka bilmek gerekmiyor, sadece işi bilmek yeterli oluyor. Özellikle, iyi (az satılan ürünü satın alacak müşteri gibi) ya da kötü (gidecek müşteri, sahtekarlık gibi), beklenmedik olayları tespit ve tahmin etme üzerine çok hızlı ve doğru sonuçlar alıyoruz. Sürekli değişen ekonomi dünyasında, özellikle karlılığa önem veren ve nakit akışını etkin yönetmeye çalışan işletmelere dakik ve doğru öngörülerde bulunabiliyoruz.

4. Girişiminiz ile nasıl başarılar elde ettiniz?

Dünyada Automated Machine Learning ürünlerini piyasaya sunan ilk firmayız. Google’ın da bu anlamda çalışmaları olduğunu duyuyoruz. İlk satışımızı Hollanda’da bir şirkete ihracat olarak yaptık. Ürünlerimizde Ar-Ge’ye büyük önem verdik, temel algoritmaları kendimiz geliştirdik ve büyük bir kütüphaneye sahibiz. PoC (Proof of Concept) sonrası, sonuçları paylaştığımız her müşterimiz ile iş sözleşmesi yaptık. 2017 Aralık ayında ilk yatırımımızı aldık. En büyük ödülümüz müşterilerimizin ürünlerimiz ile verilerinden işlerine yarayacak çıkarımlar yapabilmeleri ve memnuniyetleri.

5. İş hayatında kadın olduğunuz için zorlandığınız anlar oldu mu?

Girişimimizde kadın olduğum için zorlanmadım. Çocukluğumdan beri, çok şükür, etrafımda kadın olduğumdan dolayı herhangi bir şeyi yapamayacağımı söyleyen kimseler olmadığından belki, kadın olduğum için zorlanacağımı hiç düşünmedim.

Girişimci olmak bana kendim, yaşam ve başka insanlarla ilgili çok şey öğretti ve bunca şeyi öğrenmeye ve yapmaya zaman ayırmakta zorlanıyorum. Bu zorlukları, hem kurucu ortağım Tanju’nun, hem de bütün çalışanlarımızın destekleri ile aşıyorum.

6. Türkiye’de kadın girişimciliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’ deki kadın girişimci oranının, dünya ya da Amerika’dan daha az olduğunu hiç sanmıyorum. Fakat yine de çoğu girişimcinin erkek olduğunu ve daha çok kadına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Biz Tazi.ai olarak marttan itibaren çalışanlarının %30’undan fazlası kadın olan bir şirket olacağız. Stajyer alırken de her sene hem kadın, hem erkek stajyerlerimiz oldu. Genel olarak, çalışanlarımız arasında farklılıkların olmasının bize şirket olarak çok ve zengin sesli olma ve daha iyi  çözümler üretebilme yeteneği verdiğini düşünüyoruz.

7. Girişimci olmak isteyen kadınlara ne önerirsiniz?

Nasıl ki bir çocuğu büyütmek için sadece anne-baba değil, bir ekosistem gerekir, bir girişim için de aynı şey geçerli. Dolayısı ile girişiminizi başlatırken hangi ekosistemde büyüyeceğini ve kimlerden ne zaman destek alacağınızı elinizden geldiğince iyi planlayın.

Girişiminizle ilgili her zaman yapmanız gereken milyonlarca iş olduğunun ve bitmeyeceğinin farkında olup, girişiminize bakarken kendinize ve ailenize bakmayı ihmal etmeyin.

İlişki ağları çok önemli. Erkekler bu konuda kadınlara göre daha iyi diye düşünüyorum. Yatırım almaktan çekinmeyin ama eğer yapabiliyorsanız, ürününüz oluşup ilk müşterilerinize gidene kadar kendi maddi ve insan kaynağı birikiminiz ile ilerleyin. Hiçbir zaman girişiminizi müşterilerinizden ayrı olarak düşünmeyin. Hep müşteri odaklı olun. Ürününüze para verecek kadar inanan insanlar varsa, başarılı olmaya devam edeceksiniz demektir.

Teknokentli #GirişimciKadınlar: Vahide Barın ve Rasyonet

Vahide Barın, 1991 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünü tamamdı, sonrasında ise aynı bölümde yüksek lisans yaptı. Ülkemizde yazılım sektörünün yeni yeni gelişmeye başladığı bir dönemde mesleğe atılan Barın, çalışma hayatı boyunca finans sektörüne yönelik yazılım projelerinin değişik kademelerinde yer aldı. 2007 yılından bu yana Rasyonet bünyesinde aynı şevkle çözümler üretmeye devam ediyor.

İşte Teknokentli #GirişimciKadınlar’dan altıncısı Vahide Barın ve Rasyonet…

1. Girişimciliğe nasıl başladınız?

“Çözüm” ve “üretmek” kavramlarının benim için anlamı büyük. Girişimcilikte bunlar çok güzel bir şekilde birleşiyor.

2. Rasyonet nasıl doğdu?

Rasyonet, 2000 yılında iki genç mühendis Orkun Barın ve Erdinç Özel tarafından kuruldu. 2005 yılında İTÜ ARI Teknokent’e kabul edildi. Bugün 41 kişilik genç ve dinamik bir ekiple çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

3. Rasyonet nasıl bir soruna çözüm sunuyor?

Rasyonet, sermaye piyasalarında faaliyet gösteren aracı kurumlar, bankalar, portföy yönetim şirketleri ve reel sektör şirketlerindeki profesyonellere yönelik katma değerli analiz platformları geliştiriyor. Hisse senetleri, yatırım ve emeklilik fonları, bono ve tahvil piyasaları ile ilgili kapsamlı veri ve analizlerin yerel ve uluslararası piyasalarda yapılabilmesine olanak sağlıyoruz.

4. Girişiminiz ile nasıl başarılar elde ettiniz?

Çözümlerimiz ile yurt içinde ve dışında 100’den fazla kurumda 1.500 kullanıcıya yardımcı oluyoruz. Müşteri devamlılığımız %97 gibi oldukça yüksek bir oranda. Bu başarıyı yıllardır sürdürdüğümüz için de ayrıca gururluyuz.

2010 yılından bu yana yazılım ihracatı yapıyoruz. İngiltere, İsviçre, Almanya, Polonya ve Romanya’da pek çok kullanıcımız var.

2017 Haziran’da tamamladığımız son projemiz, Eureka tarafından desteklendi. Sonrasında başlattığımız ve halen devam etmekte olan projemiz için de geçen hafta Eureka onayı geldi. Bu projelerin çıktıları olan yeni uygulamalarımızla ihracat rakamlarımızı çok daha hızlı bir şekilde yükseltmeyi amaçlıyoruz.

5. İş hayatında kadın olduğunuz için zorlandığınız anlar oldu mu?

İş hayatında kadın olduğunuz için aileniz ve kariyerinizi bir arada mutlu ve başarılı bir şekilde yürütmekle ilgili kaygılarınız her zaman oluyor. Bunun dışında yaşadığım bir zorluk olmadı.

6. Türkiye’de kadın girişimciliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kadın girişimcilerimizin sayısının hızla artmakta olduğunu görüyorum. Bu çok mutluluk verici.

7. Girişimci olmak isteyen kadınlara ne önerirsiniz?

Başarılı olmak için uzun saatler çalışmaktan ziyade orijinal fikirler, odaklanma ve azim gerekli diye düşünüyorum. Türk kadını girişimcilikte de fark yaratacak, bundan eminim.